1. Kefalet Sözlesmesinin Yazılı Şekilde Yapılması Kefalet akdinin yazılı şekilde yapılması kanuni geçerlilik şartıdır. Buna uyulmaması halinde kefalet hükümsüz olacaktır. Yazılı şekil zorunlu olmakla beraber, kefalet akdi hiç bir zaman (örneğin, bonodaki gibi) belli kelimeleri içermesi gereken bir metni zorunlu kılmamaktadır. Kullanılacak lisan için de bir sınırlama bulunmamaktadır. El yazısı, daktilo, bilgisayar gibi her çesit araçla yazılmış olabilir.
Kefalet için ayrı bir senet düzenlenmeyip, asıl borç senedinin imzalanması ile de yapılabilir. Kefalet sözleşmesinde en az bulunması gerekenler şunlardır; asıl borcun türü, yükümlülüğün sebebi, kapsamı, asıl borçlunun ve alacaklının isimleri olmalıdır.
Kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olacağı belli miktarın gösterilmesi de zorunlu değildir. Kefilin sorumluluğunu belirleyecek durumda olması yeterli görülmektedir. Örneğin asıl borç sözleşmesinden, alacak miktarı anlaşılabiliyorsa bu yeterlidir. Bunun dışında kefil, daha az bir miktara kefil olmak istiyorsa bunu belirtmelidir.
Asıl borç para borcundan baska bir yükümlülük dahi olsa kefilin yükümlülüğünün para ile belirlenmesi gereklidir. Kefilin yükümlülüğünün Türk Parası ile gösterilmesi zorunlu değildir.
2. Para ile Belirlenebilir Bir Borcun Bulunması Kefil olunan borç ne tür edimi içerirse içersin, kefalet para ile tazmini kabil bulunan her türlü borç için verilebilir. Bir cari hesap sözleşmesine (örneğin; bankaların açmış oldukları kredi borcuna) kefil olunduğu takdirde, kural olarak tek bir borç değil, fakat belli sınırlar içinde çesitli zamanlarda ve değişik miktarlarda açılan krediler tek bir kefalet yükümlülüğünün kapsamına dahili olmaktadır. Bu durum bankaların kredi sözlesmelerinde kefilin “… doğmuş ve doğacak bütün borçlarını…” tekeffül etmesi seklinde düzenlenmektedir.
Bankalarla akdedilen kredi sözleşmelerine kefalet halinde de, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın gösterilmesi, kefaletin geçerlilik koşuldur. Kefalet ayrı bir sözleşme şeklinde olmayıp, kredi sözleşmesinin içinde yapılmış ve kefilin sorumlu olduğu azami miktar gösterilmemişse, asıl borç olan kredi limiti, kefilin de sorumluluğunun üst sınırım belirlemiş olur. Kredi limitinin sonradan arttırılması halinde, kefil arttırılan limitten değil kefalet yükümlülüğü altına girdiği andaki limitten sorumludur. Kefil, kredi veya kefalet sözleşmesi kurulurken, sonradan artan limitleri de kabul ettiği şeklinde sözleşmeye kayıt düşse de (sorumluğu açısından) bu kabul kaydı geçerli olmaz. Çünkü, böyle bir taahhüt soyuttur, kefilin sorumlu olduğu üst sınır belli değildir.
3. Başkasına Ait Geçerli Bir Borcun Bulunması Geçerli bir kefalet akdinin kurulabilmesi için, baskasına ait bir borcun bulunması şarttır. Asıl borcun herhangi bir şekilde hükümsüz olması halinde, (örneğin, imkansızlık, kanuna ahlaka aykırılık, irade uyuşmazlığı, ehliyetsizlik vs gibi) kefalet akdi de geçersiz olur.
4. Kefil Olma Ehliyeti Tam ehliyetli gerçek kişiler, Tüzel kişilerde (şirketlerde) ise her tüzel kişinin kefalet ehliyetinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Tazminat Yükümlülüğü Nedir?
Kefil alacaklının, asıl borcun yerine getirilmemesinden doğan müspet zararını tazmin etmeyi üstlenir.
Kefaletle temin edilen borç çok çeşitli sebeplerden (satış, kira, haksız fiil, karz akdi vs.) doğmuş olabilir. Kefaletin ise tek bir sebebi vardır; asıl borcun sebebi ne olursa olsun alacaklıyı güvence altına almaktır. Kefalet yükümlülüğünün içeriği de asıl borçtan farklı olarak daima aynıdır. Yani asıl borç ne çesit bir edimi içerirse içersin (bir seyi yapmak, belli bir parayı ödemek, temiz kullanmak vs. gibi); kefalet yükümlülüğü asıl edimin yerine getirilmemesinden doğan zararın tazmin edilmesidir.
Kefil aynen edaya zorlanamaz; alacaklının uğradığı zararı ödeme yoluyla telafi edebilir.
|