KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Değişimi Yönetmek
Linda HILL

Yöneticiler İçin Altın Kurallar
Frank McNAIR


"Şans, Ona Hazırlıklı Olanı Buluyor"


Torben ECKARDT
Volvo Car Türkiye Genel Müdürü
"Şans, Ona Hazırlıklı Olanı Buluyor"

İsveçli otomobil üreticisi Volvo’nun İskandinav tasarımı, Boğaz manzaralı Türkiye ofisindeyiz. Danimarka’da doğan ve makine mühendisliği eğitimi alan Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Torben Eckardt’ın 10 ülkede ve farklı firmalarda görev yaptığını, 13 yıldır da Volvo’da olduğunu biliyorum ama kariyerini anlatmaya başladığında şaşırıyorum. Bir dönem Amerikan havayollarında pilot olarak çalışan Eckardt, ülkesine dönüp pilotluk yapamayınca otomotiv sektörüne girmiş. Eckardt “Kariyerinizde tesadüflerin rolü nedir?” sorumu, “Hazırlıklı olmasaydım bu işlerin hiçbirini gerçekleştiremezdim” diye yanıtlıyor.

Mühendislik okumayı isteyerek mi seçtiniz?
Mühendisliği seçerken kafamda mesleğimle ilgili fikir oluşmamıştı ancak uçaklara, otomobillere ve gemilere büyük ilgi duyuyordum. O zamanlar hem motor sporları yapıyordum hem de pilot brövesi almak üzere ders alıyordum. Liseden mezun olduktan sonra savaş pilotu olmak istiyordum. Danimarka Hava Kuvvetleri’ne başvurdum ancak kulak zarı testini geçemedim. Rüyamın gerçekleşmeyeceğini anlayınca üniversiteye başvurdum. Mühendis olduktan sonra bir tersanede, havayolunda ya da otomobil üreticisinde çalışırım diye düşündüm.

İş hayatına nasıl başladınız?
Üniversiteden sonra farklı iş deneyimlerim oldu. Dışarıdan bakınca ne yapacağımı bilmiyordum gibi görünebilir ama aslında öyle değildi. Birinci önceliğim, uluslararası çalışma deneyimi edinmekti. İkincisi çalışacağım şirketin bana ilham verebilecek bir yer olması ya da ürünlerinin heyecan verici olmasıydı. Üçüncüsü ise bir takım çalışması içinde olmak ve takımı yönetmekti. Üniversitedeyken bir Fransız Amerikan petrol şirketi okulumuzu ziyaret etmişti ve mühendis arıyorlardı. Bu işin benim üç önceliğimi de karşılayabileceğini düşündüm ve başvurdum. Ancak bilgisayar bilgim yeterli olmadığı için beni işe almadılar. Ben de bir bilgisayar kursuna yazıldım. Kursta bilgisayar bilgimi daha da ilerletebilmem için bilgisayar endüstrisinde çalışmamı tavsiye ettiler. IBM’in yönetici yetiştirme programına başvurdum ve kabul edildim.

2 yıl IBM’de satış müdürü olarak çalıştım ama daha maceracı ve heyecan verici bir yer arıyordum. Bahsettiğim petrol şirketine yeniden başvurdum. Birini aramıyorlardı ama beni yine de kabul ettiler. Görev yerim Hollanda’daydı ve kuzey denizinde büyük şirketlerin petrol aramalarında çalışıyordum. Gerçekten çok heyecan verici bir işti, tam bir takım çalışmasıydı; çok hızlı ve doğru kararlar almanızı gerektiriyordu çünkü arama makinesinin her durdurulması şirketimden 50 bin dolar çıkması demekti. Bir keresinde tam 30 günü petrol sahasında geçirdim, dolayısıyla çok zorlu koşulları olan bir işti.

Orada ne kadar çalıştınız?
Üç yıl çalıştım ve eğer hayatınızın sonuna kadar bu işi yapmayı planlamadıysanız bu süre yeterliydi. Bu üç yıl boyunca hep kalbimde yatanı takip ettim. Çok iyi para kazanıyordum ve bütün paramı uçuş kurslarına harcadım. Zaten brövem vardı, buna bir şeyler eklemek istedim ve akrobasi dersleri almaya başladım. Eğitmenim benim iyi bir pilot olduğumu düşünüyordu. Bana ‘Niçin petrol sahasında çalışmaya devam ediyorsun? Senin asıl istediğin pilot olmak ve uçmak’ dedi. Onun yönlendirmesiyle ABD’ye gittim ve yeniden bir eğitim alıp Amerikan Havayolları’nda çalışmaya başladım.

Kariyerinizi birden değiştirdiniz yani. Sizi buna iten yalnızca uçuş tutkusu muydu?
İçimde öğrenme isteği ve bilinmeyeni keşfetme arzusu var... Her yeni bir şey öğrendiğimde kendimi daha da akıllı ve bilinçli hissediyordum ve öğrenmeye devam etmek istiyordum. Hayat size bir kere veriliyor ve bunu en iyi şekilde kullanmak gerekiyor, ben de bunu yaptım.

Ama pilotluğa da devam etmediniz...
30 yaşlarıma gelmiştim, hayatımın geri kalanıyla ilgili bir karar almam gerektiğini düşünüyordum. ABD benim yerleşmek ve yaşamak istediğim bir yer miydi? Tam o sırada annem ziyaretime geldi ve ileri safhada kanser olduğunu söyledi. 9 yıldır Danimarka’da yaşamıyordum. Amerika’da hayatımı birleştirebileceğim herhangi biri de olmadığı için her şeyi bırakıp işsiz bir şekilde Danimarka’ya döndüm. Pilot olarak karşıma iyi iş fırsatları çıkacağına inanıyordum ama o sırada Körfez Savaşı başladı. Havayolları endüstrisi tamamıyla krize girdi, kıtalararası uçuşlar durduruldu. 9 ay boyunca havayolu şirketlerinin kapısını yokladım ama kesinlikle eleman almıyorlardı. Körfez krizi olmasaydı şu an hâlâ pilotluk yapıyor olacaktım.

Volvo’ya girişiniz nasıl odu?
Aslında Volvo’dan önce 4 yıl bir çimento fabrikasında da çalıştım. Bir gün gazete ilanında Volvo’nun servis müdürü aradığını gördüm ve gençliğimdeki düşüncem aklıma geldi. Otomobillere, uçaklara ve teknelere ilgi duyuyordum. Uçak kısmını yapmıştım. Şimdi de otomobil işine girmek istedim, işe başvurdum ve alındım.

Kariyerinizde tesadüflerin rolü nedir sizce?
Hayatta her zaman her istediğinizi tabii ki elde edemiyorsunuz, ama ben her zaman hazırlıklı olmanın sonuçlarını gördüm. Şans kesinlikle her zaman ona hazırlıklı olan insanları buluyor. Bu kadar farklı iş alanlarında çalışmış olmak ve çalışma hayatım boyunca aldığım özel eğitimlerin değeri hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Hazırlıklı olmasaydım bu işlerin hiçbirini gerçekleştiremezdim.

Farklı ülkelerde ve şirketlerde çalışmışsınız, expat hayatı yaşamak sizce zor mu?
Büyük bir şehirde ve büyük bir expat topluluğu olan yerlerde expat olarak yaşamak çok keyifli. Çünkü halihazırda bir network var. Sizin her şeyi yeniden öğrenmeniz gerekmiyor. İstanbul ise zaten metropoliten bir şehir, burada yaşamak da çok keyifli.

Türkiye’de genel müdürlük teklifi gelince ne düşündünüz?
2001’deki ekonomik krizde satışların dramatik bir şekilde düştüğünü ve sonra da 2001 öncesine ulaşamadığını biliyordum. Ancak daha fazla bilgim de yoktu. Dolayısıyla ilk reaksiyonum ‘Neden Türkiye, nerden çıktı bu şimdi?’ oldu. Ancak Türkiye’nin 17 ülkeden sorumlu olduğunu öğrendiğim zaman buraya gelerek fırsatı değerlendirmek istedim.

Şu an pazarı nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’yi nüfus bakımından çok benzer olan Almanya’yla karşılaştırırsak otomobil sahipliği oranı açısından çok büyük fark var. Volvo’nun da içinde bulunduğu Premium segment satış oranlarında da büyük fark var. Bunları göz önünde bulundurunca Volvo için Türkiye’de büyük potansiyel var.

Somut hedefleriniz neler?
Şu an için yüzde 15 oranında büyüme hedefi belirledik. Ancak benim, ekibimin ve yetkili satıcı ağımızın inancı, Türkiye’deki ekonomik, politik koşullar ve aynı zamanda otomotiv sektörünün son üç yıldır gösterdiği denge sürdüğü sürece bu seneki büyüme kesinlikle yüzde 15’ten daha fazla olacak.

Uçuş ve otomobillerden sonra sırada gemi endüstrisi var mı?
Buna değinmememin bir nedeni vardı çünkü emekli olduktan sonra bir tekne almayı ve Akdeniz’de limanlarda dolaşmayı planlıyorum.

Nasıl olsa emeklilikte dinlenirim diye çok çalışan biri misiniz?
Kendimce iş-yaşam dengemi oluşturmuş durumdayım. Ama aileme soracak olursanız tabii ki çok fazla çalıştığımdan şikâyet ediyorlar. Trafiğe takılmamak için beş buçukta kalkıp 7’de ofiste oluyorum. Akşamsa 5 gibi ofisten çıkmak istiyorum ama bu her zaman mümkün olmuyor. Trafiğin hafiflemesini beklediğim zaman 8’e kadar çalışıyorum.

Türkiye’ye alıştınız mı, iş dışında neler yapıyorsunuz?
Çocuklarım burada uluslararası okula gidiyor, aynı okulda olan diğer çocukların anne babalarıyla çok iyi dostluklar kurduk. Her hafta sonu birlikte mutlaka bir aktivite yapıyoruz.

Hobileriniz var mı?
Zinde kalabilmek için yürüyüş yapıyorum ve bisiklete biniyorum. Yaz tatillerinde de yelken yapmak en büyük hobim. Yakın zamanda ise golf öğrenmeyi çok istiyorum.

Türkiye’deki şirket kültürünü nasıl tanımlarsınız?
Türkiye ve İsveç’i karşılaştırdığım zaman Türkiye’deki çalışma ortamında bireysellik ön plana çıkıyor. İsveç’te çalışanlar normalde müdürlerine ya da takım arkadaşlarına gider, bir karara varır ve riski birlikte alırlar. Burada bireyler bir hedef belirliyor ve o hedefi başarmak için riskleri üstleniyor. Yani bireysel risk alımı daha yüksek.

Siz nasıl bir yöneticisiniz?
Bugüne kadar çok farklı koşullarda ve alanlarda çalışmamın bana kazandırdığı en büyük özellik daha esnek bir insan haline dönüşebilmem oldu. Çünkü eğitim yıllarımda çok katı, kuralların dışına çıkmayan bir yapıya sahip olduğumu söylerlerdi. Belki Danimarka’da çalışmaya devam etseydim bugün hâlâ aynı tutumu sergileyen bir insan olabilirdim.

Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi

www.insankaynaklari.com

 

 
 
Bu yazı 2226 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
"Ben Direkt ve Net Bir Liderim"
"KOBİ, Eskiden Tanımı Belli Olmayan Bir Kavramdı"
"Başarıyı Kendi Başıma Yakalamayı Seviyorum"
Kurumsal Yönetişim Neden Önemli?
"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "
“32 Yönetici Olmak İçin Genç Bir Yaş Değil”
"Kuralları Yıkma Stratejisi Başarı Olasılığını Yükseltir"
"Sürekli İnovasyonun 5 Önemli Kriteri Var"
"Beklenenden Fazlasını Yapmayanlar, Japon Şirketinde Çalışamaz"
"İnsan Sevginiz Yoksa Başarılı Olamazsınız"
"Eczacıbaşı’nın Zirvesindeyim, Şimdi CEO’ya Türkçe Karşılık Arıyorum"
Önce Fikri Sonra Da İşi İyi Yönetmeli
Türk KOBİ’lerinin Geleceğine Yürekten İnanıyorum
Çaycısından Genel Müdürüne Herkes Verimlilik Artışından Sorumludur
Kavrakoğlu: Türkiye’de Şirketler Taklitçilikten Batıyor
Türk Gibi Başla İngiliz Gibi Bitir…
En Kolayla Başlayıp Sonra Tekrarlıyorum
SAS Institute Türkiye Yöneticileri ile Kurumsal Zeka Üzerine
Şikayet Edeni Değil, Çözüm Üretini Severim
Fark Yaratmadan Para Kazanılmaz
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Zegna İçin, Azim ve Titiz Çalışma Vazgeçilmez”
Gildo ZEGNA

“İşin Sırrı, Şirketin Sağlamlığını Garantileyip, Kendi Prensiplerine Sahip Çıkarak İlerlemek”
Faruk ECZACIBAŞI
 
Bir Tartışmayı Sözsüz Kazanmanın Yolları
Nick MORGAN

kobifinans Stratejide Sezgilere Yer Var mı?
Temel AKSOY
 
Bu Şirkette Çaycı da Hissedar, Yönetim Kurulu Başkanı da…
Çinli teknoloji devi Haier’in ...

Ortaklıkla Büyüyen Şirket, Zincir Marketlere Üretim Yapıyor
Nazar Kimya, 1980’de, yaşları 25 ile 28 arasındaki ...
 
Liderleri İzlemek Sizi Lider Yapmaz
Beş yıl boyunca, hemşirelerden CEO’lara farklı ...

13 Kasım 2008

Dünya Değişiyor, Pozitif Düşünün
kobifinans Devir artık, her koşulda en iyi fırsatı görerek, yola devam ...

07 Ekim 2008
 
kobifinans Eyleme Geçin, Çalışanlarınızı Kurtarın
Asuman BAYRAK

kobifinans Rekabet Ne Demek?
İbrahim GÖKNAR
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010