Atletizmle uğraşanlar kısa mesafe ile uzun mesafe koşularının arasında çok önemli farklar olduğunu ifade ederler. Kısa mesafe koşularında çok kısa sürede en yüksek hıza ulaşmak ve bunu belirli bir süre sürdürmek önemli iken, maraton gibi uzun mesafe koşularında dayanıklılık, tempo, süreklilik ön plana çıkmaktadır. Fark sadece bununla sınırlı kalmamakta, özellikle ülkelerin birkaç atletle katıldığı yarışlarda takım ruhu gündeme gelmekte, ekipler birbirlerinin eksiklerini ortadan kaldıracak şekilde çalışmakta; böylece daha iyi sonuçlara ulaşılması planlanmaktadır.
Küresel rekabet ortamındaki kuruluşlarımızın içinde bulunduğu durum da benzer bir yapı göstermektedir. Rekabet koşulları o kadar sertleşmiştir ki, kuruluşlarımız belki de her gün ayrı bir maraton koşmaktadırlar. Bu koşu sadece üst yönetimle sınırlı kalmamakta, başarılı olabilmek için her çalışanın koşuya katılması, yardımlaşma ve sonuca yönelik çabaların bir bütünsellik içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle tüm kurum kasları gerektiği şekilde hazırlanmış olmalı, her an kendisinden beklenen ivme ve performansı verebilecek seviyede olmalıdır.
Bu kavramlar doğrultusunda kuruluşlarımızın sürekli daha iyiye doğru ilerleyişinde, mükemmeli arayış çabalarında gerekli ve en uygun araçlarla donanmalarının önemi her gün daha da artmaktadır. Takım çalışması, sürekli iyileştirme araçları, hedef ve verilerle yönetim, süreç analizi ve iyileştirme, müşteri odaklılık vb. tekniklerin kullanımı ve hedeflerle ilişkilerinin kurulması önemlidir. Ancak yeterli midir?
Türkiye Kalite Derneği (KalDer), bu alanda tüm kuruluşlarımızın rekabet güçlerinin geliştirilmesi yolunda 1991'den bu yana destek vermektedir. KalDer, Toplam Kalite Yönetimi'ni merkezinde insanın olduğu bütünsel bir yönetim anlayışı sunan ve sürekli kendini geliştiren bir yapıda tanımlamaktadır. Toplam Kalite Yönetimi'nin bu çerçevede şekillendirilmesiyle kuruluşlarımızın maratonu her gün ve giderek artan bir hızda koşabilmesinin altyapısı sağlanmaktadır.
Günümüzde her gün yeni kavramların, yeni tekniklerin ‘guru’lar tarafından ortaya atıldığını ve özellikle kavram karışıklığı yaratıldığını da gözlemlemekteyiz. Zaman zaman Toplam Kalite Yönetimi'nin yerini alacağı söylenen bu kavram ve teknikler birçok işletmede uygulama alanı bulmaktadır. Doğal olarak oluşan bu süreçte en önemli husus Toplam Kalite Yönetimi'nin bir teknik olmadığı, bir felsefe ve disiplinler bütünü olduğunu benimsemekte yatıyor. Toplam Kalite'yi bir yaşam felsefesi olarak benimseyebilirsek, hem bireysel hem de kurumsal olarak, gelişen tüm yeni teknikleri bir bütün içinde değerlendirebiliriz. önemli olan hedeflerimiz doğrultusunda bu teknik ve araçların hangisine ihtiyacımız olduğunu belirleyebilmek ve bunları hızlı, etkin ve verimli bir şekilde uygulayabilmektir. Bu noktada kuruluşların bütünsel gözle değerlendirilmesinde ve Ulusal Kalite Ödülü'nde de uyguladığımız Mükemmellik Modeli çok etkin bir değerlendirme ve uygulama mekanizması ortaya koymaktadır.
KalDer bu mekanizmaların yerleştirilmesi için 13 senedir artan bir hızla faaliyetlerini geliştirmektedir. Kuruluşlara uygulama desteği sağladığımız eğitimler temel kalite araçlarından yönetim tekniklerine, atölye çalışmalarına kadar genişlemiş; Ulusal Kalite Hareketi ile sunduğumuz bütünsel değerlendirmeyle kurumların ihtiyaçlarının tespiti ve planlanması sağlanabilmiştir. Ulusal Kalite Ödülü ve Ulusal Kalite Kongresi yönetim uygulamalarının konuşulduğu bir platform ve en başarılıların ödüllendirildiği zirve olarak yönetim dünyasında yerini almış ve 3.200 kişilik katılımla rekor katılım seviyesine ulaşmıştır.
Tüm gelişmeleri dikkate aldığımızda, kuruluşlarımızı çevreleyen bu zor rekabet ortamının benzer şekilde tüm çalışanları da etkilediğini görüyoruz. Her çalışanın kuruluşun önemli bir işlevini yerine getirdiği, kritik fonksiyonlarını üstlendiği düşünüldüğünde aksayan en ufak bir noktanın yarışın kaybına sebep olabileceğini görebiliriz. Böyle bir durum kurum ve kuruluşlarımızın yanı sıra çalışanların da her gün maraton koşmasını gerektirebilir. Bunun için gerekli olan ön hazırlık ve çalışmayı ise, yine bu maratonun içinde gerçekleştirmek zorundayız.
Uygulama öğrenmenin en etkili yoludur. Sürekli maraton koşabilmek ise sadece uygulamanın sürekli hale getirilmesiyle mümkün olacaktır.
Ne dersiniz? Maratona hazır mısınız, yoksa koşmaya başladınız mı?
Kaynak: www.dunyagazetesi.com.tr
|