Suriye ve Libya'dan sonra Rusya'yla da vizesiz günlerin eşiğindeyiz.
Yakın günlerde, en azından ticaret ve turizm de “vize muafiyeti” uygulamasının başlatılabileceğini öğrendik.
Dünyadaki ekonomik gelişmeler ışığında Rusya ve Türkiye ilişkilerine yüzeysel olarak bakarsak:
Krizle birlikte taşların yerinden oynadığı ve değişim sürecinin başladığı dünyada, Avrupa'nın içinde bulunduğu derin sıkıntı Çin, Hindistan ve Rusya'nın içinde bulunduğu bir yapının yeni kutbu oluşturacağı yorumlarını artırdı.
Aslında bu yapının temelleri yaklaşık 15 yıl önce atıldı.
Rusya'nın girişimiyle 1996 yılında Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan devlet başkanları Shangay'da bir araya geldi.
Shangay beşlisi ismi, ilk toplantı Shangay'da gerçekleştirildiği için verildi.
Özbekistan'ın sonradan katılımıyla Shangay altılısı oluştu.
İran, Hindistan, Afganistan ve Pakistan'ın Özbekistan'ın sonradan katılımıyla Shangay altılısı oluştu.
Moğolistan ile Shangay yedilisi.
İran, Hindistan, Afganistan ve Pakistan'ın gözlemci sıfatıyla toplantılara katılmaya başlaması Shangay onbirlisinin zeminini hazırladı.
Şimdi Türkmenistan, Azerbaycan, Suriye ve Türkiye'nin de bu işbirliği örgütüne dâhil olacağı konuşulmaya başlandı.
Örgütün kurulmasına vesile olan Rusya'nın petrol ve doğalgazı, Kızıldeniz'e indirme konusunda yaşadığı zaman ve maliyet problemini Türkiye sayesinde çözebileceği biliniyor.
Petrol ve doğalgazın gemilerle taşınması 60-80 gün sürerken, kuzey ile güneyi birleştirecek bir boru hattıyla taşıma süresinin 20-25 güne düşürülebilecek olması, bunun da navlun maliyetlerini ortalama yarı yarıya azaltacak olması Türkiye'nin elini güçlendiriyor.
Rusya'nın ihtiyaç duyduğu tarım ve sanayi ürünlerinin Türkiye'de üretiliyor olması ve navlun avantajı ise Türkiye'nin diğer şansı.
Türkiye enerji hammaddelerinde yüzde 98 oranında dışa bağımlı. Bu bağımlılığın yüzde 65'i Rusya'ya. Enerji ihtiyacı artacak olan Türkiye nükleer konusunda da yüzünü, teknoloji transferinde sorunsuz olan Rusya'ya döndü.
Türk müteahhitler ise Rusya'da ki milyarlarca dolarlık alt ve üstyapı projeleri için dünya firmalarıyla rekabette. Bu parametreler de Rusya'nın avantajları olarak sıralanıyor.
Birbirini tamamlayan Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmi, 1996 yılında yakaladığı ivmeyle, kriz yılı 2008'e kadar yani son 12 yılda 12 kat büyüdü. Türkiye'nin rekor hızla artan gaz ithalatı, bu büyümenin katalizörü oldu.
Daha açık anlatımla, Türkiye'nin 1996 yılında dış ticaret fazlası verdiği Rusya, özellikle 2000'li yıllarda artan doğal gaz alımlarıyla en çok ithalat yaptığımız ve dış ticaret açığı verdiğimiz ülke haline geldi.
Kaynak: Dünya Gazetesi
|