Kamu işletmelerinin iktisadi hayattaki rolünün sorgulandığı son yirmi yılda, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hemen her hükümet programında özelleştirmelere önemli bir yer ayrıldığı görülmektedir. Özelleştirme en genel anlamda devletin doğrudan ve dolaylı olarak kontrol etmekte olduğu teşebbüslerin özel sektöre devredilmesi olarak tanımlanabilir. Özelleştirmelerde asıl amaç ekonomik etkinliğin artırılmasıdır. Devletin özelleştirme işlemlerinden elde edeceği gelir, ancak ikincil bir amaç olabilir. Ekonomik etkinliği artırmanın temel yolu pazarda rekabeti tesis etmektir. Bunun için öncelikle devlet tekellerinin özel tekellere dönüşmemesini sağlamak bunun, örneğin doğal tekel nedeniyle, mümkün olmadığı hallerde özel tekeli regülasyona tabi tutmak gerekir.
Özelleştirmelerin kısa vadede istihdamı azaltıcı etkisi de yalnızca rekabetçi piyasaların oluşturulması ve uzun vadede çok sayıda şirketin pazara girmesi ile aşılabilir. Bu nedenlerle rekabet ve özelleştirme politikası birbiri ile yakından ilgilidir.
Rekabet Kanunu’nda kamu teşebbüsleri ile özel teşebbüsler arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, kamu teşebbüslerinin özel sektöre devri, diğer birleşme ve devralmalarda olduğu gibi Rekabet Kurumunca incelenmekte ve denetlenmektedir.
Ancak kamu tekellerinin bazı imtiyazlara sahip olmaları, özelleştirmeler yoluyla devirlerini özel teşebbüsler arasındaki birleşme ve devralmalardan farklı kılmaktadır. Bundan dolayı Rekabet Kurulu, özelleştirmelere yönelik denetim işlevini ayrı bir düzenleme yaparak yerine getirmektedir. 1998/4 ve 1998/5 sayılı Tebliğlerle, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ya da diğer kamu kuruluşlarınca gerçekleştirilecek devir işlemlerinin hukuki geçerlik kazanabilmeleri için Rekabet Kurumu’na yapılacak ön bildirimlerde ve izin başvurularında takip edilecek usul ve esaslar belirlenmiştir.
www.rekabet.gov.tr
|