“Her şey, aynı zamanda zıddını da içinde barındırır” teorisine dayanarak, ekonomik krizin yalnızca olumsuzluklarının konuşulduğu şu günlerde, ters yönde bir görüş bildirmek ve bu krizin, birçok sektör için fırsatlar yarattığını söylemek istiyorum.
Liberal düzeni tercih etmiş, küresel piyasalara açık hiçbir ülkede, bir ekonomi, sürekli büyüyemez. 3-7 yıllık süreçler içinde, mutlak surette ya büyümenin hızı yavaşlar ya küçülme olur. Bu daralma sürecinde, tıpkı genişleme dönemlerinde olduğu gibi, mevcut varlıklar ve pozisyonlar değişime uğrayarak, yeni oluşumlara zemin hazırlar. Değiştiğini düşündüğümüz temel prensipler, gerçekte çok fazla değişmez. Daralma dönemlerinin, genişleme dönemlerine göre temel farkı, “sızlanmaların” genellikle çok daha fazla olması ve kamuoyunda daha fazla yer işgal etmesidir.
Varlıklarını kaybedenler, kaybettikleri varlıklara; yeniden pozisyon alanlar, aldıkları pozisyonun meyvelerini henüz toplayamadıklarına; hiçbir şeyleri olmayanlar ise kamuoyundan etkilenerek zaten olmayan şeylerini sanki kaybetmişlermiş gibi durmadan yakınır durur.
Bir süre sonra ekonomi, bu dönemde yapılan düzeltmelerin etkisiyle ve atılan tohumların yeşermesiyle tekrar toparlanmaya, arkasından da büyümeye başlar. Kişi ve kuruluşlardan bazıları değişik oranlarda tekrar nemalanmaya ve ekonomi yeniden canlanmaya başlar. Ekonominin tepe yaptığı dönemlerde, tıpkı güneşin parladığı anlarda olduğu gibi nasıl varlıklar büyüyor, refah artıyor, işbirlikleri fazlalaşıyor, yüzler gülüyorsa, ekonominin dip yaptığı durumlarda da, tıpkı gece olduğu gibi bunlar aynen oluyor, ancak farklı bir eksende ve biçimde gerçekleşiyor. Gece-gündüze veya yaz-kışa çok daha çabuk uyum sağlıyoruz ama ekonomik krizler bizi hep şaşırtıyor. Bu durum, birçok kişinin sağlıklı kararlar almasını da olumsuz yönde etkiliyor.
Kaynak: Capital Dergisi
www.capital.com.tr
|