Likidite ve kredi daralması neticesinde büyüme oranlarının düşmesi kaçınılmazdır. ABD, Avrupa ve Asya’da ekonomilerini durgunluktan korumak isteyen hükümetler faizleri düşürmek için piyasaya para sürdüler. ABD’de işsizlik oranının yüzde 6’dan yüzde 8’e çıkması bekleniyor. Aynı durum Avrupa ülkeleri için de söz konusu.
Türkiye’nin ihracatında Avrupa ülkelerinin payının yüzde 50 olduğu düşünüldüğünde bu ülkelerdeki durgunluğun bizim mal ve hizmetlerimize olan talebi olumsuz etkilemesi kaçınılmaz. Avrupa Birliği’ne olan ihracatımızın son 7 aydır genel ihracatımızın altında olması bu durumu doğruluyor.
AB Pazarı da Yavaşladı Avrupa Birliği büyüme hızı 2007 yılı için yüzde 2,6 iken 2008 yılı için büyüme hızının yüzde 1’in altına düşmesi bekleniyor. Pazar payındaki daralma yanında yükselen kur ve ara malları ve diğer girdilerin fiyatlarındaki artış dolayısıyla toplam maliyetlerdeki artış sanayi üretimini Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5 düşürdü. İmalat sanayinde yüzde 6 ve madencilikte yüzde 4,3 üretim düşüşü yaşandı. Yapılması gerekenlerin başında ihracat pazarlarını çeşitlendirmek gerekiyor. Girdi maliyetlerinde 2003’den bu yana ciddi artış yaşandı. Kurşunsuz benzin fiyatı yüzde 80, doğal gazdaki artış ise yüzde 120’yi geçti. Dünyada petrol fiyatları düşerken Türkiye’de monopol yapıdan dolayı fiyatlarda artışlar oldu.
Hükümet Faizlere El Atmalı Faiz oranlarını düşürmek için Merkez Bankası’nın piyasaya para sürmesi ancak kısa dönemde başvurulacak bir yoldur, uzun dönemde enflasyon kaçınılmaz. Ne var ki, Türkiye’de faizlerin diğer ülkelere göre yüksek olması hükümetin bu konuda adım atmasını gerekiyor. Diğer bir adım da sendikasyon kredilerin ödenmesinde hükümetin güvence vermesi. Bunların dışında özel sektörün borç yapısında değişikliğe gidilebilir.
Kaynak: Bu haber, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Yeni Şafak Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.yenisafak.com.tr
|