Küresel bir bilgi ve medya şirketi olan Nielsen'in, kriz ve kriz sonrasını belirleyecek tüketici trendlerine ilişkin yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, dünya ekonomisi kriz sonrasında artık eskisi gibi olmayacak. Gerek büyüme motorları, gerek büyümeyi etkileyen unsurlar değişecek.
Büyüme, Yükselen Pazarlardan Gelecek Nielsen Global Services & Uluslararası Çözümler Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölge Müdürü Pambos Charalambos, kriz sonrası ekonomik büyümenin yükselen piyasalarda olacağını ifade ediyor. Bu pazarlar Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri, Ortadoğu, Afrika, Hindistan, Çin, Latin Amerika ve Türkiye'yi kapsıyor.
Dünyanın, 1980’lerde yaşadığı son büyük resesyondan bu yana oldukça değiştiğini ifade eden Charalambos, bugünün dünyasına yönelik şu tabloyu çiziyor: "Bugün 6,7 milyar olan dünya nüfusunun, 2050 yılında 9,4 milyara ulaşması bekleniyor. Yine bugün, toplam nüfusun 3’te 2’si Asya'da, yüzde 12'si Avrupa'da, yüzde 5'i ise Kuzey Amerika'da bulunuyor. 2050 yılında ise, Batı ve Doğu Avrupa nüfusunda, 37 milyon civarında azalma olacak. Afrika nüfusu ise 1 milyon kişi artacak."
Charalambos'a göre önümüzdeki dönemde 2 trend ekonomiyi yakından etkileyecek: Bunlardan 1’incisi, etnik farklılıkların hissedilir bir şekilde ortaya çıkacak olması. Kültürel farklılıkların, tüketim alışkanlıklarını ve ürün tercihlerini yakından etkileyeceğini ifade eden Charalambos, Arap ülkelerinin tercih ettiği Mecce Cola gibi ülkelere özel farklı ürünlerin sayısının artacağına dikkat çekiyor.
Charalambos'a göre küresel ekonomiyi etkileyecek 2’nci trend ise, dünya genelinde büyüyen orta sınıf. "Şirketlerin öncelikle büyüyen orta sınıfa odaklanması gerekecek. Örneğin Çin'de orta sınıf nüfusu 1995 yılında toplam nüfusun yüzde 10'una denk gelirken, bu oran 2025'te yüzde 79'a yükselecek. Bu da 1,17 milyar kişi anlamına geliyor" diyor Charalambos.
Önümüzdeki 5-6 Sene, İşsizlik Yüzde 16'larda Kalacak Nielsen Türkiye Tüketici Grubu Müşteri Hizmetleri Perakende Panel ve Tüketici Araştırmalarından Sorumlu FMGC Segment Direktörü Yunus Erduran ise, Türkiye'de geleceğe yönelik en büyük tehdidin işsizlik olduğunu söylüyor. Erduran; "2001 yılında yaşanan krizde işsizlik oranı yüzde 10'a yükseldi. 2002-2008 yılları arasında, işsizlikte yüzde 10 oranı sabit bir trend olarak yerleşti ve yapısal işsizliğe dönüştü. Yaşadığımız krizde işsizlik yüzde 16'ya yükseldi. İşsizliğin artması kısa vadeli değil. Bu da işsizlik bazımızı yüzde 16'ya taşıdık olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki 5-6 sene boyunca, işsizliğin bu seviyede kalacağını söyleyebiliriz" yorumunu yapıyor.
İndirim Mağazaları Trendi, 2001'den Bu Yana Yükseliyor Avrupa'da, tüketimde büyüme oranının 2007-2008’de yüzde 6, 2009'un ilk çeyreğinde ise yüzde 3,1 olarak gerçekleştiğini ifade eden Erduran, Türkiye'de 2007-2008'de yüzde 13 olan tüketim artış oranının, 2009'un ilk çeyreğinde yüzde 8,3 olduğunu kaydediyor: "Sektör temsilcileri, krize karşı indirimli fiyatlarla direnmeye çalışıyor. Bu süreç promosyonları, indirim mağazalarını önemli bir konuma taşıdı. Fakat her ne kadar tüketim belli bir seviyeyi korusa da, tüketici güven endeksi, 2008 Aralık ayından bu yana negatif görünüme sahip."
Krizin özellikle indirim mağazaları trendini önemli ölçüde yukarı çektiğini kaydeden Erduran, şu bilgileri veriyor: “Avrupa'da 15.000 olan indirim mağazası sayısı, bugün 41.000’e ulaşıyor. Türkiye'de ise 2001'de 1.000 olan bu sayı, 2009'da 4.000’e ulaştı. BİM bunun en büyük tetikleyicilerinden biri.”
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Dünya Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.dunyagazetesi.com.tr
|