KobiFinans
Anasayfa
Favorilerime Ekle
KobiFinans'ı Öner
RSS
Detaylı Arama
03 Eylül 2010 Cuma
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Dış Ticaret Dünyası
Nihayet DURUKANOĞLU


Amerika’nın Keşfi, Bu Kez Güneyden Başlıyor

Amerika’nın Keşfi, Bu Kez Güneyden Başlıyor Uzun yıllar boyunca, coğrafi uzaklığı nedeni ile göz ardı edilen Güney Amerika, Avrupa’da krizin etkisiyle yaşanan daralmadan sonra, Türk şirketleri için alternatif bir pazar olarak yeniden yükselişe geçecek gibi görünüyor. Bölge özellikle son 10 yılda hızlı bir büyüme sergiledi. Dünya ithalatının yüzde 5’ini gerçekleştiren Güney Amerika ülkelerinin, Türkiye’den yaptığı ithalat oranı ise yalnızca binde 2… İhracatta yeni bir kanal yaratabilecek olan bu pazarda Türk şirketlerinin daha aktif hale gelmesi, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın (DTM) da gündem konularından biri.  Bununla birlikte, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu tarafından (DEİK)  2000’de Türk-Meksika ve 2007’de Türk-Brezilya İş Konseyleri’nin kurulmasıyla bölge hakkında çalışmalar arttı. Önümüzdeki dönemde bu gibi oluşumlara yenilerinin eklenmesi de gündemde. Öte yandan, DTM’nin Arjantin’de bulunan ticaret müşavirliğine önümüzdeki dönemde Brezilya, Meksika ve Şili’nin de eklenmesi planlanıyor. Böylece ihracatçı şirketlerin ihtiyaç duyduğu bilgi akışı daha sağlıklı bir şekilde gerçekleşecek. İhracatçılar için bir diğer cazip nokta ise 2008’i yüzde 4,5 büyüme ile kapatan Güney Amerika’nın, birçok ülkenin eksi büyüme sergilediği 2009’da ortalama yüzde 2 büyümüş olması. 

Serbest Ticaret Anlaşması Bekleniyor
Bugün Güney Amerika ülkelerinde ağırlıklı olarak Latince kökenli diller konuşuluyor. Bu nedenle bölge “Latin Amerika” olarak da biliniyor. Bölgenin kapsadığı alanı daha açık ifade etmek gerekirse, ABD’nin güneyinde kalan tüm ülkeler olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle Fransızca, İspanyolca, Portekizce ve İngilizce konuşan tüm Karayip, Orta ve Güney Amerika ülkeleri bu sınıfta değerlendiriliyor. Küçük devletler de hesaba katıldığında bölgedeki ülke sayısı 32’ye ulaşıyor. Latin Amerika ekonomisinin en büyük ve güçlü oyuncuları ise Brezilya, Arjantin, Meksika, Venezuella ve Şili… Bu 5 ülke, aldıkları her ekonomik kararla birbirlerini etkiledikleri gibi, Uruguay, Bolivya, Kolombiya ve Peru gibi, bölgenin diğer küçük ekonomilerini de doğrudan etkiliyor.  1991’de Brezilya, Arjantin, Praguay ve Uruguay’ın oluşturduğu Latin Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR), AB ve Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA)  ile birlikte dünyanın üçüncü büyük ekonomik birleşimi konumunda.  Zamanla genişleyen ve en son Venezuella’nın katılımı ile 9 ülkeye ulaşan MERCOSUR, Türk ihracatçıları için de önemli bir organizasyon… Çünkü Latin Amerika ülkelerinin büyük bir bölümünde uygulanan yüksek gümrük vergileri sorununun, MERCOSUR ile imzalanacak serbest ticaret anlaşması ile aşılabileceği öngörülüyor. 2008’de Arjantin’de düzenlenen MERCOSUR Zirvesi’nde Türkiye ile bir serbest ticaret alanı oluşturulmasını öngören bir çerçeve anlaşması imzalandı ancak çalışmalar halen devam ediyor.

Ekonomi Büyümeye Devam Ediyor
Öte yandan, zengin doğal kaynaklara sahip olan Latin Amerika, ekonomik açıdan da farklı bir dokuya sahip… Brezilya ve Meksika gibi yükselen pazarların yanı sıra, Kosta Rika ve Paraguay gibi henüz gelişmemiş ülkeler, Trinida, Tobago Neviz gibi adalardan oluşan Karayip ülkeleri ilginç bir karışım yaratıyor. Bu da pazarın en önemli özelliklerinden biri. Zira karışım, ihracat açısından da çeşitlilik yaratıyor. Bölge bu avantajlarla, son 10 yılda tarihindeki en büyük büyüme oranlarını yakalamayı başardı. Emtia fiyatlarının yükselmesi ile birlikte bölge gelirleri, dolayısıyla talep arttı. Son krizle birlikte yavaşlama yaşanmış olsa da, yine de geçmiş dönemin avantaları iyi değerlendirildi, dış rezervler arttı, borçlar azaldı, devalüasyona karşı paralarını dalgalanmaya bırakan bölge ülkeleri krizden az hasarla çıkmayı başardı. 

Doğal Kaynak Zengini
Latin Amerika birbirinden farklı ekonomik yapılara ev sahipliği yapıyor. Örneğin Brezilya verimli toprakları ve ekili arazileri sayesinde gelişmiş ve canlı bir tarım sektörüne sahip. Hatta tarım gelirleri, Gayrı Safi Milli Hasıla’nın dörtte birini geçiyor. Bu nedenle Brezilya ihracatının yarısına yakın bölümünü tarım ürünleri oluşturuyor. Dünya şeker ihtiyacının yüzde 40’ı Brezilya tarafından karşılanıyor. Ülke, portakal suyu ve kahve üretiminde ise birinciliği elinde bulunduruyor. Soya ve et üretiminde dünya ikincisi olan Brezilya, mısır ve meyve üretiminde de üçüncü sırada. Bölgede tarım, kahve üretimi ve ihracatında Kolombiya, turunç ve pamuk üretiminde Meksika ön plana çıkıyor. Arjantin ise soya fasulyesi ve türevlerinin üretiminde önemli bir yere sahip. 

İmalat sanayi açısından bölgedeki en gelişmiş tesisler Brezilya, Arjantin ve Meksika’da yer alıyor. Özellikle Brezilya’nın sanayi altyapısı, yükselen pazarlar arasında en gelişmiş ve en çok çeşitliliğe sahip olanlar arasında… Brezilya’da diğer öne çıkan sektörler arasında otomotiv, elektronik aletler, bilgisayar programcılığı ve ağır sanayi bulunuyor. Kolombiya’da ise tekstil-konfeksiyon, ayakkabı, gıda işleme, tütün ve demir-çelik sektörleri ön plana çıkıyor.   Bununla birlikte, bölgedeki birçok ülke zengin doğal kaynaklara da sahip… Bu kaynaklara arasında da petrol başı çekiyor. Birçok Latin Amerika ülkesi zengin petrol yatakları ile dikkat çekiyor. Venezüella bölgenin en zengin petrol yataklarına sahip… Onu Brezilya takip ediyor. Brezilya’nın yeni bulunan rezervler sayesinde 2010’da petrol gelirlerini daha da arttırması bekleniyor. Meksika da bölgenin petrol zengini ülkelerinden biri…

Bölgede madencilik de oldukça gelişmiş durumda. Örneğin Şili’de ihracattan elde edilen gelirlerin yüzde 40’ını maden ürünleri oluşturuyor.  Brezilya ise boksit, demir, magnezyum, krom, çinko kurşun ve nikel kaynaklarına ev sahipliği yapıyor. Kolombiya ise zengin kömür yataklarına sahip…

Dış Ticareti Hızlı Büyüyor
Bölge hızlı büyüyen dış ticareti ile de dikkat çekiyor. Latin Amerika ülkeleri 2008’de 890 milyar dolar ihracat, 892 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi. Böylece bölgenin ticaret hacmi 1,8 trilyon dolara yaklaştı. 2003’de bölgenin toplam ticaret hacminin 805 milyar dolar olduğu dikkate alındığında, son 5 yılda bölgenin ticaret hacminin yüzde 121 oranında arttığı görülüyor. 2008’de Latin Amerika’nın ihracatının yüzde 19,8’inin, ithalatının ise yüzde 21,2’sinin bölge içinde gerçekleştirildiği dikkat çekiyor. Bölgenin ihracatında yüzde 43,7 payla Kuzey Amerika, yüzde 20,7 payla Avrupa ve yüzde 12,4 payla Asya-Pasifik ülkeleri ön plana çıkıyor. Latin Amerika ülkelerinin ithalat dağılımına bakıldığında ise Kuzey Amerika’nın yüzde 35,9, Asya-Pasifik’in yüzde 21,1 ve Avrupa’nın yüzde 18,4 paya sahip olduğu görülüyor. Çin, Rusya ve İran’ın bölge ticaretindeki etkinliği son dönemde artış gösterse de, ABD halen ağırlığını korumaya devam ediyor. ABD’nin Latin Amerika ile olan ticareti Çin’in 5 katı büyüklüğünde ve bu açığın kapanması da pek kolay görünmüyor.

Ticaretimiz Artıyor
Aslında Latin Amerika ile Türkiye’nin dış ticaret ilişkisi oldukça eskiye dayanıyor. Ancak çok küçük hacimlerle gerçekleşen ticaret, son yıllarda daha hızlı bir büyüme eğrisi gösteriyor. DTM verilerine göre Türkiye’nin bölgedeki ticareti Brezilya, Arjantin, Meksika ve Şili’de ağırlık kazanıyor. Tüm Latin ülkeleri arasında Türkiye için en önemli olan pazar ise Brezilya… Türkiye’nin Brezilya’ya olan ihracatı 2008 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 38 artış gösterdi. Arjantin ile olan ticaret ilişkisinde de önemli ölçüde artış gözleniyor. Arjantin, Türkiye’nin bölge ile ticaretinde 2007’de dördüncü sırada yer alırken, 2008’de ikinci sıraya yerleşti.

Bunun karşısında, Türkiye’nin genel olarak bölge ülkeleri ile ticareti incelendiğinde dengenin ithalattan yana olduğu görülüyor. Latin Amerika ülkeleri ile 2007’de gerçekleşen 4 milyar dolarlık toplam ticaretin 3,1 milyar doları ithalat olurken, ihracat hacmi 980 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ancak 2008 yılı verilerine bakıldığında tablonun Türkiye’nin lehine doğru değiştiği görülüyor. DTM’nin geçtiğimiz yıl Latin Amerika pazarına yönelik çalışmaları sonucunda ihracattaki büyüme ithalattan daha hızlı oldu. 2008’de Latin Amerika ülkelerine yapılan ithalat yüzde 22 artışla yaklaşık 3,8 milyar dolar olurken, ihracat ise yüzde 61 oranında aratarak yaklaşık 1,6 milyar dolar seviyesine ulaştı.       

Türkiye’nin Latin Amerika ülkelerine ihraç ettiği ürünler arasında ilk sırayı otomotiv ürünleri alıyor. Bunun yanında demir-çelik, gıda sanayi ürünleri ile tekstil ve tekstil elyafı da ihracatta önemli kalemlerden… Türkiye’nin bölgeden ithal ettiği ürünler arasında ise demir dışı metaller, hurda metaller, yem, yağlı tohumlar ve elektrikli cihazlar toplam ithalatın yaklaşık yarısını oluşturuyor.

Yeni Anlaşmalar Geliyor
DTM’nin Latin Amerika ülkelerini stratejik pazar olarak belirlemesiyle birlikte özellikle son dönemde önemli adımlar atıldı. İlk etapta ikili ticari ve ekonomik ilişkilere altyapı oluşturulması amacıyla işbirliği anlaşmalarının müzakerelerine başlandı. Bu kapsamda, Türkiye’nin ticari ve ekonomik anlaşmaları bulunan Arjantin, Brezilya, Küba, Meksika, Jamaika ve Şili’nin yanı sıra, 2005’de Guyana, 2006’da Kolombiya, 2007’de Guatemala, 2009’da Paraguay ve Uruguay ile “Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmaları” imzalandı. Son olarak, geçtiğimiz Haziran ayında Şili ile “Serbest Ticaret Analaşması” imzalanarak bu ülke ile olan ticarette gümrük vergileri kaldırıldı. Anlaşma ile birlikte özellikle Türk tekstil sektörü Latin Amerika’ya Şili üzerinden çıkarma yapmaya hazırlanıyor. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİP) üyesi 15 şirket temsilcisinin 2009’un Kasım ayında Şili’ye gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında da önemli işbirliği anlaşmaları gerçekleşti.

DTM, önümüzdeki dönemde Latin Amerika pazarına yönelik stratejisinde bölgeye yapılan ihracatın artırılmasını hedefliyor. Bunun yanında, bölgede ticari ilişkide bulunulan ülke sayısının da arttırılması gündemde. Bu nedenle 2010’un yoğun temaslar ve müzakerelerle geçmesi bekleniyor.   

Hangi Ülkede Ne Fırsatlar Var?
Arjantin: Latin Amerika’nın en güneydeki ülkesi Arjantin, uzun yıllar boyunca ekonomik krizlerle dalgalansa da büyümesini sürdürmeye devam ediyor. Genel olarak tarım ürünleri ihraç eden ülke, sanayi ürünlerinin büyük bir bölümünü de ithal ediyor. Türkiye’nin Arjantin ile olan ticareti son yıllarda önemli ölçüde büyüme sergiledi. 2008 yılında Türkiye’den Arjantin’e yapılan ihracat hacmi 107.000.000 dolar olurken, 2009’da krizin etkisi bir miktara gerileme yaşandı.

Bu yıl 50 milyar dolarlık ithalat yapması beklenen Arjantin, sanayi makineleri başta olmak üzere kazanlar, motorlu kara taşıtları, organik kimyasal ürünler, plastik ve mineral yağlar ithal ediyor. Arjantin’in en önemli ithalat ortakları ise Brezilya, Çin ve ABD… Arjantin Türkiye’den ise elektrikli aletler, zeytinyağı, tütün, kimyasal madde ve basit metal ithal ediyor. Önümüzdeki dönemde otomotiv yedek parça, beyaz eşya ve inşaat malzemelerinin ihracatının artması bekleniyor. Türkiye’nin Arjantin’e ihracatını gerçekleştirebileceği fırsat ürünler arasında inşaat demiri, kurutulmuş meyve, kauçuk, seramik, iplik, baharat, zeytinyağı, halı ve kilim yer alıyor.

Brezilya: Bölgenin en büyük ve ürün çeşitliliği en geniş sanayi bölgesi olan Brezilya, gelişen ekonomisi ile de dikkat çekiyor. Dünyanın en büyük tarım ülkelerinden biri olan ülke, aynı zamanda zengin doğal kaynaklara da sahip. Ülke ile ticarette ise Türkiye aleyhine bir durum söz konusu. 2008’de 318.000.000 dolarlık ihracata karşılık, 1,4 milyar dolar ithalat yaptık. 

Brezilya, Türkiye’den ağırlıklı olarak otomotiv, tarım ürünleri ve metal ithal ediyor. Önümüzdeki dönem için, ihracat fırsatı olarak gösterilen ürünler arasında ise tarım makineleri yedek parçaları, bilgisayar parçaları, kuru yemiş, tıbbı ekipmanlar telekomünikasyon ve elektrik ekipmanları yer alıyor. Nüfus olarak dünyanın beşinci büyük ülkesi olan Brezilya,  alternatif pazar arayışındaki ihracatçılar için öncelikli ülkelerden biri olarak gösteriliyor.             

Meksika: Dünyanın 15’inci büyük ekonomisi olan ülke, aynı zamanda Kuzey ve Orta Amerika’nın giriş kapısı olma özelliğinde. Ekonomisi büyük ölçüde petrol ve tarıma dayalı olan ülkenin dış ticaret hacmi 500 milyar doları aşıyor. Türkiye’nin bölgedeki üçüncü  büyük ticari ortağı olan Meksika ile dış ticaret ise 2001’den bu yana sürekli artıyor. Ancak 2005’ten beri Türkiye’nin gerçekleştirdiği ithalat, ihracatın önüne geçti. Türkiye 2008’de Meksika’ya 152 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken, ülkeden gerçekleşen ithalat ise yaklaşık 382 milyar dolar oldu.

Meksika’nın başlıca ithal ettiği ürünler arasında makineler, çelik ürünler, tarımsal makineler, elektrikli donanımlar, taşıt ve motorlu araçların parçaları, uçak ve uçak parçaları yer alıyor. Türkiye ile ticaret ilişkisine bakıldığında ise otomotiv yan parçalarının ihracatta önemli bir kalem olduğu görülüyor. Bu durum, Avrupa pazarına ihracatta sıkıntı çeken otomotiv yan sanayi için, önümüzdeki dönemde bir fırsat olarak gösteriliyor. Ayrıca neredeyse yok denecek kadar az olan makine sektörünün tüm alt grupları da hedef sektörler arasında.

Şili:  Bölgenin en batısında kalan ülke olan Şili, uyguladığı ekonomik programın başarılı sonuçları sayesinde son 15 yılda Latin Amerika’nın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Ülke ekonomisinin lokomotifini ise madencilik oluşturuyor. Çok zengin bakır yataklarına sahip olan ülkede toplam ihracatın yüzde 60’ı madencilikten sağlanıyor. Ancak son dönemde geleneksel ihraç ürünlerine balık ve balık ürünleri, meyve ve sığır eti de eklendi.

Türkiye ile Şili’nin ticari ilişkileri başlangıçtan bu yana Türkiye aleyhine seyrediyor. 2008’de ülkeden gerçekleştirilen 324 milyon dolarlık ithalata karşılık, yalnızca 150 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi. Ancak yine de ülkedeki ihracat fırsatları gelişmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıl imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile gümrük vergilerinin kaldırılması, Türk ihracatçılara büyük kolaylık sağlayacak. Önümüzdeki dönemde özellikle tekstil ve tekstil hammaddesi ihracatında sıçrama yapılması bekleniyor. 

Venezuella: Petrole bağımlı bir ekonomisi olan Venezuella, aynı zamanda dünyanın en büyük sekizinci petrol üreticisi konumunda. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ülke ekonomisini de doğrudan etkiliyor. Mineral kaynakları açısından da son derece zengin rezervlere sahip olan ülke, imalat sanayinde de tam bir KOBİ cenneti…

Türkiye’nin ülkeyle olan ticaretinde ise ithalat ağırlığı göze çarpıyor. 2008’de Türkiye’nin gerçekleştirdiği 28 milyon dolarlık ihracata karşılık, yapılan ithalat 200 milyar dolara yakın…  Petrol dışında kalan sektörlere pek önem verilmemesi nedeniyle ithalatçı bir kimliğe sahip olan ülkenin, bu yıl 60 milyar doların üzerinde ithalat gerçekleştirmesi bekleniyor. Türk ihracatçılar için önemli fırsatlar barındıran ülke, her türlü hammadde, makine ve makine parçaları, taşıt ekipmanları ve yapı malzemeleri başta olmak üzere birçok ürün grubunda ithalat gerçekleştiriyor.   

Kolombiya: 47 milyonluk nüfusu ile Latin Amerika’nın en kalabalık üçüncü ülkesi olan Kolombiya, krize rağmen büyüyen ekonomisi ile dikkat çekiyor. İşlenmiş gıda, içecek, tekstil ve kimyasal sektörlerinin ekonomisini oluşturduğu ülkenin milli geliri 180 milyar doları buluyor. Genç bir nüfusa sahip olan ülkede tüketim, gıda ve alkolsüz içecekler üzerine ağırlık kazanıyor.

Türkiye ile Kolombiya arasındaki ticaret dengesine bakıldığında ithalat ağırlıklı bir görünüm olduğu ortaya çıkıyor. 2008’de ülkeye gerçekleştirilen ihracat 74 milyon dolarken, ithalat 206 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hızla büyüyen bir ekonomi olarak Kolombiya’ya ihraç edilebilecek ürünler arasında inşaat malzemeleri, pamuk, hayvan yemi ve çeşitli makineler yer alıyor. 

Peru: Doğal kaynak zengini olan Peru aynı zamanda önemli bir tarım ülkesi… Kahve, pamuk, şeker kamışı, pirinç, buğday, patates, mısır ve koka yetiştiren ülke iç ihtiyacının yanı sıra üretiminin önemli bir bölümünü da ihraç ediyor. Ülke ithalatında ise makine, petrol, demir-çelik, çeşitli kimyasallar ve ilaç öne çıkıyor.

Peru, Türkiye’nin Latin Amerika’ya yaptığı  ihracatta en hızlı büyüme gerçekleştirdiği ülke… 2007’de ülkeye yapılan ihracat 15 milyon dolarken, 2008’de bu rakam 124 milyon dolara ulaştı. Türkiye’nin ülkeye ihracatını gerçekleştirdiği ürünler arasında zeytin, tekstil-konfeksiyon, otomotiv, makine, kimyevi maddeler, kuru meyve ve halı yer alıyor. 

Kaynak: KobiFinans Dergisi 25. Sayı

www.kobifinans.com.tr/dergi

 
 
Bu yazı 838 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Yunanistan’ın İhracat Potansiyeli Büyük
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
A.Kerim KALINAĞAÇ
Dış Ticaret Danışmanı
A.Kerim KALINAĞAÇ
İthalat, İhracat, Mevzuat ve Gümrükleme ile ilgili sorularınızı cevaplıyor
kobifinans Avrupa Tasarrufa Gitti, Türkiye İhracatı Artırdı

27 Ağustos 2010

Zambiya Türk Yatırımcıları Bekliyor

17 Temmuz 2010
 
kobifinans “Irak’ta, Çok Büyük Bir İş Potansiyeli Söz Konusu”
Lütfü KÜÇÜK

kobifinans “En Büyük Hedefimiz Yeni İhracat Pazarları Yaratmak”
Hakan BULGURLU
 
kobifinans Pazar Bulma Analizi Yapan KOBİ
Şefik ERGÖNÜL

kobifinans Yeni Pazarlar Ararken…
Şefik ERGÖNÜL
 
24 Yaşında DEİK Üyesi Oldu
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu(DEİK), Türk ...
 
Yunanistan’ın İhracat Potansiyeli Büyük
Türkiye ile Yunanistan arasındaki siyasi ...

22 Ekim 2009
 
kobifinans Yakındaki Potansiyel: İran
Kerim KALINAĞAÇ
 
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010