KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   09 Ocak 2009, Cuma
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Pazarlama
Satış
Yönetim
Vergi ve Muhasebe
e-Ticaret
KOBİ Destekleri
Kişisel Gelişim
Dış Ticaret
Yeni Girişim
Marka
Finansman
Ofis Teknolojileri
Kalite
İnsan Kaynakları
Bayilik ve Franchising
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Risk Yönetimi
İnovasyon

En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Yunusların Stratejisi

Dudley LYNCH&Paul L. KORDİS

Başarılı Olmanın Öncelikli Şartı Başarmaya Olan İnançtır
Dr. Faruk GÜLER
Cafer Sadık Abalıoğlu Holding CEO'su
"Dünyanın en iyi yönetilen aile şirketlerinden birisi olmak" Cafer Sadık Abalıoğlu Holding'in geleceğe yönelik temel hedeflerinden birisi. Aile üyelerinin de organizasyon içinde görev aldığı sağlam bir kurumsal yapı oluşturularak, çok kapsamlı yönetim geliştirme projeleriyle kurumların nesiller boyu güçlenerek devam etmesi hedefleniyor. Cafer Sadık Abalıoğlu Holding CEO'su Faruk Güler bu ayki liderlik sayfalarının konuğu.

Faruk Bey, Cafer Sadık Abalıoğlu Holding CEO'su olarak görev yapıyorsunuz, öncelikle Holding hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Holdingimizin temeli, kurucumuz Cafer Sadık Abalıoğlu tarafından 1951 yılında çırçır işletmeciliğine başlaması ile atılmıştır. Bugün, Pamuk Sanayi A.Ş. şirketimiz yıllık 50 bin balya üretim kapasitesi, gelişmeye açık yönetim anlayışı ve 160 çalışanıyla Ege Bölgesi'nin en büyük pamuk işleyicilerinden biridir.
Grubumuz, 1972 yılında çok ortaklı bir şirket olarak kurulan Dentaş'a 1975 yılında büyük ortak olarak katılmıştır. 1977'de yatırımını tamamlayan Dentaş Oluklu Mukavva Sanayi A.Ş.; Türkiye'nin ikinci özel sektör oluklu mukavva fabrikası olarak üretime başlamıştır.

1984'te Dentaş viol tesisleri, 1991 yılında ise oluklu mukavvanın hammaddesi olan kâğıt fabrikası kurulmuştur. Şirket 1999 yılında Dentaş Ambalaj ve Kâğıt Sanayi A.Ş. ve Dentaş Kâğıt Sanayi A.Ş. olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Denizli'deki tesislerinde yıllık 40.000 ton üretim yapan Dentaş Ambalaj ve Kâğıt Sanayi A.Ş., Co-Jenerasyon ünitesi ile kendi elektriğini kendi üreten ve atık su arıtma tesisiyle de çevreye önem veren bir kuruluştur. Dentaş Ambalaj, Çorlu'da üretim kapasitesi 70.000 ton olan yatırımı 2002 yılında devreye almıştır. Çorlu yatırımı ile toplam 110 bin ton üretim kapasitesine ulaşan Dentaş Ambalaj ve Kâğıt A.Ş. sektörünün %12'lik kapasitesine sahiptir. 

Bu yıl sonunda ikinci kâğıt yatırımını tamamlayıp kâğıt üretim kapasitesini de yıllık 80.000 tona çıkaracaktır.

Türkiye'de ilk 500 büyük sanayi şirketi içinde yer alan Dentaş Ambalaj ve Kâğıt Sanayi A.Ş.'nin hisseleri 2000 yılından itibaren İMKB'de işlem görmeye başlamıştır. 

1998 yılından bugüne Toplam Kalite çalışmaları ve uygulamalarının sürdürüldüğü Dentaş Ambalaj, Denizli'de Yerel Kalite Odağı olma misyonuyla diğer kuruluşlara da rehberlik etmektedir. 

2003 yılının başında ISO 9001/2000 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 Çalışan Sağlığı İş Güvenliği Sistemi belgelerine üçlü entegre bir yönetim sistemi olarak sahip olan Dentaş Ambalaj bu konuda da sektöründe ilk, Türkiye'de ikinci kuruluş olmayı başarmıştır. 
Her yıl ülkemizde ve dünyada düzenlenen ambalaj yarışmalarında pek çok ödül alan Dentaş Ambalaj, 500 çalışanıyla Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.

1999 yılında Dentaş Kâğıt A.Ş. "Yumy" ve "Temis" markalarıyla temizlik kâğıtları sektörüne girmiştir. Uluslararası standartlarda, tamamı otomatik makinelerle el değmeden üretim yapan Dentaş Kâğıt 50'den fazla distribütörüyle Türkiye'de sektöründe güçlü bir yer edinmiştir.

1976'da ise Abalıoğlu Otomobilcilik ve Ticaret A.Ş. kurulmuş ve Mercedes-Benz Bölge Bayiliği alınmıştır. Avrupa standartlarında kurulan ve işletilen Mercedes-Benz Bayiliği 67 çalışanı ile Denizli Bölgesinin satış ve satış sonrası, servis ve yedek parça hizmetlerinde güvenilir adresi olmuştur.

1981 yılında kurulan Erbakır Elektrolitik Bakır Mamulleri A.Ş.'ye 1983 yılında ortak olunmuştur. 1985'te üretime başlayan şirket gösterdiği kararlı büyüme ve kullanılan ileri teknoloji ile anot, döküm, elektroliz, sürekli döküm ve tel çekme üniteleri ile sektöründe ülkemizin önde gelen kuruluşlarından biri olmuştur. 1999'da hizmete giren sürekli döküm ünitesi ile kapasite 42 bin tondan 100 bin tona çıkartılmıştır. 

Üretimin her aşamasında kaliteyi hedef alan Erbakır, QS 9000, ISO 9002, OHSAS 18001 sistem standartlarına sahiptir.

Erbakır, müşterilerine ve çalışanlarına olduğu kadar, gelecek kuşaklara duyduğu saygı ve sorumluluğun bir gereği olarak dünyamızın hızla bozulmakta olan ekolojik dengesini korumaya yönelik çevreci yaklaşımını ve çalışmalarını sürdürmektedir. Denizli'de ilk kez kurulan ve kurulduğu günden bu yana çalıştırdığı atık su arıtma tesisi ve ISO 14001 sistem standardı ile atık yönetimi programını uygulayarak çevreye de gereken özeni göstermektedir.

Ürün kalitesi uluslararası alanda onaylanmış durumda olan Erbakır, Türkiye'de ilk 500 büyük sanayi şirketi arasında üst sıralarda yer almakta ve 400'ün üzerinde çalışanı ile ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır.

1990 yılında Abalıoğlu Tekstil Sanayi A.Ş. kurulmuş ve aynı yılda üretime başlayan iplik fabrikasıyla pamuk üzerine elde edilmiş yılların bilgi birikimi, tecrübe, titiz çalışma ve yüksek kalite anlayışı ipliğe dönüştürülmüştür. Lider üreticilerin makineleriyle donatılmış olan fabrikada ileri teknoloji ile bükülmüş, taranmış open-end, karde ve melanj şekillerinde %100 pamuk ipliği ve çeşitli karışım iplikler üretilmektedir. Türkiye'de ilk 500 büyük sanayi şirketi arasında yer alan Abalıoğlu Tekstil Sanayi A.Ş., ISO 9000 ve OEKO-TEX STANDART 100 sertifikalarına sahiptir.

Bu gelişim süreci içerisinde tüm şirketlerimiz 1991 yılında Cafer Sadık Abalıoğlu Holding çatısı altında toplanmış ve 1996 yılında grup bünyesinde kapsamlı yeniden yapılanma çalışmaları başlatılmıştır. 1999 yılından bu yana mali işler, finansman, denetim, planlama, iş geliştirme, bilgi teknolojileri ve insan kaynakları Holding CEO'su altında profesyonel kadrolarca yürütülmeye başlanmıştır. Cafer Sadık Abalıoğlu Holding kuruluşları kendisinin koyduğu temel değerlere inançla bağlı kalarak çalışmakta, gelişmeye ve büyümeye açık bir kültürle varlıklarını devam ettirmektedir.

Holding olarak yeni girişimleriniz var mı? Hedefiniz nedir?
Geleceğe yönelik projeleri üç ana başlıkta anlatmak istiyorum.
Bunlardan birincisi "yönetim geliştirme projeleri". Biz kendimize 'dünyanın en iyi yönetilen aile şirketlerinden birisi olmak" hedefini koyduk. Bu hedefe ulaşmak için de son dört yıldır çeşitli projeleri tamamladık, pekçoğu da halen devam etmektedir. Hedefimiz aile üyelerinin de organizasyon içinde görev aldığı sağlam bir kurumsal yapı oluşturup kurumlarımızın nesiller boyu güçlenerek devam etmesi.

"Aile üyelerinin içinde olduğu kurumsal yapı" olur mu? Olursa çalışır mı? soruları ile yaklaşan birçok akademik tartışma var dünyada, ama biz en etkin çalışacak yönetim sistemini yaratarak ve uygulayıp sonuçlarını göstererek bu alanda dünyanın en başarılı gruplarından birisi olacağız. Bu çok kapsamlı bir yönetim projeleri toplamıdır ve üzerinde yoğun çalışıyoruz.

Geleceğe yönelik projelerimizde ikinci ana başlık "mevcut sektörlerimizde katma değeri yüksek yeni ürün geliştirme ve pazara yayılımın sağlanması".
Yeni ürün geliştirme konusunda tüm şirketlerimizde her an birden fazla proje üzerinde çalışıyoruz. Bu projeler arasında üniversitelerin ve TÜBİTAK'ın da içinde olduğu projeler var. Bu çalışmalar bizim için çok önemli. Bizler, "müşterilerimiz bizden gelecekte ne isteyebilirler?" düşüncesi ile bu çalışmaları yapıyor ve bu konuya büyük önem veriyoruz.

Burada özellikle altını çizmek istediğim nokta; "pazara yayılım" ile kastettiğim daha fazla bölge veya ülkede satış yapmak değil, söylemek istediğim pazarın olduğu yerde yatırım. Globalleşen ve keskinleşen rekabetin olduğu günümüzde çoğu ürünü dünyanın bir ülkesinde üretip başka ülkesine taşıyıp satmak ekonomik değil. Bizim ambalaj sektörümüz buna bir örnektir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde pazarın olduğu yerde yatırım projelerimiz var. 
Üçüncü ana başlıkta toplayabileceğimiz projeler ise sektör dışı yatırımlar. Cafer Sadık Abalıoğlu Holding, fonlarını yatırıma ayıran bir kurum ve yeni bir sektöre daha girmek için yoğun araştırma içindeyiz.

Hammaddesini sağladığınız tekstil, sizce dünyada ve Türkiye'de hangi yönde gelişiyor?
Dünyada her sektörde rekabet var ama tekstildeki rekabet daha keskin ve haksız rekabetin dünya çapındaki en yaygın örneği.

Kotaların kalkması ile kapasiteleri yüksek, üretim maliyetleri son derece düşük olan Çin ve gelişmekte olan diğer Asya ve Afrika ülkeleri kendilerine rekabette avantaj sağlayacaklar.

Öncelikle ucuz işçi çalıştırma gayreti yerine verimli işçi çalıştırma becerisine kavuşmamız, verimliliği artırarak maliyetleri düşürmemiz lazım. Kurumlar bazında verimliliği her alanda, her gün iyileştirmek zorundayız fakat markalaşmak ve aranan mal ve hizmet üretmek çok önemli. Markalaşma konusu yıllardır konuşulur. Tekstil sektöründe markalaşma ve kendi dizaynını yaratma konusunda devrim yaratan şirketler var. Önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin dünya tekstil pazarında çok ayrıcalıklı, markalaşmış, katma değeri yüksek, modayı yaratan şirketlerini göreceğiz. Bu konuda, tekstil pazarını takip eden birisi olarak ben çok ümitliyim.

Faaliyette olduğunuz alanlarda Çin ve Uzak Doğu tehlikesine karşı oluşturduğunuz bir stratejiniz var mı? Ya da bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herkesin yaptığı ürünü herkesten daha ucuza mal edemiyorsanız, hatta bu bile yeterli değil, diğerlerinden daha iyi hizmet sağlayamıyorsanız günümüzde kârlı satış yapmanız mümkün değil. Bu konuda biz tüm sektörlerimizde oldukça başarılıyız. Bu nedenle devamlı yatırım içindeyiz ve kapasitelerimizi çok üst düzeylerde kullanıyoruz.

Geleceğinizi hazırlamak için ise diğerlerinden farklı mal ve hizmetler üretmeniz lazım. İşte burada tüm mesai arkadaşlarımızın yaratıcı gücünü açığa çıkarmak zorundayız. Bu amaç ile uygun ortamları hazırlamak tüm yönetimimizin öncelikli görevi. 

Türkiye'de bizim gibi gelecekteki rekabete hazır olan başka şirketlerin olduğunu biliyoruz. Ama kendini geliştirememiş, Çin ve Uzak Doğu seviyesinde mal ve hizmet üretenler, maliyetlerini kontrol altına alamamış şirketlerde ciddi dökülmeler olacak. Herkesin kurtuluşu diğerlerinden farklı iş yapabilmek… O pazarlarda fiyatla rekabet ederek değil, verdiğiniz ürün ve hizmetlerde farklılık yaratarak orada olmak zorundasınız.

Biz başarımızı, mesai arkadaşlarımızın yaratıcı güçlerini kullanma oranları ile bağlantılı buluyoruz. Bunun için tüm mesai arkadaşlarımızın gelişime ve yaratıcılığa gönüllü olarak ortak olmalarını sağlıyoruz. Biz, bu gücümüzü kullanarak ürettiğimiz tüm mal ve hizmetlerde katma değeri artıran farklılaşma yolunu seçtik. 

Amerika'da ve Avrupa'da kendi pazarlama şirketlerimizi kurduk. Katma değeri yüksek ürünlerimizi direkt pazarlar ve müşterilerimize daha hızlı hizmet verir hale geldik. Yakın bir gelecekte yurtdışı üretim şirketlerimizi de hayata geçirmek için yoğun çalışma içindeyiz. 

Kalite konusuna gelecek olursak... Holding olarak vizyonunuzda "Yaşam Kalitesi"ni hedeflediğinizi görüyoruz, bu hedef doğrultusunda neler yapıyorsunuz?
Toplam Kalite kavramını bir yaşam biçimi olarak alır ve uygularsanız yaşam kalitenizi de yükseltirsiniz ama kaliteyi bir araç değil "amaç" olarak kullanıyorsanız yalnızca işinizi "yönetmek" kolaylaşır çünkü kalite sistemleri size neyi nasıl yönetmeniz gerektiğini söyler… Oysa yönetim süreçleri de sadece birer araçtır, amaç değil ve diğer yönetim araçları gibi farklılığı yaratacak şekilde şartlar karşısında değişime ve gelişime açık olmak zorundadırlar. Çoğu kişi hâlâ Toplam Kalite denildiğinde mal ve hizmet kalitesi olarak algılıyor ve bu çok kısıtlı kapsam içinde bakınca Toplam Kalite felsefesinden ve yaşam kalitesinden uzaklaşıyor. Yaratıcılığı ve kaliteyi mesai saatleri ve işyeri koşulları ile sınırlandırdığınızda, sadece işyerine özgü bir amaç haline getirdiğinizde kaçınılmaz şekilde bir kısır döngü içerisinde kısılır kalırsınız. 

Yaşam kalitesinin öncelikle düşünce yapısının değişmesi ile başladığına inanıyorum. Birey olarak yaşamınızda kaliteyi ön plana çıkartırsanız, bunu bir yaşam felsefesi olarak benimseyebilirseniz, bu iş yaşamınıza da yansıyacaktır. Sonuçta, yaratmak istediğimiz çalışanlarımızın yaşamlarındaki yaratıcılık ve kalite unsurunu şirketlerimize taşıyarak, yaşamın her alanında "neyi, nasıl daha iyi yaparım"ı sorgulatarak, toplam kalite felsefesine ulaşabilmek, kaliteyi bir amaç olmaktan çıkartıp, sürekli gelişen sistemleri üretebilecek bir araç haline getirmek… 

Kendisini iyi hissetmeyen insanlar iyi şeyler üretemezler. İyi hissetmek ise; temel ihtiyaçlardan olan ekonomik güvenin sağlanması ve değer verilmesi ile başlar. İnsanlar kendilerini değerli hissetmelidirler. Bu değere sahip olan insanlar yaşam kalitesini yükseltmek için temel değere sahip olmuşlardır. Bunu sağlamak sanıldığı kadar zor değil, kendi değerinin farkında olan kişi kendini iyi hisseder; çalışanlarımıza verdiğimiz değeri hissettirebildiğimiz ölçüde kendilerini iyi hissedecek ve yaşadıkları değer duygusunu da çalıştıkları iş ortamına aktarabileceklerdir… 

Bizim mesai arkadaşlarımızın her biri, bizler için çok değerlidir. Bizler kendimizi şirketlerimiz, arkadaşlarımız, ailemiz, toplumumuz ve insanlık için değerli görürüz çünkü biz insanlık için katma değer yaratırız. Bu duygularla biz, yaratıcı gücümüzü ve enerjimizi toplum için kullanırız. Bu bizi gerçek anlamda mutlu eder. Bizler devamlı öğreniriz, öğrenmemizi yalnızca iş becerilerimizi artırmak için değil hayat görüşümüzü artırmak için de yaparız. Öğrendiklerimizi yalnızca kendimize saklamaz toplumun diğer kesimleri ile de paylaşırız. Diplomalarımızın eskidiğine inanır yenilemek için eksiklerimizi gideririz. Bunlar bizi mutlu eder, mutlu oldukça daha çok yaratıcı gücümüzü kullanır, daha çok yaşam kalitemizi yükseltiriz.

Hepimiz çevreciyizdir. Çevreye olan saygımız ve yaptıklarımız bizi mutlu eder.
Etik değerlerimiz bizler için çok önemlidir ve saygın yaşam felsefemiz bizim yaşam kalitemizi yükseltir. Şirketlerimize ve toplumumuza karşı üstün sorumluluk hissi ile çalışırız. Bu bizim yaşam kalitemizi etkiler. Yaşam kalitesi düzeyi hayata bakış düzeyidir ve çok yönlüdür. 
İş'te biz bu ortamı hazırlamaya çalışıyoruz.

Bildiğimiz kadarıyla Abalıoğlu bir aile şirketi, aile şirketi olmanın kurumsallaşma sırasında beraberinde getirdiği sorunlar oluyor mu?
Cafer Sadık Abalıoğlu Holding bir aile şirketler topluluğu fakat bizim iddiamız dünyada örnek gösterilecek kurumsal yönetim yapısına sahip bir aile şirketler topluluğu olmak… Tanımı "aile şirketi" olarak koyduğunuzda beraberinde "kurumsallaşma" adına birtakım sorunları da yaşadığınız düşünülüyor. Oysa belirleyici olan faktör grup şirketlerinin nasıl yönetildiği olmalı; yani yönetim süreçlerinin kurumsallaşması ve aile faktörünün profesyonelleşmesi… Bugün dünyada ve Türkiye'de pek çok başarılı "aile şirketi" var ve baktığınızda rekabet avantajı sağlayacak yönetim tarzlarını benimsemiş ve uygulamaktalar. Aslında yönetim süreçlerini tasarlarken "aile faktörünü" hızlı karar alma ve uygulama adına doğru konumlandırabilirseniz en büyük avantajı yakalamış olursunuz. Bizim ulaşmak istediğimiz nokta ise bunun çok daha ötesinde; bu rekabet avantajının yakalanmasının ötesinde ailenin yılların birikimi olan ticari itibarı, etik değerleri ile görünen ve görünmeyen birikimlerini profesyonel bir vizyon içerisinde bütünleştirerek uluslararası ortama taşınması…

Biz bu felsefe doğrultusunda kurumsallaşmayı üç alanda tamamlamak üzere yola çıktık. Bunlar, şirketlerin kurumsal yapıya sahip olması, yönetim kurullarının kurumsallaşması ve ailenin kurumsallaşması. Her üç konuda da önemli mesafeler aldık ve bir değişim içindeyiz. Bu alanda da değişimi iyi yönettiğimiz kanaatindeyim. Bu konularda değişimin hızı çok önemli. Yavaş olmanın sakıncaları kadar aşırı hızlı olmak da zararlı olabilir. Bilinçli ve özümseyerek sürekli yol alıyoruz. Kurumsal yönetim ilkelerinin çeşitli ülke ve şirketlerdeki uygulamalarını yakından takip ediyor, kendi bünyemize uygun hale getirip uyguluyoruz ve şirketlerin sürekliliği için kurumsal yönetimin tüm ayaklarının kullanılmasının önemini biliyoruz. Hissedarlar kurumsallaşmanın kurumların nesiller boyu devam etmesi için bir şart olduğu bilincinde olduklarından, bırakınız problem yaratmayı destekçisi olduklarından ben grubun CEO'su olarak hiçbir ciddi zorluk çekmiyorum. 

Çok uzun söze gerek yok; kısaca "biz tüm çalışanlarımızla birlikte bir AİLE'yiz ve en önemli hedefimiz içimizdeki bu sinerjiyi artıracak, ileriki nesillere taşıyacak yönetim süreçlerini tasarlayarak hayata geçirebilmek…

Büyük bir holdingin yöneticisi olarak karşılaştığınız zorluklar nelerdir? Yönetimde değişimi ve güç koşullarda savaşmayı nasıl tarif edersiniz?
Mücadele ne olursa olsun başarılı olmanın öncelikli şartının başarmaya olan inanç olduğuna inanıyorum. Takımın başındaki insan inanıyor ve takım arkadaşlarına da inandırıyorsa başarılı çıkılamayacak hiçbir mücadele yoktur. Ben bunu yapmaya çalışıyorum ve zorlandığımı da söyleyemem. Biz başarmaya odaklanmış, iddia sahibi, sürekli gelişmede kendimizle yarışan, şeffaf, hesap veren, sorumlu ve etik değerleri olan yetkin insanlar topluluğuyuz. Böyle bir topluluk ile biz her şeyi yaparız. İnanın böyle bir toplulukta olmak isteyen ve isteyecek çok insan var.

İş hayatınızda geriye baktığınızda kilometre taşlarım dediğiniz noktalar var mı?
Üniversitedeki öğretim üyeliğini bırakıp özel sektöre katılmam, arkadaşlarım ve hocalarım tarafından fazla cesur bir karar olarak tanımlanmıştı. İş hayatımdaki ilk kilometre taşı herhalde bu kararımdır.

İkinci kilometre taşım Uzakdoğu'ya gidip orada 10 yıl yöneticilik yapmamdır. Uzakdoğu kültüründen çok şey öğrendim.

Üçüncü kilometre taşım ise Uzakdoğu'dan dönüp İstanbul'da bir sanayi kuruluşunda genel müdürlük yaptıktan sonra Denizli'ye gidip Cafer Sadık Abalıoğlu Holding A.Ş.'de CEO görevini almamdır. Anadolu'dan dünyada örnek gösterilecek bir aile şirketler topluluğunun oluşumuna katkı sağlamak beni çok heyecanlandırıyor.

Kariyerinizdeki başarının devamı için kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz? Yeni nesil lider adaylarına önerileriniz neler?
Kariyer başarısı kendinizi sürekli geliştirmenizle doğru orantılı. Günümüzde kendinizi geliştirme olanağı sınırsız. Ben ortalama ayda bir kez ulusal veya uluslararası bir seminer, konferans veya çalışmaya katılırım. İçinde bulunduğumuz bakır, kâğıt ve pamuk sektörlerinin dünyadaki hareketleri ve bu kanalla dünya ekonomilerindeki değişikliği yakından takip ederim. Her hafta en az bir saat IT sektörünü takip için çalışma yaparım.

Lider adaylarına söyleyeceklerim çok net. Kendinizi adadığınız ve yola çıktığınız insanları inandırıp, heyecanlandırdığınız bir vizyon yaratamazsanız lider olamazsınız.
Vizyonunuzu uygulamada iddia sahibi ve tutarlı olamazsanız lider olamazsınız.
Dürüst, adil ve paylaşımcı olamazsanız lider olamazsınız. 
Bilgi, beceri ve cesaret sahibi değilseniz lider olamazsınız. 
Çalışma arkadaşlarının yaratıcılık güçlerini ortaya çıkaracak ortamı hazırlayamazsanız liderlikte kalıcı olamazsınız. 
Lider ancak takip eden gönüllüleri olduğu sürece liderdir.

İş yaşamı dışında bir gününüz nasıl geçiyor, özel ilgi alanlarınız neler?
Sabahın ilk bir saatini fiziksel aktiviteye ayırırım. Genellikle ya arkadaş grubu ile ya da eşimle bir saat yürürüm. Güne erken ve dinç başlarım. Gecenin bir saatini de bahçede çalışarak geçiririm. Zihnim tazelenmiş olarak günü tamamlarım. Günde hiç değilse bir bölüm kitap okurum. Akşamları işim gereği dışarıda değilsem 12 yaşındaki oğlum Kerem Can ve 15 yaşındaki kızım Özlem ile mutlaka sohbet edecek, paylaşacak, planlayacak, eğlenecek bir konumuz veya aktivitemiz olur. 

Eşim ve çocuklarımla beraber vakit geçirmekten çok zevk alırım. Bir de denizde yaşamak çok hoşuma gider. Yatçılıktaki kabiliyetimi her geçen gün artırıyorum. 
Son dönemlerde de kendimi kitap yazmaya hazırlıyorum.

Kaynak : www.kalder.org

 

 
 
Bu yazı 3015 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

"Kaliteyi Sisteme Bağladık"
Patronsuz Bir Kurumun Başarı Dinamikleri
Benim Hayalim Türkiye’nin Avrupa’nın Çin’i Olması
21. yy’da Kalite: Sürdürülebilir Verimlilik İçin Rekabet ve Kalite Üzerine Açılımlar
 
  Üyelik Girişi
Uzmana Danışın
Vergi Danışmanı
Füsun ERDOĞAN
Vergi, Muhasebe ve Denetim konularında sorularınızı yanıtlıyor

Röportaj
"Kaliteyi Sisteme Bağladık"
Birgül AK KARACAHİSARLI

Patronsuz Bir Kurumun Başarı Dinamikleri
Neslihan YEŞİLYURT

Konuk Yazar

Yılmaz ARGÜDEN
Kurum Kültürü


Adnan NAS
Şirketlerde Daha İyi Bir Raporlama İçin

Analiz-Araştırma
Müşteri Memnuniyeti Yükseldi
Türkiye Kalite Derneği (KalDer), Türkiye Müşter...

18/12/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2009
Content by Kolay İçerik