KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Değişimi Yönetmek
Linda HILL

Yöneticiler İçin Altın Kurallar
Frank McNAIR


Fark Yaratmadan Para Kazanılmaz


Prof. Dr. Arman KIRIM
Yönetim Danışmanı
Fark Yaratmadan Para Kazanılmaz Bir yılı aşkın bir süre önce, ABD’li yazar Seth Godin bir kitap yayınladı: Mor İnek. Kahverengi renkte, tıpkı bir çikolata kutusuna benzeyen bu kitabın alt başlığı şuydu: Çarpıcı olmak suretiyle şirketinizi dönüşüme uğratın. Bu isim Godin’in aklına nereden mi gelmiş? Ailesi ile birlikte Fransa’da tatil yaparken, otoyolun sağında ve solunda geniş çayırlarda otlayan inekleri görünce keyiften  kendilerinden geçmişler. Doğal bir güzellik içinde çayırları ve inekleri seyrediyorlarmış. Fakat 15-20km sonra, inekleri izlemek keyif vermemeye başlamış çünkü hep birbirlerine benziyorlarmış. Godin devam edip şöyle diyor: “İnekleri seyrederseniz, bir sure sonra sıkıcı olmaya başladıklarını görürsünüz. Bunlar mükemmel inekler olabilirler, çekici inekler, harika kişilikleri olan inekler, kalite belgesi olan inekler, vizyoner-misyoner inekler olabilirler. Sonuç, inekler ne kadar güzel olurlarsa olsunlar bir süre sonra sıkıcı olmaya başlıyorlar. Ama o tarlada bir ‘mor inek’ karşılarına çıkmış olsa, ne kadar farklı ve çarpıcı olurdu değil mi? En azından bir süre… İşte mor inek benzetmesinin altında yatan fikir bu…”

Yönetim danışmanı Prof. Dr Arman Kırım; Türkiye’de 10 yılı aşkın bir süredir ‘farklılaşmanın’ önemini anlatıyor. Bu kitabın esprisinden hareket ederek, ‘İnekleri mora boyayınca olmuyor, önemli olan mor inek üretmek’ diyen Arman Kırım sonuçta bir kitap yazdı: Mor İneğin Akıllısı. İş dünyasında çok konuşulan ve konferansları düzenlenen bu kitaptan yola çıkarak, Kırım ile ‘farklılaşmanın’ sırlarını konuştuk.

KF: Ürünlerin, hizmetlerin ve şirketlerin giderek daha çok birbirine benzediği bir pazar ortamında yaşıyoruz. Rekabet, firmaların büyük bir bölümünü fiyat kırmaya, promosyona yönelmeye vb. mecbur bırakıyor. Siz ise para kazanmak için ‘farklı olmak gerektiğini’ söylüyorsunuz. Farklılık her derde deva bir çözüm olabilir mi?
İş dünyasında herkesin yaptığını yaparsanız ‘benzer’ olursunuz. Benzer olursanız, müşteri gözünde rakiplerinizle aynı görünmeye başlarsınız. O zaman da müşteri, satın alma kararında büyük ölçüde (ve çoğu kez sadece) fiyata bakmaya başlar. Hayatiyet şansınız giderek azalır. Takdir edersiniz ki; herkesin yaptığını yaparak bu darboğazdan çıkılmaz. O halde yapılması gereken ne? Müşterinizin istediği ya da çok hoşlanabileceği ve bunun için bir fiyat ödemeye razı olabileceği; rakiplerinizin hiçbirinin yapmadığı ya da yapamadığı şeyleri belirlemek ve bunlar üzerine bir sistem inşa etmek… Evet, para kazanmak için farklı olmak gerekir.  Farklı olmak ise, kafa çalıştırmayı gerektirir. Sorgulamayı, gözlem yapmayı, denemeyi, risk almayı, bazen çuvallamayı ama yılmadan yoluna devam etmeyi bilmeyi gerektirir.

KF: Geçmişte bir ürünün kaliteli ve güvenilir olması farklı olması için yetiyordu.  Günümüzde aynı şeyi söylemek mümkün mü?
İnsanların beklentileri yükseldiği ve rekabet de bunu arttırdığı için, kaliteli olmak hayatta kalmanın ön şartı haline gelmeye başladı. Çok takdir ettiğim ve sevdiğim, şu anda yaklaşık 10 bin kişinin çalıştığı bir grubun başındaki bir işadamı, bana şu öyküyü anlatmıştı: “Biz Sultanhamam’da iş yaptığımız sıralar sattığımız veya aldığımız mallar öyle bozuk, öyle kalitesizdi ki, babam bu şartlarda başarılı olmanın tek yolunu kaliteli ve sağlam olmakta görürdü. Bu nedenle bana, tüm gençliğim boyunca, ‘Oğlum sen pekmezi iyi yap, sinek Bağdat’tan gelir’ dedi durdu. Ben de, bu inançla yıllarımı ürün ve hizmet kalitesini arttırmaya adadım. Ama tam pekmez mükemmel oldu derken bir de baktık ki ortalıkta sinekminek kalmamış. Malımız çok kaliteli ama hak ettiği parayı ödeyecek müşteri bulamıyoruz.” Çok iyi olmak, çok kaliteli olmak artık sıradan şeyler… Şimdi önemli olan insanları hayran bırakmak, çarpıcı olmak… Farklı olup, düşünülmeyeni ve arzu edileni keşfetmek… Başarıyı bu getirir. 

KF: Peki nasıl farklı olunur, bunun bir formülü var mı?
Formül yok değil: Dışarıdan içeriye bakabilmek.  Bunu başarabilirseniz nasıl farklılaşacağınızı da bulursunuz. Yani, ‘Müşteri ne istiyor, rekabet ne?  Biz neyi yapamıyoruz?’ Bunu anladıktan sonra, ürününüzün müşteri tarafından hiç beğenilmeyen ve hatta nefret edilebilen tüm negatif özelliklerini belirleyip onları süratle ortadan kaldıracak, yeni çözümler, stratejiler bulacaksınız. Hiçbir rakibinizde olmayan ama eğer siz sunarsanız müşterinizi hayran bırakacak ve yüzünü size doğru çevirecek özellikler ekleyebilmelisiniz. İşin sırrı budur. Ama bizim alışkanlığımız genellikle ‘Üretelim, satalım’ düşüncesi olduğu, içeriden dışarıya doğru olduğu için bu sıkıntılara düşüyoruz.

KF: Peki ya sonraki yollar?
Farklılaşmak için sayısız yol var. Örneğin müşteriyi yeniden tanımlamak… Eğer herkese her şeyi satan bir kurum iseniz, o zaman müşterinin kafasında ayırt edici bir özelliğiniz kalmaz. Zira müşteriler segmentlerden oluşur.  Her segmentteki müşterinin bir üründen beklentisi farklıdır. Hangi müşteri segmentine, hangi özelliklerinizle hitap etmeniz gerektiğine karar verip, kendinizi bu şekilde tanıtmalısınız.  Türkiye ekseninde bakarsak, yurtdışında başarılı olmak sizi farklılaştırır. Çünkü Türk insanı bugün hala uluslar arası başarıya özlem doludur. Marka olmak da farklılaşmak için çok önemli bir yoldur ama tek yol değildir. 

KF: KOBİ’lerin farklılaşması büyük firmaların farklılaşmasından daha zor ya da maliyetli midir?
Farklılaşmak için büyük firma olmak kesinlikle gerekli değil. Hatta daha doğrusu, büyük firmaların hantallıktan ve koltuk kavgalarından dolayı farklılaşması daha zordur. 

KF: KOBİ’lerin büyük bir bölümü aile şirketi… Böyle bir yapıda farklılaşmak için engel midir?
Türkiye’de herkes aile şirketi aslında… Aile şirketi olmak, farklılaşmanın önünde bir engel olamaz.  Bence iyi firma olmakla olmamak arasında bir fark olabilir. Hiç ailenin karışmadığı, profesyonel firmaların başarılı olacağı garantisi var mı?  Böyle bir şey yok. Orada da aile hakimiyeti yerine, profesyonelin hakimiyeti, katılığı gelebilir. ‘Aile gitsin, profesyonel gelsin’ yanlış bir düşünce. Benim ailemde canavar gibi 5 tane çocuğum varsa, bir tane profesyonele ihtiyaç duymam. 

KF: Bu saptamayla bir bakıma kurumsallaşmayla ilgili değerlere karşı çıkıyorsunuz… Yönetim dünyasında büyük bir çoğunluk KOBİ’lerin kurumsallaşması gerektiğini savunuyor…
Aile olmadan bir şirketin işi çok zordur. Ben hep bunu söyledim. Patronu olmayan şirket kooperatiftir, onların da başına neler geldiğini hepimiz biliyoruz. Patronsuz şirket olur mu? Profesyonel ne zaman lazımdır? Bilgi ve tecrübeye ihtiyacınız olduğunda… Şirkette doktora ihtiyacım varsa ve ailede doktor yoksa, dışarıdan getireceğim.  Çocuklarımın pazarlama bilgisi/becerisi yoksa, bulup getireceğim. Ama her zaman şirketin başında oturacağım, niye oturmayayım ki?  Bunu KOBİ’lere anlatmak gerekiyor; patron şirketi olmaktan korkmasınlar. Profesyonelleri de işlerini onlara devretmek için değil, onların bilgilerinden istifade etmek için kullansınlar. Devrettiniz mi çöküş başlar, bu iş böyledir.  Ben patronum, bu şeyi kafamda tasarlamışım, başarıya ulaşmışım, yönetimi neden başkasına bırakayım? Başarıyı yaratan zihin benimse, iyisi bende demektir. Başkasında olacağının garantisi var mı? Esas olan, akıllı yönetimdir.

Kaynak: KobiFinans Dergisi, 3. sayı

 
 
Bu yazı 1830 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
"Ben Direkt ve Net Bir Liderim"
"KOBİ, Eskiden Tanımı Belli Olmayan Bir Kavramdı"
"Başarıyı Kendi Başıma Yakalamayı Seviyorum"
Kurumsal Yönetişim Neden Önemli?
"Şans, Ona Hazırlıklı Olanı Buluyor"
"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "
“32 Yönetici Olmak İçin Genç Bir Yaş Değil”
"Kuralları Yıkma Stratejisi Başarı Olasılığını Yükseltir"
"Sürekli İnovasyonun 5 Önemli Kriteri Var"
"Beklenenden Fazlasını Yapmayanlar, Japon Şirketinde Çalışamaz"
"İnsan Sevginiz Yoksa Başarılı Olamazsınız"
"Eczacıbaşı’nın Zirvesindeyim, Şimdi CEO’ya Türkçe Karşılık Arıyorum"
Önce Fikri Sonra Da İşi İyi Yönetmeli
Türk KOBİ’lerinin Geleceğine Yürekten İnanıyorum
Çaycısından Genel Müdürüne Herkes Verimlilik Artışından Sorumludur
Kavrakoğlu: Türkiye’de Şirketler Taklitçilikten Batıyor
Türk Gibi Başla İngiliz Gibi Bitir…
En Kolayla Başlayıp Sonra Tekrarlıyorum
SAS Institute Türkiye Yöneticileri ile Kurumsal Zeka Üzerine
Şikayet Edeni Değil, Çözüm Üretini Severim
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Zegna İçin, Azim ve Titiz Çalışma Vazgeçilmez”
Gildo ZEGNA

“İşin Sırrı, Şirketin Sağlamlığını Garantileyip, Kendi Prensiplerine Sahip Çıkarak İlerlemek”
Faruk ECZACIBAŞI
 
Bir Tartışmayı Sözsüz Kazanmanın Yolları
Nick MORGAN

kobifinans Stratejide Sezgilere Yer Var mı?
Temel AKSOY
 
Bu Şirkette Çaycı da Hissedar, Yönetim Kurulu Başkanı da…
Çinli teknoloji devi Haier’in ...

Ortaklıkla Büyüyen Şirket, Zincir Marketlere Üretim Yapıyor
Nazar Kimya, 1980’de, yaşları 25 ile 28 arasındaki ...
 
Liderleri İzlemek Sizi Lider Yapmaz
Beş yıl boyunca, hemşirelerden CEO’lara farklı ...

13 Kasım 2008

Dünya Değişiyor, Pozitif Düşünün
kobifinans Devir artık, her koşulda en iyi fırsatı görerek, yola devam ...

07 Ekim 2008
 
kobifinans Eyleme Geçin, Çalışanlarınızı Kurtarın
Asuman BAYRAK

kobifinans Rekabet Ne Demek?
İbrahim GÖKNAR
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010