İnsan Kaynakları'nın (İK) finansal krizle ilgili çalışmaları denilince akla; işten çıkarmalar, maaşların kesintiye uğraması veya geç verilmesi, zamların, primlerin ve terfilerin durdurulması geliyor. Bu tür politikalar önlem niteliğinde kısa dönemde nakit akışına katkı sağlarken, çalışanları mutsuz ve huzursuz yapıyor. Nasıl ki üretim ve Ar-Ge alanlarına para yatırmak şirketin inovatif olmasını ve rekabetten geri kalmamasını sağlıyorsa, çalışanlara yatırım da, kriz dönemini atlatırken ve sonrasında, şirketin başarısını veya başarısızlığını belirleyen faktörlerden. Yetenek yönetimi, krizin yaralarını daha hızlı iyileştirecek gizli silahlardan.
Hudson'ın Mart-Nisan 2009'da düzenlediği ankete göre, işten çıkarmalarla gerçekleşen küçülmeler ilk sırada olmakla beraber; yetenek yönetimi, yetenek geliştirme ve yetenekleri kaybetmemek için yürütülen İK politikaları daha da önem kazanmış. Hudson'ın Yetenek Yönetimi Direktörü Marc Timmerman'a göre, İK yöneticilerinin en büyük endişesi maliyetler üzerine.
Hudson anketinin sonuçlarına göre; şirketler, bugünün yarınla karşı karşıya kaldığı çatışmayı dengelemeye çalışıyor. Kısa dönemde harcamaları azaltmak için, çalışanların sayısını azaltıp, daha az eğitim programı planlarken, gelecekte şirkete fayda sağlayacak yetenek yönetimi programlarını da devrede tutuyorlar.
Kaynakların kısıtlı olduğu ve performansın hayatta kalmak için kilit önem taşıdığı böyle zorlu dönemlerde şirket içi yeteneklerin değerlendirilmesi, üstün performans gösterenlerin, yüksek potansiyeli olanların ve yeri doldurulamaz çalışanların belirlenmesi ve onları motive eden programların tasarlanması önemlidir. Çalışanların kendilerine en uygun, şirkete pozitif etki sağlayabilecekleri bir yerde konumlandırılmalarını sağlamak hem kişinin kişisel gelişimi, hem de şirketin başarısı açısından esastır.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Dünya Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.dunyagazetesi.com.tr
|