Orkestranızı kurdunuz ve çalmaya başladınız. Dinliyorsunuz. Bir yerlerde kulağınızı tırmalayan bir şey var. Evet, şu flüt detone, ayarsız, başka bir ilahiden nağmeler çalıyor. Bu durumda önünüzde üç seçenek var:
*Katlanmak,
*Değiştirmek,
*Bitirmek.
Diyelim bu duruma katlanmaya karar verdiniz. O zaman orkestranız düzeni bozuk, ahenkten yoksun, işini doğru düzgün yapamayan-yani izleyicilere hoş bir müzik sunamayan- bir hal alacaktır. Salondakiler bu müziği dinlemek istemez ve orkestra yöneticisi olarak sizi suçlar.
Tamam, değiştirmeye karar verdiniz. Flütçü X biraz ilave ders alır. Yakın bir yerlerdeki bir telafi kursuna gönderilir. Doğru notalarla gelir ama flütün yaratıcılığını kısıtladığı hissine kapılarak bundan sonra fagot çalmaya karar vermiştir. Problem hallolmuştur. Sorunu çözdüğünüz için tebrikler.
Sıra üçüncü yola geldi. Bu kişiyi görevden almak. En seri ve iyi niyetli çözüm budur. Başka bir yerde çok usta bir yandın alarmcısı olarak ya da başka herhangi bir görevde çalışabilir; siz de orkestranız tarafından kararlı, ne istediğini bilen, nesnel (kötü bir çalgıcıya karşılık çoğunluğun ihtiyaçlarına öncelik tanıdınız) ve sorumluluğunun bilincinde bir yönetici olarak görülürsünüz. Böylece artı bir puan alırsınız.
Bırakın Hata Yapsınlar Anonim bir söz vardır: “Patron kusur arar, yönetici ise hataları onarır.” Eski bir Çin atasözü vardır, şöyle der: “Bana anlatırsan aklımda bir saat kalır, gösterirsen bir gün kalır; ama yapmama izin verirsen ömür boyu aklımdan çıkmaz.” Yeterince açık. İnsanların bir şeyi yapmasına izin verirseniz, başta kötü yaparlar. Hata yaparlar. Buna fırsat tanımanız gerekir.
Çocuğunuz varsa, içeceğini bardağına kendisi koymakta ısrar eden 2 yaşındaki bir çocukla geçirdiğiniz hayret verici deneyimi unutamazsınız-her seferinde çoğunu masaya döker. Siz onun arkasında elinizde bir bezle beklersiniz, çünkü bilirsiniz ki;
Masaya dökecektir.
Döküleni temizlemek size kalacaktır.
Bu ortalığa dökme süreci önemlidir, kabullenmeniz gerekir, çünkü döke döke sonunda dökmemesini öğrenecektir.
Ebeveyn olarak, çok fazla dökülürse meyve suyu kutusunu ya da devrilecek olursa bardağı kapmaya hazır bekleyerek, hatta bu aşırı yoğunlaşma yüzünden sandalyeden düşebilir korkusuyla çocuğu tutmaya hazır bir şekilde onun etrafında dört dönersiniz.
Ekip elemanlarınızın küçük çocuklara benzediğini söylemiyorum-aslına bakarsanız dediğim o, ama siz bunu onlara söylemeyin sakın-ama gelişmelerini istiyorsanız, döküp saçmalarına izin vermeyi öğrenmek zorundasınız. Döktüklerini temizlemek için mutlaka elinizde bezle arkalarında tetikte beklemeniz gerekecektir.
Ve her döküp saçtıklarında söylenip durmayacaksınız. Tersine, onlara övgüler yağdıracaksınız: ”Aferin, iyi yaptın, inanılmaz bir ilerleme kaydettin.” Elinizdeki bezi ya da ortalığı sildiğinizi de göstermemeye çalışacaksınız.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Richard Templar’ın Yöneticiliğin Kuralları adlı kitabından derlenmiştir.
|