Küreselleşme ile birlikte çok sık dile getirilen belli konseptler var. Bunların başında, "insan sermayesi" ve "sosyal sermaye" geliyor. Birincisi, insanların eğitim ve sağlık açısından kalitesine vurgu yaparken, ikincisi "kişilerarası güvenin" altını çiziyor. Bir toplumda insanların eğitim ve sağlık açısından kalitelerinin artması ve birbirlerine duydukları güvenin gelişmesi, başlı başına arzu edilir bir durum olmak dışında, ekonomik açıdan da olumlu etkiler yaratan hususlar. Bu etkilerin başında ekonomik büyüme geliyor. Diğer bir anlatımla, sadece "fizik" ve "mali" sermayesi değil insan ve sosyal sermayesi de yüksek olan toplumlar daha hızlı ve istikrarlı büyüyorlar. O nedenle, yaklaşık son yirmi yıldır, bu iki konseptle yalnız akademisyenler değil aynı zamanda politika yapıcıları ve piyasa aktörleri de yakından ilgileniyorlar. Türkiye'de sosyal sermaye, özellikle insan sermayesine kıyasla, üzerinde yeterince durulmamış bir konu. Bu yazıda, geleceği şekillendirmek bağlamında, sosyal sermayenin kısaca, a) tanımı ve ölçülmesi, b) etkileri ve kaynakları ve c) politika çıkarımları üzerinde duracağız.
Sosyal Sermayenin Tanımı ve Ölçülmesi Sosyal sermaye konseptinin tanımlanması ve ölçülmesi oldukça karmaşık. Sadece bu konuda çalışan araştırmacıların değil, aynı zamanda Dünya Bankası ve OECD gibi kurumların da kullandıkları farklı tanımlar söz konusu. Bir örnek vermek gerekirse, sosyal sermaye konseptinin popüler olması konusunda en fazla katkısı olan Amerikalı siyaset bilimci Putnam'a göre sosyal sermaye, "toplumsal yaşamın- kişilerin ortak amaçlarını gerçekleştirmek konusunda daha etkin bir biçimde hareket etmelerini sağlayan- ağlar, normlar ve güven gibi özelliklerine işaret etmektedir..." Ancak, daha çok bilimsel araştırmalarda kullanılan anlamıyla sosyal sermaye, kişiler arasındaki güveni ifade ediyor. Bunun anlaşılabilir iki nedeni var. Birincisi, aşağıda göreceğimiz gibi, sosyal sermaye kavramının ölçülmesi ve dolayısıyla operasyonalize edilmesini kolaylaştırması ile ilgili. İkincisi ve daha önemlisi, konseptin anlamını daha güçlü bir biçimde vurgulaması ile ilişkili. Putnam'ın yukarıda verdiğimiz tanımında yer alan "ağlar (networks), normlar" sosyal sermaye için gerekli ama yeterli olmayan özellikler. Örneğin mafya, ağ ve normları en yaygın ve güçlü örgüt. Buna karşılık, mafyanın gücünün, toplumun sosyal sermaye düzeyini yansıtmadığı ortada. Kişiler arası güvenin ölçülmesi çoğu durumda, siyaset bilimci Inglehart'ın yönetiminde yürütülen "Dünya Değerler Anketinde" sorulan bir soru ile gerçekleştiriliyor. Farklı dönemlerde birden çok ülkeye uygulanan bu ankette deneklere: "Yakın çevrenizden olmayan kişilerle ilişkilerinizde çok dikkatli ve temkinli mi davranırsınız yoksa insanlara güvenir misiniz?" sorusu yöneltiliyor ve şu iki şıktan birinin seçilmesi isteniyor: a) çok dikkatli ve temkinli davranırım, b) insanlara güvenirim. Bir toplumdaki sosyal sermaye düzeyi b şıkkına verilen cevapların miktarı ile doğru orantılı. 1995-1996'da gerçekleştirilen Dünya Değerler Anketinin sonuçları Türkiye'nin sosyal sermaye açısından oldukça geri bir konumda olduğunu gösteriyor. Türkiye'de b şıkkına cevap verenlerin, yani insanlara güvenirim diyenlerin oranı sadece % 6.5! Ülkemizde yaygın "Türk'e Türk'ten başka dost yoktur" özdeyişiyle pek de bağdaşmayan (öyle ya, birbirimize bu denli az güveniyorsak nasıl dost olacağız?) bu sonuç ile sosyal sermaye düzeyi yalnızca % 2.8 ile sınırlı olan Brezilya'nın önünde yer alıyoruz. Sosyal sermayenin yüksek olduğu ülkeler, esas olarak gelişmiş ülkeler, özellikle de İskandinav ülkeleri. Örnek vermek gerekirse, sosyal sermaye Norveç'te % 65.3, İsveç'te % 59.7, Kanada'da % 52.4 oranında. Gelişmiş ülkeler sadece insan, fizik ve mali sermaye açısından değil aynı zamanda sosyal sermaye bakımından da ön plandalar.
Sosyal Sermayenin Etki ve Kaynakları Peki sosyal sermaye neden bu kadar önemli? Olumlu etkileri nedeniyle. Çünkü, sosyal sermaye artışının: 1) daha yüksek ekonomik büyümeye, 2) daha etkin işleyen kurumsal (kamu ve sivil) yapılara, 3) daha nitelikli sağlık hizmetlerine, 4) daha düşük suç işleme oranlarına, 5) daha yüksek okullulaşma oranları ve dolayısıyla eğitim düzeylerine vb. yol açtığını gösteren birçok araştırma mevcut. Peki, bu denli fazilete sahip olduğu görünen sosyal sermayenin kaynakları neler? Hangi etkenler bir ülkedeki sosyal sermaye düzeyinin diğer bir ülkedekinden farklı (daha az ya da daha çok) olmasını belirliyor? Bu konuda da birçok araştırma mevcut. Bu araştırmaların saptadığı sosyal sermaye kaynaklarını şu şekilde özetlemek mümkün: a) ülkelerin tarih ve kültürleri, b) toplumsal yapının ne ölçüde hiyerarşik olduğu, c) aile yapısı, d) eğitim düzeyi, e) gelirin ne oranda eşit dağıldığı, f) sivil toplumun gücü, vb. Sosyal sermayenin kaynakları ya da belirleyenleri konusunda yapılan son çalışmalardan bir tanesi gerek yetkinliği gerekse önemli politika çıkarımları dolayısıyla son derecede önemli. Siyaset bilimci Eric M. Uslaner tarafından 2003 yılında gerçekleştirilen araştırma, sosyal sermayenin en önemli belirleyeninin toplumdaki ekonomik eşitsizlik düzeyi olduğunu belirgin olarak ortaya koyuyor. Buna göre, ekonomik eşitsizliğin en az olduğu toplum ile en yüksek olduğu toplum arasında 35 puanlık kişiler arası güven (yani sosyal sermaye) farkı var. Ekonomik eşitsizliğin en düşük düzeyde olduğu toplumda sosyal sermaye, en yüksek düzeyde eşitsizliğin bulunduğu topluma kıyasla, 35 puan daha fazla.
İlişkinin kişiler arasındaki güvenden ekonomik eşit(siz)liğe doğru olduğunu da düşünmek mümkün. Ancak, Uslaner'in buna cevabı net ve kesin: ilişkinin yönü eşit(siz)likten güvene doğru. Bu bulgudan hareketle, neden İskandinav ülkelerinde sosyal sermayenin daha fazla olduğunu açıklamak mümkün. Aynı şekilde, Putnam'ın veciz başlıklı Bowling Alone (Yalnız Başına Bowling Oynamak) kitabında dile getirdiği ABD'deki sosyal sermaye düzeyinde meydana gelen azalmayı da. Çünkü İskandinav ülkeleri ekonomik eşitsizliğin göreceli olarak düşük olduğu ülkeler ve ABD gelir bölüşümünün son dönemlerde bozulduğu bir ülke. Türkiye'de ise gelir bölüşümünün durumu (gerek sektörel gerekse fonksiyonel olarak) cümlenin malumu. Ayrıca yine Türkiye'de, yakın çevresinden olmayan kişilere güvendiğini söyleyenlerin oranı yalnızca % 6.5! Sosyal sermayenin kaynakları konusunda ayrıca ve özellikle söz edilmesi gereken dört iktisatçı var: Knack, Keefer, Johnson ve Temple. Bu araştırmacıların uluslararası karşılaştırmalara dayanan çalışmaları, Uslaner'in bulgusunun yanında bir diğer önemli sosyal sermaye belirleyeni olarak, etkin ve kaliteli kamu kurumlarının önemini gösteriyor. Buna göre, keyfi davranmayan, etkin kamu kurumlarına sahip ülkelerde sosyal sermaye düzeyi daha yüksek. Çünkü, başta her türden mülkiyet hakkının korunmasını mümkün kılan bir kamu yönetimi sisteminin varlığı, kişiler arasındaki güveni artırarak ekonomik büyümeyi hızlandırmanın olmazsa olmaz koşulları arasında yer alıyor.
Politika Çıkarımları Uslaner'in ve diğer araştırmacıların bulgularının politika çıkarımı açısından önemi ortada. Sosyal sermayeyi belirleyen kültür vb. etkenlerin bugünden yarına değişmesi/değiştirilmesi mümkün değil. Ancak, ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi konusunda bilinçli ve aktif müdahalelerin gerçekleştirilmesi ve politikaların uygulanması mümkün. Sosyal sermayenin yukarıda yol açtığını söylediğimiz olumlu sonuçları dikkate alındığında, ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasının, Putnam'ın ifade ettiği "fazilet döngüsünü" tetikleyeceği açık: ekonomik eşitsizliklerin azaltılması- daha fazla sosyal sermaye- daha yüksek ekonomik büyüme- ekonomik eşitsizliklerin daha da azalması.
Ayrıca, etkin ve kaliteli kamu kurumlarının geliştirilmesi ve bu amaçla "Toplam Kalite Yönetimi" gibi araçların kullanımının sosyal sermayenin gelişimine pozitif katkı yapacağı ortada.
Bu nedenlerle, Türkiye için "geleceğin şekillendirilmesi" düşünülürken sosyal sermaye konseptinin muhtelif boyutlarının ciddi ve ayrıntılı bir biçimde ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Kaynakça Aldrige, S., Halpern, D. and S. Fitzpatrick, "Social Capital" http://www.number-10.gov.uk/su/social%20capital/socialcapital.pdf Knack, S., and P. Keefer, "Does Social Capital Have an Economic Payoff ? A Cross-Country Investigation", Quarterly Journal of Economics, Vol. 112, No. 4 (1997). Temple, J., and P.A. Johnson, "Social Capability and Economic Growth", Quarterly Journal of Economics, Vol. 113, no. 3 (1998). Putnam, R. (with Robert Leonardi and Rafaella Y. Nanetti), Making Democracy Work,(Princeton, NJ: Princeton University Pres, 1993). Putnam, R., Bowling Alone: The Collapse and Revival of American Community, (New York, Simon and Schuster, 2000). Uslaner, E. M., "Trust, Democracy, and Governance: Can Government Policies Influence Generalized Trust", forthcoming in Dietlind Stolle and Marc Hooghe, eds., Generating Social Capital (Palgrave, 2003).
Kaynak : www.kalder.org
|