KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Yöneticiler İçin Gerçek Kriz Öyküleri
İbrahim Zeyd GERÇİK

Krizden Nasıl Çıkarız?
Arman KIRIM


Türkiye’yi Nasıl Bir Yıl Bekliyor?

Türkiye’yi Nasıl Bir Yıl Bekliyor? Evet, 2008’in son aylarında Türkiye’de de hissedilmeye başlanan küresel kriz, henüz karşıladığımız 2009’da da etkilerini sürdüreceğe benziyor. Tüm sektörleri az ya da çok etkileyen bu durum, durgunluk beklentilerini beraberinde getirse de,  sektör temsilcileri ve geçmiş krizleri yönetenler, Türkiye’nin eskiye oranla çok daha hazırlıklı olduğu görüşünde… Yeni ve büyük yatırımlarda ertelemeler yaşanması beklenmekle birlikte, dikkatli atılacak adımlarla krizin etkilerini en aza indirmenin ve hatta yeni fırsatlar yakalamanın mümkün olabileceğini düşününler de var.

Türkiye Krizin Neresinde?
1994, 1998, 2001 derken, krizler ve durgunluk dönemleri, neredeyse Türk ekonomisinin alışageldiği bir durum oldu. Bu noktada, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, “dünyanın en fazla kriz tecrübesi olan ülkesi” olduğumuzu hatırlatarak; “Bu işi artık öğrenmemiz gerek” diyor. Kriz dönemlerinde basit düşünmenin önem kazandığını belirten Paker, içinde bulunduğumuz durumu;“Kriz dediğimiz şey, pazarda talebin azalmasıdır. Krizin etkisi, talebin etkisine bağlıdır. Dolayısıyla krizin çözümü masa başında değil, pazarda aranmalıdır. Şirketler küçülebilir, ancak yapmaları gereken en önemli şey, müşterilerine ve pazara yakın durmaktır. Bu nedenle, şirket yöneticilerine en önemli tavsiyem şu olacaktır: Sahaya çıkın, müşterilerinizi dinleyin. Neye ihtiyaçları var? Ne istiyorlar? Öğrenin ve ürünlerinizi buna göre geliştirin.” şeklinde yorumluyor.

Peki sektörlerde durum ne? Krizden hangi sektörler daha çok etkilenecek, hangi sektörler fırsat barındırıyor? Türkiye’nin lokomotif sektörlerinde kriz ve 2009 beklentilerini araştırdık.

Mobilya Sektörü İhracata Yöneliyor
Türkiye’nin otomotiv ve tekstilden sonra 3’üncü büyük sektörü olan mobilya, krizin etkilerini ihracatla atlatmayı hedefliyor. Geçen yılın sonuna doğru krizin etkisiyle iç pazarda daralma yaşayan sektör, 2009’da yabancı pazarlara yönelerek açığı kapatmayı planlıyor. Türkiye’de mobilya sektörünün kalbinin attığı yer olarak adlandırılan MASKO Mobilya Kenti’nin Yönetim Kurulu Başkanı Recep Güneykaya, MASKO’nun bu yıl 25’inci  yılını doldurduğunu ve bu süre içerisinde bir çok kriz atlattığını belirterek, 2009 yılı için de umutlu olduklarını ifade ediyor. Güneykaya bir önceki kriz olan 2001 yılında yaşanılanlardan ders çıkarıldığını belirterek, önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini şu şekilde ifade ediyor: “Daha önce krizleri atlatmış bir oluşumuz ve bu krizi bir fırsata çevirmek için kolları sıvadık. Yerli tüketicinin yanında Yunanistan, Romanya, Bulgaristan ve Türkiye Cumhuriyetleri’nden de günübirlik gelip alışveriş yapanların uğrak yeri konumundayız. Bu durum, içinde bulunduğumuz dönem için önemli bir avantaj. Ayrıca, kent içinde yer alan her bir şirketin ihracat faaliyetleri de oldukça umut veriyor. Şu an için MASKO’nun, Türkiye’nin mobilya ihracatının yüzde 20’lik payını karşıladığı söylenebilir. Avrupa ülkelerine yapılan ihracatın yanında, Almanya, Fransa, İran, Romanya, Yunanistan, Suriye, Azerbaycan gibi ülkeler de ihracat yapılacak ülkeler arasında yer alıyor."

Türkiye Mobilya Sanayi­cileri Derneği (MOSDER) Yö­netim Kurulu Üyesi ve İstikbal Mobilya Yönetim Kurulu Baş­kanı Memduh Boydak ise özellikle dövizdeki yükselmenin, bir fırsat olacağını ve sektördeki şirketlerin ihracata daha da yoğunlaşmalarını sağlayacağını ifade ediyor: "Sektörde TL ile girdilerin daha fazla olması bi­zim en büyük şansımız oldu. Dolayısıyla dövizin aşırı bir et­kisi olmadı. Son zamanlarda ih­racat yapan mobilya şirketle­rimiz serzenişte bulunuyorlardı. Dövizin geride kalmasın­dan dolayı; ‘Sattığımız ürünler­den para kazanamıyoruz’ di­yorlardı. Şimdi bu tersine dön­müş oldu. Dövizin yükselme­sinin ihracatımıza katkısı ol­duğunu da söyleyebilirim, ihracatımızı artırma adına gayretlerimizi artıracağız. Ancak ‘Dö­vizin yükselişi ihracatçıların yü­zünü güldürdü’ demek belki pek doğru olmaz, rahatlattı ve beklentileri karşıladı. İçinde bulunduğumuz konjonk­tür itibariyle de ufak tefek iniş çıkışlar olabilir. Şirketler ihra­cat faaliyetlerini daha fazla mo­tive ederlerse, bu sorundan daha az etkilenirler.”

Otomotiv Yan Sanayi Önlem Alacak
Krizin etkilerinin en çok hissedildiği sektör olan otomotiv sektörü, 2009 yılında kampanyalara yönelerek düşen satışları toparlamayı planlıyor. Üretim ve stok adetlerini sınırlayan sektörde yıl sonuna doğru ivmenin yukarı dönmesi beklenirken, yan sanayi ise önlem hazırlığında. Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Ömer Burhanoğlu, krizin yan sanayide çok derin hissedildiğine dikkat çekerek, alınacak önlemlerle zararı en aza indirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. Burhanoğlu’nun, son dönemde önemli yatırımlar yapan sektör için beklentileri ise şöyle: “Uluslararası pazarda teknolojik düzeyi yüksek ürünler üretme kapasitesine sahibiz. Esnek üretim kabiliyetimiz, rekabetçi fiyatlarımız, genç, dinamik ve eğitimli bir insan kaynağımız var. Bu özellikler sektörümüzü uluslararası alanda rekabetçi kılıyor. Ancak yaşanan küresel krizin etkilerini en derin hisseden sektörlerden biriyiz. İhracat odaklı bir sektör olmamız ve ihracatımızın yüzde 70’ini Batı Avrupa’ya gerçekleştiriyor olmamız bizi olumsuz etkiledi. 2009 yılında da daralmanın devam edeceğini öngörüyoruz. En büyük sorunumuz nakit akşını dengelemek. Vardiya sistemimizi yeniden gözden geçiriyoruz. Dileğimiz, çalışanlarımızdan feragat etmeden krizi atlatabilmek… Bu konuda acil eylem planları üzerinde çalışıyoruz.”

Turizm Rekabet Gücüne Güveniyor
Türkiye’nin bacasız sanayisi turizm sektörü, 2009’dan umutlu. Rakiplerine göre fiyat avantajını elinde bulunduran Türk turizm sektöründe, 2009 yılında taleplerde önemli bir daralma beklense de çok derin bir yara alınmayacağı görüşü öne çıkıyor. Türkiye Otelciler Federasyonu (TUROFED) Başkanı Ahmet Barut, ne çok karamsar ne de çok iyimser olduklarını belirterek; “Küresel krizin etkilerini mutlaka yaşayacağız ama avantajlı konumumuzu koruyoruz. Mali kriz Türkiye’nin turizmdeki rekabet üstünlüklerini ortadan kaldırmadı, çünkü turizm Türkiye’nin en reel sektörü. Kriz dönemlerinde tüketici, parasının karşılığını tam olarak aldığı ürünlere yöneldiğinden, her şey dahil sistemi avantaj yaratacak. Euro bölgesinin dışında olmamız da başka bir avantaj, bu nedenle, özellikle İngiliz ve İskandinav pazarları için, Türkiye cazip duruma geldi. Son yıllarda olumlu yönde gelişen pazar çeşitliliği de bir diğer avantajımız. Dış pazarlardan talep yönünde büyük bir kayıp yaşamıyoruz, İngiltere’den umutluyuz. Buradan Türkiye’ye 2 milyon civarında turist akışı var. Bu oranın 5 yıl sonra 4 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Ancak bu dönemde İstanbul’a yönelik iş seyahatlerinde ve kongre turizminde düşüş yaşanabilir. 2008 yılında ortalama yüzde 10 büyüme sağladık. 2009’da büyüme hızında bir miktar yavaşlama görebiliriz.”

Tekstil Yılın 2’nci Yarısından Umutlu
Türkiye’nin ihracatta lokomotif sektörlerinden biri olan tekstil ve hazır giyim sektörü, krizi fırsata çevirmeye hazırlanıyor. Avrupa’nın en önemli tedarikçileri arasında yer alan Türk tekstil ve hazır giyim sektörü, küresel kriz sırasında siparişlerde önemli bir düşüş beklemiyor. Sektör temsilcilerinin çoğu, özellikle siparişlerin Çin’den Türkiye’ye yöneleceğini ve 2009’un ilk yarısından sonra, Türk tekstilinin yıldızının parlayacağını söylüyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş, sektörün durumunu; "Türk tekstil ve hazır giyim sektörü, şu an bile Türkiye’nin krizi daha hafif atlatması için kaldıraç sektör konumunda. 2,5-3 milyon kişiye istihdam sağlıyoruz. Krizin etkisiyle siparişlerde çok fazla düşüş yaşanmıyor, mali krizin getirdiği en büyük sıkıntı işletmelerin çok kısa vadeli kredi döngüsüyle çalışması. Şu dönemde müşteri potansiyelimizi korumak önemli" şeklinde yorumluyor.

Türkiye’nin yabancılar tarafından en güvenilir ülkeler arasında görüldüğünü belirten Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu ise, bu nedenle diğer ülkelere göre krizi hafif atlatacağımızı düşündüğünü belirtiyor.  Avrupa’nın Uzakdoğu’ya olan talebinin Türkiye’ye yönelmesinin çok yüksek bir ihtimal olduğunu ifade eden Konukoğlu, bu konuda şu yorumu yapıyor: “Türkiye başka ülkelere göre krizi daha hafif atlatacak. Bunun en önemli belirtisi, dünyada stokların aşağıya çekilecek olması. Bu da büyük siparişlerin gelmemesi anlamına geliyor. Avrupa ülkeleri, krizden önce bu siparişleri Uzakdoğu’ya veriyordu. Çünkü çok ucuza mal ediyorlardı. Doların 1.50-1.60 arasında gezmesiyle birlikte, bu siparişler yön değiştirdi. Siparişler Türkiye’ye yönlendirildi. Avrupa pazarı, artık doğrudan imalatçıya yöneliyor.  Bu noktada da ihtiyacı karşılayabilecek ülkeler Türkiye, Yunanistan, Romanya, Mısır ve Bulgaristan. Kalite açısından bu ülkelere oranla avantajımız var. Tekstilde en kaliteli ürünleri Türkiye üretiyor.”

Teknoloji Hazırlıklı
Dünyada krizden en az etkilenen sektörlerden birinin teknoloji olması bekleniyor. Araştırma ve danışmalık şirketi Gatrner’a göre, teknoloji harcamalarında bir miktar yavaşlama olacak ancak durma noktasına gelinmeyecek. Gartner Küresel Araştırmalar Direktörü Peter Sondergaard, kriz öncesinde sektörde 2009 için öngörülen yüzde 5,8’lik büyümenin yüzde 2,3 olarak revize edildiğini belirtiyor. Sondergaad, bilgi teknolojilerinin iş dünyasına sağladığı katma değer nedeniyle hiçbir zaman harcamaların tamamen durmasını beklenmediğini ifade ediyor. Türkiye’de de teknoloji harcamalarında önemli bir düşüş beklenmiyor. 2001 krizinde en fazla küçülen 2’inci sektör olan teknoloji, bu kez çok daha hazırlıklı. Index Grup CEO’su Erol Bilecik, bilişim teknolojilerinin artık hayatımızda su ve ekmek kadar ihtiyaç olduğunu söylüyor. Bilecik, krizin her sektörü etkilediği gibi, teknoloji sektöründe de etkileri olacağını, ancak bilgiye duyulan ihtiyacın etkileri hafifleteceğini belirtiyor: “Dış kaynak bağımlısı bir ülke olarak, küresel krizden yoğun bir biçimde etkileneceğiz. Ama şu anki sektörümüzün durumu, 2001’deki gibi değil. Pazarımız da 2001 yılındaki pazar değil. Bu bakımdan, kendimizi biraz daha şanslı görüyoruz. En azından, insanlarımızın, bilişim ürünlerine, artık bir televizyon veya günlük gazete kadar, hatta neredeyse su ve ekmek kadar ihtiyaç duydukları bir ortam olduğunu görmekten memnunuz. Kısaca, bilginin daha fazla alınması ve paylaşılması gibi bir noktaya gelindi ve bu bilince ulaşılmış olunması nedeniyle, sektörün bu krizden en az etkiyle çıkacağını öngörüyoruz.”

Krizde Gıda Tüketimi Artıyor
Krizden en az yara alması beklenen sektörlerin başında gıda geliyor.  Buna rağmen, sektör 2009’da krize karşı hazırlıklı olmak konusunda çalışmalar yapıyor. Krizle birlikte tüketicilerin eğilimlerinde de değişim gözlemleniyor. Önümüzdeki dönemde, gıda alışverişinde fiyat önemli bir kriter olacak. Sektörün aldığı tedbirlerin başında ise stoksuz çalışma var. Zira, tüketimde önemli bir değişim beklenmemesine rağmen, toptan alımlar yerine küçük partilerle alım yapılması bekleniyor.
Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin sektörde yaşanan değişim ile ilgili şu yorumu yapıyor; “İç ve dış pazarda talepte bir miktar azalma olacağını düşünüyoruz. Gıda, sağlık gibi temel sektörler de krizi hissedecek. Ancak yine de en az etkilenen kesimler olacağımızı düşünüyoruz. Sonuç olarak, temel ihtiyaçlardan tamamen vazgeçilmesi mümkün değil. Öte yandan, tüm sosyolojik araştırmalar, kriz dönemlerinde insanların daha çok gıda tüketimine yöneldiğini gösteriyor.

Kaynak: KobiFinans 21. Sayı
 
 
Bu yazı 3227 kez okundu.
Toplam 1 yorum yapılmış
SIRRI ÜSTÜNDAĞ Gıda-İçki-Tütün 23 Ocak 2009
Gıda sektöründeki daralma küçük ölçekte fakat sektörün yüzde 80’nin özkaynakları yeterli değil. Ticari krediler yüksek ve dolayısıyla ödeme dengeleri alt üst olmuş durumda. Gününde ödeme olmuyor. 2 aylık ödemeler 5-6 aya sarkmaya başladı. Dürüst, sözünde durmayı namus sayan iş adamının işi zor. Bu durum fabrikacıdan komisyoncuya-üreticiye ve daha aşağılara inerek her kesime yansıyor. Ama karamsar değilim atlatılmayacak süreç değil işinde iyi olup tecrübeli dürüst olana karada hiç bir zaman ölüm yok. Biraz sabredin geçmek üzere...
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “İyimser Olmak İçin Erken Bir Dönemdeyiz”
Tufan DARBAZ

kobifinans “Kriz Sonrasında, Dünyada Büyük Değişiklikler Olacak”
Cem KOZLU
 
kobifinans Krizlere Alışmak
Servet TOPALOĞLU
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010