|
Geçen hafta, hem Wall Street Journal hem de Business Week tarafından ‘en çok satan’ kitaplar arasında kabul edilen, J. Gitomer'in ‘Satışın Küçük Kırmızı Kitabı (Little Red Book of Selling)’ isimli kitaptan alıntılar yapmıştım.
İşte bu kitaptan alınan, 'satış' konusundaki diğer ipuçları: İyi bir satış elemanı olmak istiyorsanız, kendinize inanın. Kişiliğinize uygun bir çevrede ve iyi iş arkadaşlarıyla çalışın. İşinizdeki yenilikleri takip edin. Gününüzü planlayın. Müşterilerinizin muhtemel sorularına önceden cevap hazırlayın. Sorumluluk alın ve uygulayın. Hata yapmaktan korkmayın. Hep başarmayı düşünün ve başarıya odaklanın. Başarısız aptallardan uzak durun ve ne pahasına olursa olsun, yanlarına yaklaşmayın. Davranışlarınız ve giyiminiz pozitif enerji yaysın.
Başarısız olursanız, bunun olağan olduğunu, kişiliğinizden kaynaklanmadığını düşünün. Yeni fırsatlar yaratın. Yeni bilgiler edinin. Eksiklerinizi tamamlayıp tekrar deneyin. Ama, mutlaka başarılı kişilerle arkadaşlık edin.
Bana eğitim olanağı sağlamadılar demeyin, kendi kendinizi eğitin. Bana bilgisayar vermediler demeyin, gerekirse kendiniz alın. Patronum beni motive etmedi demeyin, kendi kendinizi heyecanlandırın.
Olumsuz kişilerle, olumsuz konularda konuşmayın. Mümkünse, patronunuzla gürültüden uzak bir hafta sonu geçirin. Ofisinizi yeniden düzenleyin. Hazırladığınız sunumu sık sık gözden geçirin ve eleştirilere açık olun. Müşterilerinizden arkadaş edinin.
Başarılı bir iş günü, önceki geceden başlar. Zamanında uyuyun. Sadece, hafta sonları içki alın.
Başkasının işyerinde çalışsanız bile, kendi markanızı oluşturun. O zaman, müşterileriniz sizi arayacak ve size bağlanacaklardır. Gerçek yatırım, müşteriye yapılan yatırımdır. Kendi markanızı oluşturmak demek, güven sağlamak, konunuzda uzman olduğunuzu kanıtlamak, kendi konunuzda yenilikler yapabilmek, kimseyle rekabet etmemek, profesyonel bir imaj yaratmak demektir. Satış işinde, sizin kaç kişiyi tanıdığınız değil, kimlerin sizi hatırlayıp aradığı önemlidir. Profesyonel davranıp dostça konuşun. Müşteri, sizin ona ne sunduğunuzla değil, sunulan şeyin onun işine ne kadar yaradığıyla ilgilidir.
Patronlar ve karar vericiler, bütçeyi istedikleri gibi değiştirirler. Her konuda karar almak, için başkalarına danışma ihtiyacı duymazlar. Akıllı sorulmuş sorulara, akıllı cevaplar verirler. Bu nedenle, her fırsatta patronla veya "karar verici" ile ilişki kurun.
Müşterilerinize soğuk şakalar yapmayın ama zararsız, komik hikâyeler anlatın. Hikâyelerinizi ve iyi fıkralarınızı önceden hazırlayın.
Yaratıcı olamadığınızdan yakınmayın. Yaratıcılık öğrenilebilir. Yaratıcılık, sanatın kendisidir. Çoğu öğrenilir. Bir bölümü kabiliyettir. Bir bölümü de rastlantı.
Kimse risk almayı istemez ama herkes riskin getireceği başarı peşindedir. Bu nedenle, kurumlarda riskli kararlar kurullara, komitelere aldırılır. Başarıyı ise kişiler üstlenir.
İnsanlar satın almaya bayılırlar. Ne olursa olsun!
Kaynak: Milliyet Gazetesi
|