Krizin konuşulmaya başlanmasından bu yana, Anadolu’dan bize gelen talepler, bu konu üzerine değerlendirme toplantıları yapmamız yönünde. Gazi Erçel, Erdoğan Alkin, Kenan Mortan ve Rüştü Bozkurt ile katıldığımız toplantılarda, “küresel krizi ve bize yansımaları” nı tartışıyoruz. İşadamlarımızın süreçle ilgili sorulara yanıt vermeye çalışırken, aynı zaman da onların beklentilerini ve önerilerini de öğreniyoruz. Şirketlerin en çok merak ettiği konulardan birisi de kendilerine düşen görevin ne olduğu…
Son haftalarda, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinden yapılan davetlerde, benden ve yazar arkadaşlarımdan istenen, “kriz değerlendirmesi” üzerine görüş açıklamamız. Bu toplantılarda, dünyada küresel krizin geldiği nokta, yeni dönemde ne tür gelişmeler olabileceği, krizin tahminen ne kadar süreceği, Türkiye’ye etkisi ve krizde KOBİ’lere düşen görevleri ele alıyoruz.
Ben, bu yazımda konunun bir ayağını oluşturan “krizde KOBİ’lere düşen görev”i ele alacağım. Anadolu’daki toplantılarda aktardıklarımı tekrarlayacağım:
* Bugünün dünden farklı olduğunu, kriz sonrasında bizi bekleyen yarının, bugünden farklı olacağını unutmamalıyız.
* Krizin rehabilitasyonunun, küresel olarak uzun süreceğini, sonuçlandığını sanırken, yeni sorunlar ortaya çıkabileceğini gözden uzak tutmamalıyız. Her yeni olay karşısında, korku ve şaşkınlığa kapılmamalıyız.Ü
* Değişime ayak uydurmanın, iş yaşamının vazgeçilmez unsuru olduğunu bilmeliyiz. Krizden sağlam ve karlı çıkacakların zeki ve güçlü olanlar değil, değişime ayak uyduranlar olacağını akıldan çıkarmamalıyız.
* Kriz dönemlerinin, kendimize çekidüzen verme, bu yönde düşünme dönemleri olduğunu bilerek, iş süreçlerimizi gözden geçirip, fazlalıklarımızdan arınmalı, tasarruf imkanları yaratmalıyız. Ama bunu panik havası içerisinde, hemen işçi çıkarmak, eldeki gayrimenkulleri satışa çıkarmak olarak görmemeliyiz.
* Zorlu dönemlerden bizi çıkaracak bir “B planının” bulunması gerektiğini unutmamalıyız.
* Kriz dönemlerinin yaratıcılığı körüklediğini unutmadan, her alanda, farklılık yaratan modelleri geliştirmenin yollarını aramalıyız. Yeni ürün, yeni fiyat ve yeni pazarlama yöntemleri geliştirmeliyiz.
* Şirketin tek sahibi gibi davranarak, sorunların çözümünü yalnız aramak yerine, bütün çalışanlarımızla ortak akıl yaratarak, kurumsal diyalog içinde sorunlara çözüm arama yöntemleri geliştirmeliyiz.
* Dünyayı, piyasaları, içinde bulunduğumuz sektörü iyi izleyerek önümüze çıkabilecek fırsatları kaçırmayıp, değerlendirebilmeliyiz.
* Kriz dönemlerinin, aynı zamanda fırsat dönemleri olduğu gerçeğini unutmayarak, doğacak fırsatları iyi değerlendirmeliyiz.
Bunlar benim son Anadolu toplantılarında anlattığım ve soru-yanıt bölümlerinde söylenenlerden çıkarıp eklediğim konuların sıralaması. Unutulmaması gereken gerçek, moral bozmak, durup oturmak yerine kriz dönemlerinde de yapılacak şeyler olduğunu bilmektir.
www.dunyagazetesi.com.tr
|