Ali Kibar, Kibar Holding’in dışa açık yüzü. Holdingin kurucusu baba Asım Kibar’ın sağ kolu. İki dönemdir TÜSİAD yönetiminde olan Ali Kibar’ın sivil toplum kuruluşlarında da birçok görevi var...
Kibar Holding, kamuoyunda daha çok Güney Koreli Hyundai ile ortaklığı nedeniyle gündeme geliyor. Ancak holdingin otomotiv dışında demir-çelik, alüminyum, gıda gibi daha birçok alanda faaliyetleri var. Özellikle alüminyum konusunda son yıllarda hatırı sayılar yatırımlar yapıldı. Grup, yavaş yavaş bu yatırımların meyvesi almaya başladı.
Kibar Holding çatısı altındaki 20 şirkette 10’u aktif) halen yaklaşık 3 bin 500 kişi çalışıyor. Ciro da geçen yıl 3 milyar dolar sınırını aşan holding, bu yıl 3.5 milyar doları zorlayacak. Ali Kibar’la, Kibar Holdingin yeni rotasını konuştuk.
2 dönemdir TÜSİAD yönetimindesiniz. Son YİK (Yüksek İstişare Konseyi) toplantısına Kemal Derviş’in çağrılması düşüncesi uzun zamandır var mıydı? Evet vardı. Uygun bir zaman için programlama yapmaya çalışıyorduk. Zaten YİK toplantılarına zaman zaman yurtdışından da konuklar davet ediyoruz...
Kemal Derviş, Türkiye ekonomisi için adeta yeni bir reçete yazdı değil mi? Kemal Bey kendi global tecrübelerinden edindiği birtakım kanaatleri paylaştı. Direkt yönlendirici bir üslubu yoktu. Herkesin kendisinin uluslararası tecrübelerinden istifa etmek isteyeceğini düşünüyorum.
Sizce 2008’in II. yarısı ekonomi açısından nasıl geçer? Üçüncü çeyreğin sonundan itibaren uluslararası piyasalardaki global dalgalanma para piyasalarına yansıyacaktır. Bu sıkıntıların izdüşümlerini ülkemizde de bir şekilde hissetmek zorunda kalacağız. Karamsar ve kötümser olmamakla birlikte, temkinli bir süreç öngörmemiz lazım.
Grup şirketlerini ya da holdingi halka açma planınız vardı. Ne aşamaya geldiniz? Halka açılma konusunda oluşumu tamamlamaya çalışıyoruz. Yapılanması sağlıklı olsun istiyoruz.
Holdingi mi yoksa şirketleri mi halka mı açacaksınız? Öncelikli olarak alüminyum şirketlerini halka açmayı düşünüyoruz. Başlangıçta yüzde 20 oranında halka arz gerçekleştirebiliriz. Ancak 2008’de olmaz. Zaten uluslararası konjonktür de uygun değil. Halka açılmanın zamanıyla ilgili kararı yönetim kurulu henüz net olarak vermedi. Şimdilik "Halka açmayı düşünüyoruz" demekle yetinelim.
Geçen yılki cironuz 3 milyar doları geçti. 2003 yılı cironuz 1 milyar dolar civarındaydı. Bu büyümenin sırrı ne? İşlerimize uzun vadeli bir perspektifle bakıyoruz. Yeni yatırımlarımız devreye girdi. Emtia fiyatlarındaki artış da ciroya olumlu yansıdı.
Devam eden alüminyum yatırımlarınız devreye girince kapasiteniz ne kadar olacak? Bünyemizde 2 alüminyum şirketi var. Hatırlanacağı gibi, birini 2007’de TMSF’den (Uzan Grubu’nun Standart Alüminyum’u) devralmıştık. Oradaki atıl kapasiteyi de kazanarak toplam üretimi 115 bin tona çıkardık. Bu şirketin cirosu 120 milyon dolar seviyesindeydi. Şimdi yeni yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte 450 milyon dolara ulaşacak. Diğer alüminyum tesisimizin yıllık üretimi ise 130 bin ton.
Yeni yatırımlarla, iki şirkette de folyo üretimini ön plana çıkarıyoruz. Şirketlerin birleşen folyo kapasitesi 70 bin tonlara ulaşacak. Alüminyum sektöründe 150 milyon dolarlık yatırımlarımız tamamlanınca Avrupa sıralamasında dördüncülüğe yerleşiriz.
Hyundai’deki hisseniz bir yıl önce yüzde 50’den 30’a indi. Piyasada Güney Korelilerin daha fazla hisse almak istediği konuşuluyor... Öyle bir şey yok. Birileri konuşuyor, kendilerine göre yorum yapıyor. Hyundai ile sona erdirmeyi düşünmediğimiz bir evliliğimiz var.Karşı taraf bozarsa bilemem. Ama bizden olmaz. Biz işin sonuna bakacağız. Karşılıklı verilmiş sözler var.
Finans konusunda bir yabancıyla görüşüyordunuz. Ancak piyasanın genel gidişatından tedirgin olunduğu ve görüşmelerin kesildiği açıklandı. Genel olarak yabancı yatırımcıların ürkekliği devam ediyor mu?
Evet, tüketici finans şirketinde bir aktivitemiz var. Bununla ilgili bir yabancı kurumla mutabakat aşamasındaydık. Ancak kendilerinin global krizden etkilenmesi nedeniyle bu süreci biraz daha erteleme talepleri oldu.
Hava olumlu olduğu için yatırım yapmayı düşünen yatırımcı, Türkiye’ye 1-2 yıllık bakıyor demektir. Oysa Türkiye’yle gerçekten ilgilenen yatırımcılar en az 10 yıllık perspektifle bakıyor. En azından sanayi yatırımı için gelenler böyle. Bugünden yarına vazgeçecek yatırımcılar hiç gelmesin daha iyi.
Rakipleriniz Çin malı otomobil getirmeye başladı. Sizde de var mı böyle bir plan? Hayır, öyle bir düşüncemiz yok.
İskenderun’daki 10 yıllık hayaliniz gerçekleşme aşamasına geldi. Biraz da bu yatırımdan bahseder misiniz? İskenderun Körfezi’ne Akdeniz’in üçüncü büyük limanını kurma düşüncemiz vardı. 10 yılı aşkın süredir uğraşıyorduk. Sonunda izinleri aldık, yatırım başladı. Etkin limanlardan biri olacak. 100 milyon dolarlık bir yatırım. 260 bin konteynır kapasiteli limanımız yıl sonunda devreye girecek. Karasu’da yapacağımız 1 milyar dolarlık demir-çelik fabrikasının ilk bölümünü de 2009 yılı sonunda devreye sokmayı planlıyoruz.
Türkiye’de yatırıma iştahlı çok fazla grup kalmadı. Ama sizin yatırım heyecanınız devam ediyor gibi... Faaliyette bulunduğumuz iş sahalarında işin gereği olan yatırımları yapmaya çalışıyoruz.
Gıda sektöründeki faaliyetleriniz de gelişiyor mu? Gıdada dört yıldan beri varız. Susurluk’ta Assan Gıda diye bir şirketimiz var. Salça üretimiyle başladığımız bu aktivitede şu anda ketçap, sos, mayonez, konserve, reçel gibi farklı ürünler üretiyoruz. Dört yıldır ürünlerimizin yüzde 70’ini ihraç ediyoruz. Kingtom markasıyla iç piyasaya mal veriyoruz. Aynı zamanda iç piyasadaki bazı büyük üreticilere kendi markalarıyla üretim yapıyoruz. 2007 yılında 43 bin tonluk üretim yaptık. Bu yıl da aynı seviyeleri hedefliyoruz.
Son olarak konut işine adım attığınız öğrendik. Biraz detaylı bilgi verebilir misiniz? Konut için ufak bir adım attık. Tuzla’da konut yapıyoruz. Kendi fabrika inşaatlarımızı da geçmişte yapıyorduk. Bu bir deneme diyelim. Çok büyük değil…
Hem Kore’ye Hem TÜSİAD’a Çalışıyor Ali Kibar, 1958 Kayseri doğumlu. İstanbul Saint Michel Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi iktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi. İngiltere’deki eğitiminin ardından, Almanya Röchling’de iş hayatına atıldı. 1983’te grup şirketlerinde görev almaya başladı.
Güney Kore’yi en iyi tanıyan işadamlarından biri olan Ali Kibar, ilk kez 1986’da Turgut Özal’ın da katıldığı bir geziyle Güney Kore’ye gitmiş. Hyundai ile ortak olduktan sonra yılda ortalama 5 kez Kore’ye giden Kibar, halen Kore Cumhuriyeti İstanbul Fahri Başkonsolosu. Türk Kore iş Konseyi Başkanı da olan Ali Kibar, Türkiye’de Kore denince akla gelen ilk isimlerden.
Ali Kibar, TÜSİAD’ın da yönetim kurulu üyesi. Ömer Sabancı döneminde yönetimde olan Kibar, Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın da ekibinde. Kibar, TÜSİAD’da Şirket işleri Komisyonu’nun başkanı. Sivil toplum görevleri için zaman ve emek harcanması gerektiğini söyleyen Ali Kibar, "TÜSİAD bizim için gönüllü bir aktivite. Ama en çok zamanı başkanın harcaması gerekiyor" diyor.
Kaynak: Para Dergisi/Rahime Baş Uçar
www.paradergi.com.tr
|