KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Yöneticiler İçin Gerçek Kriz Öyküleri
İbrahim Zeyd GERÇİK

Krizden Nasıl Çıkarız?
Arman KIRIM


Krizden Çıkışta Yol Haritaları

Krizden Çıkışta Yol Haritaları İnkar edilemez bir gerçek; 2009 hepimiz için zor bir yıl olacak. Peki ne yapacağız? Gelişmeleri izleyip bekleyecek miyiz? Yoksa fırsatları değerlendirmeli miyiz? Bu sorular karşısında iş dünyası farklı yorumlarda bulunuyor. Ama genel kanı ‘Bekle, izle ve gelişmelere göre hareket et’ noktasında yoğunlaşıyor. Krizden en çok etkilenmesi beklenen reel sektörün alması önerilen tedbirlerin başında, nakit akışını düzenlemek geliyor. Finansal risklerin belirlenmesi, buna göre bir aksiyon planı oluşturulması veya var olan planın gelişmelere göre güncellenmesi öneriliyor. Uzmanlara göre nakit akışını düzenleyebilen şirketler, bu dönemde hem ayakta kalmayı başaracak hem de krizden sonra avantaj sağlayacak. Koç Holding’den emekli üst düzey yöneticilerin, özellikle KOBİ’lere danışmanlık yapmak amacıyla kurduğu Koç Yönder Başkanı Tunç Uluğ, bu noktada oldukça sıra dışı bir öneride bulunuyor: “Şirket yöneticileri şu dönemde nakit akışını düzenleyebilmek için, para bulabilecekleri her kaynağa yönelmeli. İster atık malzeme, ister arsa veya bina, paraya çevrilerek şirket sermayesine eklenmelidir. Aile şirketleri ellerindeki mal varlığını nakite çevirebilir. Zamanı değildir, değerinin altında gidebilir. Bu kriter önemli değil. Önemli olan şirket sermayesini güçlü tutabilmek.”

Her Zamankinden Hesaplı Olun
Planlama da kriz dönemlerinde şirketlerin daha çok önem vermesi gereken bir konu. Uzun vadeli düşünmek, bugün için her ne kadar zor olsa da esneme kabiliyetine sahip bir plan doğrultusunda ilerlemenin, şirketleri risklerden korumakta etkili olacağı yadsınamaz bir gerçek. Planlı hareket etmenin, yaşadığımız şu günlerde daha fazla önem kazandığının altını çizen Tekofaks Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bermek; “Plan yapmak zor diye bir şey yok. Planlar verilere dayanır. Veriler değişirse planları da güncellersiniz” diyerek, bu konunun önemine dikkat çekiyor.  Ekonomik ilerlemeyi bir uçağın rüzgarla ilişkisine benzeten Bermek şöyle devam ediyor: “Bugüne kadar rüzgarı arkadan alıyorduk, ama artık önümüzde… Her zamankinden daha hesaplı ve kontrollü olmak zorundayız ancak kriz kelimesinin arkasına da sığınmamalıyız.” Bermek’in dikkat çektiği bir diğer konu ise kriz dönemlerinde değer yaratmak. Ona göre bazen gözümüzün önünde duran kaynakları fark edemeyebiliyoruz. Kriz dönemleri ise bu kaynakları görmek ve değerlendirebilmek için fırsat yaratıyor: “1991’de sabahları işe geldiğimde asansörde sürekli bizim şirkete su getiren adamla karşılaşıyordum. Halbuki bu binayı yaptırırken artezyen açtırmış, 180 metrede çok güzel bir su elde etmiş ve değerlerini iyileştirmiştik. Kriz dönemindeydik, ‘Neden bu suyu değerlendirmeyelim?’ dedim. Bir sabah geldim yayın mikrofonunu alıp duyuru yaptım; ‘Bugünden itibaren bu su kullanılacak. Bir şikayetiniz varsa bize söyleyin, düzeltelim. Artık dışarıdan su alınmayacak.’ İnanır mısınız? Tek bir şikayet bile gelmedi.”

Stokları Eritin
İş dünyası temsilcilerinin, kriz dönemi önerilerinden biri de stokları hızlı bir şekilde eritebilmek. Normal zamanlarda bile şirketleri zorlayan bir maliyet kalemi olan stokların, kriz dönemlerindeki külfeti daha ağır olabiliyor. Bu nedenle, şirketlerin yaratıcı kampanyalarla stoklarını eritmeleri öneriliyor. Kilit nokta ise müşteriye yakın durmak. Değişen koşullarda onların ne istediğini bilerek, buna göre ürün ve hizmet sağlamak, şirketleri krizde ayakta tutacak önemli bir çıkış noktası… Perakende ve otomotiv sektörü, stokları eritmek için 2008 sonundan itibaren, özelikle indirim kampanyalarına hız verdi. Bu tarz kampanyaların, 2009’da da  tüm hızıyla devam etmesi bekleniyor. Stok eritmede iç pazar kadar dış pazarların da değerlendirilebileceği, özellikle alternatif pazarlarda ürünlerin talep görme ihtimalinin göz önünde bulundurulması da yapılan öneriler arasında…

Yetki Verin
İş dünyası temsilcilerinin kriz dönemleri için vurgu yaptıkları bir diğer konu ise, nitelikli iş gücünün korunması yönünde… Evet kriz dönemlerinde akla gelen ilk önlemler arasında yer alan “eleman çıkarmak” kısa vadede masrafları azaltmada etkili bir çözüm görünse de, ilerleyen dönemlerde şirkete zarar verebiliyor. Bu zararlar arasında motivasyon kaybı ve verimlilik düşüşü başı çekiyor. “Kriz dönemlerinde eleman çıkarmak en son başvurulacak yöntem olmalı” diyen TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, şirketlerin hızlı manevra yapabilme kabiliyetlerini artırmak için, çalışanlara inisiyatif vermesi gerekliliğini vurguluyor. Paker, Henkel’de yöneticilik yaptığı yıllarda, kriz dönemlerinde çalışanlar için; ‘Hiç yetkiniz yok, sınırsız yetkiniz var’ prensibini benimsediklerini belirterek; “Her adımda mümkün olduğunca yönetim onayının alınması gerekli. Ancak acil durumlarda çalışanların yetki kullanma hakları olmalı ki, hızlıca sonuç alınabilsin” diyor.

Atıl Zamanı Eğitim ile Değerlendirin
Krizin etkisiyle taleplerin ertelenmesi ve stokların eritilmeye gidilmesi, özellikle üretimin azalmasına ya da yavaşlamasına neden oluyor. Bu durum, aynı zamanda, “atıl zaman” demek. “Bu atıl zamanı çalışanlara yönelik eğitimlerle değerlendirmek mümkün” diyen Yalın Enstitü Derneği Başkanı Yalçın İpbüken, Toyata’nın çalışmalarını örnek veriyor: “Toyota şu anda üretimini yüzde 30 oranında düşürdü. Ancak çalışma günlerini azaltmadı. Atıl zamanı, eğitimle değerlendiriyor.  Bu eğitimlerde hataları görüp azaltmaya yönelik bilgiler veriliyor. Yani kaliteli çalışma, problemi çözme, bir üründen diğerine geçme gibi katma değer yaratan eğitimlerle önümüzdeki dönem için çalışanlarını hazırlıyor.  Bu dönemi normal zamanlarda daha hızlı daha verimli olabilmek için kullanıyorlar.”

Bu Yıl Kara Değil Likiditeye Odaklanın
Kriz döneminin en önemli gündem konularından biri likidite. Bu yıl, likiditenin önemli bir gündem konusu olarak karşımıza çıkacağı aşikar… Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, şirketlere kar etmeyi değil, likitte kalmaya odaklanmalarını öneriyor: “Şirketlere tavsiyem, 2009 yılının sonuna kadar ayağınızı yorganınıza göre uzatın ve konservatif politikalar belirleyin. Şirketlerinizin sermayesini artırın. Verimlilik ve stok kontrolü çok önemli. Bu yıl, karlılığa değil likiditeye önem verin. Bunun karşısında, kur, konfeksiyon gibi emek yoğun işlerde, işçilik maliyetlerini düşürüyor. Kur yükselişi, ihracatçılar için olumlu bir gelişme sayılabilir. Bu yükseliş ise en çok turizm sektörünü etkileyecek. Türkiye’ye giren döviz artacak. Önümüzdeki yıllarda enerji sektörü de gelişecek. Yabancı yatımcı çekebilir. Madencilik de potansiyeli olan bir sektör.”

Kaynak: KobiFinans 21. Sayı
 
 
Bu yazı 2758 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Tasarruf… Ama Nasıl?
Krizlerin Parlayan Sektörü: Fast Food
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Yıllık Bütçe Hazırlama Döneminde Değiliz”
Prof. Dr. Arman KIRIM

kobifinans “Şirketler, Tüketici Davranışlarına Göre Strateji Geliştir­meli”
Prof. Dr. Arman KIRIM
 
kobifinans Kriz Döneminde Reklam Harcamaları
Tevfik GÜNGÖR

Krizde Başarılı Şirket Yönetimi İçin İpuçları
Ahmet CESUR
 
Tasarruf… Ama Nasıl?
kobifinans Ekonomik kriz, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de ...

07 Ocak 2009

Krizlerin Parlayan Sektörü: Fast Food
kobifinans Dünya, ekonomik tarihinde bir dönüm noktası olarak ...

06 Ocak 2009
 
kobifinans Krizi Atlatmanın Yolu: Kısa Çalışma Ödeneği
Füsun ERDOĞAN
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010