Günümüzde şirketler ürün ve hizmetleri için yürüttükleri pazarlama faaliyetlerinin sonuçlarını daha hızlı almak çabasında... Bu sonuca ise en makul bütçelerle ulaşmak istiyorlar. Tüketici ise birbirine benzeyen ürünler arasında, kendisine yakın hissettiği, deneyimleyebildiği, çevresinden referans aldığı, ilginç, şaşırtıcı ve yaratıcı pazarlama çalışmaları yapan markalara yöneliyor. Teknoloji ve internet, mobil kanallar, gerilla pazarlama, saha uygulamaları derken, pazarlama da çeşitleniyor, renkleniyor, her yerde yeni mecralar, kanallar oluşuyor. Bu yeni alternatifler sayesinde, şirketler, hedef kitlelerini net bir şekilde belirleyerek, doğrudan yönelebiliyor. Saha aktivitelerini, sosyal ağları, ekinlikleri, e-posta ile ya da mobil araçlarla pazarlamayı ya da interaktif uygulamaları kapsayan yeni kanallarda, her bütçeye, her KOBİ'ye göre bir uygulama var. Bir başka ifade ile pazarlamada aslında KOBİ'lerin dönemi başlıyor dersek de yalan olmaz... Bu 20 yıl öncesine kadar, pazarlama ve reklam çalışmaları, kitlesel kanallar, yüksek bütçeler ve maliyetler nedeniyle yalnızca büyük gruplar tarafından yapılabilirken, şimdi artık, her bütçeye, her hedef kitleye, her alana uygun bir pazarlama çözümü var.
Bunun yanında, artık "zorunlu olarak" hepimiz pazarlama dönemindeyiz. Doğrudan Pazarlama iletişimcileri Derneği (DPİD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Karamanoğlu, pazarlama dünyasında büyük bir değişim yaşandığını belirterek, şirketlerin satış arttırıcı etkinliklere daha fazla yoğunlaşması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür çalışmalarda, özellikle doğru hedef kitleye ulaşmanın ve müşteriyle bire bir temas etmenin mümkün olduğunu belirten Karamanoğlu, seçeneklerin ise "sınırsız" olduğunu vurguluyor. Kritik formül ise şu: Doğru strateji, yarancı bir kurgu, doğru hedef kitle! Eğer bu formülü uygularsanız, çok yüksek bedeller ödemeden büyük sonuca ulaşabilirsiniz.
Doğrudan Pazarlama Ölçülür Müşteri deneyimi sunarak hızlı geri dönüş sağlayan, pazarlama bütçesini kısa sürede amorti edebilen doğrudan pazarlama kanalları ise 3 ana kategoriye ayrılıyor. Bunlardan ilki ve en bilineni sahada pazarlama... Bu yöntem, daha çok hedef tüketicinin bulunduğu noktalarda ürün deneyimi yaşatmak için kullanılıyor. En büyük artı sı ise ürünü deneyen tüketicinin alışverişe yönelmesi... Karamanoğlu, saha aktivitelerinin tüketiciyle markayı bir araya getiren, deneyim yaşattıran ve satın alma davranışını tetikleyen, önemli bir kanal olduğunu vurguluyor. Etkinlik pazarlaması ise, daha çok marka bilinirliği oluşturmak ve artırmak amacıyla kullanılıyor. Bunun yanında etkinlikle birleştirilmiş kampanyalar da düzenlenebiliyor. Örneğin; ürünü alan kişiye etkinliğe bedava veya indirimli katılma imkanı sunulması gibi… Son dönemde önemli bir gelişme gösteren ve diğer doğrudan pazarlama araçlarına göre nispeten daha düşük bütçelerle uygulanabilen interaktif pazarlama ise tüketici ile ürünü sanal ortamda bir araya getiriyor. Son kullanıcı kadar, ara ürün veya hizmet sağlayan şirketlere de ulaşılabilen bu yöntem, özellikle belli karakteristik özellikler taşıyan, sınırlı gruplara ulaşmada etkili. Veritabanı pazarlaması yapan şirketlerin elinde bulunan datalar sayesinde, şirketler tanıtım yapmak istedikleri kitleyi rahatlıkla ayrıştırabiliyor. Böylece yalnızca o hedef grup için farklı kanallarla (e-posta, posta, video, SMS vb.) gönderim gerçekleştiriliyor. İnteraktif pazarlama, web sitesi tasarımlarından, özel yazılımlara, mobil pazarlamadan, sosyal ağlara hatta çağrı merkezlerine uzanan, çok geniş alternatifler barındırıyor.
Doğrudan pazarlama, geleneksel pazarlamadan ölçeklenebilir olmasıyla da ayrışıyor. Normal şartlarda gazete, dergi, radyo, TV gibi mecralarda yapılan reklam faaliyetlerinin kaç kişi tarafından görülüp algılandığım ölçümlemek pek kolay değil. Doğrudan pazarlama yöntemlerinde ise anlık olarak, mesajın kaç kişiye ulaştığım, hatta kaç kişinin satın almayı düşündüğü bile ölçülebiliyor... Alınan sonuçlara göre de strateji veya yöntem, hatta ürün değiştirilip geliştirilebiliyor. Karamanoğlu, doğrudan pazarlama araçlarının bu yapılarıyla büyük bir "maliyet geri dönüşü" yarattığım söyleyerek şöyle devam ediyor: "Her şirket büyümek ister. Büyümek ise yatırımı, devamında da pazarlamayı gerektirir. Bu yatırımın geri dönüşünü gözlemleyebilmek, eksileri-artıları belirleyebilmek için, tüketiciye yakın olmak zorundasınız. Bu nedenle büyümekte olan şirketler doğrudan pazarlama araçlarından yararlanarak önemli kazanımlar yaratabilir. Öte yandan, yalnızca belirli bölgede faaliyet gösteren bir şirketin, ülke genelinde tanıtım faaliyeti yapması bütçesel olarak mümkün olmadığı gibi, stratejik açıdan da doğru değil. Gereksiz bir maliyet yükü... Bu noktada, doğrudan pazarlama şirketlere esneklik sağlıyor. Yani pazarlama bütçelerini en verimli şekilde kullanmalarına yardımcı oluyor.”
Üniversiteli Gence Ulaşmanın Kolay Yolu Akampus, başta üniversiteliler olmak üzere, gençliğin buluşma noktası olma amacıyla Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyan 3 girişimci arkadaş tarafından, 2000 yılında kuruldu. Şirket bugün, üniversiteli gençlere ulaşmak isteyen markalara yaratıcı ve esnek bütçeli pazarlama çözümleri sunuyor. Akampus'ün gençleri bir araya getirdiği platformu www.akampus.com, Türkiye'nin her yerinden 600.000 kayıtlı kullanıcıya sahip... Site aynı zamanda üniversite öğrencilerinin ihtiyaç duyabileceği tüm içerikleri barındırıyor. Bu nedenle ziyaret edilme, sitede kalma süresi ortalamaların oldukça üstünde... Akampus'ün ajans ayağı ise gerek üniversitelerde gerekse farklı dış ortamlarda şirketlerin mesajlarını üniversite öğrencilerine taşıyacak çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar içerisinde şenlikler, road-showlar, billboard reklam çalışmaları, konser etkinlikleri gibi uygulamalar var. Aynı zamanda üniversitelerde yer alan marka elçileri sayesinde, yurt kapılarında post-it asma, ders notlarına mesaj yazma gibi gerilla pazarlama faaliyetleri de gerçekleştiriliyor.
Akampus Kurucusu ve Genel Müdürü İsmail Üğdül, şirket hakkında şu bilgileri veriyor: "Yenidünyada gençlerin algı ve ilgileri çok dağınık. Sadakatleri çok düşük. Dolayısıyla onlarla marka iletişimi yapmak, eskisine göre çok daha zor. Örneğin üniversite şenliklerinde karşınıza 10-15 şirketin aktivitesi çıkabiliyor. Çok ciddi bir mesaj bombardımanı ile karşı karşıya kalıyorlar. Gençlik iletişiminde, onlara fayda yaratacak bir yaklaşım kurgulamanız gerekiyor. Bu fayda, örneğin kariyer odaklı olabilir. Üniversite turunda sunduğunuz bir sertifika olabilir. Ya da bir yöneticiyle tanışma fırsatı verebilirsiniz. Akampus.com'un yaptığı gibi, ihtiyaç olabilecek ders notu, hoca yorumu, üniversitesi ile ilgili bilgi, burslarıyla ilgili içerik sunmak da ilgilerini çekecektir. Diğer taraftan, ödüllendirilmeyi çok seven bir kitleden bahsediyoruz. Örneğin yarışma ortamında bir ödül kazanmak onlar için önemli olabilir. Ufak da olsa büyük de olsa o kazanma fırsatını sunmanız gerekiyor. Bu bir promosyon da olabilir, daha büyük bir şey de olabilir. Bunların hepsi etkiyi arttırır. Bir başka fayda unsuru da sosyal buluşma... Üniversiteler kapalı ortamlar, kampüslerin birbirleriyle çok yoğun bir iletişimi olmuyor. Örneğin, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi ile Ege Üniversitesi öğrencisini buluşturmak çok kolay olmaz. İşte bu noktada, sosyal buluşma bir motivasyon sağlıyor. Onları buluşturan ekinlikler ilgilerini çekiyor. Bir başka nokta eğlence unsuru... Eğlendiren iletişim çalışmaları da verimli olabilir. Zira hayatının önemli bir bölümünü rahatlayıp eğlenmeye ayıran çok genç bir kitleden bahsediyoruz. Bu eğlence bir konser, kam1- püsteki bir aktivite ya da sportif bir faaliyet olabilir...”
Akampus'ün üniversite öğrencilerine yönelik pazarlama çalışmaları oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bunlar arasında en yüksek bütçeli çalışmaları road-showlar oluşturuyor. Ancak bu yöntem, çok geniş bir kitleye doğrudan ulaşmak için kullanılıyor. Ürünün hızlı tanıtılması gereken durumlarda stantlar öneriliyor. Bu stantlarda numune dağıtımı da yapılabiliyor. Üğdül, stant etkinliklerinde zamanlamaya çok önem verdiklerine dikkat çekiyor. Üğdül, yalnızca üniversitelerde değil, çevredeki kafe ve restoranlarda da tanıtım çalışması gerçekleştirdiklerini ifade ederek, bu noktalarda Akampus ekiplerinin dolaşarak broşür, numune, ürün dağıtımı gibi faaliyetler yürüttüklerini söylüyor.
Marka Elçileri Bazı durumlarda, müşterileri ile iletişimi yapılacak ürünün tasarımından fiyat politikasına kadar, fikir alışverişi de yapabiliyorlar. Şirketin bünyesinde, çeşitli üniversitelerde öğrenci olan marka elçileri de bulunuyor. Bu elçiler sayesinde, üniversite öğrencileri arasındaki son trendler yakından takip edilerek, pazarlama projeleri de buna göre şekillendiriliyor. Bir anlamda markaların üniversitelerdeki gözü, kulağı olunuyor. Marka elçilerinin tek görevi bilgi akışı sağlamak değil. Aynı zamanda markalarla öğrenciler arasında köprü görevi de üstleniyorlar. Özelikle gerilla pazarlama çalışmalarında aktif rol oynuyorlar. Bu çalışmalar oldukça sıra dışı... Örneğin, iletişim çalışması yapılan markanın mesajı post-it'lere yazılarak yurtlardaki oda kapılarına yapıştırılabiliyor. Böylece kapıdan giren herkes mesajı görmüş oluyor. Ya da fotokopi merkezinde hakimiyet sağlanarak, ders notlarının arasına istenen mesajlar eklenebiliyor.
Her Bütçeye Göre Seçenek Üğdül, bütçelendirme konusunda ise hizmet almak isteyen şirketlerin kimliğine, durumuna, yaklaşım ve ihtiyaçlarına göre esnek çözümler geliştirebildiklerini, danışmanlık yaptıklarını söylüyor: "Örneğin, bazen, küçük bütçelerle şenliklere girmek isteyen ya da road-showlarda stant açmak isteyen şirketlerle karşılaşıyoruz. Onlara bu etkinliklerde kendilerini iyi ifade edemeyeceklerini söyleyerek, daha iyi sonuç alabilecekleri projeler sunuyoruz. Çünkü şenlik, road-show, konser gibi aktivitelerde, çok büyük markalar çok büyük alanlarla yer alıyor. Küçük bir stant ile böyle bir ortamda algılanma ihtimali son derece düşük."
Bölgesel Çalışma Yapılabiliyor Genellikle uzun vadeli çalışmalar yürüten Akampus, büyük markaların yanı sıra pek çok KOBİ'ye de proje bazlı pazarlama hizmeti sunuyor. Gelecek dönemde de KOBİ'lere yönelik hizmet vermeyi hedeflediklerini ifade eden Üğdül, özellikle lokal çözümlerle etkili hizmet sunabileceklerini söylüyor: "Akampus.com'un Türkiye genelinde önemli bir reklam envanteri var. Kullanıcıların yüzde 95'i üye girişli olduğu için, sitede onların tüm profil özelliklerini ayrıştırabiliyoruz. Bu da bize bölgeye göre, hatta kişiye göre reklam yapabilme esnekliği tanıyor. Örneğin; Erzurum Atatürk Üniversitesi'ndeki mühendislik okuyan bir öğrencimize alım gücüne uygun bir telefon modelini tanıtabiliriz. Bu konuda talep de alıyoruz. Geçtiğimiz dönemde bunun bir örneğini de hayata geçirdik. Karadeniz Teknik Üniversitesi yakınlarındaki bir kafe, öğrencilerin akampus.com'a çok sık girdiklerini bir şekilde öğrenmiş, takip etmiş. Bize ulaşıp reklam vermek istedi. O kitleye yönelik çok efektif bir çalışma yaptık."
Türkiye'de KOBİ'lerin yeni mecraları çok yakından tanımadığına ve bu konuda hizmet alabilecekleri şirketlere de ulaşamadıklarına dikkat çeken Üğdül, bu şirketlerle pazarlama profesyonellerini biraya getirecek ara yapıların oluşması gerektiğini ifade ediyor: "Bizim bu şirketlere erişim kanallarınız kısıtlı... İster istemez o şirketleri bize ulaştırabilecek aracılara ihtiyacımız oluyor. Ancak ne yazık ki şu an için böyle bir platform mevcut değil. KOBİ'leri hayata geçirilebilecek birçok proje var. Eminim onların da kendilerini ifade edebilmek için alternatif kanallara ihtiyacı var.”
Hedef Kitlenizi Seçin, Sadece Ona Reklam Yapın Türkiye'nin farklı bölgelerinde, istediğiniz kriterlere göre tanımlayabildiğiniz bir hedef kitleye doğrudan reklam ve tanıtım yapmak, yakın geçmişe kadar, ancak hayal edilebilecek bir pazarlama yöntemiydi. Ancak teknolojinin ve internetin yarattığı fırsatlar, artık, "izinli pazarlama" kapsamında bunu da mümkün kılıyor. Dataprofil'in veritabanında bulunan, Türkiye geneline yayılmış 1,7 milyondan fazla üyeye, doğrudan ulaşıp, hemen alışverişe yönlendirmeniz bile mümkün. Bir başka ifade ile 1,7 milyondan fazla kişi, "ilgi alanları doğrultusunda" reklam, tanıtım, indirim kuponu gibi özel pazarlama çalışmalarını, eposta, SMS, banner, posta gibi kanalarla almak için bu sisteme, bir internet sitesi üzerinde üye oluyor. Ayın zamanda online şirket çalışmalarını yanıtlıyor. Üye, bu çalışmalar karşılığında puan (para puan) kazanıyor. Aynı zamanda, ilgi alam doğrultusunda yararlanabileceği avantajlardan haberdar oluyor. Dataprofil, Türkiye'nin en büyük izinli pazarlama şirketi.
Dataprofil ile şöyle çalışmak mümkün: Diyelim ki, hazırgiyim alanında, 40 beden üzeri için ürün satıyorsunuz. Sistemde bu bedende kaç üye olduğunu ve bu üyelerin hangi bölgelerde, hangi şehirlerde yaşadığını öğrenebilirsiniz. Yine aynı örnek üzerinden ilerlersek, diyelim ki 16 şehirde, 160.000 üye sonucuna ulaştınız. Bu şehirlerin, yalnızca 6 tanesinde mağazamız var. Hemen, yalnızca o şehirlerde yaşayan, mağazalarınıza gelebilecek kişilere yönelik özel bir indirim planlayabilirsiniz. Dataprofil, bu sürecin arkasından SMS, banner, posta ya da e-posta gibi kanallarla, üyelerinize reklamınızı gönderiyor. Ya da medikal alanında Türkiye'ye yeni bir ürün getirmeye hazırlamıyorsunuz. Bu alanda Çalışan, müşteriniz olabilecek hedef kitledeki üyelere de tanıtım mesajı gönderebilirsiniz. Sistem, KOBİ'ler tarafından bakıldığında gerek hedef kitleye doğrudan ulaşım, gerekse diğer reklam alternatiflerine göre daha ekonomik bir yol olması nedeniyle çok cazip. Üstelik yalnızca gönderdiğiniz mesajı açan, okuyan kişiler için ödeme yapıyorsunuz.
Sistem içinde cazip bir başka ürün, online araştırmalar. Özellikle, yeni bir ürün çıkarırken, tüketicinin beklentilerini hemen öğrenebilirsiniz. Ya da ürününüzün tanınırlığını, bilinirliğini görebilir, hatta rakipleriniz hakkında ne düşündüğünü ortaya çıkarabilirsiniz. İster 1000 kişi, ister 1 milyon... Onlara istediğiniz soruyu soruyor, yanıtları 1-7 gün içinde, hemen alabiliyorsunuz.
Dataprofil İş Geliştirme Müdürü Sevil Mert, sistemi Türkiye'nin en büyük şirketleri ve markalarının yanı sıra, KOBİ'lerin de kullandığım ve hızlı sonuç aldığını söyleyerek, şöyle örnekler veriyor: "İstanbul Ümraniye bölgesinde faaliyet gösteren bir çeyiz mağazası için, yine aynı bölgedeki üyelerimize özel bir anket yaptık. "Ailenizde bu yıl içinde evlenmeyi planlayan birisi var mı?" sorusuna evet cevabı veren üyelere beyaz eşya paketi, ev tekstil ürünleri, balayı tatilleri gibi pek çok indirimli alternatif kampanya reklamı yapıldı. Kampanyalarda, bir kişinin aldığı özel indirim oranı 500 TL'ye kadar çıktı. Bu, indirim vaadiyle müşteri kazanmayı amaçlayan mağaza için cazip bir yoldu. Aynı zamanda o bölgede, evlenme hazırlığı yapan üyelerimiz, cazip taksitler ve indirimlerle, ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir mağazadan haberdar oldular."
İnternette Halkla İlişkiler Halkla ilişkiler (Public Relations/PR) şirketlerinin ne yaptıkları henüz tam olarak anlaşılmamışken, şimdi yepyeni bir kavram daha gelişiyor: PR 2.0... Diğer bir deyişle Dijital PR... Dijital PR, aslında bir anlamda web 2.0'ın unsurlarını kullanan bir platform. Web 2.0 ise şu an kullandığımız hali ile etkileşimli olan internet platformuna deniliyor. Başka bir ifadeyle, insanların paylaşım yaptığı, karşılıklı olarak bilgi alışverişinde bulunduğu kocaman bir okyanus... İşte bu yeni mecra, aynı zamanda markalarla ilgili haberlerin hızlı bir şekilde yayılmasını sağlıyor. Şirketlerin ürünleri ve hizmetleri ile ilgili haberlerinin bu mecralarda kontrollü bir şekilde yayınlanmasını ve takibini sunmak amacıyla kurulan, Türkiye'nin ilk dijital PR ajansı Buzz 2.0 şirketlerin marka bilinirliğini geleneksel PR araçları ile birleştirerek arttırıyor.
Daha önce de birlikte internet projeleri geliştiren Cankız Onur Kum ve Devrim Altaylı'nın bir araya gelerek, henüz Türkiye'de sosyal medyanın adı bile anılmazken altyapı çalışmalarına başladıkları Buzz 2.0, şirketlere haberlerini internette doğru kanalları kullanarak duyurma imkanı sunuyor. Şirket, Facebook'tan Twitter'a, Wikipedia'dan haber portallarına, video ve görüntü paylaşım sitelerine kadar, bütün internet kanallarına ulaşıyor.
Dijital PR'ın geleneksel PR'ı tamamlayan bir araç olduğunu ifade eden Buzz 2.0 Kurucu Ortağı Devrim Altaylı, yaptıkları çalışmanın yalnızca basın bültenlerini internette yayınlamaktan ibaret olmadığını belirterek şu bilgileri veriyor: "Dijital PR'ın temeli, tüm web 2.0 unsurlarında marka bilinirliğini arttırmaya dayanıyor. Bu yaklaşım markanın web sitesinden, internette nasıl var olması gerektiğine kadar uzanıyor. Öncelikle markanın internet üzerindeki bilinirliğini ölçüyoruz. Ciddi bir analiz çalışması yapıyoruz. İnsanlar marka hakkında ne diyor? İtibarı nasıl? Ürünlerini kullanıyor mu? Bu gibi soruların yanıtlarını araştırıyoruz. Markanın konumlandırılmasına ve genel stratejisine baktıktan sonra, onun için internette özel bir strateji yaratıyoruz ve bunun üzerinden, tüm iletişim çalışmalarını yapıyoruz. Bunun yanında, forum siteleri de dahil olmak üzere, rakiplerin de internet analizini çıkarıyoruz. Her markaya 'Her yerde olacaksınız' ya da 'Olmalısınız' gibi bir vaat sunmuyoruz. Çünkü her sosyal medya platformunda bulunmak mantıklı değil. Markanın hedeflediği kitleye yönelik mecralar üzerinde çalışıyoruz."
Niş Ağlar da Var Sosyal medyanın yalnızca gençlere yönelik bir mecra olmadığına dikkat çeken Altaylı, yakın geçmişte yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de internet kullanıcı profilinin 26 yaş civarında olduğu bilgisini veriyor. Yani her hedef kitleye göre bir internet mecrası mutlaka var. Altaylı, Facebook, Twitter gibi platformların dışında sektörlere özel niş platformlar olduğunu ve bu kanallara ulaşabildiklerini ifade ediyor.
KOBİ'lerin de yavaş yavaş Dijital PR'a ilgi göstermeye başladıklarım ifade eden Altaylı, isimlerindeki PR kelimesinin biraz ürkütücü geldiğini düşünüyor. Altaylı'ya göre geleneksel PR'ın yüksek bütçeli bir uygulama olduğunu düşünen KOBİ'ler, dijital PR'da da yüksek rakamlarla karşılaşmaktan çekiniyor. Altaylı, bütçe yaklaşımlarının karşılaştırılamayacak kadar düşük olduğunu belirterek, kısa vadeli çalışmalarla bile sonuç alınabileceğini söylüyor: "Sağlıklı bir geri dönüş alabilmek için minimum 6 ayı yıllık çalışma gerekiyor. Ancak KOBi'ler, özellikle bu fikre alışmak için 1 ay bile deneme yapabilir. Geleneksel PR'dan en önemli farkımız da bu 1 aylık çalışmada bile geri dönüş alabiliyor ve markayla paylaşabiliyoruz. Bu sonuçlara ve bütçeye göre, marka çalışmaya devam edip etmemeye karar verebiliyor. Deneyen hiçbir marka da bu sistemden çıkmak istemiyor."
Buzz 2.0'ın yaptığı çalışmalar yalnızca marka bilinirliği yaratmakla kalmıyor. Bunun yanında, insanların marka veya ürün hakkında olumlu konuşmalarını da sağlıyor. Yani ağızdan ağza pazarlamayı sanal ortama taşıyor. Son dönemde insanların merak etikleri ve satın almayı düşündükleri ürünler ile ilgili olarak, mutlaka Google'da arama yaptıklarına dikkat çeken Altaylı, ne kadar olumlu yorumla karşılaşılırsa, satın alma kararının da o derece hızlı alındığını belirtiyor. Düzenli dijital PR faaliyetleri ile şirketlerin sanal ortamdaki gönüllü marka temsilcilerini yaratabileceklerini vurgulayan Altaylı, böylece çok büyük bütçeler harcayarak bile zor elde edilebilen bir pazarlama gücünün, düşük bütçelerle sağlanabildiğini ifade ediyor.
Krizi Başlamadan Önle İnternette bilgi çok hızlı yayılıyor. Peki, bir şirket veya marka ile ilgili olumsuz bir bilgi internete düştüğünde ne yapmalı? Altaylı, daha öncesinde sosyal medya ile ilgili herhangi bir çalışması olmayan şirketlerin bundan çok zarar görebileceklerini, durumun yönetilebilecek bir kriz olmaktan çıkabileceğini ifade ediyor. Böyle bir durumla karşılaşmamak için, kriz başlamadan sosyal medyaya adım atmak gerekiyor. "Eğer sosyal paydaşlarınızı yaratır ve iletişimi başlatırsanız, kriz anında markanıza sahip çıkacak elçilere de sahip olursunuz" diyen Altaylı, böylece virüsün yayılmasının engellenebileceğini savunuyor.
Anlık Rapor Alınabiliyor Peki, Dijital PR'da süreçler nasıl işliyor? Aslında temel olarak tüm markalar için standart bir uygulama yok. Markanın kendi konumuna ve stratejisine göre hizmetin şekli de değişkenlik gösteriyor. Öncelikle markayla ilgili bir analiz çalışması yapılıyor. Sonrasında hangi mecraların kullanılacağı seçilerek, markanın diline karar veriliyor. Bu iletişim kanalları üzerinden sürekli mesaj gönderimi başlıyor. Tüm çalışmalar anlık olarak raporlanıyor. Böylece hizmet alan şirket, markası ile ilgili olarak, hangi sosyal medyada, hangi bilgilerin yer aldığını rahatlıkla görebiliyor. Takip sisteminin bir de acil uyarı mekanizması var. Böylece marka ile ilgili negatif bir söylem herhangi bir internet mecrasında yer aldığında, anında haberdar olunuyor ve aksiyon almak için zaman kazanılıyor. Buzz 2.0, şirketlerin talebine göre kriz durumları için aksiyon planı da oluşturuyor.
Sosyal Ağlarda Yapılacak Çok Şey Var İnternet artık, aynı zamanda kendimizi ve anlık durumlarımızı ifade edebileceğimiz bir paylaşım platformu... Sosyal ağlar sayesinde herkes yeni bir mecra görevi görüyor, bilgi çok hızlı ve etkin bir şekilde yayılıyor. Başka bir ifadeyle, yeni bir pazarlama kanalı diyebiliriz. Şirketler, markalar, ürünler, kendi sayfalarını oluşturarak, mesajlarını, yeniliklerini an be an hedef kitlelerine duyurabiliyor. Özellikle Facebook, Twitter gibi sosyal ağlardaki markalar takip ediliyor, yenilikler anında başkaları ile paylaşılıyor. Üstelik bu kanalları kullanmak son derece düşük maliyetli...
Sosyal ağ pazarlaması Türkiye için oldukça yeni bir kavram. Ancak her işte olduğu gibi bu alanda da şirketlere yol gösteren ve en iyi sonucu almalarını sağlayan girişimler de var. Promoqube bu alanda çalışıyor. Sosyal ağlarda markalar için hesap açmaktan, kampanya yönetimine kadar tüm pazarlama faaliyetlerini yürüten şirket, uygun bütçelerle farklı bir kanaldan tüketiciye ulaşma imkanı sunuyor.
Promoqube, sosyal ağlarda var olmak isteyen markalara öncelikle hedeflerine uygun bir strateji geliştiriyor. Amaçlar, verilmek istenen mesajlar ve hedefler belirleniyor. Daha sonra belirlenen ağda markanın hesabı açılıyor ve varlığı oluşturuluyor. Bu ilk aşamadan sonra, markanın hesabına üye olan kişilerin çoğaltılması ve yönetilmesine yönelik kampanyalar hazırlanıyor. Bunun yanında kriz yönetimi, itibar yönetimi gibi tamamlayıcı hizmetler de veriliyor.
Promoqube'ün kurucu ortağı Özgür Alaz'a göre sosyal ağlarda markalı toplulukların çok önemli bir gücü var. Peki, markalı topluluk nedir? Alaz, bu soruyu şu şekilde cevaplıyor: "Bir markanın Facebook'ta sayfasının olması ve marka hayranlarından oluşan takipçiler edinmesi bu ağlarda etkinlik gösterebilmek için önem taşıyor. Çünkü markanın sayfasında yeni çıkan ürünü ile ilgili fotoğraflan, kampanya bilgileri vb. detaylar, markanın takipçisi olan tüm Facebook kullanıcılarının ana sayfasında yer alıyor. Bu kullanıcılar. Facebook'a girdikleri zaman sizin mesajınızla karşılaşıyor. Yani mesaj doğrudan hedefe ulaşıyor.
Türk insanı e-posta ile 3 dakika zaman geçirirken, Facebook'ta ortalama 30 dakika kalıyor. Üstelik e-posta ile yapılan duyuruyu yalnızca mesaj gönderilen kişi görürken, Facebook'da kullanıcının arkadaşı da görüyor. Örneğin 80.000 kişilik bir topluluğa sahip olan bir marka, sayfasında yeni bir kampanya yaptığı zaman hepsine doğrudan ulaşıyor. Bu kişilerin ağlarında yer alan arkadaşlarını da hesap ettiğimizde, yaklaşık 1 milyon kişiye ulaşmış oluyor."
Sosyal ağda belli bir topluluğa ulaşan markanın etkinliğini artırmak için de kampanya yönetimi yapılıyor. Bunun için geleneksel yöntemler de kullanılabiliyor. Örneğin indirimli ürün satışı gerçekleştirilebiliyor. Alaz, konuyu şu örnekle açıklıyor: "Hizmet verdiğimiz şirketlerden Onur Air, Facebook'daki sayfası üzerinden, dönemsel olarak bedava uçak bileti dağıtıyor. Bu kampanyayı geleneksel araçları kullanarak da yapabilir. Ancak sosyal ağ üzerinden alınan sonuç çok daha etkili ve katma değeri yüksek. Çünkü kampanyadan yaralanabilmek için üye olmak gerekiyor. Böylece kişisel bilgileri toplayarak, potansiyel müşteri datası oluşturabiliyoruz. Daha sonra, bilet kazanma şansını artırabilmeleri için, insanları kampanyayı gönüllü olarak yayınları konusunda harekete geçiriyoruz. Bunu da puanlama sistemi sayesinde sağlıyoruz. Yani insanlar kampanyayı arkadaşlarına göndererek, MSN'den yayınlayarak, yorum yazarak puan topluyor ve kazanma şansları artıyor. Sonuç olarak, aslında markayı büyütüyorlar."
Sosyal ağlar, her profilden üye barındırıyor. Peki, bu kadar geniş bir skalada markanın hayranlarının hedef kitle olup olmadığı nasıl belirleniyor? Alaz, markalar için topluluk yönetimi yaparak, çeşitli kırılımlara ulaşabildiklerini söylüyor. Yani, markanın hayranı olunması istenen kişilerin ilgi alanları ve profilleri seçilebiliyor.
Peki, sosyal ağlarda var olmak KOBİ'ler için gerekli mi? Alaz, internetin fiziki dünyadaki eşitsizliği ortadan kaldırdığını belirterek KOBİ'ler için bunun büyük bir fırsat olduğunu söylüyor. "Aslında internet rekabetin şartlarını eşitliyor ve bütçeden ziyade yaratıcılığı ön plana çıkarıyor. Sosyal ağlar da fark yaratanı ödüllendiriyor. Dolayısıyla KOBİ'ler sosyal ağalardaki varlıklarını doğru kurgularlarsa çok düşük bedellerle inanılmaz bir etki yaratabilirler."
Promoqube, ağırlıklı olarak büyük ölçekli markalara hizmet veriyor. Ancak KOBİ'lere de kendi kampanyalarını yapabilecekleri bir platform sunuyor. Alaz, küçük markaların topluluk yönetimini kendilerinin yapmasının daha etkili olduğunu düşünüyor. Çünkü müşteri ile doğrudan konuşmak, müşteri geri dönüşlerine hızla ulaşmak hayati önem taşıyor. Alaz, KOBİ'lerin sosyal ağlarda en çok dikkat etmeleri gereken konunun ise reklam dili olduğunu belirterek, jenerik mesajlarla yapılan duyuruların bir gökdelenin tepesinde broşür dağıtmakla aynı şey olduğunu ifade ediyor. Dolayısıyla sunulan içeriğin, mutlaka paylaşılabilir değer taşıması gerekiyor.
Tek Çatı Altında Doğrudan Pazarlama 2002 yılında bu yana doğrudan pazarlama alanında şirketlere sahaya yönelik uygulamalar sunan KREA Direct & Events, özellikle interaktif uygulamalardaki çözümleri ile dikkat çekiyor. Bir şirketin doğrudan pazarlama alanında yararlanabileceği tüm hizmetleri tek çatı altında sunan KREA, KOBİ'lere de bütçelerine uygun pazarlama projeleri alternatifleri sunuyor. Bugüne kadar 507 farklı projede, 12.000’den fazla personelle yüz binlerce tüketiciye doğrudan ulaşan şirketin, 4 uluslararası ödülü bulunuyor.
KREA, doğrudan pazarlama, etkinlik yönetimi ve interaktif pazarlama olmak üzere üç bölümde hizmet veriyor. Doğrudan pazarlama departmanı, doğrudan satış, satış promosyonu, gerilla pazarlama aktiviteleri, "kapı kapı projeleri" gibi satış arttırıcı planlama ve organizasyon çözümleri sunuyor. Etkinlik yönetimi departmanı ise bayi toplantıları, toplantı organizasyonları, VIP hizmetler, kurum içi organizasyonlar, road-showlar, lansmanlar, fuar, konser, sportif etkinlikleri, üniversite etkinlikleri, çocuklara ve gençlere yönelik etkinlikler' sosyal sorumluluk projeleri gibi çalışmaları yürütüyor.
Şiir Okuyan E-Posta Şirket, interaktif pazarlamaya ise uzun zamandır yatırım yaparak bu alandaki hizmetlerini geliştirmiş. KREA Genel Müdürü Seda Mızraklı, interaktif çözümlerde teknolojik olarak "dünyada ilk" olarak yapılan birçok uygulamayı hayata geçirdiklerini belirterek şu bilgiyi veriyor: "Özellikle e-posta pazarlaması (e-mail marketing) konusunda dünyada rakipsiz bir teknolojiye sahibiz. Şu anda veri bankamızda müşterilerimize ait 5 milyona yakın e-postayı güvenle yönetiyoruz.
"Value Mail" adını verdiğimiz toplu e-posta çözümümüz ile sektörde önemli bir fark yarattığımızı düşünüyorum. Çünkü bu sistem, yalnızca e-posta gönderimi odaklı bir çözüm olmasının ötesinde şirketin müşteri ilişkiler politikasını tamamlıyor. Value Mail, daha interaktif, kurgulu, kampanya bazlı, kişiselleştirilmiş, oyun, soru, anket ve istenirse ödüllerle desteklenmiş, sadakat kampanyasına kadar geliştirilebilecek bir e-posta pazarlaması platformu... Nasıl birebir kampanyalarla müşteriye dokunmak şu anda tüm dünyada ön plana çıkan yeni trend ise bunun dijital bacağında biz müşterilerimize dünyada öncü bir teknoloji ve çözüm sunuyoruz. Bu sayede düzenlediğimiz e-posta kampanyaları Türkiye'de en yüksek geri dönüşü alırken, bir taraftan da ağızdan ağza pazarlama etkisi yaratıyor ve oldukça ilgi görüyor. Örneğin Milupa için geçtiğimiz anneler gününde gönderdiğimiz ve açıldığında "şiir okuyan e-posta" büyük ilgi uyandırdı.
Mızraklı, sanılanın aksine doğrudan pazarlama aktivitelerinin çok yüksek bütçelere mal olmadığını, tam tersine çok fazla çeşitlik sağladığı için, şirketlere bu konuda esneklik yarattığını belirterek şunları söylüyor: "Doğrudan pazarlamanın klasik pazarlama mecralarla karşılaştırıldığında çok uygun bütçeli çalışmalar olduğunu söyleyebiliriz. En azından harcanan bütçe ile o gün hatta o saatte o anda kime ulaşıldığı, ne gibi bir etki yaratıldığı da ölçülebilir olduğundan, 'bardağın hangi yarısının dolu olduğunun' fotoğrafı çok kolay çekilebiliyor. Doğrudan pazarlama profesyonelce yönetilmesi gereken karmaşık süreçleri içeriyor bu nedenle ehil ellerden çıkmayan bir proje başarısızlıkla sonuçlanabiliyor."
Peki, doğrudan pazarlama aktivitelerinde son dönemde hangi uygulamalar ön plana çıkıyor? Mızraklı'nın verdiği bilgilere göre, tüm dünyada kısı1an bütçelere paralel, önemli kaymalar oldu: "Artık tercih sahipleri bütçeleri daha fazla tüketiciye, müşteriye dokunabilecekleri ve ölçebilecekleri şekilde planlıyor ve buna uygun projeler talep ediyor. Birebir kampanyalar bu nedenle ön plana çıkmaya başladı. Diğer taraftan, bütçelerde tüm dünyada da en az yer kaplayan toplu e-posta gönderimi beklenen şekilde tüm planlarda daha fazla yer almaya başladı. İzirı1i eposta gönderiminin de pazardan daha fazla pay aldığını görüyor ve yaşıyoruz.
Anadolu'daki şirketlere ve KOBİ'lere de hizmet veren şirket 2010 yılında özellikle e-posta pazarlaması alanında artış bekliyor. KOBİ'lere sunulan hizmetlerde ilk etapta şirketi, ürün ve servislerini yakından tanıyarak ihtiyaçlarını belirlediklerini belirten Mızraklı, şirketin vizyonunu, misyonunu ve hedeflerini göz önünde bulundurarak bir yol haritası belirlediklerini söylüyor. Doğrudan pazarlama çalışmalarının yanı sıra, eş zamanlı olarak şirketin çağrı merkezi, genel santrali ile ilgili eğitim ve iyileştirme çalışmaları da yürütülüyor. Ayrıca doğrudan pazarlama elçileri olan satış elemanlarının kıyafeti ve eğitimi gibi konularda da danışmanlık veriyor.
Eğer hizmet almak isteyen şirket yeni kuruluyorsa öncelikli olarak web sitesinin pazarlama modeline uygun olarak hazırlanmasını sağladıklarını belirten Mızraklı, pazarlamada ilk adımın web sitesi olduğuna dikkat çekerek şöyle devam ediyor: "Ne yazık ki şirketler bu konuya yeterince önem vermiyor. Oysa şirketin web sitesi, potansiyel müşteri ile ilk temasıdır. Bu nedenle şirketi temsil etmesi ve içeriğinden görseline kadar anlatması gerekir."
Gerilla Gençlik Türkiye oldukça genç bir nüfusa sahip ve gençlerin satın alma alışkanlıkları her geçen gün daha de değişiyor. Üstelik gençler artık yalnızca kendilerine yönelik ürünlerde değil, ailelerinin satın alma kararında da söz sahibi... Bu nedenle, markalar değişken kitleye ulaşabilmenin yollarını arıyor. Gençlik pazarlaması kavramı hızla yükselirken, onlara ulaşmanın yolu ise deneyim yaşatmak ve şaşırtmaktan geçiyor. Üstelik gençlik pazarlamasında mutlaka çok yüksek bütçelerle çalışmak da gerekmiyor. Çünkü gerilla pazarlama bu alanda en çok tercih edilen araçlardan biri...
Youth Republic, markaların gençlik stratejilerini belirleyerek bu hedefe uygun pazarlama faaliyetleri yürütüyor. Şirketin faaliyetleri arasında deneyim pazarlaması, doğrudan pazarlama, gerilla pazarlama, dijital uygulamalar ve yarana tasarım uygulamaları yer alıyor. Kısa bir süre önce www.ortakantin.com isimli bir web sitesi satın alarak, gençlerden oluşan bir sosyal ağ çalışması başlatan şirket, bu sitede gençleri buluşturarak markalara etkin bir pazarlama mecrası sunuyor. Yeni nesil gençlik araştırmalarının hayata geçirileceği bir araştırma şirketinin de hazırlığını yapan Youth Republic, Ukrayna, Rusya, Yunanistan gibi genç nüfusun yoğun olduğu pazarlara girmek için de hazırlık yapıyor.
Peki kim bu gençler? Bu kitleye nasıl ulaşmak gerekiyor? Youth Republic Gençlik Ajansı Genel Müdürü Serhat Gürcü, söz konusu gençler olduğunda geleneksel pazarlama araçlarıyla fazla bir şey yapılamayacağını belirtiyor. Çünkü bahsettiğiniz kitle, çok fazla TV seyretmiyor, gazete okumuyor ve dergi incelemiyor. Dolayısıyla onlara ya internetten ya da doğrudan ulaşmak gerekiyor. Gürcü, gençlerin birbirlerini çok fazla etkilediğini, bunun satın alma kararlarına da yansıdığını belirterek, arkadaş tavsiyesinin ise en büyük etken olduğunu belirtiyor. Yani bir gence ulaşıp ikna etmek, aynı zamanda onun arkadaş çevresini de kazanmış olmak anlamına geliyor. Bunu yatay etkileşim olarak adlandırdıklarını belirten Gürcü, diğer taraftan gençlerin ailelerini de etkilediklerini savunarak şunları söylüyor: "Aileler bazı ürün gruplarında, kendi deneyimlerini yeterli bulmadıkları ve çocuklarının gözlemlerine güvendikleri için, marka ve ürün seçimini ona bırakabiliyor. Bunu en çok teknolojik ürünlerde gözlemliyoruz. Örneğin bir cep telefonu, fotoğraf makinesi veya LCD LV alınırken, mutlaka ailedeki gencin fikrini sorup ona göre karar veriliyor."
Gençlik, anlaşılması çok güç ve sürekli değişen bir yapı... Örneğin bu yılın 17 yaş akımları ile 2 yıl öncesininkiler çok farklı... Bu nedenle beklentilerinin, alışkanlıklarının ve taleplerinin yakından izlenmesi gerekiyor. Youth Republic, şaşırtıcı gerilla pazarlama projeleri ile gençleri yakalıyor. 12-18,18-25 ve 25-35 olmak üzere gençleri 3 ayrı grupta değerlendiren şirkette tüm çalışmaların odağına yaratıcılık oturuyor. Türkiye'de çeşitli üniversite ve liselerde öğrencilerden oluşan bir ağa sahip olan şirket, bu sayede son trendler hakkında anında bilgi sahibi olabiliyor. Gürcü, bu alanın önümüzdeki dönemde hızla büyüyeceğine inanıyor: "Günümüzde pazarlama bütçesini etkin bir şekilde yönetmek kritik öneme sahip. Özellikle daha düşük bütçelerle hareket etmek zorunda olan markalar, gerilla pazarlama kullanmak istiyor. Çünkü çok ciddi bir çıkış yapabiliyorsunuz, Amacımız insanları şaşırtmak. İnsanları şaşırttığınız zaman başkalarına anlatıyorlar. Herkes birbirine anlatmaya başladığında gazetelerin, TV'lerin ilgisini çekmeye başlıyor, haber oluyor. Sonuçta çok daha fazla insana ulaşıyor. Bu bir domino etkisi... Çıkış noktanız başarılı olursa, arkası da geliyor."
Gençlerle iletişimde bütçesi az olan şirketlerin mutlaka yaratıcı olmak zorunda olduğunu ifade eden Gürcü, KOBİ'lerin gerilla pazarlama uygulamaları ile gençlere ulaşabileceklerini belirterek şöyle devam ediyor: "Gençlerin ailelerini etkileyebilme güçleri her geçen gün artıyor. Bu nedenle artık her marka gençleri de etkilemeye çalışıyor. Bu açıdan KOBİ'ler de mutlaka bu alana yönelmeli... Tabii öncelikle ne istediklerini çok iyi belirlemeleri gerekiyor. Ondan sonrasında iş, yaratıcılığa kalıyor. Bunun yanında interneti de çok iyi kullanmaları gerek. Gençler, zamanlarının büyük çoğunu internette geçiriyor. Bu nedenle onlara ulaşabilecekleri internet mecralarında düşük bütçelerle fark yaratabilirler."
8:15 Vapuru Efsanesi Youth Republic yaptığı her gerilla çalışma ile büyük ses getiriyor. Bunlardan en dikkat çekem ise geçtiğimiz yıl, bir çikolata markası için yapıldı. Gürcü, projenin detaylarını şöyle anlatıyor: "Dido markalı çikolatanın "dodileme sendromunu" nasıl gerçek hayata aktarabileceğimizi düşünürken, aklımıza vapurlar geldi. Ve bunun için en kalabalık vapur olan 8: 15 Beşiktaş-Kadıköy vapurunu seçtik. 3 tane yolcu görünümünde arkadaşımızı yönlendirdik. Bir tanesi ayağa kalktı ve arka arkaya dodi-dodi şeklinde tekerlemeyi söylemeye başladı. Sonra ekibimizden diğer kişi ona bir Dido uzattı ve susmasını sağladı. Bu kez çikolatayı uzatan kişi tekerlemeyi söylemeye başladı ve bir başkası ona Dido verene kadar bu devem etti. Sonrasında vapurdaki diğer insanlar da bu olayın bir parçası haline geldi. Projeye 1 hafta boyunca devam ettik ve sonuçta çok önemli bir PR başarısı sağlandı."
Adrese Teslim Pazarlama Yalnızca belli bir bölgede hizmet veren şirketlerin, hedef kitlelerini çekebilmek için nokta atışlar yapabilmesi çok önemli... Peki, bu bölgedeki hedef kitleyi nasıl belirleyecek ve onlara mesajınızı nasıl ulaştıracaksınız? Avrupa'da çok yaygın bir pazarlama metodu olan ve Türkiye'de de henüz yaygınlaşmaya başlayan "adressiz dağıtım" modeli sınırlı bir bölgeye, doğrudan ulaşmak isteyen şirketler için, ekonomik bir çözüm.
Adressiz dağıtım, genel anlamda şirketlere ve son tüketiciye yönelik bir dağıtım hizmeti... Bu hizmet kapsamında broşür, tanıtım dosyası veya promosyon gibi reklam ve tanıtım malzemeleri, lokal olarak belli bölgelere veya belli sektörlere yönelik olarak, adressiz dağıtılıyor. Son yıllarda özellikle perakende sektörü tarafından tercih edilen bu yöntem giderek diğer sektörlere de yayılıyor.
2006'dan bu yana faaliyet gösteren ADZ Dağıtım, yalnızca bu alana odaklanmış bir şirket... Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde istenilen lokasyonda dağıtım gerçekleştirebilen ADZ Dağıtım, etkili ve hızlı bir çözüm sunuyor. 2 milyonu İstanbul'da olmak üzere, Türkiye genelinde 13 milyon haneye yönelik dağıtım yapabiliyor. Dağıtım yapılan bölgelerde tüm cadde ve sokakları elektronik haritalara yansıtan şirket, sosyoekonomik yapı, nüfus yoğunluğu gibi bilgileri de veri tabanına kaydediyor. Böylece hizmet alan şirketler, dağıtım bölgesindeki haneleri istedikleri kriterlere göre seçebiliyor. ADZ, en uygun dağıtım bölgesini seçme konusunda danışmanlık hizmeti vererek hedef bölge önerileri de sunuyor.
ADZ Dağıtım Genel Müdürü Berk Bayraktutan, sistemin işleyişini şu şekilde özetliyor: "Elimizdeki veriler sayesinde şirketler, sayısal ortamdaki il, ilçe, mahalle bazında, demografik ve gelir seviyesi bilgilerini içeren haritalardan hedef seçimini kolaylıkla yapabiliyor. Kullandığımız sistem içerisinde güvenilir sonuçlar elde edilebilmesi için, tüm kuryeler GPS teknolojisiyle takip ediliyor ve tüm raporlar sayısal ortamda sunuluyor. Mobil el terminali kullanan ADZ çalışanları, dağıtım yaptığı mahalleyi, sokağı cihaz üzerinde seçerek, hangi kapı numarasına veya posta kutusuna kaç adet teslimat yaptığını, GPS cihazına yüklü olan yazılıma giriyor. Bu sistem sayesinde, dağıtıcının gün boyu hangi rotayı izlediğini, hangi noktalarda işlem yaptığını takip edebiliyoruz. Yapılan işlemler ve uydu konum bilgileri, GSM/GPRS altyapısı üzerinden sisteme gerçek zamanlı olarak iletiliyor. Süreç sonunda, saha operasyonundan gelen tüm veriler toplanarak analiz ediliyor. Sunulabilir hale getirilen veriler, sayısal ortamda, web üzerinden hizmet alan şirkete raporlanıyor."
Adressiz dağıtım yönteminde dağıtım performansının yüzde 100 ölçülebilir olduğunu ifade eden Bayraktutan, bu sayede şirketlerin bütçelerine göre dağıtım güzergahı belirleyebildiklerini belirtiyor. ADZ ekibi, gereken durumlarda hizmet verilen müşterinin kurumsal kimliğine uygun olar da giyinebiliyor. Böylece yürütülen çalışmanın etkisinin daha güçlü olması sağlanıyor.
Adresiz dağıtımın düşük bütçeli ancak etkili bir pazarlama aracı olduğunu belirten Bayraktutan, hizmet verdikleri şirketlerin de ağırlıklı olarak KOBİ'lerden oluştuğunu söylüyor. Şirket, 10.000 adedin altında olmamak kaydıyla, her türlü broşür, promosyon, katalog vb tanıtım materyallerinin dağıtımını gerçekleştiriyor. Fiyatlandırma ise ağırlık, boyut, dağıtım süresine göre değişiklik gösteren birim fiyatlar üzerinden hesaplanıyor.
E-Posta Hesabınızı Pazarlama Aracına Çevirin 2003 yılından beri şirketlere e-pazarlama çözümleri sunan Euro Message, izinli pazarlama mantığına ile çalıştığı sistemde 18 milyonu aşkın üye profiline e-posta gönderimi yapıyor. E-postaların kişiselleştirilebilmesi, e-posta yolu ile anket çalışması, kampanya yönetimi gibi hizmetler de sunuyor. Şirketlere güvenli e-posta pazarlaması yapabilecekleri altyapıyı kuran şirket, tasarım ve uygulama hizmetleri ile müşterilerinin kampanyalarını daha etkin bir şekilde yönetmelerine de yardımcı oluyor.
Euro Message Genel Müdürü Aytuğ İnci, markalar için doğru kullanıldığında önemli bir maliyet avantajı sağlayan eposta ile pazarlamanın en büyük katkısının düzenlenen kampanyaların geri dönüşlerinin çok etkili bir şekilde raporlanabilmesi olduğunu belirtiyor. Bir e-posta ile pazarlama uygulamasında bir postanın gönderiminde mesajlardan ne kadarının başarıyla dağıtıldığı, bunlardan kaçının kullanıcı tarafından görüntülendiği, kaç kullanıcının üyelikten çıktığı gibi bilgiler detaylı bir rapor halinde görülebiliyor.
E-posta ile pazarlamada en önemli konunun, izinli pazarlama olduğunu ifade eden İnci, gönderim yapılacak olan listelerin mutlaka bu kriter göz önünde bulundurularak hazırlanması gerektiğini, aksi halde, hedeflenen sonuçlara ulaşılmasında sıkıntılar yaşanabileceğini vurgulayarak şunları söylüyor: "Gönderim yapılacak kişilerin mutlaka bir şekilde o marka ile ürün satın alırken, bir ankette veya buna benzer bir şekilde iletişime geçmiş ve kendisine mail ile bilgilendirme yapılmasını kabul etmiş olmalı. Aksi takdirde gönderiler önemsiz posta olarak görülebilir."
İçeriği Alıcı Belirliyor Marka tarafında hedef kitleye gönderilecek olan içeriğin mutlaka bir fırsat içermesi gerektiğini belirten inci, kampanyanın tasarım aşamasından itibaren buna dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor: "İçerikte alıcıya bir avantaj sunmayan gönderiler çöpe gidiyor. Bunun yanında, alıcı da listeden çıkmak istiyor. Bu nedenle kime hangi içeriğin gönderileceği çok önemli... Euro Message olarak bu konuda bir test çözümümüz var. Örneğin, bir kampanya için iki farklı görsel belirlediniz. Ancak hangisinin daha çok ilgi çekeceğini bilemiyorsunuz. Bu noktada "e-mail optimizer" çözümümüz devreye giriyor. Her iki görseli de belirlenen listeye gönderiyoruz. Sistem alıcıların hangi görselleri seçerek postayı açtığını takip ediyor ve en çok seçilen görseli otomatik olarak yükleyerek e-postayı daha sonra açan alıcıların seçilen görseli görmelerini sağlıyor. Böylece şirketlere önemli bir esneklik sağlanıyor."
IT Altyapısını Değiştirmeye Gerek Yok Etkili ve hedefe ulaşan bir e-posta pazarlaması yapabilmek için büyük yatırımlara girmek gerekmiyor. Euro Message, Sa-aS (Sofware as a Service) adını verdiği e-posta pazarlama platformunu aylık bazda ödenen ücretlerle kiralıyor. Böylece herhangi bir donanım ya da yazılım yatırımı yapmadan, güvenli bir platformda hedef kitlelere ulaşılabiliyor. Üstelik sistem kendisini düzenli aralıklarla güncelliyor.
Müşterilerinizi Yakından Tanıyın 2000 yılından bu yana bütünleşik pazarlama hizmetleri sunan directComm, aynı zamanda Türkiye'nin ilk veritabanına dayalı pazarlama çözümleri sunan şirketi. Geçtiğimiz yıl itibari ile etkinlik yönetimi hizmetleri de vermeye başlayan şirket, müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun pazarlama çözümlerini anahtar teslim olarak sunuyor.
directComm, Müşteri ilişkileri Yönetimi (CRM) altında müşteri veritabanlarının yönetiminden pazarlama veritabanı oluşturmaya, sadakat programlan, müşteri kampanyaları kurgulamadan ve yönetmeden yürütmeden interaktif çalışmaların hayata geçirilmesine kadar, pek çok hizmeti bir arada sunuyor. directComm CRM Direktörü Şebnem Demirel, kendilerinden hizmet alan şirketlerle "CRM ajansı" olarak çalıştıklarını belirterek, müşteri verisini doğru kullanmanın, gittikçe artan önemi nedeniyle şirketlerin son dönemde bu alana ağırlık verdiğini söylüyor.
Şirket etkinlik yönetimi hizmetleri kapsamında da kurum içi iletişim, iç iletişim faaliyetleri ile iletişim destek aktiviteleri gerçekleştiriyor. Bu çalışmalar kapsamında, kurum içi iletişim faaliyetlerinde bayi toplantıları, çalışanların işe uyum toplantıları ile çalışan motivasyon toplantıları gibi etkinlikler hayata geçiriliyor. Marka iletişim etkinliklerinde ise en yoğun basın toplantıları, ürün lansmanları ve road-show çalışmaları yer alıyor. İletişim destek çalışmalarında ise görsel ve basılı malzeme üretimi, promosyon malzemeleri ile ses, ışık, video gibi teknik ekipman temini gibi konularda hizmet veriliyor.
directComm bünyesinde çizgi altı yaratıcı işler geliştiren bir tasarım ekibi bulunuyor. Bu ekip, şirketin gerçekleştirdiği diğer etkinliklere destek olacak şekilde görsel tasanın ve metin/içerik oluşturma gibi konularda hizmet veriyor. Bu sayede konsept oluşturmadan 3D tasarımlar geliştirmeye kadar pek çok hizmet, şirketin kendi bünyesinden sağlanabiliyor.
directComm'un sunduğu hizmetler arasında CRM uygulamaları ön plana çıkıyor. Demirel, son dönemde şirketlerin kendi müşterilerini daha yakından tanımak, onlara en doğru ürün ve hizmetleri sunmak için müşterilerinin ihtiyaçlarını doğru tespit ederek, doğru kampanyalarla satışlarını arttırıcı çalışmalar yapmaya, daha fazla bütçe ayırmaya başladıklarını belirterek şöyle devam ediyor: "Her sektörde rekabetin günbegün kızıştığını, pazara sürekli giren yerli ve yabancı oyuncularla marka sadakatinin tehdit altında kaldığını gözlemliyoruz. Dolayısıyla markalar ve kurumlar da, bu rekabet ortamında kendi farklarını ve faydalarını müşterilerine net ve belirgin çizgiler içinde ifade edebilmek için kendi müşteri programlarını oluşturmaya hız verdiler. İç iletişim tarafında ise, yine markaların kendi çalışanlarına yaklaşmak, onları kurumun verimli ve üretken birer parçası haline dönüştürmek için kurum içi faaliyetlerle onları motive etmek ve kariyer gelişimlerini de desteklemeyi artarak tercih ettiklerini görüyoruz."
Şirket, müşteri ilişkileri yönetiminde 3 ayrı kategoriyi değerlendiriyor. İlk aşamada potansiyel veya yeni müşterilere ulaşılmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar kapsamında belirlenen hedef kitlelere geleneksel veya doğrudan pazarlama araçları ile en etkin nasıl ulaşılabileceği tespit ediliyor ve bu yönde çalışmalar gerçekleştiriliyor. Mevcut müşterilerinin geliştirilmesini kapsayan ikinci aşamada ise hizmet alan şirketin portföyünde yer alan müşteriler incelenerek, potansiyeli yüksek olan değerli müşteriler belirleniyor ve bu müşterilere özel kampanyalar kurgulanıyor. Son aşamada ise şirketin pasifleşen ancak kaybetmek istemediği müşteri kitlesi belirlenerek geri kazanılmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Demirel KOBİ'lerin de bu çalışmalardan faydalanabileceğini belirtiyor. Uygulanan çalışmalarda herhangi bir ölçek bulunmadığını belirten Demirel, KOBİ'ler için ilk etapta müşteri odaklı ve satışa dönüşebilecek hızlı kazanım programlan geliştirmenin en doğrusu olacağım ifade ederek şunları söylüyor: "KOBİ'lerin müşterilerinin kendileri için değerli bilgilerini sistematik kayıt altına almasını sağlayacak, müşteri verisini güncel tutacak ve müşterileriyle sürekli iletişim kurarak onları satışa ve uzun süreli ilişkiye yönlendirecek bir mekanizma kurgulanması ve kurulması önemli bir fayda sağlayabilir."
Şirket yalnızca son kullanıcıya yönelik olarak değil kurumsal müşteriler için de müşteri ilişkilerine yönelik çalışmalar yapabiliyor. Demirel bu konudaki çalışmalarını şöyle özetliyor: "Marka olarak, bizim için müşteri kimse, doğrudan pazarlama projelerini de o hedef kitleye göre geliştiriyoruz. Dolayısıyla "değerli müşteri programı", "geliştirilebilir müşteri programı" gibi çalışmaların odak noktası bireysel olduğu gibi kurumsal müşteriler de olabiliyor. Hem bireysel hem de kurumsal müşteri portföyü olan şirketlerde, yalnızca bireysele yönelik çalışıp, kurumsala yönelik bir şey geliştirmemek, denklemin çok önemli bir yanını havada bırakır. Temel doğrudan pazarlama/müşteri ilişkileri yönetimi prensiplerini bu kitle üzerine uygulayarak, hızlı sonuçlar gözlemlenmeye başlanabilir."
Mobil Pazarlamada Bluetooth Dönemi Teknolojik gelişmelere paralel olarak, mobil pazarlamanın kapsamı da genişliyor. Önce kısa mesajlarla başlayan ve resimli videolu cep telefonu mesajları ile devam eden akım şimdi gönderim maliyeti olmayan bluetooth pazarlama ile çeşitleniyor. Bölge bazlı pazarlama hizmetleri sunan Vodera Türkiye, bluetooth pazarlama çözümleri ile şirketlere çok düşük maliyetlerle tanıtım yapma imkanı sağlıyor.
Bluetooth, mobil cihazı ar arasında veri ve bilgi alışverişi sağlayan bir bağlantı yöntemi… Son 3 yıldır tüm cep telefonlarda standart olarak sunulan bu özellik artık mobil pazarlamada da etkin bir şekilde kullanılıyor. Bluetooth pazarlama, bölge bazlı pazarlamanın avantajlarına, cep telefonlarının sürekli taşınırlığı ile birleştiriyor. Üstelik gönderen için de alıcı için de herhangi bir maliyet yaratmıyor.
Çok geniş bir yaş aralığında bile insanların bluetooth'u kullanmayı biliyor olması, cep telefonunda bluetooth kullanımının çok basit ve pratik olması, lokasyon bazlı ve anlık olması, böylece hedef kitleyi satış noktasında cezbederek anında satışa dönüşebilmesi ve bluetooth özelliğinin, cep telefonlarındaki yüksek penetrasyon oranı gibi avantajlar iyi bir kurgu ve görselle birleştiğinde çok başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.
Peki, bluetooth marketing kampanyası hangi süreçlerden oluşuyor? Bluetooth ile gerçekleştirilen pazarlama çalışmaları, genelde bir markanın merkezi bir kampanyasının bölge bazlı etkisini yaratmak veya güçlendirmek için kullanılıyor. Öncelikle reklam kampanyasının hedef kitlesinin bulunduğu bölge seçiliyor. Bu hedef kitleye "Bluetooth'u aç" mesajının nasıl verileceği planlanıyor. Bunun için bluetooth kızları, raket billboardlar ve balonlar gibi materyaller kullanılıyor. Daha soma, markanın mevcut kampanyası doğrultusunda gönderilecek içerikler tespit ediliyor. En çok tercih edilen ve geri dönüş alan içerik ise video oluyor. Bluetooth ile gönderilen içeriği, standa gelip görevliye gösterecek olan katılımcılara verilecek küçük bir hediyenin bulunması etkiyi arttırıyor. Etkinlikten sonra raporlama yapılarak kaç kişiye içerik gönderildiği, kaçının kabul ettiği ve indirdiği gibi bilgiler markaya ve müşteriye sunuluyor.
Bluetooth pazarlamanın başarılı olması için mutlaka ilgili alanda görsellerle desteklenmesi gerekiyor. Bluetooth ile içerik gönderiminin yapıldığı yerde kişilerin cep telefonlarında bluetooth'u açmalarını sağlayacak dikkat çeken görsellerin kullanımı daha çok kişiye ulaşmayı sağlıyor ve merak uyandırıyor.
Bluetooth pazarlama özellikle perakende sektöründe, kafe ve restoranlarda, alışveriş merkezlerinde çok iyi sonuçlar veriyor. Aynı zamanda oteller, konferanslar, havaalanları, eğitim kurumları, fuar ve aktivite alanları, stadyumlar, sinemalar gibi mekanlarda da çalışmalar gerçekleştirilebiliyor.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 25. Sayı
www.kobifinans.com.tr/dergi
|