Türkiye ekonomisindeki toparlanma sürüyor. Mart ayında yüzde 34 artan ihracat iyimser beklentilere daha da güç kazandırdı. Reel sektör, iç piyasadaki talep düşüşünü telafi edebilmek amacıyla yeni pazar arayışlarını sürdürüyor. Bu doğrultuda, özellikle son birkaç yıldır Cumhurbaşkanlığı ve hükümet üyeleri öncülüğünde yoğunlaşan ülke ziyaretlerinin olumlu sonuçlar verdiği görülüyor. Özellikle vizelerin karşılıklı olarak kaldırıldığı ülkelere yönelik hareketlenmeler dikkat çekici düzeyde. Suriye, Irak, Libya, İran, Lübnan gibi ülkelere ihracatta önemli artışlar gözleniyor. AB pazarlarındaki toparlanmanın katkısı da elbette yadsınamaz...
Ancak Türkiye'nin birçok ihracatında miktar bazında kaydedilen artışların değerlere aynı oranda yansımadığı görülüyor. Birçok kalemde miktar bazındaki artışlar ile değer bazındaki artışlar arasında önemli marjlar oluşmuş durumda. Özellikle de otomotiv, elektrik-elektronik, yaş meyve ve sebze ihracatındaki farkların açıldığı dikkat çekiyor.
Öte yandan, ihracattaki bu olumlu gelişmelere karşılık iç pazarın ihmal edilmemesi gerektiği de vurgulanıyor. İhracattaki artışın iç talepteki daralmayı telafi edemeyeceğini düşünen sektör temsilcileri, bazı alt sektörlerde yüzde 75'leri bulan ihracat artışının sürdürülebilirliği konusunda da emin değil. Önümüzdeki aylarda ihracatta bir düzeltme olması bekleniyor.
İşte bu tablo doğrultusunda ihracatın en önemli kalemlerini oluşturan alt sektörleri mercek altına aldık...
Makine ve Aksamları Mart ayında yüzde 13'lük artışla kıpırdanan sektör ihracatının en önemli özelliği, yeni yatırımlara dair olumlu sinyaller vermesi. Çünkü makine ve aksamları, krizlerin habercisi olduğu gibi krizlerden çıkışın müjdecisi de olabiliyor. Yatırım ve üretimdeki değişimlerden doğrudan etkileniyor. Sektörün AB ağırlıklı ihracatının bazı fasıllarında yüzde 50'ye varan artışlar dikkat çekiyor. Ancak inşaat makineleri gibi kalemlerde sıkıntı sürüyor.
Makine sektöründe Türk malı imajı, özellikle Ortadoğu pazarında ciddi biçimde düzelmiş görünüyor. Makine ve Aksamları İhracatçı Birlikleri Başkanı Adnan Dalgakıran'a göre, eskiden Ortadoğu ülkelerinde Türk makineleri için fiyat kırılmaya çalışılırdı. Oysa şimdi kalite olarak Avrupalı rakipleriyle aynı ama fiyat olarak daha ucuz olduğu için tercihlerde avantajlı konumdayız. Ancak Dalgakıran da ihracatta değer olarak düşüş olduğuna dikkat çekiyor. Dalgakıran, "Kıran kırana bir rekabet var. Krizde pazar kaybetmemek için ciddi indirimler yaptık" diyor.
Kimya Mart ayında ihracatta rekor artışı, yüzde 75'le kimya sektörüne ait. 1 milyar 26 milyon dolarla toplam ihracattaki payını yüzde 10,7’ye çıkaran sektörün yükselen pazarı ise Singapur oldu. İlk çeyrekte bu ülkeye yapılan kimya ürünleri ihracatı 164 milyon doları buldu. Geçen yıl aynı dönemde Singapur'a kimya ihracatı sadece 17,8 milyon dolar olmuştu.
Kimya ihracatının arttığı diğer ülkelerse yüzde 2.000’le Mısır ve Suriye, yüzde 1.200'le Çin ve yüzde 400'le Ürdün ve Suudi Arabistan oldu. Almanya, İtalya ve Romanya gibi AB ülkelerine yönelik kimya ihracatında ise yüzde 50 civarında artışlar oldu...
İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri ihracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Murat Akyüz ise ihracat pazarlarındaki çeşitliliğe dikkat çekiyor. Akyüz, bu sektörden Uruguay ve Şili gibi Güney Amerika ülkelerine bile ihracat yapıldığını dile getiriyor.
Ancak Murat Akyüz, pek çok sektörde olduğu gibi kimyada da miktar bazındaki ihracat artışının değere aynı oranda yansımadığından şikayetçi. Kimya sektörünün toplam ihracatında yüzde 75 miktar artışı söz konusu. Krizden önce ihracatta ortalama ton fiyatı 1.000 doların üzerindeymiş. Şimdilerde ise 918 dolarlarda. Akyüz, zaten katma değeri düşük olan ihracatta yaşanan fiyat düşüşünü olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ardından da ihracat fiyatını 1.000 doların üzerinde kalıcı olarak tutmayı hedeflediklerini dile getiriyor.
Öte yandan, kimya sektörünün iç piyasa satışlarının daha karlı olduğu görülüyor. İşte bu yüzden sektör iç pazarın açılmasını merakla bekliyor. Akyüz, 2001 krizinden sonra firmaların atıl kapasiteyi ihracata yönlendirdiği tespitini yapıyor. Bu yüzden de ihracatın iç pazardaki daralmaya alternatif olamayacağını düşünüyor.
Hazır Giyim ve Konfeksiyon Bu sektörün Mart ayı ihracatı yüzde 28 artışla 1 milyar 243 milyon dolara çıktı. Toplam ihracattaki payı yüzde 13 oldu. Söz konusu ihracatın büyük kısmı krizden en fazla etkilenen AB ülkelerine yönelik. Bu ülkelere yönelik tekstil ihracatı geçen yıl miktar bazında yüzde 11, değer bazında ise yüzde 18 gerilemişti. Yani fiyatlardaki düşüş ve toplam değer kaybı daha fazla olmuştu.
Hazır giyimde 2009 sonunda başlayan siparişler giderek artıyor. Fason üreticiler adeta taleplere yetişemiyor. Kriz nedeniyle stoksuz çalışan Avrupalı perakendecilerin erken teslimat talebi, siparişleri Uzakdoğulu tedarikçilerden Türkiye'ye kaydırmış durumda. Geçen yıl en çok gerileme İspanya ve İngiltere pazarında yaşanmıştı. Bu yılın ilk 3 ayında bu ülkelere ihracat yüzde 40 artış gösterdi. Yani düşüşün en çok olduğu ülkeler çıkışa da öncülük ediyor. Buna karşılık, aylık ihracat ortalaması krizden önceki 567 milyon dolara göre 503 milyon dolara geriledi.
Uludağ Tekstil İhracatçı Birlikleri Başkanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili İbrahim Burkay'a göre, tekstil ve hazır giyimde ihracat kriz öncesi seviyeleri yakaladı. Ancak bunu tamamen AB pazarındaki canlanmaya bağlamak doğru olmaz. Suriye, Irak, Lübnan ve Libya gibi komşu ülkelerin payı da büyük artışlar gösterdi. Kriz öncesinde komşu ülkelerle yakınlaşma stratejisi meyvesini verdi.
Krizde pazarı kaptırmamak için fiyat düşürdüklerini teyit eden İbrahim Burkay; "Asıl stratejimizi, ithalatını Çin'den yapmayan pazarlar üzerine kuruyoruz" diyor. Ancak Burkay, sadece ihracata dayalı büyümeyi çok mümkün görmüyor. Bunun için de sektörde 2010 yılı için öngörülen yüzde 8 büyümenin iç satış ve ihracat arasında eşit oranda paylaşılması gerektiğini vurguluyor.
Otomotiv Krizde büyük darbe yiyen otomotiv ihracatı, mart ayında yüzde 42,5 artışla 1 milyar 793 milyon dolara ulaştı. Bunda AB ülkelerinde söz konusu sektöre verilen teşvikler etkili oldu. Kyoto Protokolü uyarınca ömrü tamamlanan çok sayıda aracın trafikten çekilmesi ve araç parklarının yenilenmesi adeta doping etkisi yaptı. Bu da Türkiye'nin ihracatını olumlu etkiledi.
Ancak sektör temsilcilerine göre, iç pazarda artış olmazsa ihracat şansı da azalır. Çünkü iç pazarda verimlilik ve kar artışı, ihracat pazarında rekabet gücü anlamına geliyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Genel Sekreteri Işık Dikmen, ihracatta miktar bazında artışa karşılık fiyat bazında düşüşlerin sürdüğünü belirtiyor. Dikmen, AB pazarında çok sayıda markanın rekabet ettiğini hatırlatarak "Pazarda yer bulma kavgası kızışıyor" diyor.
Deri Mamulleri Deri ürünleri ihracatı ilginç gelişmelere sahne oluyor. Mart ayında kaydedilen yüzde 41 artışta, komşu ülkelere yapılan ihracat belirleyici oldu. Özellikle çanta, kemer, ayakkabı, aksesuar gibi saraciye ürünlerine yönelik talep artışı dikkat çekiyor. Bu ürünlerin Suriye, Irak ve İran'a yönelik ihracatında artış var. AB ülkelerine ise önceki dönemlere göre daha az miktarda mal satılıyor. Ancak bu pazarlarda da katma değeri yüksek ve pahalı ürünlerin ağırlığının arttığı gözleniyor. Dolayısıyla miktar bazında azalışa karşılık cirolar artıyor.
İstanbul Deri Mamülleri ihracatçılar Birliği Başkanı Lemi Tolunay, Avrupa'nın büyük deri üreticilerinin bu alandan çıkmasıyla boşluğu doldurduklarını söylüyor. Tolunay'a göre, deri ihracatında miktar ve değer birebir gelişme gösteriyor. Örneğin, 2009'da kaydedilen yüzde 21,9 gerilemenin miktar yansıması eşit oranlarda oldu. Türkiye, daha kaliteli mal üretmeye yöneldi. Hatta bu durum iç pazarda Uzakdoğu menşeli ürünlerin hakim olmasına neden oldu. Keza bu kalitesiz ürünler daha ucuz.
Demir-Çelik Krizde en fazla fiyat düşüşü demir-çelik ürünlerinde görüldü. Kriz öncesinde tonu 1.500 dolarla zirve yapan inşaat demiri, krizde 400 dolarla dibe vurdu. Şu anda nisan sevkiyat fiyatları ton başına 670 dolarlarda seyrediyor.
Türkiye'nin demir-çelik ihracatında AB ülkeleri belirleyici değil. Keza son 2-3 yıldır pazar profili ciddi şekilde değişti.
Libya, Cezayir ve Mısır gibi Kuzey Afrika ülkelerinin yanı sıra Irak, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Suudi Arabistan iyi birer alıcı oldular. İstanbul Demir Çelik İhracatçılar Birliği Başkanı Serdar Koçtürk, krizde özellikle bu pazarlara kaymak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Ancak Koçtürk, AB ülkelerinin artık üçüncü ülkelerde de Türkiye'nin karşısına ciddi rakipler olarak çıktığını vurguluyor.
Demir-çelik ihracatı mart ayında yüzde 11,8 artışla 1 milyar 41 milyon dolar oldu. Koçtürk de ihracatın iç pazardaki daralmayı telafi edemeyeceğini düşünüyor. Hatta önümüzdeki aylarda ihracatta aşağı yönlü bir düzeltme bekliyor.
Yaş Meyve ve Sebze Krizde en fazla fiyat düşüşü yaş meyve sebze ihracatında kendini gösterdi. Bu da doğal olarak karlılığın dibe vurmasına neden oldu. Sektör yetkilileri, krizde miktar bazında ihracat azalması olmadığım, ancak değer bazında büyük ucuzlama yaşandığını vurguluyor. "İhracatı artırdık ama karlılık yüzde 50 azaldı" diyen Antalya Yaş Meyve ve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanı Mustafa Satıcı, fiyat düşüşünü tüketicinin alım gücünün düşmesine bağlıyor. Satıcı'ya göre, son dönemdeki aşırı yağışlar ürün bolluğuna yol açtı. Bu da fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle Rusya pazarında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirten Satıcı, bu pazarda Fas, İspanya ve Hollanda'yla rekabet ettiklerini vurguluyor.
Ağaç ve Orman Ürünleri Bu sektörün en önemli kalemi elbette mobilya ürünleri. Mobilyada son yıllardaki çift haneli büyümeler ana sektöre de nefes aldırdı. Ancak krizde AB pazarına ihracat yüzde 42 geriledi. AB pazarındaki en büyük sıkıntı kar marjlarının düşük olması. Birçok AB ülkesinde Türk malı ürünlerin ortalama yüzde 10 kar marjıyla satıldığı belirtiliyor. İtalyan menşeli mobilyalarda ise bu oran yüzde 50 civarlarında. Yani bu pazarlarda katma değeri yüksek tasarım ağırlıklı ürünlerle rekabet etmeye çalışıyoruz.
Sektör, bu sorunu , aşabilmek için son dönemde Afrika ve Ortadoğu pazarlarına yönelmiş durumda. İstanbul Ağaç ve Orman Ürünleri İhracatçı Birlikleri Başkanı Abdullah Tever, Mart ayında yüzde 37'lik ihracat artışının yanı sıra iç pazarda da hareketlenme başladığını belirtiyor. "Şu anda fabrikalar mal yetiştiremiyor" diyen Tever, mobilyada üretimin Türkiye'ye kaydığını düşünüyor.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Para Dergisi’nden derlenmiştir.
www.paradergi.com.tr
|