Vakkorama Genel Müdürü’yken Capitol Alışveriş ve Eğlence Merkezi Genel Müdürlüğü’ne transfer olan Özkan Şenyüz’ün kariyeri, İzmir’de liseyi bitirir bitirmez girdiği Vakko’da şekillendi. Üniversiteyi dışarıdan okuyan Şenyüz, Vakko okulunda yetişti, bizzat Vitali Hakko’dan ders aldı. Yeni işine büyük bir heyecanla başladı.
43 yaşında enerji ve birikimimin potansiyelini düşünebiliyor musunuz?" diyor. "İnsanlar nasılsın diye sorduğunda bomba gibiyim derim. Enerjim, tecrübem, Vakko terbiyem var."
İlk, orta ve lise öğrenimini İzmir, Karşıyaka’da tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi İşletim İş İdaresi bölümüne giren Şenyüz, liseyi bitirir bitirmez 1982 yılında Vakko’da satış danışmanı olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık 6 ay sonra Vakkorama açıldığında önce mağaza koordinatörlüğüne ardından da mağaza müdürlüğü görevine geldi. 1998’e kadar İzmir’de çalıştı, sonra İstanbul’a gelerek 2 yıl bayi direktörlüğü yaptı. Ardından mağazalar direktörlüğüne geçti ve 2002’den itibaren 4 yıl boyunca Vakkorama genel müdürlüğü yaptı.
Özkan Şenyüz maddi imkânsızlık nedeniyle sürekli çalışmak zorunda kaldı. Vakko’ya da bir gazete ilanıyla başvurmuştu: "Ben hayatım boyunca hep çalıştım, yapmadığım iş kalmadı. 1982’de bir sigorta şirketinde çalışırken gazetede Vakkorama’nın ilanını gördüm. İlanda dans etmeyi sever misiniz, hareketli misiniz, diye yazıyordu. Çekine çekine İzmir mağazasına gittim. Şıkır şıkı ortamı görünce acaba beni alırlar mı diye çekinerek girdim içeri. Çok kalabalıktı, kalkıp gideyim mi derken kumaş müdürüyle görüştürdüler beni. Sonra da aşağı inip elimdeki formu Vitali Hakko’ya vermemi söylediler. Korka korka aşağıya indim, yaşlı bir adam orada oturuyordu. ’Bay Vitali varmış, onunla görüşeceğim’ dedim. Yaşlı adam "Ne yapacaksın onu" dedi. Ben de ’Bay Vitali ile görüşeceğim sizinle değil’ dedim. O da otur otur bakalım, ben Bay Vitali’yim deyince utançtan kıpkırmızı oldum. Beni biraz sorguladıktan sonra ertesi gün tekrar çağırdılar, 3 hafta İstanbul’da staj görüp göremeyeceğimi sordular. Ben de kabul ettim. Vakko grubuyla olan 24 yıllık serüvenim böyle başladı."
Çok Güzel Pazarlık Yaptım Özkan Şenyüz’ün "çok güzel çok iyi bir okul" dediği Vakko’dan kopması da kolay olmadı ama oradaki misyonunu tamamladığını düşünüyor. Capitol’a Genel Müdür olmasının hikâyesi de ilginç:
Vakko’nun grup başkanı bir gün Şenyüz’e Capitol’de bir yer olduğunu, gidip bakmasını söyledi. Şenyüz "Capitol, Vakkorama müşterileri açısından tam istediğimiz gibi değil, emin misiniz?" diye sordu. Ancak o hala uzun yıllar önce gittiği eski Capitol’ü hatırlıyordu, oysa alışveriş merkezi çok değişmişti: "Gidip gördüm, Capitol gerçekten çok değişmişti, konsept çok hoşuma gitti. Aksoy Grubu’ndan Taner Aksoy’la Vakko adına bir toplantı yaptım. Kiralamak için çok iyi pazarlık ettim, tabii Vakko grubunda yetiştiğim için ilk öğrendiğim şey malın satılırken değil alınırken kazanıldığıydı. Çok güzel bir başlangıç yaptık. Bu şekilde Ekim 2006’da onlarla tanışmış oldum. Sonra toplantıda olup bitenleri üstlerime bildirdim, Capitol’de mağaza açmanın yararlı olacağını söyledim. Biz Vakko Grubu olarak yatırım yapmayı düşünmedik ama bayilerimizden biri çok istiyordu, onları devreye soktuk. Bir ay sonra bayi grubu ile anlaşma sağlandı."
Bir Hafta Sonra Çağırdılar Ancak Özkan Şenyüz ile Capitol’ün yöneticileri arasındaki bağlantı bu pazarlık toplantısıyla bitmedi. Aradan 5–6 gün geçti, Taner Aksoy Özkan Şenyüz’ü arayıp Mesa ve Aksoy Grubu’nun yönetim kurulu ile tanıştırmak istediğini söyledi: "Yönetim kuruluyla bir saat sohbet ettik. Ben fikrilerimi söyledim, Türkiye genelinde alışveriş merkezleri konusunda yorumlarımı aktardım. Bana genel müdürlük teklif ettiler."
Özkan, mağazacılığı çok iyi biliyordu ama alışveriş merkezi yönetimi işi onu biraz düşündürdü. "Aslında işi yapacağıma inanıyordum ama istiyordum ki benim bu işi daha önce hiç yapmadığımı bilsinler. Bir süre düşündükten sonra tekrar toplandık ve teklifi kabul ettim. 16 Ocak’ta Capitol’de başladım."
Şenyüz teklifi kabul ederken Capitol’ü büyük bir Vakko olarak düşündüğünü, buradan yola çıkarak bir şeyler yapabileceğini inandığını söylüyor: "24 yıl Vakko gibi bir müessesede aşağıdan gelip yetişirseniz, tecrübeleriniz inanılmaz oluyor. 43 yaşında enerji ve birikimimin potansiyelini düşünebiliyor musunuz? Bana insanlar nasılsın diye sorduğunda bomba gibiyim derim. Enerjim, tecrübem, Vakko terbiyem var."
Detaycılığı Vitali Hakko’dan Öğrendim Vitali Hakko’yla yönetim kurulu başkanlığı döneminde 15 yıl çalıştım. Ondan edindiğim en önemli alışkanlık yazma. Vitali Hakko sürekli not alırdı. Vitali Hakko bize bakmayı değil görmeyi, detaycılığı öğretti. Bir eksik varsa onu herkesten önce o görürdü. Bir gün İzmir Vakkorama’da bir kumaş reyonundayken "Bak, görüyor musun emprimeyi yanlış basmışlar, bunu görmen lazım" dedi. Ben Vakkorama’nın müdürüyüm, oradaki kumaş reyonunun müdürü var, bana niye soruyor, diye düşündüm ama o "Bunu senin görmen lazım" dedi. Detayı ve güzelliği yakalarsak başarılı oluruz. Vitali Hakko ayrıca müşteri memnuniyeti ve müşteri haklılığı üzerinde de çok önemle durur, personeli takdir etmeyi çok iyi bilirdi.
Tecrübeli Mağazacılar Alışveriş Merkezlerinde Kariyer Yapabilir Şuna inanıyorum ki alışveriş merkezleri yöneticiliği eğer mağazacılığı da bilen kişiler tarafından yapılırsa çok çok daha verimli olur. Eğer mağaza yöneticiliği, koordinatörlüğü yapan arkadaşlar varsa, yeni açılacak alışveriş merkezlerine genel müdür yardımcısı, insan kaynakları, halkla ilişkiler müdürü olarak girebilirler. Mağazacılıktaki tecrübeli arkadaşların kendilerini bu yönde de biraz düşünmelerini isterim.
2004 yılında Soysal Danışmanlık ortaklığı ile bir akademi kuran, hem kendi personelini hem de mağazalardaki personeli yetiştirmeye başlayan Capitol, önümüzdeki dönemde bu eğitimleri bir üst safhaya taşıyacak. "Gülen Capitol" sloganıyla bir projeleri daha var. Hazirandan itibaren 50 kişilik gruplarla brunch düzenleyeceklar. Her sabah Genel Müdür Özkan Şenyüz’ün de katılacağı toplantılarda çalışanlar işle ilgili sohbet edecet. Şenyüz mağazacılıktan gelen tecrübelerini ve müşteriyi nasıl memnun edeceklerini aktaracak. "İnsanların sürkeli gittikleri hiç değiştirmedikleri mekânlar vardır, bu bir kafe ya da bir kuaför olabilir. Örneğin ben kuaförümü değiştirmem çünkü onun sohbetini severim. Gidilen mekânda çalışanların bir özellikleri vardır ve o yüzden tercih edilirler. Biz o birileri için gelenleri çoğaltmak istiyoruz."
Kaynak: Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi/Burcu Özçelik
|