Şirketin değerini belirlemek için, ilk önce aktif varlıkların toplamına bakılır. Modern işletme teorisi ise, bu bakışın çok ilerisinde bir yaklaşımla, aktif kalemler içinde yer almayan, farklı kavramlardan söz eder. Günümüzde, modern şirketlerin değerleme yaklaşımlarının temelinde de, bu yeni kavramlar bulunur. Şirketin sahip olduğu aktif kalemlerin çok fazla önemi yoktur. Zira kasa, banka, menkul kıymetler, stoklar ve taşınmazların, toplam değerinin çok üzerinde değerlerle işlem gördüğü birçok şirket bulunuyor. Şirketin pazar değeri ile defter değeri arasındaki fark, modern değerleme yöntemleriyle açıklanmaktadır. Başka bir deyişle, şirketlerin maddi varlıkları, gerçek değerlerini açıklamakta yetersiz kalır.
Günümüz iş dünyasında, şirketlerin gerçek değerini bulmak için, salt bilanço kalemlerine bakmak yerine, bir de entelektüel sermaye kalemlerine bakmak gerekir. Muhasebeleştirme ile ilgili sorunlar tam olarak çözülemediğinden, bir şirketin, entelektüel sermaye bakımından durumunu görmek için, bilançoya bakmak yerine, ayrıntılı bir analiz yapmak gerekir. Entelektüel sermaye, beşeri (insan) sermayesi, yapısal (örgütsel) sermaye ve müşteri sermayesinden oluşur. Bu kalemlerin, bilançoda finansal olarak ifade edilmesi güç olsa da, basit bir değerlendirmeyle bile, ne kadar önemli olduklarını anlamak kolay. Ekonomik durgunluk dönemlerinde, nakit sıkışıklığı nedeniyle, zorunlu olarak müşteri sermayesi kaybeden şirketlerin, bu yetmiyormuş gibi, kendi iradeleri ile insan sermayesi kaybetmesi, durumu daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Oysa ekonomik durgunluk dönemlerinde, şiddetle ihtiyaç duyulan finansal sermaye kadar, müşteri ve beşeri sermayeye de ihtiyaç var. Finansal sermaye bulmakta zorlanan şirketler de, entelektüel sermaye kalemlerine sahip çıkmak zorunda. Zira, karşı karşıya kalınan sorunların çözülmesi için ihtiyaç duyulan beşeri yeteneklerin bütünü, işletmede çalışanların bilgileri, birikimleri, deneyimleri, problem çözme ve uygulama yetenekleridir. Bu anlamda, beşeri sermaye sahip olunan işgücünün zekası, enerjisi, güvenilirliği, hayal gücü, yaratıcılık yeteneği, takım çalışmasına uyumu, bilgi ve belge paylaşma isteği, işletmenin misyonunu, vizyonunu ve hedeflerini paylaşma isteği gibi unsurları ifade eder. Şirketler, beşeri sermayeye “kalıcı” olarak sahip olamazlar. Ancak, onu belli bir bedel karşılığında istihdam ederler. Çeşitli nedenlerle şirketten ayrılan beşeri sermaye unsuru, aslında şirket için ciddi bir kayıp anlamına gelir.
Son zamanlarda, birçok kuruluş tarafından verilen işten çıkarma kararlarının, bu anlamda yeniden gözden geçirilmesinde büyük yarar var. Çok bilinen, hemen uygulanan ve incelikli bir zeka gerektirmeyen işten çıkarma kararları, aslında şirketlerin kendi geleceklerini tehlikeye atmaları anlamına gelir. Şirketler, sahip oldukları beşeri sermayenin, yaratıcılığı, yenilikçiliği, pazar koşulları ve müşteri taleplerindeki değişimi öngörme yetenekleriyle, içinde bulundukları zor koşullardan kurtulabilir ve çok söylenen “krizleri fırsata dönüştürme” adımlarını atabilir.
Kaynak: İnfomag Dergisi
www.infomag.com.tr
|