Babasının yanında çalışmaya başlayıp, kazandığı bilgi birikimle 1995 yılında "Can Cirişoğlu Danışmanlık"ı kuran Can Cirişoğlu, bağımsız uzmanlardan destek alarak çalışmalarını sürdürüyor. Cirişoğlu, yönetim danışmanlığı alanındaki sıkıntıları ve sektörün ihtiyaç duyduğu gelişmeyi anlattı.
Şirketinizin kurulma sürecinden bahseder misiniz? 12 yıl üst düzey yönetici pozisyonunda çalıştıktan sonra "En ucuz deneyim kazanma yolu başkalarının deneyiminden faydalanmaktır" anlayışının etkinliğine inanarak, ilk gençliğimde babamla başlayan bugüne kadar uzanan çalışma yaşamım boyunca edindiğim deneyim ve bilgi birikimini para kazanmak için başkalarına sunmak üzere yola çıkıp yönetim danışmanlığı şirketimi 1995’te kurdum. Uzmanlık alanlarımız yönetim-organizasyon, satış-pazarlama, kurumsallaşma ile bireysel-kurumsal gelişimdi. Diğer konularda bağımsız uzmanlardan destek alıp çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız? 1995 yılında, henüz ülkemizin yönetim danışmanlığı kavramıyla gereğince tanışmamış olduğu bir zamanda, şirketime kendi adımı verecek kadar yönetim danışmanlığında başarılı olacağıma inanıyordum. Düşünün ki, işletme sahibinin karşılaşmadığı bir unvanı olan, "Acaba işimi nasıl benden iyi biliyor" diye merak ettiği bir kişisiniz. Karşınızdaki insanlara önce "Yönetim danışmanı kimdir, ne yapar, "İşletme doktoru" denilebilecek danışman işletmeye ve dolayısıyla patrona ne yarar sağlar" diyerek sohbete başlıyorduk. Sohbetimiz örneklerle ilerledikçe karşımdakiler kendi işletmelerinin sorunlarını paylaşmaya başlıyorsa önemli bir mesafe almış olduğumu düşünüyordum. Karar verecek kişinin işletme sahibi olduğunu ve uygulamadan kendisinin sorumlu olacağını söylediğimizde karşımızdaki kişinin tedirginliğini açıkça görebiliyorduk. Başlangıçta sırf bu nedenle karar alma ve uygulama süreçlerinde işletme sahibi ile yöneticilerin kendilerini rahat ve güvenli hissetmeleri adına yanlarında olduk.
Kuruluş aşamasında yardım alabileceğiniz kişi ya da kurum var mıydı? Bu dönemde nasıl yardımlar almak isterdiniz? Paylaşımcılığın yanında araştırmacı bir kişiliğe sahip olduğumdan İstanbul Sanayi Odası Gönüllü Danışmanlar Servisi’ni bularak üyesi oldum. Yönetim danışmanlığında gelişimin yaşanacak vaka çalışması sayısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu düşündüğümüzde gönüllü çalışmalardan fazlaca deneyim kazandım. Yönetim danışmanlığını meslek seçmiş bir kişi olarak en önemli şansımın, gazetedeki küçücük bir ilana başvurarak seçildiğim Dünya Bankası’nın İGEME ile ortak projesi olarak Almanya’nın dünyaca bilinen Luso Consult Cologne firmasına verdirilen yönetim danışmanlığı eğitim programına seçilmem olduğuna inanıyorum.
İlk etapta 23 kişi ile "Yönetim danışmanı" sertifikası aldıktan sonra ikinci etap için 4 koçtan biri seçildim. Bu etabın sonunda da uzman yönetim danışmanı olarak sertifikalandırıldım. 2 etaplı programda yönetim, organizasyon, pazarlama, finans, üretim vb. konularda sorunu olan 40’ın üzerinde firma ile çalışmak büyük deneyim kazandırdı.
İşinizi sürdürürken en çok hangi alanlarda sıkıntı yaşıyorsunuz? Genelde patronlarımızın ya da güvenilir emektar çalışanlarının "Bizim işimizde bilmediğimiz ne yapacak ki!" yaklaşımı yönetim danışmanının birincil engelidir. Onun için önce kendimize direnç gösterenlerin yer aldığı bir takım kurmakla yola çıkarız. Böylece kendilerinin bilgi ve çözüme katkılarının ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışırız. Genelde de bu yaklaşım, ödülünü, en sorunlu vakaları çözerek alır.
Sizce Türkiye’de kobilere yeterince önem veriliyor mu? KOBİ eskiden her kurum tarafından kendine göre tarif edilen deve mi kuş mu belli olmayan bir kavramdı. Ancak AB kriterlerine göre tanımlandığında aslında Türkiye ekonomisinin tamamıyla kobi ekonomisi olduğu açıkça ortaya çıktı. Bürokratlarımız işletmelerin öneminin farkındalar ama KOSGEB vb. kuruluşlarda yeralan uzmanlar kalitatif anlamda yetersizler. Mutlaka geliştirilmeleri gerekir. Profesyonel uzman danışmanlarla işbirliği kurduracak koordinatör sorumluluğu taşımaları gerek sorununu çözmek isteyen iş sahibine gerekse son zamanlarda sayıları artan danışmanlık şirketlerine daha fazla yarar sağlayacaktır.
Teşvikleri yeterli buluyor musunuz? Teşviklerin yeterli olup olmaması kullanıldığında ortaya çıkar. Kullanıcı sayısı, kullanılan teşviklerin toplam parasal büyüklüğü, sonuçlandırılan projelerdeki geri dönüşler istatistik anlamında değerlendirildiğinde teşviklerin yeterli olup olmadığını görebilirsiniz.
Sektörünüzle ilgili olumlu gelişmeleri ve sıkıntıları anlatır mısınız? Mesleki örgütlerde yönetim danışmanlığının meslek olarak tanınıp yer almasının sağlanması gelişim adına önemsenmelidir. Şimdi NACE normları çerçevesinde yeniden şekillendirilen örgütsel yapılar içerisinde yönetim danışmanlığı yerini buluyor. Bu dönemde mesleği gerçekten icra eden uzman ve duayenlere düşen mesleğin tanıtımında yarar sağlayacak temsil işlevini komitelerde görev alıp gerçekleştirmektir.
Şahsen üyesi olmadığım "Yönetim Danışmanları Derneği" mesleğimiz adına önemli misyona sahip. Yönetmeliği ve üyelik koşulları gözden geçirildiğinde hepimizi şemsiyesi altına alabilir. Kendisini 3-5 yıllık çalışma hayatından sonra yönetim danışmanı olarak tanıtan genç arkadaşlarımızın meslek adına bazı yanlışlıklar içerisinde olduklarına da burada işaret etmek gerekir. Yetkililer, meslek örgütleri ve profesyonel anlamda uzun yıllardır mesleği icra edenlerle müştereken yönetim danışmanlığı mesleğini tarif edecek, sınıflandıracak, ilke ve prensiplerini ortaya koyacak düzenlemelerle kaliteyi yükseltebilir.
Eklemek istedikleriniz... İşletmelere verilecek olan yönetim danışmanlığı hizmetinde öncelik danışman ile iş sahibinin arasındaki güvendir. Bu nedenle, danışman söylem ve eylemlerinde kesinlikle açık, net ve anlaşılır olmalı. Pazarlama dürtüsüyle işi alabilmek ya da sürdürebilmek adına işletme sahibine hoş gelecek söylemlerde bulunmak bir işletmeye yapılabilecek en büyük kötülüktür diyebilirim. Üçüncü göz olabildiğince net gözlemlerde bulunarak yalın ifadelerle paylaşımda bulunmalı
Kaynak Milliyet Gazetesi
www.kobi.milliyet.com.tr
|