Ekonomik hayatta teşebbüslerin temel amacı faaliyetlerinden elde edecekleri karları olabildiğince artırabilmektir. Buna karşılık, tüketicilerin beklentileri aradıkları ürünleri belli bir kalitede, kolaylıkla ve düşük bir fiyatla alabilmektir. Serbest piyasa, teşebbüslerin tüketicilerin bu beklentilerini karşılamak üzere birbirleriyle yarıştıkları bir alandır. Kısaca “rekabet” denilen bu yarışta teşebbüsler ayakta kalabilmek için tüketici beklentilerini olabildiğince karşılamak zorundadır.
Rekabet ortamı bu nedenle, teşebbüsleri düşük fiyatla kaliteli mal ve hizmet üretmeye, maliyetlerini düşürmeye ve ürün çeşitlerini artırmaya teşvik eder.
Ancak bu rekabet ortamı, karlarını artırma amacı güden teşebbüsler için oldukça zahmetli bir süreçtir. Bu nedenle teşebbüsler gizli ya da açık anlaşmalarla aralarındaki rekabetten vazgeçerek, karlarını birlikte artırma yoluna gidebilirler. Bunun en sık rastlanan örneği, teşebbüsler arasında fiyat ve miktar tespitini ve pazar paylaşımını öngören anlaşmalarla oluşturulan kartellerdir. Anlaşma sonucunda üretim miktarının kısılmasından ya da fiyatların yüksek seviyelerde belirlenmesinden tüketiciler zarar görür. Fiyatları aralarındaki anlaşmalarla garanti altına alan teşebbüsler, ayrıca ürünlerin kalitesini ve çeşidini ya da dağıtım kolaylıklarını geliştirmek için yarışmaktan vazgeçerek tüketiciye zarar verebilirler.
Fiyat anlaşmaları her zaman ilk aşamada fiyatların yüksek belirlenmesi şeklinde gözükmeyebilir. Teşebbüsler aralarındaki gizli anlaşmalara uymayan rakiplerini cezalandırmak ya da piyasaya yeni bir girişi engellemek amacıyla kısa vadede fiyatları anlaşarak düşürebilirler.
Ancak anlaşma dışında kalan rakipler düşük fiyatlara dayanamayıp piyasa dışına itildiklerinde orta ve uzun vadede hem çok daha yüksek fiyatlar belirlemek için uygun ortam sağlanmış olur, hem de piyasadan bir şirketin eksilmesinin neden olacağı diğer bir dizi olumsuzluk ortaya çıkabilir. Teşebbüslerin bölgeleri ya da müşteri gruplarını paylaşmaları da rekabet ortamını bozarak tüketici tercihlerinde daralmaya yol açar.
Bazı hallerde, pazarın farklı seviyelerinde faaliyet gösteren üreticiler (ya da sağlayıcılar) ile dağıtıcı olarak çalışan bayiler ya da distribütörler arasındaki anlaşmalar ve uygulamalar sebebiyle de rekabet sınırlandırılabilir. Genellikle dağıtıcının satış fiyatının üreticiler ya da sağlayıcılar tarafından belirlendiği, dağıtıcıların bölgesi dışından gelen talepleri karşılamasının engellendiği ya da rakip mallara getirilen satış yasağı gibi haller rekabetin dikey olarak sınırlanması olarak kabul edilir. Başta dağıtım sözleşmeleri olmak üzere dikey anlaşmalardaki hangi tür hükümlerin rekabeti ciddi şekilde sınırladığı Rekabet Kurulu’nun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği’nde açıklanmıştır.
4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesine göre: “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.”
Rekabet Kurulu, Kanun uyarınca bu türde anlaşma, karar ve eylemleri araştırmak, soruşturmak ve bu anlaşmalarla ilgili yaptırımları içeren kararlar vermek yetkisine sahiptir. Kurul, ilgili teşebbüslerin başvurusu üzerine bir anlaşmanın, kararın ya da eylemin Kanun’un 4. maddesine aykırı olmadığını tespit ederse Kanun’un 8. maddesine dayanarak bir menfi tespit belgesi verebilir. Diğer yandan, rekabeti sınırlayan ve bundan dolayı 4. madde kapsamına giren kimi anlaşma ve kararlar, aynı zamanda malların üretimi veya dağıtımında iyileşme sağlanmasına veya teknik ya da ekonomik gelişmeye katkıda bulunmaya yönelik yararlı etkiler taşıyabilmektedir. Bu nitelikteki anlaşmalar, Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde 4. maddenin yasaklayıcı hükümlerinden bireysel olarak muaf tutulabilir.
4054 sayılı Kanun’un 5. Maddesine göre: “Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde ilgililerin talebi üzerine, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir:
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b.Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması.”
Rekabet Kurulu, anlaşmalara tanıdığı bireysel muafiyet dışında, yukarıda anılan nitelikte olumlu etkiler taşıyan anlaşma türlerine yönelik grup muafiyet tebliğleri çıkarmıştır.
Kurulca verilen menfi tespit ve muafiyet kararları Kanun’un 13. maddesinde belirtilen şartlar çerçevesinde geri alınabilir.
www.rekabet.gov.tr
|