Türk yöneticiler Batının rasyonelliği ile Doğunun statü koçu ve mistik değerlerinden beslenen, kendine has, karma bir yönetim tarzına sahip. İş ahlakı ise en çok Protestan tarzına yakın. Müthiş bir sentez…
On binlerce dolar karşılığında Türkiye’ye getirilen ünlü yönetim gurularından feyz alabilmek için düzenlenen seminerlere katılım ücreti olarak yüzlerce doları gözden çıkaran, ABD’de yeni çıkan yönetim kitaplarını hemen Amazon. com’dan sipariş eden Türk yöneticilerin uygulamada Batılı bir yönetim anlayışını ne kadar benimsediği ise hep tartışmalıdır. Nitekim 90’lardan itibaren, Türk yöneticilerin hem yönetim tarzları hem de iş ahlakı üzerine yapılan çalışmalar, durumun gerçekte “Batılı” olmadığını gösteriyor. Doğu ile Batı kültürlerinin karmaşası bu konuda da kendini gösteriyor. 1992’den beri Türkiye’deki yöneticilerin değerleri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan 9 Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ceyhan Aldemir’e göre, etkilendiğimiz yönetim tarzı, beyaz orta sınıf, Protestan Amerikalılara ait. Ancak, "Türkiye ile Amerika’yı karşılaştırmak elma ile armudu karşılaştırmak gibi bir şey. Çünkü onların liderlik, insanları çalıştırmak için motivasyon anlayışı, iletişim kurma biçimleri, kanalları farklı” diyen Aldemir, buna rağmen, yıllardır ABD’deki bilgilerin derlenip Türkiye’ye uyarlandığını ve Türkçe yayımlanan kitapların yüzde 90’ının ABD ya da İngiltere kaynaklı olduğunu vurguluyor. "Bu çok ciddi bir sorun ve akademisyenler olarak bunun bir tarafından tutalım, en azından yönetici ve yönetim anlayışlarını araştıralım istedik" diyen Aldemir, sonunda taşın altına kendisi elini koymuş ve meslektaşlarıyla kapsamlı bir araştırmaya imza atmışlar.
9 Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden, Prof. Dr. Yasemin Arbak ve Prof. Dr. Ömür T. Özmen ile birlikte Türkiye’deki iş görme kültürünü toplumsal ve kültürel kökenlere dayanarak açıklayan önemli bir araştırma gerçekleştirmişler. Araştırmanın sonuçları, Türk yöneticilerin hem Doğuya hem de Batıya özgü değerlerden oluşan kendilerine has karma bir yönetim anlayışı oluşturduğunu gösteriyor: "Türkiye’de Türk insanını çalıştırmak için modeller var. Örneğin “tatlı sert” dediğimiz bir liderlik modeli var. Ne tam anlamıyla demokrat, ne tam anlamıyla otokrat, hem döver hem sever gibi. İş dünyasında gözlemlediğim kadarıyla, Türkiye’de fevkalade işliyor."
Türk Yönetici Hem Akılcı, Hem de Mistik Aldemir ve arkadaşları, 500 büyük sanayi kuruluşunda çalışan yöneticiler ile yüz yüze görüşmeler yapmış. Uzun yıllar süren bu görüşmelerde elde ettikleri verileri “Türkiye’de İşgörme Anlayışı: Tanımı ve Boyutları” başlıklı araştırmada topluyorlar. Türk yöneticilere ait, 48 değerden oluşan bir iş görme profili elde edilen araştırmada bu değerlerin 32’sinin yerel ya da Doğu kökenli, 26’sının ise Batı kaynaklı olduğu ortaya çıkmış. Bu değerleri beş gruba ayıran araştırmacılar, Türk yöneticilerin Doğu’dan aldıkları değerleri statü odaklı, mistik kökenli iş görme ve riyaya dayalı bir yönetim anlayışı olarak tanımlarken, profesyonel ve akılcı iş görme anlayışını ise Batıdan benimsedikleri değerler olduğunu söylüyor.
"Bugün Türk aydını her ne kadar düşünce dünyasında evrensel Batılı değerlere sahip gibi görünse de, nesilden nesile paylaşılan ve devredilen ortak-kolektif bir bilinçaltını miras olarak devralmıştır. Bu miras Ortaçağ zihniyeti olarak da adlandırılabilecek inanç, töre ve geleneklerle örülmüştür" diyen Aldemir’e göre, toplumsal düzeyde yaşanan bu ikilem kültürün önemli bir öğesi olan iş görme anlayışını da büyük ölçüde etkisi altına alıyor. Nitekim statü odaklı iş görme anlayışının ülkemizde hala geçerli ve etkin bir anlayış olduğu tespitini yapan araştırma, bu eğilimin Türklerin Orta Asya’dan günümüze kadar yüzyıllardır benimsedikleri ortak bir iş görme biçimi olan merkeziyetçilikten etkilendiğini savunuyor. Rütbe ve makama önem verilmesi, üstlere yüksek bağımlılık, süreklilik, itaatkarlık ve baskıcılık ise statü odaklılığın diğer destekçileri.
Hala Patron Korkusu Var Türkiye’deki işyerlerine ve yöneticilere baktığımız zaman büyük kısmında hala geleneksel değerlerin hakim olduğunu söyleyen Prof Dr. Ceyhan Aldemir, diğer taraftan, özellikle yabancı şirketlerde çalışan yöneticilerde tam aksine Batılı değerlerin hakim olduğunu vurguluyor. "Hem buranın kültürünü iyi bilen hem Batıyı iyi bilen bir yönetici muazzam bir sentez" diyen Aldemir’e göre, tamamen Batılı eğitimlerden geçmiş insanlarla çalışıyorsanız daha demokratik, rahat, daha çok yetki geçiren bir tarz benimseyebilirsiniz. Fakat Türkiye’de yetişmiş insanlarla çalışıyorsanız, geleneksel yöntemlerle çalışmak daha uygun. "Profesyonelleşmemiş orta ve küçük ölçekli aile şirketlerinde daha çok geleneksel değerler hakim" diyen Aldemir, büyük gruplardaki son derece donanımlı, hem Doğulu hem de Batılı değerleri iyi bilen yöneticilerin bile Türkiye koşullarında zaman zaman patron korkusu yaşadığını söylüyor.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Turkishtime dergisinden derlenmiştir.
www.turkishtime.org
|