|
Eczacıbaşı Topluluğu, son 2-3 yıldır sürdürdüğü odaklanma stratejisiyle dikkatleri üzerine topluyor. Eczacıbaşı’nın 2’nci nesil yöneticilerinden yönetim kurulu başkan yardımcısı Faruk Eczacıbaşı, "Odaklanma stratejimiz devam edecek. Her zaman elden çıkarılan şirket olacak, hep satın aldıklarımız da olacak" diyerek bu sürecin yeni adımlarla devam edeceğinin sinyalini veriyor.
Krize girildiğinde likidite anlamında diğer şirketlerden çok daha iyi durumda olduklarını belirten Eczacıbaşı, bunun avantajını kullanarak 2009 yılını piyasaya göre iyi geçirdiklerini açıklıyor.
Eczacıbaşı Topluluğu, 2009 yılını nasıl geçirdi? 2009 yılını iyi geçirdik. Beklentilerimiz kötüydü ve bu nedenle yılı beklediğimizden daha iyi geçirdik diyebiliriz. Büyüme rakamları önceki yıllar gibi değildi ama rekabet ortamında mücadele ettiğimiz diğer kuruluşlardan daha iyi durumdayız.
Peki büyüme rakamları nasıl gerçekleşti? Topluluğumuz, 2009’da daha önceki yıllarda yakalamış olduğu büyüme hızlarının altında kaldı. Ama buna karşın karlılık ve nakit üzerine odaklandık, hedeflerimizi gerçekleştirerek başarılı bir performans sergiledik. Ciro olarak 2008 paralelinde bir rakam yakaladık, bir önceki yılki satış performansımızı koruduk ve 3,8 milyar TL'yi aşan bir ciro elde ettik. 2009’da yurtdışından sağladığımız gelir de 680 milyon dolar oldu. Yapı gurubunda çok iyi bir duruma geldik. AB ülkelerindeki güçlü konumumuzu ve pazar paylarımızı korumanın yanı sıra yeni hedef pazarlara yönelik önemli adımlar attık. İlaç alanında Zentiva'nın satın alması sonrası istediğimiz bir küçülme gerçekleştirdik.
Peki 2010 yılı için Eczacıbaşı Topluluğu olarak beklentileriniz neler? Kişisel olarak 2010'un daha iyi bir yıl olacağını düşünüyorum. Yine de artık, krizden sonra her şeye biraz daha farklı bakmamız gerektiğini de düşünüyorum. Nasıl düşündüğünüz ile çevrenizin düşünceleri farklı olabiliyor. Ama mutlaka yeni bir duvara çarpma beklentisi olduğunu da unutmamak, tüm kararları bu olasılıkla değerlendirmek de gerekiyor.
Topluluğun son birkaç yıldır odaklanma stratejisi dikkat çekiyor. Buna devam edecek misiniz? Tabii, odaklanma stratejimiz devam edecek. Her zaman elden çıkarılan şirket olacak, hep satın aldıklarımız da olacak. Topluluk olarak yeni alanlar tabii ki hedefleniyor. Özellikle yapı grubumuzda farklı bölgelerde, coğrafyalarda açılımlar düşünüyoruz, yeni alanlara girmeyi planlıyoruz. Bunun yanı sıra tüketim grubu ürünlerinde yeniliklerimiz var. Ayrıca yeni sektör arayışı içindeyiz.
İlaç alanında bünyemizde kalan alanlarla faaliyete devam edeceğiz. Sağlık sektöründe daha çok hizmetler alanında, evde bakım gibi hizmetlerle büyümeye devam edeceğiz. Nükleer tıp alanındaki yaptığımız ortaklıkla çalışmalarımız, büyümemiz devam edecek.
Eczacıbaşı ismine yakışan işlerde olacağız. Genlerimizi sağlık sektöründen aldığımız için kendimize özgü, güçlü bir disiplin yapımız var.
Eczacıbaşı'na özgü disiplin yapısını açıklayabilir misiniz? Bu disiplin, uzun yıllar sağlık sektöründen gelen bir alışkanlık. Ürettiğiniz ürün veya serviste göstermeniz gereken kalite kaybına yönelik toleranssızlık. Topluluk olarak her işimizde, ürün kalitesinde toleranssız bir disiplinle çalışıyoruz. Ben bu disiplini mutlaka korumak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu disiplini, ben kendi adıma Eczacıbaşı adıyla özdeşleşmiş olarak kabul ediyorum.
İşte bu disipline uygun, geliştirebileceğimize inandığımız ve gireceğimiz pazarın da bize güvendiği hissettiğimiz alanlar olursa bu yeni alanlara açık olacağız.
Eczacıbaşı kurumsallaşma adımlarını başarıyla atmış, büyümesini sürekli kılmış Türk holdinglerinden biri. Sizce bu işin sırrı ne? Eczacıbaşı'nın kuruluşunun 70'inci yaşına yaklaşıyoruz. Ben son 30 yıldır aktif olarak bu kuruluşun içindeyim. Öncelikle söylemeliyim ki zamanında çok darbeler yedik.
Benim için en önemli örnek, Özal dönemidir. O dönem hakikaten bizi çok etkileyen darbeler almıştık. Türkiye pazarına yönelik çalışırken birdenbire dünya rekabetini karşımızda bulduk. Çoğu şirket gibi hazırlıksız yakalandık, o kadar kökten bir değişim yaşadık ki... Ama çok da iyi bir aşı oldu, o dönemde çok şey öğrendik. O yıllardan sonra krizlerde, rahat uyuma fırsatı bulduk.
Bir de finansal anlamda, yeni yatırımlar yaparken tutucu davranarak ilerledik. Başarının sırrı, bildiğin işi iyi yapacağını kabul etmekten geçiyor. Biz yeni bir alana giriyorsak, o alanın faaliyetlerinin çok iyi irdeleyip yine biraz tutucu yaklaşırız. Bu şekilde büyümenin de doğru olduğunu düşünüyorum.
Biz küçük bir şirket değiliz, büyük şirketlerin hareket alanı kendi içinde küçük yatırımlarla çok daha hızlı gelişebiliyor. Yeni bir alana yatırım yaptığınızda, diğer şirketlerinize ayırdığınız yatırımlardan çekip veriyorsunuz. Halbuki ana iş alanlarınızda size sunulan sonsuz fırsat, yapmanız gereken sonsuz iş var. İşte bu dengeyi kurmakta çok dikkatli olmak zorundayız. Biz Eczacıbaşı’nda bu bilince her zaman sahip olduk. Bunlar hepimizin hemfikir olduğu ilkesel konular…
Bence sır tüm bunlarda. Özetle şirketin sağlamlığını garantileyip kendi prensiplerine sahip çıkarak ilerlemek işin sırrı.
Ayrıca kurumsallaşmayı iyi tamamladığımızı düşünüyorum, aile şirketi olarak yönetiminde de tüm sorumluluğun profesyonellere devredilmesi önemli bir adım. Tabii kurumsallaşmanın sonu yok ama başarı sırlarımız olarak bunları sayabilirim.
Kaynak: Bu röportaj, www.kobifinans.com.tr için, Capital Dergisi’nden derlenmiştir.
www.capital.com.tr
|