Çalışanların işyerinde birbirine yansıttıkları duygular; mutluluk, sevinç, karamsarlık, neşe, kızgınlık, şaşkınlık, hiddet, merak, üzüntü, kıskançlık, hırs, sevgi, sevgisizlik, çekememezlik, anlayış, hoşgörü ve de bu kavramların zıttı olan şeyler…
Tüm bu duygular kişiler arası ilişkileri olumlu ya da olumsuz etkilediği gibi, işlere, iş yapış şekillerine ve ortaya çıkan sonuçlara da katkısı ya da negatif etkisi olmaktadır. Bu nedenle işe alımlarda ekip uyumuna titizlik gösterilmeli, ekibin ruhunu bozacak, çalışanlar arasında iletişim dengesizliği yaratacak kişilik özelliklerine sahip yeni çalışanlar ekibe katılmamalıdır. Senkronize hareket etmek, birlik duygusu, birlikte olunduğunda daha büyük işler başarma olgusu tüm çalışanlara yayılmalı ve motivasyon sürekli şekilde canlı tutulmalıdır.
Güçlü olunmayan yönlerin geliştirilmesi ve eğitimlerle sürekli kişisel gelişim hedeflenmelidir. Duygusal zeka, kendimizle ve başkalarıyla olan ilişkilerimizi doğrudan etkiler. Yani duygusal zeka bir taraftan kendi gelişimimizi ve olgunlaşmamızı diğer taraftan da yeteneklerimiz ile diğer insanlarla aramızda olan ilişkileri tanımlar. Çok uzun zamandır başarılı olmanın nedeni ve derecesi IQ ile ölçülüyordu. Son dönemlerde ve yapılan araştırmalar neticesinde, kişisel ve mesleki anlamda başarıların sebebi Duygusal Zeka’ya (EQ) bağlanmaktadır. Duygusal zeka ile insanların iletişim becerileri, kibarlık, anlayış, nezaket, güçlü iletişim, hissetme ve empati kurma gibi yetenek ve yetkinlikleri tanımlanmaya başlamıştır.
Duygusal ve sosyal kapasitesi yüksek kişiler, duygularını iyi bilen, onları kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan ve bunları ustalıkla idare edebilenler, gerek özel gerekse iş hayatlarında daha avantajlı ve güven duyulan kişiler konumunda olurlar. Sosyalleşmiş olan kişiler hayatlarında daha mutlu ve daha yaratıcı olurlar. Yaşamlarındaki her olay için daha net düşünme ve daha iyi konsantrasyon sağlayabilmekte ve kendileri ile daha fazla barışık olabilmektedirler.
Hem özel hem de iş yaşamında “BAŞARI” için; empati, duyguları iyi ifade etme ve anlama, mizacı kontrol etme, bağımsızlık, uyum sağlayabilme, beğenilme, kişiler arası sorunları çözme, sabır, sevecenlik, sakin olma, hoşgörü, ön yargılı olmama, nezaket, saygı... gibi duygusal yönler önemli görülmektedir.
Empati bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, onun bakış açısını anlayarak ve algılayarak, o kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması ve sonrasında da ona göre davranış sergilemesidir. İşyerinde ekip iletişimi ve uyumunda bu özelliğin çok önemli bir rolü vardır. Problem çözme anlarında da, sahip olunan bu yetkinlik doğru yaklaşımla, pozitif yönde ve hızlı çözüme ulaştırır. İnsan Kaynakları uygulamalarını başarı ile yürüten firmalarda bu yetkinliğin geliştirilmesi adına birçok adım atılmaktadır. Ayrıca ekibe yeni katılan üyeler için de bu yetkinlik hassasiyetle göz önünde bulundurulmaktadır.
Duygusal Zekanın Kazandırdıkları * Analitik Düşünme
* İlişki Kurma
* Başarı Odaklılık
* İnisiyatif Kullanma
* Başkalarını Geliştirme
* İyimserlik
* Çatışma Yönetimi
* Kendine Güven
* Değerlerine Bağlılık
* Kendine Hakim Olma
* Değişime Öncülük Etme
* Kendini Doğru Değerlendirme
* Değişime Uyum
* Liderlik Becerisi
* Duygularının Farkında Olma
* Müşteri Odaklılık
* Empati
* Organizasyonel Farkındalık
* İkna Yeteneği
* Soyut Düşünme
* İletişim Becerisi
* Stratejik Düşünme
* Takım Çalışmasına Yatkınlık
Kaynak: KobiFinans Dergisi 20. Sayı
|