 |
|
Kefaletin Türleri Nelerdir?
|
|
1. Adi Kefalet Adi kefaletin en önemli özelliği, asıl borçlunun aczi (borcu ödeyemeyeceği) tespit edilmedikçe ya da borcu temin için alınan rehin veya ipotek paraya çevrilmedikçe kefilin takip edilememesidir.
Borçlar Kanunu sistemine göre asıl kefalet adi kefalettir. Müteselsil kefil olduğu kanun veya sözleşme ile ayrıca belirtilmediği takdirde, adi kefalet hükümleri geçerlidir.
Adi kefalette alacaklı; Asıl borçlunun iflas etmesi veya konkordato mehili alması, Borçlu aleyhine yapılan takibin semeresiz kalması Borçlu aleyhine Türkiye’de takip yapmanın imkansız olması, hallerinde doğrudan kefil aleyhine takip yapabilir. Bunun dışında, öncelikle asıl borçluyu takip etmesi ve bundan bir sonuç elde edemediği takdirde, kefil aleyhine takip yapması gerekir.
2. Müteselsil Kefalet Uygulamada en çok rastlanılan kefalet türü “Müteselsil Kefalet”tir. Müteselsil kelimesi ile anlatılmak istenen; “Alacaklının doğrudan doğruya asıl borçluya başvurmaksızın kefil aleyhine takibe geçebilmesi” dir. Adi kefalette kefil önce asıl alacaklıya müracaat edilmesi veya rehnin paraya çevrilmesi def’ilerini ileri sürebilecekken, müteselsil kefalette bu haktan feragat etmiştir.
Ticaret Kanunu uyarınca, ticari borçlara kefalet, aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil kefalettir. Bunun dışında, adi kefalet normal kefalet türü olarak kabul edildiğinden, müteselsil kefaletin kefalet sözleşmesinden açıkça anlaşılması gerekir.
Müteselsil kefaletin alacaklıya sagladığı en büyük fayda, borç muacceliyet (takip edilebilirlik) kazandığı an kefile basvurarak alacağını talep edebilmesidir.
3. Birlikte Kefalet Birden fazla kişinin birbirlerine güvenerek, birlikte kefalet vermeleridir. Kefiller, ödeme gücüne sahip diğerlerini görerek, hiç olmazsa borcun bir kısmının diğerleri tarafından karşılanacağını hesaplayarak kefil olmaktadırlar. Temkinli, basiretli ve varlıklı bir kefilin bulunması diğer kefilleri rahatlatacak, güven telkin edecektir.
Bütün yükümlülüklerde olduğu gibi, kefalet akdinin imzalanmasında da çeşitli düşünceler rol oynar. Örneğin kefil asıl borçlunun ödeme gücüne güvenebilir; verilen rehinlerin değerine güvenebilir; diğer kefillerin bulunmasını yeterli görebilir vs. bu gibi sebeplerle kendisine müracaat edilmeyeceğini düsünebilir. Tarafların sözleşe kurulması sırasında iradelerini beyan ederken, taşıdıkları düsünceler önem taşımaz. Ancak, bu kuralın bir istisnası birlikte kefalette söz konusudur. Borçlar Kanunu 488.maddesi, kefilin, diğer şahısların da kefil olacaklarına güvenerek kefalet vermesi halinde, bu düşünceye önem vermekte; diğerlerinin daha sonra kefalet sözleşmesini imzalamamaları halinde, buna güvenerek kefalet eden kefilin sorumlu olmayacağını öngörmektedir.
4. Kefile Kefalet ve Rücua Kefalet Kefile kefil, alacaklıya karşı kefilin taahhüdünü yerine getirmeyi taahhüt eden kimsedir. Sözleşmenin tarafları kefil ile asıl alacaklıdır. Alacaklı, teminatını güçlendirebilmek için kefilin ödeme taahhüdünün de temin edilmesini isteyebilir. Bu durumda kefile kefil devreye girmektedir ve alacaklıya, kefilin taahhüdünü yerine getireceğini beyan etmektedir. Kefile kefilin borcu, ilk kefilin taahhüdü ile sınırlıdır.
Rücua kefil ise, kefile karşı asıl borçlunun ödeme gücünü taahhüt eder. Sözleşmenin tarafları ilk kefil ile rücua kefil olandır. Rücua kefalet, genellikle ilk kefili teşvik için yapılır. Ödemede bulunan kefil, önce asıl borçluyu takip edecek; bir şey elde edemediği takdirde de rücua kefile başvurabilecektir.
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
2382 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|