KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Dış Ticaret Dünyası
Nihayet DURUKANOĞLU


Sıra İhracatın Niteliğini Arttırmaya Geldi

Sıra İhracatın Niteliğini Arttırmaya Geldi Türkiye ekonomisindeki toparlanma sürüyor. Mart ayında yüzde 34 artan ihracat iyimser beklentilere daha da güç kazandırdı. Reel sektör, iç piyasadaki talep düşüşünü telafi edebilmek ama­cıyla yeni pazar arayışlarını sürdürüyor. Bu doğrultuda, özellikle son birkaç yıldır Cumhurbaşkanlığı ve hükümet üyeleri öncülüğünde yoğunlaşan ülke ziyaretle­rinin olumlu sonuçlar verdiği görülüyor. Özellikle vizelerin karşılıklı olarak kal­dırıldığı ülkelere yönelik hareketlenme­ler dikkat çekici düzeyde. Suriye, Irak, Libya, İran, Lübnan gibi ülkelere ihracat­ta önemli artışlar gözleniyor. AB pazarla­rındaki toparlanmanın katkısı da elbette yadsınamaz...

 

Ancak Türkiye'nin birçok ihracatın­da miktar bazında kaydedilen artışların değerlere aynı oranda yansımadığı görü­lüyor. Birçok kalemde miktar bazındaki artışlar ile değer bazındaki artışlar ara­sında önemli marjlar oluşmuş durumda. Özellikle de otomotiv, elektrik-elektronik, yaş meyve ve sebze ihracatındaki farkların açıldığı dikkat çekiyor.

Öte yandan, ihracattaki bu olumlu geliş­melere karşılık iç pazarın ihmal edilmemesi gerektiği de vurgulanıyor. İhracattaki artışın iç talepteki daralmayı telafi edeme­yeceğini düşünen sektör temsilcileri, bazı alt sektörlerde yüzde 75'leri bulan ihracat artışının sürdürülebilirliği konusunda da emin değil. Önümüzdeki aylarda ihracatta bir düzeltme olması bekleniyor.

İşte bu tablo doğrultusunda ihracatın en önemli kalemlerini oluşturan alt sek­törleri mercek altına aldık...

Makine ve Aksamları
Mart ayında yüzde 13'lük artışla kıpır­danan sektör ihracatının en önemli özel­liği, yeni yatırımlara dair olumlu sinyal­ler vermesi. Çünkü makine ve aksamları, krizlerin habercisi olduğu gibi krizlerden çıkışın müjdecisi de olabiliyor. Yatırım ve üretimdeki değişimlerden doğrudan etkileniyor. Sektörün AB ağırlıklı ihracatının bazı fasılla­rında yüzde 50'ye varan artışlar dikkat çekiyor. Ancak inşa­at makineleri gibi kalemlerde sıkıntı sürüyor.

Makine sektö­ründe Türk malı imajı, özellikle Ortadoğu pazarında ciddi biçimde düzelmiş görünüyor. Makine ve Aksamları İhracatçı Birlikleri Başkanı Adnan Dalgakıran'a göre, eskiden Ortadoğu ülkelerinde Türk makineleri için fiyat kırılmaya çalışılırdı. Oysa şimdi kalite olarak Avrupalı rakipleriyle aynı ama fiyat olarak daha ucuz olduğu için tercihlerde avantajlı konumdayız. Ancak Dalgakıran da ihracatta değer olarak düşüş olduğuna dikkat çekiyor. Dalgakıran, "Kıran kırana bir rekabet var. Krizde pazar kaybetme­mek için ciddi indirimler yaptık" diyor.

Kimya
Mart ayında ihracatta rekor artışı, yüzde 75'le kimya sektörüne ait. 1 milyar 26 milyon dolarla toplam ihracattaki payını yüzde 10,7’ye çıkaran sektörün yükselen pazarı ise Singapur oldu. İlk çeyrekte bu ülkeye yapılan kimya ürünleri ihracatı 164 milyon doları buldu. Geçen yıl aynı dönemde Singapur'a kimya ihracatı sadece 17,8 milyon dolar olmuştu.

Kimya ihracatının arttığı diğer ülke­lerse yüzde 2.000’le Mısır ve Suriye, yüzde 1.200'le Çin ve yüzde 400'le Ürdün ve Suudi Arabistan oldu. Almanya, İtalya ve Romanya gibi AB ülkelerine yönelik kimya ihracatında ise yüzde 50 civarında artışlar oldu...

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri ihracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Murat Akyüz ise ihracat pazar­larındaki çeşitliliğe dikkat çekiyor. Akyüz, bu sektörden Uruguay ve Şili gibi Güney Amerika ülkelerine bile ihracat yapıldığını dile getiriyor.

Ancak Murat Akyüz, pek çok sektörde olduğu gibi kimyada da miktar bazındaki ihracat artışı­nın değere aynı oranda yansımadığından şika­yetçi. Kimya sektörü­nün toplam ihracatında yüzde 75 miktar artışı söz konusu. Krizden önce ihracatta ortalama ton fiyatı 1.000 doların üzerindeymiş. Şimdilerde ise 918 dolarlar­da. Akyüz, zaten katma değeri düşük olan ihracatta yaşanan fiyat düşüşünü olum­suz bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ardından da ihracat fiyatını 1.000 doların üzerinde kalıcı olarak tutmayı hedefledik­lerini dile getiriyor.

Öte yandan, kimya sektörünün iç piyasa satışlarının daha karlı olduğu görülüyor. İşte bu yüzden sektör iç pazarın açılmasını merakla bekliyor. Akyüz, 2001 krizinden sonra firmaların atıl kapasiteyi ihracata yönlendirdiği tespitini yapıyor. Bu yüzden de ihracatın iç pazardaki daralmaya alter­natif olamayacağını düşünüyor.

Hazır Giyim ve Konfeksiyon
Bu sektörün Mart ayı ihracatı yüzde 28 artışla 1 milyar 243 milyon dolara çıktı. Toplam ihracattaki payı yüzde 13 oldu. Söz konusu ihracatın büyük kısmı krizden en fazla etkilenen AB ülkelerine yönelik. Bu ülkelere yönelik tekstil ihracatı geçen yıl miktar bazında yüzde 11, değer bazında ise yüzde 18 gerilemişti. Yani fiyatlardaki düşüş ve toplam değer kaybı daha fazla olmuştu.

Hazır giyimde 2009 sonunda başlayan siparişler giderek artıyor. Fason üreticiler adeta taleplere yetişemiyor. Kriz nede­niyle stoksuz çalışan Avrupalı peraken­decilerin erken teslimat talebi, siparişleri Uzakdoğulu tedarikçilerden Türkiye'ye kaydırmış durumda. Geçen yıl en çok gerileme İspanya ve İngiltere pazarında yaşanmıştı. Bu yılın ilk 3 ayında bu ülke­lere ihracat yüzde 40 artış gösterdi. Yani düşüşün en çok olduğu ülkeler çıkışa da öncülük ediyor. Buna karşılık, aylık ihra­cat ortalaması krizden önceki 567 milyon dolara göre 503 milyon dolara geriledi.

Uludağ Tekstil İhracatçı Birlikleri Başkanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili İbrahim Burkay'a göre, tekstil ve hazır giyimde ihracat kriz öncesi seviyeleri yakaladı. Ancak bunu tamamen AB pazarındaki canlanma­ya bağlamak doğru olmaz. Suriye, Irak, Lübnan ve Libya gibi komşu ülkelerin payı da büyük artışlar gösterdi. Kriz önce­sinde komşu ülkelerle yakınlaşma strateji­si meyvesini verdi.

Krizde pazarı kaptırmamak için fiyat düşürdüklerini teyit eden İbrahim Burkay; "Asıl stratejimizi, ithalatını Çin'den yap­mayan pazarlar üzerine kuruyoruz" diyor. Ancak Burkay, sadece ihracata dayalı büyümeyi çok mümkün görmüyor. Bunun için de sektörde 2010 yılı için öngörülen yüzde 8 büyümenin iç satış ve ihracat ara­sında eşit oranda paylaşılması gerektiğini vurguluyor.

Otomotiv
Krizde büyük darbe yiyen otomotiv ihracatı, mart ayında yüzde 42,5 artışla 1 milyar 793 milyon dolara ulaştı. Bunda AB ülkelerinde söz konusu sektöre veri­len teşvikler etkili oldu. Kyoto Protokolü uyarınca ömrü tamamlanan çok sayıda aracın trafikten çekilmesi ve araç park­larının yenilenmesi adeta doping etkisi yaptı. Bu da Türkiye'nin ihracatını olumlu etkiledi.

Ancak sektör temsilcilerine göre, iç pazarda artış olmazsa ihracat şansı da azalır. Çünkü iç pazarda verimlilik ve kar artışı, ihracat pazarında rekabet gücü anla­mına geliyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Genel Sekreteri Işık Dikmen, ihracatta miktar bazında artışa karşılık fiyat bazında düşüşlerin sürdüğü­nü belirtiyor. Dikmen, AB pazarında çok sayıda markanın rekabet ettiğini hatırlatarak "Pazarda yer bulma kavgası kızışıyor" diyor.

Deri Mamulleri
Deri ürünleri ihracatı ilginç gelişmelere sahne oluyor. Mart ayında kaydedilen yüzde 41 artışta, komşu ülkelere yapılan ihracat belirleyici oldu. Özellikle çanta, kemer, ayakkabı, aksesuar gibi saraciye ürünlerine yönelik talep artışı dikkat çekiyor. Bu ürünlerin Suriye, Irak ve İran'a yönelik ihracatında artış var. AB ülkelerine ise önceki dönemlere göre daha az miktarda mal satılıyor. Ancak bu pazarlarda da katma değeri yüksek ve pahalı ürünlerin ağırlığının arttığı gözle­niyor. Dolayısıyla miktar bazında azalışa karşılık cirolar artıyor.

İstanbul Deri Mamülleri ihracatçılar Birliği Başkanı Lemi Tolunay, Avrupa'nın büyük deri üreticilerinin bu alandan çık­masıyla boşluğu doldurduklarını söylüyor. Tolunay'a göre, deri ihracatında miktar ve değer birebir gelişme gös­teriyor. Örneğin, 2009'da kayde­dilen yüzde 21,9 gerilemenin miktar yansıması eşit oranlarda oldu. Türkiye, daha kaliteli mal üretmeye yöneldi. Hatta bu durum iç pazarda Uzakdoğu menşeli ürünlerin hakim olmasına neden oldu. Keza bu kalitesiz ürünler daha ucuz.

Demir-Çelik
Krizde en fazla fiyat düşüşü demir-çelik ürünlerinde görüldü. Kriz öncesinde tonu 1.500 dolarla zirve yapan inşaat demiri, krizde 400 dolarla dibe vurdu. Şu anda nisan sevkiyat fiyatları ton başına 670 dolarlarda seyrediyor.

Türkiye'nin demir-çelik ihracatında AB ülkeleri belirleyici değil. Keza son 2-3 yıldır pazar profili ciddi şekilde değişti.

Libya, Cezayir ve Mısır gibi Kuzey Afrika ülkelerinin yanı sıra Irak, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Suudi Arabistan iyi birer alıcı oldular. İstanbul Demir Çelik İhracatçılar Birliği Başkanı Serdar Koçtürk, krizde özellikle bu pazarlara kaymak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Ancak Koçtürk, AB ülkelerinin artık üçüncü ülkelerde de Türkiye'nin karşısına ciddi rakipler olarak çıktığını vurguluyor.

Demir-çelik ihracatı mart ayında yüzde 11,8 artışla 1 milyar 41 milyon dolar oldu. Koçtürk de ihracatın iç pazardaki daral­mayı telafi edemeyeceğini düşünüyor. Hatta önümüzdeki aylarda ihracatta aşağı yönlü bir düzeltme bekliyor.

Yaş Meyve ve Sebze
Krizde en fazla fiyat düşüşü yaş meyve sebze ihracatında kendini gösterdi. Bu da doğal olarak karlılığın dibe vurması­na neden oldu. Sektör yetkilileri, krizde miktar bazında ihracat azalması olmadığı­m, ancak değer bazında büyük ucuzlama yaşandığını vurguluyor. "İhracatı artırdık ama karlılık yüzde 50 azaldı" diyen Antalya Yaş Meyve ve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanı Mustafa Satıcı, fiyat düşüşünü tüketicinin alım gücünün düşmesine bağlıyor. Satıcı'ya göre, son dönemdeki aşırı yağışlar ürün bollu­ğuna yol açtı. Bu da fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle Rusya pazarında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirten Satıcı, bu pazarda Fas, İspanya ve Hollanda'yla rekabet ettiklerini vurguluyor.

Ağaç ve Orman Ürünleri
Bu sektörün en önemli kalemi elbette mobilya ürünleri. Mobilyada son yıllar­daki çift haneli büyümeler ana sektöre de nefes aldırdı. Ancak krizde AB pazarına ihracat yüzde 42 geriledi. AB pazarındaki en büyük sıkıntı kar marjlarının düşük olması. Birçok AB ülkesinde Türk malı ürünlerin ortalama yüzde 10 kar marjıy­la satıldığı belirtiliyor. İtalyan menşeli mobilyalarda ise bu oran yüzde 50 civar­larında. Yani bu pazarlarda katma değeri yüksek tasarım ağırlıklı ürünlerle rekabet etmeye çalışıyoruz.

Sektör, bu sorunu , aşabilmek için son dönemde Afrika ve Ortadoğu pazarları­na yönelmiş durum­da. İstanbul Ağaç ve Orman Ürünleri İhracatçı Birlikleri Başkanı Abdullah Tever, Mart ayında yüzde 37'lik ihracat artışının yanı sıra iç pazarda da hareket­lenme başladığını belirtiyor. "Şu anda fab­rikalar mal yetiştiremiyor" diyen Tever, mobilyada üretimin Türkiye'ye kaydığını düşünüyor.

Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Para Dergisi’nden derlenmiştir.

www.paradergi.com.tr

 
 
Bu yazı 1426 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
A.Kerim KALINAĞAÇ
Dış Ticaret Danışmanı
A.Kerim KALINAĞAÇ
İthalat, İhracat, Mevzuat ve Gümrükleme ile ilgili sorularınızı cevaplıyor
kobifinans “Dengeli Bir Dış Ticaretten Yanayız”
Mehmet BÜYÜKEKŞİ
 
kobifinans 2023'e Kadar, 14 Yıllık İhracat Maratonu Çalışması
Osman AROLAT

kobifinans Heves, Heyecan, Hezeyan!
Şefik ERGÖNÜL
 
Bilişim Alt Yapısına Odaklanarak Verimini Arttırdı
Temelleri 1939’da atılan Hassan Grup, o ...
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010