Çevremizdeki ekonomi ve iş dünyası sürekli bir değişim halindedir. Yüz binlerce, milyonlarca üretici ve tüketicinin kararları ve eylemleri, iş dünyası dediğimiz karşımızdaki dev sahneyi sürekli olarak değiştirir.
Pazar haritasında sınırlar sürekli değişir, bazı yollar kapanırken, yeni yollar açılır. Mevcut pazar boşlukları değişim nedeniyle silinirken, yeni pazar boşlukları ve nişler ortaya çıkar. Değişim, her dönemde yeni iş ve kazanç fırsatları yaratır. Bu fırsatları görebilen ve en uygun yer ve zamanı seçerek iş kuranlar ve işlerini genişletenler başarılı olur. Uygun yer ve zamanı seçemeyenlerin ellerinden fırsatlar kayıp gider. Fırsatı kaçıranlar, kaybetmeye mahkumdur.
Bizde fırsatın ve fırsatçılığın sicili pek olumlu değildir. İyi gözle bakılmayan fırsatçılık, kurnazlık ile tamahkârlığın olumsuz bir bileşimi olarak görülür. Siyasette "fırsatçılık" (oportünizm) terimi ilkesiz davranışları tanımlamak için kullanılır. "Fırsat kollayanlar" çoğunlukla bir intikam peşindedir. Kötülük yapmak için en iyi zamanı kollayan kişilere "fırsat düşkünü" denir. "Fırsattan istifade etme" eyleminin yaptığı çağrışımlar da olumsuzdur. Fırsatları iyi değerlendiren uyanık, zeki ve cesur insanları kıskandığımız için onları kötülemeye eğilim duyarız. Oysa "fırsat" kelimesi bir işe müdahale için en uygun yer ve zamanı tanımlar. Ancak zeki, uyanık ve hızlı insanlar, fırsatçı olabilir. Girişimciler de iş fırsatlarını algılayabildiği ve kullandığı ölçüde başarılı olur. Fırsat bilinci, hızla değişen ekonomilerde, bazen parasal sermaye kadar önemlidir. Fırsatları göremeyenlerin parası kısa sürede heba olurken, fırsatları fark edenler az bir sermaye ile de başarıya ulaşabilir.
Bireyler, kariyer yolunda ilerlerken, önlerine çıkan fırsatları değerlendirdiği takdirde işlerinde yükselir. Ülkeler ve toplumlar ise belirli yol ayrımlarında karşılarına çıkan tarihsel fırsatları değerlendirebildiğinde kalkınabilir.
Zihinsel Hazırlık Fırsatlar, ancak zihnen hazırlıklı olanlara kendini gösterir. Zihinlerini fırsatları yakalamak için örgütleyemeyen kişi, fırsatlara bakar ama bir şey göremez. Fırsatları iyi değerlendirenlerin zihinleri, diğerlerine göre aşağıdaki konularda daha iyi örgütlenmiştir.
Geçmişi araştırmak: Ekonominin, bir sektörün veya kentin, geçmiş dönemlerindeki durumunu araştıranlar, gelecek için önemli ip uçları elde edebilir. Örneğin Türkiye’de 23 yıl önce 1 milyon olan otomobil sayısının günümüzde 7 milyona yaklaştığının bilinmesi, bu pazardaki potansiyelin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur. Ancak geçmişten bugüne gelen gelişme çizgisinin belirli dönemlerde duraklayabileceği, zikzaklar çizebileceği ve yavaşlayıp hızlanacağı da akılda tutulmalıdır.
Geleceğe kafa yormak: Geçmişe aşırı şekilde saplanıp kalanlar, geleceği zihinlerinde canlandıramaz. Zamanın akıp gitmesi ile ortaya çıkacak fırsatları fark edebilmek için gelecek üzerine kafa yormak ve belirli senaryolar geliştirmek gerekir.
Olumlu yaklaşım: Her şeyin kötüye gittiğini ve ekonominin batmak üzere olduğunu düşünenlerin günlerin getireceği fırsatları görebilmesi çok zordur. Sorunların geçmişte olduğu gibi gelecekte de bir şekilde çözüleceğini bilenler ve hayata pozitif bakanlar fırsatları daha iyi değerlendirebilir.
Bakmak, taramak ve görmek: Fırsatları yakalamak için önce belirli gelişmelere "bakmak" gerekir. İyi bir girişimci, etrafına yalnız bir manzarayı, bir doğal güzelliği seyreder gibi bakmaz. Belirli bir zihinsel hazırlığa sahip girişimci baktığı şeyde bir şeyler görebilir veya fark edebilir. Çevresini bir radar gibi tarayarak gördüklerini belirli iş yapma kriterleri açısından değerlendiren girişimci, fırsatları daha net algılayabilir. Bu tarayıcı gözlemlerle çevresindeki olay ve olguları kavrayan girişimci fırsatları yakalamak için ilk adımı atmış olur.
Gözlem ve tarama işlemlerinin belirli bir süre boyunca yapılması neyin, nasıl değiştiğini anlama imkânını da sağlar. Girişimcilere yol gösteren trendleri kavramak için çevreyi tarama ve gözlem işlemlerinin aylar boyu sürmesi şarttır. Bu işlemlerden sonra beyindeki göz, geleceği adeta canlıymış gibi görebilir.
Trendlerin Tespiti Tarama ve gözlemlerin ilk aşamasında algılanan şey, büyük bir hareketlilik ve karmaşık bir iş trafiğidir. Ancak sakin kafayla ve olayları süzerek yapılan kuşbakışı gözlemlerde, belirli trendleri fark etmek mümkün olur.
Hangi trendlerin kalıcı ve kapsamlı olduğunu belirlemek de önemlidir. Trendlerin yönünü, ekonomiye, sektöre ve yapılacak işe olası etkilerini belirlemek de belirli bir ticari zekâ gerektirir. Trendleri diğer girişimcilerden önce algılayan ve iyi değerlendiren girişimciler rakiplerinin hep bir adım önünde olur. Trend araştırmasında geniş bir ufka sahip olmak ve aşağıda sayılan her tür trendi dikkate almak gerekir:
* Demografik ve sosyal göstergeler inceleyenler, geleceğin pazarının nasıl işleyeceği konusunda ipuçları bulabilir. Genç nüfusun ağırlıklı olduğu veya nüfusun yaşlandığı toplumlarda ortaya çıkan fırsatlar, birbirinden farklıdır.
* Bireyselleşme, özgürlük tercihi ve günü yaşama gibi sosyal-psikolojik trendler, talebin genel çerçevesini çizer. Bu tür trendler örneğin konut, mobilya ve elektronik eşya talebini doğrudan etkiler.
* Ekonomideki gelir düzeyindeki trendler ise geleceğin talebini belirler. Bugünkü gelir düzeyinde talep edilmeyen mal ve hizmetler, refah düzeyi yükseldiğinde alıcı bulabilir. Üst gelir gruplarının harcamaları ve gelişmiş ülkelerdeki tüketimin yapısı incelendiğinde bu konuda değerli bilgilere ulaşılır.
* Teknolojideki yenilikleri yakından takip etmek ve bu konuda hazırlanan yol haritalarını incelemek geleceğin pazarı hakkında bilgiye ulaşmayı kolaylaştırır. Örneğin müzik endüstrisinde Mp-3 ve i-pod gibi teknolojilerin getirdiği kolaylıkların bilinmesi, yapılacak yatırımların daha akılcı olmasını sağlar.
* Genetikteki ve bilimin diğer alanlardaki gelişmeler ile küresel ısınma gibi olaylar zamanla trendin yönünü değiştirebilir. Organik ürünlerin daha çok talep edilmesi ve küçük otomobil satışlarının artması, yeni nişler ve pazar fırsatlarının ortaya çıkmasını sağlar.
Pazar İçin İstihbarat Orta ve uzun vadede geçerli olan trendlerin tespiti ancak ekonomi, sektör ve pazar ile ilgili güncel bilgilerin toplanması ile bir anlam kazanır. Bu "istihbarat", girişimcinin pazarı okumasını sağlar. Trendler ve pazar bilgisi, girişimci için en uygun yer ve zamanın bulunmasını kolaylaştırır. Bu işi daha önce yapanların aldıkları sonuçların gözlemlenmesi ve dış ülke pazarlarında yaşananların araştırılması, yeni nişlerin bulunmasını ve fırsatları fark etme becerilerini güçlendirir.
Ürün farklılaştırması da yine fırsatları kollama becerisinin bir ürünüdür. Trendleri kavrayanlar, özellikle gençlerin tutum ve davranışlarını gözlemleyenler, farklı ürünleri piyasaya sürerek işin kaymağını yiyebilir. Tüm bu zihinsel faaliyet ve araştırmalardan sonra girişimci fırsatları, geceleri fosforlu aydınlanmış eşyalar gibi pırıl pırıl görebilir.
Bu sıkıntılı ve zahmetli çabadan kurtulmak için bazı girişimciler, başkalarının yakaladığı fırsatların peşinden gider. Ancak fırsat avcılığını başkasına bırakan taklitçilerin kazançları ve pazar payları hep taklit ettiği girişimcinin gerisinde kalır.
Fırsatı Kullanmak Fırsatları yakaladıktan sonra değerlendirme aşamasına sıra gelir. Bu aşamada girişimci şu sorulara cevap arar:
* Mevcut pazar ortamında neler yapılabilir?
* Başarıya ulaşmak için neyi nasıl yapmak gerekir?
* Fırsatı en iyi şekilde kullanmanın yol ve yöntemleri nelerdir?
* Elimdeki imkânlara göre ben neler yapabilirim?
Bu soruların cevabı girişimcinin kendi yol haritasını çizmesine imkân verir. Fırsatların yakalanmasında "zamanlama" da çok önemlidir. Bazen pazar bilgisinin edinilmesindeki bir haftalık gecikme, fırsatın elden kaçmasına yol açar. Pazar istihbaratının güçlü olması zamanlamada başarı şansını yükseltir. Yağmur yağarken testileri doldurmakta gecikenlerin, fırsatı yakalamak için gösterdiği tüm çabalar boşa gider.
Girişimcinin önünden akıp giden fırsatlardan birini kullanması için risk alma cesaretine sahip olması gerekir. Aşırı ihtiyat ve tereddüt fırsatları kullanmayı zorlaştırır. Hep daha iyi bir fırsatı bekleyenler, bazen kaçırdıkları fırsatları mumla arayabilir. "Kaçan balık büyük olur" sözüne uygun olarak hep geçmişteki fırsatlar üzerinde düşünenler, geleceğin sunduğu yeni fırsatları da göremez. Fırsatları harcayanların kaybettikleri, fırsatların kıymetini bilenlerin kazanç hanesine yazılır.
Çevremizdeki ekonomi ve iş dünyası sürekli bir değişim halindedir. Yüz binlerce, milyonlarca üretici ve tüketicinin kararları ve eylemleri, iş dünyası...
Kaynak: Referans Gazetesi
www.referansgazetesi.com
|