KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   22 Kasım 2008, Cumartesi
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Pazarlama
Satış
Yönetim
Vergi ve Muhasebe
e-Ticaret
KOBİ Destekleri
Kişisel Gelişim
Dış Ticaret
Yeni Girişim
Marka
Finansman
Ofis Teknolojileri
Kalite
İnsan Kaynakları
Bayilik ve Franchising
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Risk Yönetimi
İnovasyon

En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

"Genlerinizi Keşfedin Sağlığınıza Kavuşun"
Dr. Serdar SAVAŞ
Genom Bilim Merkezi Kurucusu

Doktor Serdar Savaş, Dünya Sağlık Teşkilatı’nda yedi yıl boyunca genetik ve yaşam tarzı ilişkisi üzerine çalıştı. O’na göre bir insanın gen haritasıyla yaşam tarzı uyumlu olmalı. Yoksa kalp hastalıkları, kanser gibi kronik kompleks hastalıklara yakalanma riski yüksek. "Yaşlanmayı geciktirme ve şişmanlığı geriye çevirmek de gen haritasına uygun yaşam biçimleriyle mümkün" diyen Savaş, bu analizi, Türkiye’de yedi yıldır Genar aracılığıyla yapıyor.

Türkiye’de genellikle hastalan­madan doktora gidilmez. Dü­zenli aralıklarla sağlık kontro­lü ise çok değil birkaç yıldır yüksek sosyoekonomik düzey­de yapılır oldu. Oysa dünyada bırakın düzenli kontrolü, artık sağlıklı yaşam için başka frekanslara geçiliyor. Örne­ğin insanlar genetik olarak hangi hasta­lıklara yatkın olduklarını ve bu hastalık­lara yakalanmamak için doğru yaşam ve beslenme şekillerinin neler olduğunu öğrenmek istiyorlar.

Bu konuda Türkiye’de de yavaş ya­vaş bir bilinç oluşmaya başlamış. Mole­küler genetik ile yaşam tarzının hasta­lıkların oluşmasındaki ilişkisini incele­yen Türkiye’deki ilk, dünyada ise bir­kaç merkezden biri olma özelliğini ta­şıyan Genar’a bunun için başvuran kişi sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu konuyu Sağlık Bakanlığı eski müsteşarlarından ve Genar Toplum Sağlığı Genom Bi­lim Merkezi’nin kurucu ve yöneticisi Doktor Serdar Savaş ile konuştuk.

Genar Toplum Sağlığı Genom Bilim Merkezi ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?
2001 yılında Hacette­pe Üniversitesi Teknokent’inde kurul­du Genar. 1993 yılından 2000’e kadar Dünya Sağlık Teşkilatı’nda ürettiğim genetik ve yaşam tarzı ilişkisinden hare­ketle kalp hastalıkları, kanser gibi kro­nik kompleks hastalıkları önleme, yaş­lanmayı geciktirme ve şişmanlığı geriye çevirme konusunda çalışma yapmak üzere bu enstitüyü kurdum.

Türkiye’de hastalanmadan doktora pek gidilmez. Düzenli sağlık kontrolünü bile yaptıran insan sayısı sınırlıyken, sizin bu hizmetinizden yararlanan kişi sayısı çok olmasa gerek?
Şu anda daha çok iş, siyaset sanat ve akademi dünyasından başvuru alıyoruz. Yedi yılda 500 kişiye bu anlam­da hizmet verdik. Ama önümüzdeki yıl­larda bu konunun önemi daha net an­laşılınca bu sayının her yıl katlanarak artmasını bekliyoruz.

Size gelen kişilere verdiğiniz hizmet­ten bahseder misiniz?
Danışanımızı, ki bizden hiz­met almak için başvuran kişileri böyle isimlendiriyoruz, 10 saatlik bir açlık er­tesinde çağırıyoruz. Bunun ardından kişiden kan alıyoruz. Ardından bir uz­manımız danışanımızla beraber iki saat süren bir anket, kişisel ve tıbbi değer­lendirme formu dolduruyor.

Beslenme alışkanlıkları, egzersiz, öz geçmiş, cinsel hayat, sigara içme, duygu­sal durumu değerlendiren çok detaylı bir sorgulamadan geçiyor birey. Beslen­me alışkanlığı konuşulurken çok kap­samlı porsiyonlandırılmış ve kimyasal analizleri yapılmış besin haritalarından yararlanarak, danışan yanıtlar veriyor. Yani ’ayran içerim’ dediğinde ne kadar içtiğini ölçeklerle söylüyor. Alınan kan­lar ve bu soru formu Ankara’ daki laboratuarımıza gidiyor. Kan analizleri yapı­lıyor. Nutri genetik merkezinde soru formu değerlendiriliyor. Her ikisinde çıkan sonuçlar, kişiye özel tıp merkezi­mizde rapor haline getiriliyor.

Kişi bu raporu eline aldığında neler öğreniyor?
Raporu danışanımızla bera­ber üç saati bulan bir süreçte yorumlu­yoruz. Oldukça detaylı sonuçlar içeri­yor. Bireyin genlerinin kalp damar has­talıkları, obezite, diyabet, kanser, kemik erimesi gibi hastalıklara yakalanma risklerini ortaya koyuyoruz. Sonra o kişinin beslenme ve yaşam tarzıyla ilgili bir de­ğişim yapmazsa bu hastalıklara yakalan­ma yüzdelerini ve bizim onun için uygu­ladığımız yaşam biçimine geçerse risk­leri ne kadar düşüreceğini, net olarak raporda gösteriyoruz. Raporda tüm alışkanlıklar ve değiştirmesi gerekenler ay­rıntılarıyla yer alıyor.

Bazı hastalıkların genetik olduğu bili­niyor. Genelde ’dedemde de kalp vardı, babamda da. Muhtemelen bende de olacak sözünü çok sık duyarız. Bu değişimle genetik yapının getirdiği hastalıkları önleyebileceğimizi söylüyorsunuz yani?
Kesinlikle evet. Düşünün iki kişi var. Birinin genetik yapısı akciğer kanseri olmaya yatkın, diğerinin yatkın­lığı ise çok düşük. Akciğer kanseri riski düşük olan kişi sigara içiyor ama diğeri içmiyor. Akciğer kanserine yakalanma riski yüksek olan, genetik yapısı bu has­talığa yatkın olan kişi olur. Ama bu kişi yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları­na buna yönelik düzenlerse, bu hastalı­ğa yakalanma riskini düşürebilir.

Basında birçok doktor beslenme, eg­zersiz ve vitamin kullanımıyla ilgili farklı reçeteler veriyor. Bunun uygulanması hastalık riskini düşürür mü?
Bu söylediğiniz şeylerin ge­nellemesi olmaz. Kişiye özel planlanma­sı gerekir. Mesela şu kadar folik asit kul­lanın deniyor. Ama kişinin MTHFR ge­ninde yatkınlık varsa o düzeyde folik asit kullanımı, kişinin kalp krizine yat­kınlığını artırabilir. GSTM1 geninizde problem varsa brokoli sizin için uygun bir sebze ama MNSO geninizde prob­lem varsa domates sizin beslenmenizde önemli sebze haline gelebiliyor. "Egzersiz yapın" deniyor. Onun da kişiye özel olması gerekiyor. Kalp hastalıkları riski bulunan bir kişiyle, kemik erimesi riski bulunan bir kişinin aynı egzersizleri yapmaması gerekiyor.

Peki ya ilaç ve vitamin kullanımı?
Kişiye özel olmayan vitamin kullanımı da tehlikeli. Örneği A vitami­ni çok alınan bir vitamin. Antioksidan olarak kullanıyorlar. Ama kişide gene­tik özellik varsa ve çok sigara içiyorsa, bu akciğer kanseri olma riskini artırı­yor. B vitaminleri belirli bir genetik ya­pıda az alınıyorsa kalp krizi riskini artı­rıyor, başka genetik yapı özelliği varsa ve çok alıyorsa bağırsak kanseri riski ar­tabiliyor. Artık ilaç endüstrisi bile kişiye özel ilaç kullanımı konusunda araştır­malar yapıyor.

Bu analizi yaptırmak isteyen kişilere bunun maliyeti nedir?
Fiyatlarımız 1.500 YTL ile 5.000 YTL arasında değişiyor.

Kaynak: Ekonomist Dergisi / Fatoş Boşkuş

www.ekonomist.com.tr



 

 
 
Bu yazı 460 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

 
  Üyelik Girişi
BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik