KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Değişimi Yönetmek
Linda HILL

Yöneticiler İçin Altın Kurallar
Frank McNAIR


Çaycısından Genel Müdürüne Herkes Verimlilik Artışından Sorumludur


Serkan TOP
FED Training TFG Eğitim ve Danışmanlık Genel Müdürü
Çaycısından Genel Müdürüne Herkes Verimlilik Artışından Sorumludur Şirketlere verimlilik konusunda yönetim danışmanlığı veren Fed Training’in genel müdürü Serkan Top, "Tepe yöneticilerin verimliliğe inanması her şeyin önünde geliyor" diyor. Sonrasında ise çaycısından genel müdürüne herkesin sorumluluğu paylaştığını söylüyor. Türkiye’den Koton ve Sertrans’ın verimlilik konusunda başarı öyküsü olduğunu belirtiyor. Serkan Top’la, verimlilik sistemlerini uygulamaya koyma süreçlerini konuştuk.

KF: Şirketlerde verimliliğin artırılması öncelikle kimin sorumluluğundadır?
Verimliliğe üst yönetimin inanması her şeyin önünde geliyor. Çünkü verimlilik sistemlerinin hayata geçmesi onların onayıyla oluyor. Özellikle rekabetçi ortamdan çok şikayetçi olan şirketlerin verimliliğe yeteri kadar önem vermediğini görüyoruz. Aslında kar elde etmenin formülü yıllardan beri aynıdır. Basit gelir toplamından toplam gideri çıkarırsınız. Toplam gider kısmını azaltmanın yolu verimliliği arttırmaktan geçiyor. Dolayısıyla bu şirketin çaycısından genel müdürüne herkesin sorumluluğunda olan bir şey. Şirketler genel olarak makro bakmayı istiyor. Oysa ufak ufak parçalara bölüp mikro boyutta nelerde sorun yaşandığını analiz etmeyi öğrenebilseler daha kolay başarabilecekler. Firmalar genellikle bu verimliliği toplam kalite çabalarıyla karıştırıyor. Bizim verimlilik tanımımızda şirketleri daha fazla kar elde etmeye götürecek her şey var. Mevcut prosesleri yazmak ve düzene sokmak kurumsallaşma için önemli ama bir yandan da bu işleri düzene sokarken, prosesleri yazarken iyileştirme çabalarına da girmeleri ve bu iyileştirmeyi ölçümlendirebilmeleri gerekiyor. Mevcut olanı yazmak değil, mevcut olanı iyileştirmek ve bunu ölçülebilir şekilde yönetmek şirketler için daha önemli.

KF: Peki, sizin şirketinizin uyguladığı bir iyileştirme ve ölçümleme programı var mı?
Evet. Bizi öncelikle şirketin kritik önceliklerini saptamaya çalışıyoruz. Nerede verimlilik artışı sağlarsak daha fazla para kazandıracağına ve şirketi daha karlı duruma geçirebileceğine bakıyoruz. Örneğin bu firmanın temrininde, atık oranının düşürülmesinde ya da tedarik zincirinin doğru yönetebilmesinde meydana gelecek bir iyileştirme olabilir. Öncelikle hangi alanda iyileştirme olduğu, neyin şirket için kritik olduğuna bakıyoruz. Bundan sonra bizim 2 günlük bir metodoloji programımız var. Süreç analizi yapabilmeyi ve onları iyileştirmeyi sağlayan çok basit, herkes tarafından kolayca anlaşılabilir ve uygulanabilir bir program. Bu programdan sonra bir süreç takımı oluşturuyoruz. Süreç takımı öncelikle kritik önceliklendirilmiş projelerden başlayarak şirketin iş süreçlerini iyileştirmek, yönetmek ve yönetilmesiyle ilgili ölçümlendirme sistemini kurmakla yükümlü. Bunlar devrimsel bir şekilde önce kritik süreçlerini iyileştiriyorlar. İlk sonuçları 6 hafta içinde almaya başlıyorlar. Ama bu çok yoğun bir iş ve biraz kanlı gözyaşı, ter gerekiyor. Şirketler bu süreç boyunca biraz fazla çalışıyorlar. Ama kolay uygulama yapılıyor. Biz ilk çalışmada kritik önceliklerin hayata geçirilebilmesi konusunda yanında oluyoruz. Toplantı temrinlerine uymalarını, belirli zamanlarda belirli çıktıları bize getirmelerini ve göstermelerini ve üst yönetime sunmalarını sağlıyoruz. İlk süreç oturduktan sonra, bunun sonuçlarını test edip uyguluyorlar. Sonra da bu yöntemi iş tanımlarına döküyorlar. Bununla ilgili ölçümlendirme metodolojisini biz arkadaşlara veriyoruz. Ölçümlendirme metodolojisi sayesinde şirketlerini ölçüp, yönetebilir boyuta geliyorlar.

KF: Tüm çalışanlar sürece dahil ediliyor mu?
Hayır. 50’şer kişilik takımlar halinde alıyoruz. Bunlar firmanın değişik çapraz fonksiyonlarında çalışan insanlar oluyor. Yönetim takımı mutlaka işin içinde oluyor. En azından çalışmanın ne olduğunu ve nereye doğru gitmek istediğimizi anlama boyutunda sürecin içindeler. Mümkün olduğu kadar farklı departmanlardan insanlar alıyoruz. Böylece herkesin fikir beyan edip, iş yapış becerilerini farklı perspektiflerden ortaya koymalarını sağlıyoruz. Çünkü biz şirketleri yukarıdan aşağıya yönetiyoruz. Yukarıdan aşağıya emirler stratejisi, aşağıdan yukarıya da raporlamalar geliyor. Ama işler biraz farklı akıyor. Yukarıdan aşağıya departmanlar şeklinde yönettiğimizde ortada bazen kontrol edilmeyen gri alanlar doğuyor. Amaç zaten kontrol edilmeyen alanları kontrol edilebilir ve sahiplenebilir boyuta getirebilmek. En büyük verimlilik sorunları bu kontrol edilemeyen noktalardan çıkıyor. Şirketin genel müdürü bizim çalışma odalarımıza girdiğinde duvarda süreç haritalarını gördüğünde ’Bizim şirkette işler böyle mi akıyormuş?’ deyip, detay karşısında biraz tedirgin olabiliyor. Detaylı şekilde açıklamazsanız sorunları bulamıyorsunuz.

KF: İyileştirmenin yapıldığını, programın uygulanıp sonuçlandığını düşünelim. Sonrasında hayata geçişi ve verim alma nasıl oluyor?
Ö
ncelikle bu iyileştirdikleri noktaları test ediyorlar. Aslında bu bitmeyecek bir şey. Yani ’İyileştirdim, artık bu süreç tamamlandı, hayatıma bu şekilde devam ederim’ demek işin temeline ters bir durum. Sürekli iyileştirmek zorundalar. Ama kritik öncelikleri hayata geçirmek için test ettikleri zaman orda karşılaşabilecekleri sorunları görüyorlar. Belirli müşterilerinde belirli noktalarda öncelikle bunu test ediyorlar. İşlediğini görürlerse kurallar artık iş yapış şekli haline dönüyor. Ufak tefek aksaklıklar çıkıyorsa süreci tekrar iyileştiriyorlar.

KF: Bu süreci başarıyla yöneten bir şirket örneği verebilir misiniz?
Örneğin hazır giyim markası Koton var. Herkes 6 haftada temrini koyarken, onlar yurt dışı müşterilerine devrimci bir şekilde 4 haftada temrini koydular. Herkes raflarına belirli miktarda ürün dizerken, onlar rakiplerinin 1 ay boyunca dizdikleri ürünün 2 katını 1 haftada çıkarmaya başladılar. Çıkış noktaları ’Müşterilerimizin beklentisi nedir ve biz buna göre şirketimizi nasıl dizayn edebilir, kâr elde edebiliriz?’di. Sertrans diye bir lojistik şirketi var. Ortalama 15 gün olan temrinlerini net bir şekilde 5 güne indirdiler. Bunu en lüks ülkelerden yaptıkları ithalat ve ihracatta gerçekleştirdiler.

KF: Verimlilik artırma süreci sektörlere göre değişir mi?
Aslında sektörler arasında çok büyük fark yok. Proje grubunun işe inancı ve yöneticinin liderlik becerisiyle bağlantılı bir iş bu. Ne kadar fazla inanılırsa, firma içinde ne kadar fazla çaba gösterilirse proje daha kolay hayata geçiyor. Ama proje grubu çalışırken işin sahibi olması gereken kişiler başka şeylerle uğraşıyorsa o zaman proje hayata geçmiyor. Bir lojistik şirketinde firma sahiplerinden bir tanesi ’Ben proje grubu lideri olmayacağım, proje grubu çalışanı olacağım’dedi. Biz, ’İsterseniz siz bırakın bu işi, arkadaşlar da gayet iyi gidiyorlar’ dedik. Bize ’Siz bana villada oturmayı öğrettiniz. Şimdi git gecekonduda otur diyorsunuz. Ben bu işi bitireceğim ve firmamız bundan çok büyük kazanç sağlayacak’ dedi. İşte bu işi yapanların bu inançta olması gerekiyor.

KF: Yeni iş kuranların bu süreçleri baştan belirleme şansları yok mu?
Var tabii. Stratejiyi doğru kurmak, pazarı doğru analiz edebilmek gerekiyor. Ne için pazarda olacağını ve pazarda müşterinin neyi beklediğini ortaya koymak önemli. Eğer ürünü ya da hizmetini ne şekilde kullanabileceğini düşünüyorsa, bununla ilgili kolay tahmin edilemeyen süreçleri mümkün olduğu kadar ortaya koyabiliyorsa zaten başarılı olabiliyor. Yeni başlayanların mutlaka rekabetin tersini düşünüp pazara çok değişik bir şekilde girmeleri gerekiyor. Bugün birçok şirket rekabetin tersi yönünde pazara giriş yaptığı için başarılı oluyor. Mesela Swatch’ın başarısının arkasında bu tür bir sistem var.  İsviçre Saat Endüstrisi, tersine bir yaklaşım sergileyip, kaliteli ama ucuz dijital Japon saatleriyle baş edebilecek, gençleri kavrayacak bir ürün ortaya koydu. Starbucks’ın başarısında kahveyi bambaşka bir süreçle sunması ve rekabette kolay kolay taklit edilemeyecek bir boyuta getirmesi önem taşıyor.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 11. Sayı

 
 
Bu yazı 2638 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
"Ben Direkt ve Net Bir Liderim"
"KOBİ, Eskiden Tanımı Belli Olmayan Bir Kavramdı"
"Başarıyı Kendi Başıma Yakalamayı Seviyorum"
Kurumsal Yönetişim Neden Önemli?
"Şans, Ona Hazırlıklı Olanı Buluyor"
"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "
“32 Yönetici Olmak İçin Genç Bir Yaş Değil”
"Kuralları Yıkma Stratejisi Başarı Olasılığını Yükseltir"
"Sürekli İnovasyonun 5 Önemli Kriteri Var"
"Beklenenden Fazlasını Yapmayanlar, Japon Şirketinde Çalışamaz"
"İnsan Sevginiz Yoksa Başarılı Olamazsınız"
"Eczacıbaşı’nın Zirvesindeyim, Şimdi CEO’ya Türkçe Karşılık Arıyorum"
Önce Fikri Sonra Da İşi İyi Yönetmeli
Türk KOBİ’lerinin Geleceğine Yürekten İnanıyorum
Kavrakoğlu: Türkiye’de Şirketler Taklitçilikten Batıyor
Türk Gibi Başla İngiliz Gibi Bitir…
En Kolayla Başlayıp Sonra Tekrarlıyorum
SAS Institute Türkiye Yöneticileri ile Kurumsal Zeka Üzerine
Şikayet Edeni Değil, Çözüm Üretini Severim
Fark Yaratmadan Para Kazanılmaz
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Zegna İçin, Azim ve Titiz Çalışma Vazgeçilmez”
Gildo ZEGNA

“İşin Sırrı, Şirketin Sağlamlığını Garantileyip, Kendi Prensiplerine Sahip Çıkarak İlerlemek”
Faruk ECZACIBAŞI
 
Bir Tartışmayı Sözsüz Kazanmanın Yolları
Nick MORGAN

kobifinans Stratejide Sezgilere Yer Var mı?
Temel AKSOY
 
Bu Şirkette Çaycı da Hissedar, Yönetim Kurulu Başkanı da…
Çinli teknoloji devi Haier’in ...

Ortaklıkla Büyüyen Şirket, Zincir Marketlere Üretim Yapıyor
Nazar Kimya, 1980’de, yaşları 25 ile 28 arasındaki ...
 
Liderleri İzlemek Sizi Lider Yapmaz
Beş yıl boyunca, hemşirelerden CEO’lara farklı ...

13 Kasım 2008

Dünya Değişiyor, Pozitif Düşünün
kobifinans Devir artık, her koşulda en iyi fırsatı görerek, yola devam ...

07 Ekim 2008
 
kobifinans Eyleme Geçin, Çalışanlarınızı Kurtarın
Asuman BAYRAK

kobifinans Rekabet Ne Demek?
İbrahim GÖKNAR
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010