KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Değişimi Yönetmek
Linda HILL

Yöneticiler İçin Altın Kurallar
Frank McNAIR


"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "


Hasan VATAN
Vatan Bilgisayar Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü
"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "

Vatan Bilgisayar Sanayi ve Ticaret AŞ’nin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü olan Hasan Vatan, Artvin Hopa doğumlu. Lise eğitimini, mezunları için övünç kaynağı olan Kabataş Erkek Lisesi’nde tamamlamış. Şimdi yaptığı işten çok farklı bir bölümden, ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olmuş.

Yıl 1983. Baba Nuri Vatan, Talimhane’de oto yedek parçası alım ve satımı yapmaktadır. Bir gün bir bilgisayar satıcısı mağazaya gelir ve babaya bir bilgisayar satmayı başarır. Vatan, "Hata da etsek bir an önce bu işe girmeliyiz ve bilgisayar kullanmalıyız." der. İşin başlangıcı böyle olur. Ardından Hasan Vatan bu bilgisayardaki üç programı birleştirerek tek programa dönüştürür. Bilgisayarı satın aldıkları firma, ’Siz bu işe başlayın’ der. Sonra olanları Hasan Vatan anlatıyor: "Başlangıçta yedek parça müşterilerine bu programı sattık. Doğru zamanda doğru işe girmiştik. Biz genellikle bardağın dolu tarafını görürüz. Krizlerde de aynı yolu izleriz. Herkes krize kriz diye bakarken, biz krizlerden doğacak fırsatları araştırırız. Vatan Bilgisayar olarak asıl büyümemiz de krizde oldu. İlk büyük hiperstore’umuz Topkapı’yı da krizde açmıştık. Bu bizim sıçramamızın ilk basamağı oldu. Belki farklılıklarımız vardı ama bu işi diğer bilgisayarcılar gibi yapıyorduk. Olivetti’nin yetkili satıcısıydık. Beş yıl üst üste yılın yetkili satıcısı seçilmiştik. Acer’da aynı şekilde dört yıl üst üste en iyi satış yapan kurumduk. Ama onlar sonuçta bayi ölçeğindeki işlerdi. Hiperstore bizim için mağazacılığa geçişte bir adım oldu ve sınıf atladık. Ustalık dönemine girdik." 

Ardından Topkapı-Cevizlibağ, Bostancı, İzmir, Ankara, Adana Seyhan, Bursa ve Konya Hiperstore’larını açan Vatan Bilgisayar’ın binalarının toplam kapalı alanı 53.000 metrekare. Böyle bakınca agresif bir büyüme trendi gösteren kurum, 2001’den bu yana yüzde 13 bin büyümüş. Vatan Bilgisayar 2007 yılını yaklaşık 500 milyon dolar ciroyla kapatırken bu süre içinde toplam 1084 kişiye iş imkânı sağlamış.

"Arkamızda holding ya da banka yok." diyor Hasan Vatan ve "Hata yapmazsak 2010 yılında Türkiye’nin ilk 10 şirketinden biri olmayı hedefliyoruz. Hedefimiz 2010’da 3 milyar dolar olacak." diye ekliyor. Vatan Bilgisayar’ın mağazalarına her gün 13 bin kişi giriyormuş ve girenlerin yüzde 49’u da alışveriş yapıp çıkıyormuş. Bütün bunlar da teknomarketlerde bulunan 9 binden fazla ürün içinden yapılıyormuş. Bu kadar iddialı bir satış hedefi, beraberinde bir sosyal sorumluluk da getiriyor. ’Herkese Ücretsiz Bilgisayar Eğitimi’ni ülke geneline yaymayı hedefleyen Vatan Bilgisayar, ’Türkiye’de bilgisayarın tuşlarına dokunmayan kimse kalmasın’ hedefiyle eğitimlerine devam ediyor.

Yukarıda yazan, Hasan Vatan ve Vatan Bilgisayar’a ait cümleleri her yerden okuyabilirsiniz. Önemli olan Hasan Vatan kendini nasıl tanımlıyor?
Şanslı biriyim. İyi yetiştirildim, üniversite tahsili yapma olanağım oldu ve iyi bir aile içinde büyüdüm. Bu çok normal bir durummuş gibi gözükebilir ama ben bunun bir şans olduğunun farkındayım." diyor. Ayrıca, "İyi insanların çalıştığı bir firmanın sahibi olarak da anılmak isterim. Şirketimiz de iyi insanların çalıştığı, kötülerin barınamadığı bir yer olarak anılsın istiyorum. Kurum olarak ’illa satış’ diye tutturan bir yapımız yok. Buna rağmen sektördeki yerimiz oldukça iyi.

Hasan Vatan çalışanlarıyla yakın bir yönetici. Bu yakınlık yönetim biçimine nasıl yansıyor?
Kötü bir yöneticiyim, çünkü inatçıyım. Benim yerimde başka biri olsaydı Vatan Bilgisayar bugün çok başka yerlerde olabilirdi. Satış konusunda daha iyi yerlere gelebilirdi. Ama böyle inatçı olmaktan da mutsuz değilim." diyerek cevaplıyor ama ben söylediklerini anlamlandıramıyor ve açmasını istiyorum.

Kötü yönetici ne demek?
Kötü yönetici derken çok iyi kararlar alıp, bunu yeterince hayata geçiremediğimi düşünüyorum.

Peki, neyi yanlış yapıyor?
Yanlış değil de bazı şeyleri eksik yaptığımı düşünüyorum. Mesela, insanların her birine tek tek geri dönüş yapmam gerekiyor. Bunu bildiğim halde yapamıyorum. İlginç diye düşünüyorum. Oysaki iletişim için teknolojinin tüm olanaklarına sahip.
Peki, sizinle çalışmak kolay mı, zor mu?
Kolay aslında. Hele bir de kişilik yapımı çözerlerse... Kim olursa olsun benimle iyi çalışır.

Genel Müdür Hasan Vatan nasıl çözülür?
Çalışanlarım, dürüst oldukları zaman hata yapsalar da affettiğimi biliyorlar. Eleman çıkarmak bizim için zordur. Hırsızlık ve yüz kızartıcı şeyler olmadığı sürece... Hatta bazı çalışanlarımız, ’Devlet dairesi bir, Vatan Bilgisayar iki’ derler. En çok tepki gösterdiğim konu, yalandır.

Hedefe giden yol, engellerle kaplı! Vatan Bilgisayar 2010’da 20 mağaza hedefi koymuş, yakalayabilecekler mi?
Hedefe giden yolda biraz aksamalar oluyor. 2007’de dört mağaza açmayı planlamıştık, üç mağaza açabildik. Dördüncüsü daha sonraki aya kaldı. Hedeflerimizin biraz gerisindeyiz. Fakat bu bizim için kapatılamayacak bir açık değil.

Hedef büyük, hız yüksek neden?
Çünkü durursanız düşüyorsunuz. Devamlı koşmak gerekiyor. Türkiye’de şuna inanılır: Bir firma ihaleye girmezse, vergi kaçırmazsa, devletten bir şeyler çalmazsa, kimsenin hakkını yemezse büyüyemez ve para kazanamaz. Biz de diyoruz ki, tam tersi her şey düzgün yapılırsa, o firma para da kazanır, büyür de! Para kazanmaktan çok, işin bu yönü bizi daha mutlu ediyor. Bizim bulunduğumuz pazarda bir tane aile firması var: Babam, amcam ve ben. Biz sıradan insanlarız. Çok iddialı yurtiçi ve yurtdışı rakiplerimiz var. Mesela yurtiçi bir rakibimiz TeknoSA ile aramızdaki kayıtlı sermaye farkımız 2 bin 200 kat. Ancak büyük olmak önemli değil. Biz para kazanıyoruz ama onlar değil.

Perakendede yetişmiş insan kaynağı sorunu var, teknomarketlerde de var mı?
"Biz sıfırdan eleman almayı tercih ediyoruz. Bu nedenle de çok zor değil. Eğitiyoruz." diyor. Vatan Bilgisayar kendi yetiştirdiği elemanlara da sahip çıkıyor ve kariyer imkanı tanıyor. Örneğin, santral memuru olarak işe giren bir genç şimdi mağaza müdürü olarak görev yapmakta.

Teknomarketlerinizde 400 markanın 9 bin çeşidini satıyorsunuz. Sadece sizde satılan markalar var mı?
"Sadece bizde diye bir ürün ya da marka yok. Aslında biz de herkesin sattığı ürünü satmak istiyoruz. Sadece bizde satıldığında müşteri, o malın uygun fiyat mı değil mi olup olmadığını anlamaz. Bir ürünü yalnız siz satarsanız, yarı fiyatına bile satsanız müşterinin gözünde çok cazip olmuyor. Ama herkesin sattığı ürünü, daha ucuza satarsanız o zaman insanlar tüketiciler için daha iyi oluyor. Bizde ’sadece biz satarız’ tarzında bir söylem yoktur. Vatan mağazalarında yeni ürünleri önce dört kişi kullanıyor, kullanım kılavuzundan garanti belgesine kadar bakıyor ve ardından onay verirse satışa alınıyor.

Peki, bu ürünler arasındaki müthiş fiyat farklılığına ne demeli?
"Bugün 12 dolara da webcam var. Göstermeye gösteriyor ama görüntü kalitesi çok kötü. Müşteri bunu alıyor, çamur gibi görüntüyle karşılaşınca ürünü geri getiriyor. ’12 dolara bu kadar olur’ diyemiyorsunuz. Geri alıyor ya da yenisini veriyoruz. Hatta geri aldığınızı firmaya bile geri verebiliyoruz. Çünkü satış gücümüzden dolayı yaptırımlarımız var. Ancak diğer müşteriler de negatif ortamdan etkileniyorlar. Vatan’dan bir şey almış kötü çıkmış söylentileri dolaşıyor. Bunu yaşamamak için görüntüsünü beğenmediğimiz malları mağazamızda satmıyoruz.

Gıda marketlerinde yaşanan raf savaşları teknomarketlerde de var mıdır? Varsa kriterler nedir?
Bizde de giriş parası var. Ama rafın yönetimini kimseye vermeyiz. Ayrıca bir marka stant kurmak, ürününü öne çıkarmak isterse bir bedel ödemek durumunda. Pek çok firma, ’Benim malımı satan elemanınıza, para ödeyeyim’ önerisiyle geliyor bunu kabul etmiyoruz. Ancak pek çok firma bunu kabul ediyor. ’Para verecekseniz, o miktar parayı bütün elemanlarımıza dağıtmak üzere bize verin diyoruz." diyen Hasan Vatan, kurumlarının farkını şöyle ortaya koyuyor: "Bina taklit edilebilir, parası fazla olan daha fazla ödeyip daha büyük bir bina tutabilir. Taklit edilemeyen insan kaynağıdır. Yatırımımız insan kaynağına. Yüzde 1,49 gibi bir eleman dönüşümümüz var. Bu oran rakiplerde yüzde 25’lerde.

Rekabet giderek artıyor. Peki, nerede yoğunlaşıyor?
Rekabet fiyatta yoğunlaşıyor. Çoğu firma mal alırken 3 bin tane şu notebooktan alayım diyerek ucuza alıyor, ucuza da satıyor. Ancak o malın rakibinde farklı bir ürün çıktığında, ’Ben bunu satamıyorum 2 bin 500 tanesini al geri, diyor. Biz baştan ne konuşmuşsak alıyor ve satıyoruz. Biz her zaman son kullanıcı için fiyat avantajı sağlamaya çalışıyoruz.

Peki, bu yabancı teknomarket akını için ne diyorsunuz?
Geldikleri gibi gidecekler demiştim, bir tanesi gitti bile! Diğeri de gidecek. Sistem yerine oturacaktır. Ülkenin genç nüfusu, büyük şirketlerin gelmesine neden oluyor. Yabancılardan kalanlar olacak ancak yerliler de birleşmelere imza atacaklar. Şu an sektörde 7 büyük şirket ve 10 bine yakın teknoloji satıcısı var. İki sene sonra pazar daha iyi bir noktada olacak.

Ülkemizdeki gidişat böyleyken dünyada sektör nereye gidiyor?
Dünyayı çok fazla takip etmem. Elemanlarıma da, ’Siz işinizi iyi yapın. Kasada müşterinizi bekletmeyin.’ diyorum. Dünya devlerinin CEO’larıyla görüştüm. Baktım ki bugüne kadar bizim deneme-yanılma yoluyla yaptıklarımızın hiçbirini yapmamışlar. Silikon Vadisi diye bir programımız vardı. Şimdi onlar bu programı uygulamaya başladılar. İnanın yabancılardan çok daha iyi şeyler yapıyoruz.

Gelen giden olunca dikkat çektiniz demektir. Vatan Bilgisayar’ı satacak mısınız?
Muhtemelen bize bırakmazlar. Birkaç sene sonra gelip bir kısmına ortak olurlar diye düşünüyorum. Rakamlar büyüdüğü zaman satarız. Şu anda satarsak ucuza gideriz.

Pazarda ustalaştınız ama dünya devleri Türkiye pazarına girdi. Sizi onlardan farklı kılan nedir?
Satış sistemimiz çok farklı. Rakibimiz olan yerli teknomarketlerde sadece bir eleman, bütün ürünlere bakıyorken bizde ürün bazında uzmanlaşma var. Dolayısıyla uzmanlaşmayan satıcı müşteriden kaçarken, bizimkiler anlıyor ve doğru ürünü sunabiliyor. Pazara yeni giren yabancı rakiplerimiz ise müşterinin raftan mal almasını bekliyor. Bu Türk halkı için çok erken bir uygulama. Gıda marketinde raftan ürün alabilirsiniz. Ama teknoloji marketlerinde, gazeteye verdiğiniz ilanda yazmış olsanız bile müşterilerimiz aynı bilgileri elemanlarımıza tekrar ettiriyor. Ayrıca üstün yanlarımızdan biri daha satış sonrası verdiğimiz destek. Gerçi en çok gol yediğimiz yer de orası. Normalde perakendeci olarak servis vermek zorunda değiliz ve sadece şunu dememiz gerekiyor, ’Sizin aldığınız ürün HP’dir. HP’de yaptırın’. Ama bunun yerine müşteriden ürünü alıyoruz. Önce kendimiz bakıyoruz. Halledebileceğimiz bir şey varsa ki genelde software hataları oluyor, biz hallediyoruz. Halledemezsek ilgili firmanın servisine yolluyoruz. İlgili firmaya gönderdiğinizde de bir bakıyorsunuz 25 gün mal orada kalıyor. Sonra internet sitesinde ’Vatan Bilgisayar’dan şunu aldım 25 gündür malımı vermediler.’ diye şikâyetler geliyor.

Kaynak: Zaman Gazetesi / Günseli Özen Ocakoğlu

www.zaman.com.tr

 

 
 
Bu yazı 2734 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
"Ben Direkt ve Net Bir Liderim"
"KOBİ, Eskiden Tanımı Belli Olmayan Bir Kavramdı"
"Başarıyı Kendi Başıma Yakalamayı Seviyorum"
Kurumsal Yönetişim Neden Önemli?
"Şans, Ona Hazırlıklı Olanı Buluyor"
“32 Yönetici Olmak İçin Genç Bir Yaş Değil”
"Kuralları Yıkma Stratejisi Başarı Olasılığını Yükseltir"
"Sürekli İnovasyonun 5 Önemli Kriteri Var"
"Beklenenden Fazlasını Yapmayanlar, Japon Şirketinde Çalışamaz"
"İnsan Sevginiz Yoksa Başarılı Olamazsınız"
"Eczacıbaşı’nın Zirvesindeyim, Şimdi CEO’ya Türkçe Karşılık Arıyorum"
Önce Fikri Sonra Da İşi İyi Yönetmeli
Türk KOBİ’lerinin Geleceğine Yürekten İnanıyorum
Çaycısından Genel Müdürüne Herkes Verimlilik Artışından Sorumludur
Kavrakoğlu: Türkiye’de Şirketler Taklitçilikten Batıyor
Türk Gibi Başla İngiliz Gibi Bitir…
En Kolayla Başlayıp Sonra Tekrarlıyorum
SAS Institute Türkiye Yöneticileri ile Kurumsal Zeka Üzerine
Şikayet Edeni Değil, Çözüm Üretini Severim
Fark Yaratmadan Para Kazanılmaz
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Zegna İçin, Azim ve Titiz Çalışma Vazgeçilmez”
Gildo ZEGNA

“İşin Sırrı, Şirketin Sağlamlığını Garantileyip, Kendi Prensiplerine Sahip Çıkarak İlerlemek”
Faruk ECZACIBAŞI
 
Bir Tartışmayı Sözsüz Kazanmanın Yolları
Nick MORGAN

kobifinans Stratejide Sezgilere Yer Var mı?
Temel AKSOY
 
Bu Şirkette Çaycı da Hissedar, Yönetim Kurulu Başkanı da…
Çinli teknoloji devi Haier’in ...

Ortaklıkla Büyüyen Şirket, Zincir Marketlere Üretim Yapıyor
Nazar Kimya, 1980’de, yaşları 25 ile 28 arasındaki ...
 
Liderleri İzlemek Sizi Lider Yapmaz
Beş yıl boyunca, hemşirelerden CEO’lara farklı ...

13 Kasım 2008

Dünya Değişiyor, Pozitif Düşünün
kobifinans Devir artık, her koşulda en iyi fırsatı görerek, yola devam ...

07 Ekim 2008
 
kobifinans Eyleme Geçin, Çalışanlarınızı Kurtarın
Asuman BAYRAK

kobifinans Rekabet Ne Demek?
İbrahim GÖKNAR
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010