KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Yöneticiler İçin Gerçek Kriz Öyküleri
İbrahim Zeyd GERÇİK

Krizden Nasıl Çıkarız?
Arman KIRIM


“İyimser Olmak İçin Erken Bir Dönemdeyiz”


Tufan DARBAZ
BTD Ekonomik Araştırmalar ve Yaratıcılık Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı
“İyimser Olmak İçin Erken Bir Dönemdeyiz” Dünyanın içinden geçtiği ağır krizden sonra, durgunluktan çıkmak ne kadarlık bir süreç içinde mümkün olacak? Dünyanın geleceği eğer yeniden şekilleniyorsa, Türkiye bu tablo içinde nerede? Kısa ve uzun vadede, yeni bir geleceğe hazırlanmak mı gerekiyor? BTD Ekonomik Araştırmalar ve Yaratıcılık Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Darbaz, KobiFinans Dergisi’nin Ekim-Kasım-Aralık 2009 sayısında yer alan özel röportajında Türkiye’nin ve dünyanın geleceğini değerlendirdi.

Siz bundan sonraki dönemi, yakın gelece­ği, 2010'u nasıl görüyorsunuz?
Bu soruyu Türkiye ve dünya ölçeğinde ele almak gerekiyor. Ben önce dünya ölçeğinden başlayayım: Bir kaç gün önce, FED'in eski başkanlarından birinin bir demecini okudum: 2009'un 3 ve 4'üncü çeyreğinde Amerikan ekonomisinde bir toparlanma olacağını, ama daha sonra tekrar bir yavaşlamanın geleceğini söylüyordu. Ben de bu görüşe yüzde 100 katılıyorum. Böyle bü­yük bir fırtınanın yavaşlamasını görmek, zaman alacaktır. 2010'u da böyle değer­lendiriyorum. İyimser olmak için çok er­ken bir dönemdeyiz. Durgunluktan çıkı­şın çok hızlı olmayacağını düşünüyorum.

Türkiye'ye bakacak olursak?
Türkiye'yi dünyadan ayırmak, bir bakıma mümkün, bir bakıma değil... Türkiye ekonomisi mer­hum Turgut Özal'dan sonra kes­kin bir dönüşle, stratejik olarak ihracata dayanan bir büyüme modelini seçti. Tabii o zamanlar, burada kurmuş olduğunuz te­sislerin tamamı dış pazarlarla bağlantılıydı. Böyle bir koşul altında, oradaki bir hapşırma, burada nezle yaratıyordu… Dolayısıyla ABD ekonomisinde yavaşlama eğilimi varsa bu Avrupa'yı da, bizi de etkiliyor... Demek ki bizim için iyimser olmak kolay değil. 2009'un kaybedilmiş olduğunu ar­tık herkes kabul ediyor ama bu geç bir kabul oldu. Ben Türkiye, 2009'da yüzde 1 büyüme yakalarsa çok büyük bir şans olur diye düşünüyorum. Kimse analizleri dinlemek istemedi. Ne yazık ki bizdeki kötü alışkanlık, sabah TV'yi açıyorsunuz, 'Veriler geldi, dolar şu oldu, faiz bu' gibi verimliliği olmayan analiz ve yorumları tüm kanallarda izliyorsunuz. Bunun böy­le olmaması lazım, yüzeydeki konuşma­lar kimse için fayda yaratmıyor. Bir nokta daha var. Bildiğiniz gibi hala, çok çeşitli nedenlerden dolayı Türkiye'de kayıtdışı ekonomi ağırlıkta ve bu durum, bizim gerçekleri görmemizi de zorlaştırıyor. Bu kadar büyük bir çalkantının, bu kadar de­receli olarak etki etmesinin nedeni de bu. Türkiye'de işsizlik oranı, yüzde 18 mi? Bir ailede en az 3 kişi çalışıyor, bunların hiçbiri kayda girilen faaliyetler değil. De­mek ki işsizlik rakamını da birebir doğru bir rakam değil. Belki daha az, belki de daha yüksek.

Peki, sizce tüketimdeki düşüş de devam eder mi?
Batı ülkeleri, krizin çö­zümü olarak, tüketimin yeniden canlanması için "nakit akışı" yaratmayı seçti. Aksi halde ekonomi dönmeyecekti. Peki, bu model başarılı oldu mu? Dünya ölçeğinde bakarsak kıpırdama oldu, çünkü para yet­miyordu. Ama hala tüketici güveni otur­muş değil. Para var, hatta faizlerin düş­mesinden ne kadar bol olduğunu da anlı­yorsunuzdur. Türkiye'de de hızla düşü­yor. Ama insanlarda hala güven oluşma­dı. Bu nedenle yılın son iki çeyrek döne­mine umutlu bakıyorlar. Doğrudur, dün­yada bir tüketim canlanması göreceğiz. Biz de tüketimi ve borcu, karakter olarak seven bir ülkeyiz. Orada 1 düzeliyorsa, burada 3 düzelir. Atasözü bile olmuş; 'Borç yiğidin kamçısıdır' derler, biz kork­mayız. Düzelme nereden başlar diye ba­karsak, bana göre konuttan ve gayrimen­kulden başlayacak. Zaten ilk inen de ko­nut faizleri oluyor, herkes bunun farkın­da. İnsanlar konutu bir güven unsuru ola­rak görüyor. Fon vb. araçlarla pek ilgili olduğumuz söylenemez. Özetle canlanma oradan başlayacak, ilk sinyalleri almaya başladık. Bunu otomotiv takip edecek. Biz zaten çok ciddi bir ihracatçı olduğu­muz için, otomotivde canlanmayı hızlı göreceğiz. Sektörde iç pazar da canlanacaktır.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 24. Sayı

 
 
Bu yazı 2206 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
“Kriz Sonrasında, Dünyada Büyük Değişiklikler Olacak”
“2010’dan İtibaren Büyümeyi Konuşabiliriz”
"Krizle Birlikte İş Dünyasında Genç Silahlar Öne Çıkacak"
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Kriz Sonrasında, Dünyada Büyük Değişiklikler Olacak”
Cem KOZLU

kobifinans “2010’dan İtibaren Büyümeyi Konuşabiliriz”
Tuncay ÖZİLHAN
 
kobifinans Krizlere Alışmak
Servet TOPALOĞLU
 
Türkiye’yi Nasıl Bir Yıl Bekliyor?
kobifinans Evet, 2008’in son aylarında Türkiye’de de ...

06 Ocak 2009
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010