Anasayfa
Favorilerime Ekle
KobiFinans'ı Öner
RSS
Detaylı Arama
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM
ÜYE SORGULAMA
EĞİTİM MERKEZİ
Sektörler
Bilgi Merkezi
Dış Pazarlar
Uzmana Danışın
Eğitim Merkezi
Araçlar
Ana sayfa
Bilgi Merkezi
Yönetim
Kavrakoğlu: Türkiye’de Şirketler Taklitçilikten Batıyor
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
Bir Tartışmayı Sözsüz Kazanmanın Yolları
Malezya ve A4 Kağıdı İthalinde Dikkat !
İş Dünyasının En Önemli Yönetim Zaafı!
STK’lardan Dersler
Stratejide Sezgilere Yer Var mı?
Dikkat Çekecek Bir Özgeçmişi nasıl Hazırlarsınız?
KOBİ Yönetimleri "Rollerdeki Hızlı Değişimi" Farketmeli
Yeni Dünya-Yeni Motivasyon
Yeni Dünya-Yeni Motivasyon
Üç Kişilik İş Yapmak Zorundayız!
Yerli Web Adresleri
Rekabet Gücü Geliştirme Merkezi
Değişimi Yönetmek
Linda HILL
Yöneticiler İçin Altın Kurallar
Frank McNAIR
Kavrakoğlu: Türkiye’de Şirketler Taklitçilikten Batıyor
Gençliğinde yaptığı mikrofonla GuinnessRekorlar kitabına giren Prof Kavrakoğlu, Türkiye’de bilim ve iş dünyasının yakından tanıdığı bir isim. Kavrakoğlu "Bizde sistem, yaratıcı beyinlerin çıkmasına izin vermiyor" diyor.
Türkiye’de ender rastlanan insanlardan biri Prof. İbrahim Kavrakoğlu. 1941 doğumlu. Öncelikle o iflah olmaz bir adrenalin bağımlısı. Hız, heyecan, yaratıcılık ve teknolojideki son yenilikler Kavrakoğlu’nun tutkuları. Robert Koleji mezunu. Gençliğinde Türkiye’nin yüksek teknoloji kullanan bir ülke olmasını hedefleyen Kavrakoğlu, bu yüzden makine mühendisi olmuş. "Dünya değiştikçe benim de ilgi alanlarım değişti" diyen Kavrakoğlu, 1970’lerde Türkiye’nin enerji politikalarını hazırlarken, 1980’lerde ekonomiyi canlandırma yollarını arayan ekibin başındaydı. 90’larda kamu kurumlarını ve özel sektörü kalkındırıyordu, 2000’li yıllarda bilişim alanında gerçekleştirdikleriyle yine ilkleri yapan oldu. Kavrakoğlu için hızlı ve tez canlı bir insan dedik diye aklınıza hızlı yürüyen, hızlı konuşan, son sürat araba kullanan bir adam gelmesin. Kavrakoğlu’nun hayatındaki hız yaptığı işlerde gizli. Örneğin Kavrakoğlu Londra Üniversitesi’ndeki master ve doktorasını rekor zamanda bitirmiş. Kavrakoğlu son yıllarda şirket yöneticisi yetiştiriyor. Bugüne kadar Türkiye’nin en önemli şirketlerinden üst ve orta düzey 5.000 kadar yönetici Kavrakoğlu şirketinin eğitiminden geçti. Kavrakoğlu şirket yöneticilerine uyguladığı MBA programıyla dünyadaki ilk 3’e girdi. Kendisinin danışmanlık yaptığı şirketlere uygulamaları için önerdiği "bilgi kaldıraçlama" yöntemi terim olarak Amerikan Bilimler Akademisi tarafından kabul edildi.
CV’nizi okudum, yaptığınız işleri araştırdım, projelerinizi oku oku bitiremedim. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük projelerinden biri olduğu iddia edilen Toplu Konut Projesi’nin mimarı siz, 1970’li yıllarda enerjiyle ilgili her projede sizin adınız var, 12 Eylül darbesinden sonra ekonomiyi canlandırma planlarında siz varsınız, ABD’de Fulbright Senior Fellow, Franz Edelman Yönetim Bilimi Ödülü, Dünya Enerji Kongresi Önemli Katlı Madalyası ödülleri. Amerikan Bilim Akademisi üyesisiniz. Son yıllarda Türkiye’nin en büyük şirketlerinin yöneticileri sizden eğitim almış. Mühendislikten, ekonomiye ve bilişime. Nasıl bir vizyon var sizde? Çok zeki çok da çalışkan mısınız? Bu memleket sizin değerinizi bildi mi?
(gülüyor) Teşekkür ederim. Türkiye’yi kurtarmak gibi bir hayalim vardı. Gençliğimdeki hayalim Türkiye’nin yüksek teknolojiyle uğraşmasıydı. Kendime de böyle bir kariyer planlamıştım, idealistim. Bu amaçla makine mühendisi oldum. Bu arada uçuşla ilgilenmeye o zamanlar başlamıştım. Uçmanın mühendislik yönüyle hep ilgilendim. Çok zeki ya da çalışkan olmak? Araştırmayı, yenilikleri seviyorum. Başarmaya odaklıyım.
O kadar çok şey var ki yaptığınız. Hani tüm bunlan yaparken de bir yandan pilotluk, yelken, araba tutkusu.
Golf, briç, tenis de var. Hobilerle uğraşmak insana keyif veriyor. Çabukluk tutkum var.
Siz adrenalin bağımlısı mısınız? Bir günde Amerika’dan Türkiye’nin enerji politikalarım planlamak için gelmek.Yelken yarışları yetmemiş, kayak yetmemiş, uçmaya başlamışsınız.
(gülüyor) Galiba öyle. Seviyorum heyecanı. Havacılık diğer hobilerden farklı ama. Araba bozulunca kenara çekiyorsun, uçuş için kapsamlı bir eğitim şart. Adrenalin meselesine gelince, ben herşeyi çabuk yapmayı seviyorum. Sabırsızlık demek istemiyorum ama hızlı karar verip, hemen yapmak isterim. Tez canlılıkla, bir an evvel başarmakla ilgili olabilir. Çabukluk tutkum var.
Başarmak için çok zeki mi olmak lazım, çalışkan olmak yeterli mi, yaratıcılık ne kadar etkili?
"Düzgün yapalım yavaş olsun", "Ağır ol molla desinler" gibi yavaşlığı temsil eden sözlerimiz var. Biri bir şirkete yenilik getirecek olur, "Eski köye yeni adet mi" derler. Söyle söyleyim: Bir şirketin cirosunu ikiye katlarsanız aynı sermayeyle iki misli iş yapmış olursunuz. Stokları yılda 10 kere çevireceğinize 20 kere çevirirseniz verimlilik artar. Ben bunları yaptırmaya çalışıyorum şirketlere. Şirketlerin performansının artması için de şirket yöneticilerinin performansı artmalı. Çalışkan olmak gerekir ama yetmez, îşi yaparken farklılık katamıyorsanız sürünün peşinden gidersiniz. Zeka çok göreceli bir kavram. Zekanın ölçülmesini de çok ahmakça buluyorum.
İbrahim Bey, Türkiye’den başarılı isimler çıkıyor, çoğu da yurtdışında. Niye Türkiye sizin 1960’lı yıllardaki hayalinizdeki gibi yüksek teknolojiyle uğraşamadı, niye Türkiye’den dahi çıkmadı?
Boğaziçi’nde bölüm başkanlığı yaptığım dönemde en iyi üniversitelerdeki mezunlarımızı Türkiye’ye getirdim. Akif Eyler, Süleyman Özekici, Gündüz Ulusoy, Öktem Vardar ilk aklıma gelen isimler. Bu isimler arasında Berkley, Harvard, Stanford birincisi Türkler vardı. Stanford’ın bütün rekorlarını 1970’li yıllarda bir Türk öğrenci kırmıştı. Bunlar olağanüstü şeyler. Muhtar Kent böyle biridir, Coca Cola’nın en üst seviyesine geldi şimdi. Türkiye’den neden çok çıkmıyor diyorsunuz. Baskıa bir toplumuz. Aile baskısı, çevre baskısı. Şirketlerde "çizmeyi aşma", "başkasının işine çıkarma", "icat çıkarma" mantığı hakim. Bu anlayış hakim olduğu sürece atılım yapmak zor olur. Bir örnek vereyim, Türkiye’nin enerji politikalarıyla uğraştığımız dönemde ofisimde 2.757 adet kitap yalnızca enerjiyle ilgiliydi. O dönemde iyi çalışmalar oldu ama uzun sürmedi. Çünkü enerji konusunda büyük paralar dönüyordu, menfaatler çatıştı ve hala Türkiye’nin enerji politikası yok. Küçük düşünmekle, ileriyi planlamamakla ilgili bunlar. Türkiye’nin ekonomisi de bir türlü planlanamadı. Türkiye Ortadoğu’nun önemli bir enerji oyuncusu olacakken bunu da kullanamadı. Başarılı isimler bu sistem içinde ne yapabilir?
Türkiye parlak beyinlerini de bu yüzden mi kaybediyor?
Evet ama Türkiye’de genel bir sorun var. Türkiye’den yaratıcı insan çok zor çıkıyor. Yaratıcı beyin çıkmıyor Türkiye’den. Yaratıcı olmanız için özgüven sahibi olmanız lazım. "Ben yaparım" demek lazım. Güçlü olan insanın özgüveni vardır. Güç nereden gelecek? Güç bilgiden gelir. Türkiye’de bilgi sahibi olmaya yönelik bir sistem yok. Türkiye’deki zeki insanların zekasının nerede iyi olduğunu nerede kullanabileceğini ortaya çıkarmaya da sistem izin vermiyor.
Yurtdışında yaşamış hocalık yapmışsınız, sonra gelip Türkiye’de hocalık yaptınız. Hiç ikilemde kaldınız mı, dönmek ya da kalmakla ilgili?
Dediğim gibi Türkiye’yi kurtarma gibi bir hayalim vardı. Halen Türkiye’nin şirketlerine inanıyorum.
Şirketler güçlenirse Türkiye kurtulur mu?
Evet. Küreselleşmeyle birçok şey değişiyor. Dünyanın değişmesine paralel olarak benim de önem verdiğim konular değişti, l milyon şirket var Türkiye’de. Şirketler ne kadar başarılıysa ülkeler o kadar başarılı oluyor. Su andaki vizyonumuz şirketlerin başarılı olması, bu aslında bir ülke vizyonu. Şirketimizin MBA programı dünyada ilk üçe girdi. Online olarak bunu üniversiteler yapıyor, bizim için orijinal olan bunun bir şirket tarafından yapılması. 5.000 yöneticiyi eğittik. Türkiye’de şirketler küreselleşmeye ayak uydurmalı ve bilişimdeki gelişmeyi Türkiye yakalamalı. Sanayide bir kişiyi istihdam etmek için kabaca 85.000 dolara ihtiyaç var. Bilişimde ise 3 bin dolar yeterli oluyor. Bu olağanüstü birşey.
Çin, Hindistan bu alanda inanılmaz bir gelişim sergiledi.
Türkiye ucuzlukla uğraşmamalı. Türkiye pahalı mallarını Avrupa ülkelerine satabilmeli. Türkiye’de birçok şirketin yaptığı en büyük hata taklitçi olmaktır. Bu yüzden de batiyorlar.
Türkiye nüfusunun yüzde 67’si 35 yaşın altında. İyi okullarda okuyup yurtdışında yaşamayı tercih edenler çok, Türkiye gençlerine umut veriyor mu?
Ben yurtdışında kalanların bu ülkeye getirisi olduğunu düşünüyorum. Ben Stanford’ta ders verdiğimde 40 hocayla arkadaşlık ettim, 400 öğrencim oldu. Bu kadar insan bir Türk’ü yakından tanıdı. Türkiye’nin bu anlamda tanıtıma ihtiyacı var. Bilgi sahibi olmaya özendirilmeli gençler, araştırmaya ve yaratmaya. Türkiye’de bu eksik. İşte bu yüzden de yaratıcı beyinler çok zor çıkıyor.
Kaynak: Vatan/Elif Ergu
Bu yazı 2966 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Yazı hakkında yorum yap
Arkadaşıma gönder
Sayfayı yazdır
Arşivime gönder
Paylaş
Google
Twitter
FriendFeed
Facebook
"Ben Direkt ve Net Bir Liderim"
"KOBİ, Eskiden Tanımı Belli Olmayan Bir Kavramdı"
"Başarıyı Kendi Başıma Yakalamayı Seviyorum"
Kurumsal Yönetişim Neden Önemli?
"Şans, Ona Hazırlıklı Olanı Buluyor"
"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "
“32 Yönetici Olmak İçin Genç Bir Yaş Değil”
"Kuralları Yıkma Stratejisi Başarı Olasılığını Yükseltir"
"Sürekli İnovasyonun 5 Önemli Kriteri Var"
"Beklenenden Fazlasını Yapmayanlar, Japon Şirketinde Çalışamaz"
"İnsan Sevginiz Yoksa Başarılı Olamazsınız"
"Eczacıbaşı’nın Zirvesindeyim, Şimdi CEO’ya Türkçe Karşılık Arıyorum"
Önce Fikri Sonra Da İşi İyi Yönetmeli
Türk KOBİ’lerinin Geleceğine Yürekten İnanıyorum
Çaycısından Genel Müdürüne Herkes Verimlilik Artışından Sorumludur
Türk Gibi Başla İngiliz Gibi Bitir…
En Kolayla Başlayıp Sonra Tekrarlıyorum
SAS Institute Türkiye Yöneticileri ile Kurumsal Zeka Üzerine
Şikayet Edeni Değil, Çözüm Üretini Severim
Fark Yaratmadan Para Kazanılmaz
Üyelik Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifremi unuttum
Beni Hatırla
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Sektör seçiniz...
Ambalaj
Araştırma / Geliştirme
Bankacılık
Basın Yayın
Beyaz-Kahverengi Eşya
Bilgisayar - Yazılım
Büro Malzemeleri
Cam Ürünler
Dayanıklı Tüketim
Demir Çelik
Demir Dışı Sanayi
Deri / Ayakkabı
Dış Ticaret
Eczacılık / İlaç
Eğitim / Danışmanlık
Elektrik
Elektromekanik
Elektronik
Endüstri ürünleri
Enerji
Finans
Gıda-İçki-Tütün
Haberleşme
Halkla İlişkiler
Hediyelik Eşya
Hırdavat / Nalburiye
Holding
İnşaat Malzemeleri
İnşaat - Elektrik Taahhüt
İnternet Servisleri
Kağıt
Kimyevi Maddeler
Kültür - Eğlence - Spor - Dernek
Maden
Makina ve Metal Eþya
Metal İşleme / Kuyumculuk
Orman Ürünleri/Mobilya
Otomotiv
Perakende Ticaret
Petrol ve Petrol Ürünleri
Plastik / Lastik / Kauçuk
Reklam / Promosyon
Sağlık
Sigorta
Tarım - Hayvancılık
Taşımacılık / Dağıtım
Teknoloji / Medya / İletişim
Tekstil - Dokuma - Konfeksiyon
Telekomünikasyon
Toptan Ticaret
Turizm
Yazılım
Diğer
“Zegna İçin, Azim ve Titiz Çalışma Vazgeçilmez”
Gildo ZEGNA
“İşin Sırrı, Şirketin Sağlamlığını Garantileyip, Kendi Prensiplerine Sahip Çıkarak İlerlemek”
Faruk ECZACIBAŞI
Bir Tartışmayı Sözsüz Kazanmanın Yolları
Nick MORGAN
Stratejide Sezgilere Yer Var mı?
Temel AKSOY
Bu Şirkette Çaycı da Hissedar, Yönetim Kurulu Başkanı da…
Çinli teknoloji devi Haier’in ...
Ortaklıkla Büyüyen Şirket, Zincir Marketlere Üretim Yapıyor
Nazar Kimya, 1980’de, yaşları 25 ile 28 arasındaki ...
Liderleri İzlemek Sizi Lider Yapmaz
Beş yıl boyunca, hemşirelerden CEO’lara farklı ...
13 Kasım 2008
Dünya Değişiyor, Pozitif Düşünün
Devir artık, her koşulda en iyi fırsatı görerek, yola devam ...
07 Ekim 2008
Eyleme Geçin, Çalışanlarınızı Kurtarın
Asuman BAYRAK
Rekabet Ne Demek?
İbrahim GÖKNAR
Bizi Tanıyın
Çözüm Ortakları
Güvenlik ve Gizlilik
Sıkça Sorulan Sorular
Reklam
Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap
Bize Ulaşın
Site Haritası
KobiFinans, bir
Finansbank Kobi Bankacılığı
hizmeti olup her hakkı
Finansbank A.Ş.
'ye aittir. © 2010