KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   21 Kasım 2008, Cuma
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Pazarlama
Satış
Yönetim
Vergi ve Muhasebe
e-Ticaret
KOBİ Destekleri
Kişisel Gelişim
Dış Ticaret
Yeni Girişim
Marka
Finansman
Ofis Teknolojileri
Kalite
İnsan Kaynakları
Bayilik ve Franchising
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Risk Yönetimi
İnovasyon

En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

İstanbul’u Seviyorlar Bir de Trafik Olmasa

Hintli, İranlı, Japon, Amerikan, Alman, Belçikalı, Brezilyalı, Güney Afrikalı, Lübnanlı, Arjantinli... Türkiye’deki yabancı yöneticiler arasında hangi ülkeden ararsanız var. Kimi ailesiyle, kimi yalnız başlarına geliyor. Hem buradaki iş kültürünü tanıyorlar, hem de yaşam kültürünü. Konu yemekler, insanlar, kültür ve favori mekanlara gelince, söyledikleri turistleri andırıyor.

Şikayet listesinin birinci sırasında istisnasız trafik var. İşte uluslararası kariyer yapan yöneticilerin hikayeleri, Türkiye ve İstanbul’a dair düşünceleri.

3M Türkiye Genel Müdürü Dr. Gregg Bennett: ABD Wisconsin eyaletine bağlı River Falls’da dünyaya geldi. Çocukluğu Wisconsin, Colorado ve Idaho’da geçti. İki kez Almanya’da görev aldı, Düsseldorf ve Münih’e 1 saat uzaklıkta olan Emmerting isimli küçük bir şehirde çalıştı. 2 yıldır 3M Türkiye’nin Genel Müdürü. "Ülkenin büyüme potansiyeli, buradaki yerel organizasyonumuzun gücü ve kariyerimi ilerletme fırsatı nedeniyle buraya geldim" diyor. Türkiye’de onu en çok etkileyen, ülkenin tarihi ve kültürü. En sevdiği yer Ayasofya. Boğaz’daki restoranlar, Ulus 29 ve Lacivert favori mekanları. Ona göre İstanbul’da yaşamanın en zorlayıcı tarafı, yoğun trafik ve su-elektriğin aniden kesilebilmesi. "En çok ailemi ve arkadaşlarımı özlüyorum. Bir de bürokrasi olmadan işlerimi halledebilmenin kolaylığını. ABD ve Türkiye’deki iş hayatı ve beklentileri çok benzer. Türkiye’de iş hayatında yaşanan hızlı büyüme ABD’dekinden çok farklı. Bu, Türkiye’de çok daha dinamik bir ortam olmasını sağlıyor" diyor.

Sony Türkiye Genel Müdürü Mohsen Noohi: İran’da Tahran’da doğdu, 13 yaşında ailesiyle İngiltere’ye taşındı. İş hayatı boyunca 40 ülkede 60 şehri gördü. Türkiye’ye 2002’de geldi. "Bir yurtdışı seyahatten döndüğümde uçak İstanbul’a inerken kalbim ferahlıyor, kendimi gerçekten eve geliyormuş gibi hissediyorum" diyor. En sevdiği yerlerden biri sahilyolu. Havaalanı dönüşlerinde trafik yoğun olsa da, hiç şikayet etmeden bu yolu kullanıyor. Eşi ve iki çocuğuyla Etiler’de oturuyor. Ortaköy en sevdikleri yerlerden biri. Favori yemekleri meze, lüfer ve kebap. Türkiye’deyken, akrabaları haricinde hiçbir şeyin özlemini duymadığını belirten Noohi, "Çünkü Türkiye’de hayatın tüm tatlarını bir arada bulabiliyorum" diyor: "Yemek kültürü, sağlam arkadaşlıklar, misafirperverlik, insani ilişkiler, ailemle birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmemi sağlıyor. İngiltere ve Almanya’da iş hayatı daha yerleşik. İlişkiler de çok daha kurumsallaşmış. İran, insanların yaşam biçimleri, umutları ve hayalleri açısından Türkiye’ye çok benziyor. İngiltere, pek çok kültürü barındıran ve göçmenlerin entegrasyonunu sağlama açısından başarılı bir ülke. Almanya’da refah toplumun geneline yayılıyor, bu da daha adil bir toplumsal yapı oluşmasını sağlıyor."

Kempinski Hotel Barboros Bay Genel Müdürü Michael Sorgenfrey: Alman. Türkiye’den önce Almanya, Bangkok ve Londra’da çalıştı. 2006’da Bodrum’daki Kempinski Hotel Barboros Bay’ın genel müdürü oldu. "Şirketim bana Türkiye’de çalışmak için görüşmeye gidip gitmek istemediğimi sorduğunda, neden olmasın, diye düşündüm. O zamana kadar Bodrum’u haritada parmakla gösterildiği kadarıyla biliyordum. Oraya gittiğimde, etrafı ve oteli gördüğümde, genç bir yönetici olarak benim için büyük bir şans diye düşündüm" diyor. Asıl görev yeri Bodrum olmasına rağmen, toplantılar için sık sık İstanbul’a gidip geliyor. Onu Aşşk Kafe’de kahvaltı ederken, Boğaz kenarında veya Beyoğlu’nda yürürürken, Bebek’teki Lucca’da, Ulus 29’da veya Nişantaşı Niş Bar’da görmek mümkün. Bir de Rumeli Kavağı’nda salaş bir balık restoranına gitmeyi çok seviyor. Burada yemeyi en fazla sevdiği şeyler meze, pide, güveç, simit ve ayran. Ancak trafiği, kirli havayı sevmiyor. Türkiye’de sigara içen insanlarin sayısını fazla buluyor, izmaritlerini sokağa atmalarına şaşırıyor. Ancak insanların çok iyi olduklarını söylüyor. Geçtiğimiz haftalarda otelin bir bölümünün de yandığı Bodrum’daki yangından sonra yaşadığı bir olayı anlatıyor: "Yangın nedeniyle oteli boşalttık. Ertesi gün geldiğimizde, sürekli otelimizde misafir ettiğimiz bir kadın müşterimiz bana geldi, elimi tuttu ve ’Bizim için yaptıkların için sana minnettarız’ dedi ve bana bir mavi boncuk verdi, iyi şanslar diledi. O boncuğu sürekli boynumda taşıyorum artık."

Procter & Gamble İK Direktörü Sunil Durani: Hintli. 26 yıldır P&G’de çalışıyor. 2 yıl önce Türkiye’ye yerleşene kadar Hindistan, Endonezya ve Tayland’da görev yaptı. Şu anda, Türkiye’nin merkezi olduğu ve Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgizistan ve Moldovya’yı kapsayan bölgeden sorumlu İK Direktörü. "İstanbul’u seviyorum, bir köyde, bir sağlık kulübünde yaşamak gibi" diyor. Bu sözlerinde, Tarabya’da bir villada oturmasının payı büyük: "Sahile indiğinizde balık tutan, egzersiz yapan, kahvaltı etmeye gelen insanları görebiliyorsunuz." Durani’nin eşi ve kızı da İstanbul’da yaşıyor. Kızı uluslararası okula devam ediyor. Oğlu ise üniversite eğitimi için ABD’de. Ailece Boğaz’da yemek yemeyi seviyorlar, Sultanahmet’e sık gidiyorlar. Bağdat Caddesi, Taksim, Polonezköy diğer sevdikleri yerler. Ayrıca Tekirdağ, Çanakkale, Assos, Kuşadası, Bodrum, Pamukkale, Kapadokya ve Bursa’yı da görmüşler. Durani ailesinin evinde Türk yemekleri de pişiyor. Et kullanmadan yapılan sarma, bulgur pilavı, patlıcan yemekleri gibi. Eşinin ise baklavayı çok sevdiğini söylüyor Durani. "İstanbul, bugüne kadar gördüğüm en güzel şehir. Avrupa ve Asya’nın güzel bir karışımı. İlk geldiğimde beni en fazla şaşırtan şey, iki kültürün benzer yanlarının fazlalığı olmuştu. Türkiye ve Hindistan birbirine çok uzak olmalarına rağmen insanların konuşmaları, davranışları, yaşamları birbirine inanılmaz benziyor. Ben Kaşmirliyim, İstanbul bana orayı hatırlatıyor."

Honda Türkiye Satış ve Pazarlama Koordinatörü Chisato Sugimura: Japon. 2,5 yıl önce Türkiye’ye gelene kadar Japonya dışında çalışmamıştı. "Japonya’da her şey çok pahalı, Türkiye’de yemekler nispeten daha ucuz ve güzel. Meyve ve sebzeleri çok seviyorum" diyor. Ancak tüm düşünceleri olumlu değil: "Çok kötü bir trafik yoğunluğu var. Sürücülerin alışılmadık tavırları da trafiğe tuz biber ekiyor." Sugimura, Türkiye ila Japonya arasında iş saatleri açısından önemli bir farka değiniyor: Japonya’da mesai 10.00’da başlayıp 21.00’de veya daha geç bitiyor. Ve orada herkes işe tren ya da otobüsle gidiyor. Japonya’da öğlen tatilinde herkes dışarıdan ya da şirketin kantininden yemek yerken burada yemeği şirketin sağlaması bir başka fark.

Praktiker Türkiye Ülke Müdürü Frank Bednar: Almanya’da doğup büyüdü. Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde çalıştı. 4 yıldır Türkiye’de. Evli değil, yalnız yaşıyor. "Türkiye’ye gelmem daha çok şirketin kararıydı. Ancak bu kararı heyecanla karşıladım. Yapı marketi sektörünün Türkiye’de gelecek vaat etmesi beni cezbetti" diyor. Kışın İstanbul’da iki kez kar zinciri bağlamak zorunda kalmasını unutamıyor, bunun İstanbul’da hiç beklemediği bir şey olduğunu söylüyor. "Çalışanların yüksek motivasyonu, işe ve kuruma bağlılıkları Türkiye’de çok iyi. Ancak ticari hayatın getireceklerini kesin olarak öngörmek Türkiye’de gerçekten çok zor. Farklı nedenlerle sürekli iniş ve çıkışlar yaşanıyor. Türkiye’de yaşadığım sürece Türklerin ve Almanların gerçekten iyi ilişkiler içinde olduğunu gördüm. Bunu neredeyse her gün yaşıyorum" diyor.

Citibank Türkiye CFO’su Stefan Felstein: İskoçya’da doğdu. Çocukluğu, 7 yaşındayken ailesiyle birlikte taşındığı Güney Afrika’da geçti. İki yıldır Türkiye’de yaşıyor, ailesi çocukların okulu nedeniyle gelmemiş. Türkiye’den önce Londra ve Tel Aviv’de görev yapan Felstein, "İstanbul benim için büyük sürpriz oldu, beklentilerimin de ötesinde bir şehir" diyor. Fırsatı oldukça İstanbul dışındaki şehirleri de görmeye çalışıyor, özellikle Uludağ’da kayak yapmayı seviyor. İstanbul’da Nişantaşı’nda yaşıyor. En sevdiği yerlerden biri burası. "Tarihi yerleri göz önünde bulundurursak geçmişi ve çevresinde barındırdığı çeşitli kültürler ile Galata’yı ve Dolmabahçe Sarayı’nı seviyorum. Ama güzel bir Boğaz manzarasında dinlenmeyi veya boğazda tekne gezintisi yapmayı hiçbir şeye değişmem" diyor.

Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi/Gaye Güzelay

 
 
Bu yazı 886 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

 
  Üyelik Girişi
BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik