|
Avrupa'da yeni nesil çalışan ve yöneticiler artık işlerini hayatlarının en önemli parçası olarak görmüyor. Türkiye'de ise yöneticilerin yüzde 84'ü, çalışanların yüzde 47'si işlerini hayatlarının en önemli parçası olarak görüyor.
Bu veriler, Fransız Accor Grubu'nun bu yılın başında yaptığı 'Kurumsal İK perspektifi ile AB'ye dahil olma: Brüksel'e uzun bir yol mu var?' başlıklı araştırmanın sonuçlarından sadece biri.
39 Türk firmasının katılımıyla yapılan araştırma, Türkiye'deki insan kaynakları (İK) uygulamalarıyla, AB'dekileri karşılaştırıyor. Örneğin, şirketlerdeki kadın / erkek oranı AB'de yüzde 50 - 50, Türkiye'de yüzde 40'a 60. Avrupa'da yöneticilerde yüzde 40'a yüzde 60 olan bu oran son yıllarda yüzde 50 - 50'ye çıkmakta. Türkiye'de ise yöneticilerin yüzde 70'i erkek, yüzde 30'u kadın. Türkiye'de işe alımlarda cinsiyet ve yaş farkı gözetiliyor. Firmalar yüzde 33 oranında cinsiyet, yüzde 62 oranında yaş kriterlerini dikkate aldıklarını belirtiyor. Fransa'da ise iş tekliflerinde yaş, cinsiyet ve dine değinilmesi yasaklanmış. Araştırmanın bir diğer ilginç göstergesi ise firmaların yüzde 72'sinin parasal olmayan teşvik sistemleri uygulamıyor olmaları. Fransa'da ise motivasyonu ve bağlılığı artırmak için parasal olmayan teşvik sistemleri tüm firmalarda kurulmuş: Yılın en iyi çalışanı, satış elemanlarının rekabeti, yenilikler için bonuslar gibi.
Araştırma sonuçları, siyasette olduğu kadar iş dünyasında da insan kaynakları uygulamalarında da AB'ye uzun bir yolumuz olduğunu gösteriyor.
Kaynak: Milliyet Kariyerim Gazetesi
|