Pazarlamacılar, her zaman şirketlerin en dikkat çeken ve en çok gıpta edilen elemanları oldu. Özellikle son 15 yılda öylesine parladılar ki, bugün üniversite öğrencilerinin önemli bir kısmının hayalindeki iş bu. İşte bu yüzden de, “geleceği en parlak meslekleri” arasında hep ilk üç sırada geçiyor isimleri.
İşte İnsan Gazetesi, Türkiye’nin ünlü beyin avcılarından oluşan bir danışma kurulu oluşturarak, onlardan “en beğendikleri pazarlama yöneticilerini” seçmelerini istedi. İşte Türkiye’nin en gözde ve en başarılı pazarlama yöneticileri…
Çiçekten Becel - Mey İçki Pazarlama Direktörü Kariyerine Unilever’de başlayan Becel’in 10 yıl boyunca çalıştığı Coca Cola’ya girmesi Muhtar Kent sayesinde olmuş. 1997 sonunda girdiği Coca Cola’da marka müdür yardımcılığından direktörlüğe kadar yükselmiş. Coca Cola yıllarından tanıdığı Galip Yorgancıoğlu’nun şirketi Mey İçki’ye transfer olması ise bir teklif sonrası olmuş. 2008’de Mey’e katılan Becel, ilk iş olarak, hem pazarlama ekibini hem de pazardaki yaklaşımları değiştirmiş: “Satış ve pazarlama birbirinden kopuk çalışıyordu. Önce ekibi güçlendirdik, iş yapma biçimlerini değiştirdik. Çok fazla iletişime odaklıydılar. Tamamen reklam üstüne çalışan bir ekipten, bütün maliyetleri satır satır bilen, verimlilik için fikir geliştiren, sahada da en iyi şekilde uygulayan bir ekip çıkarmaya çalıştım.”
Ekip istediği özelliklere kavuşunca da, hemen ürünlerin pazardaki durumuna el atmış. Özelleştirmenin ardından pazarda oluşan aşırı rekabet, özellikle rakıda yapılacaklar listesini kabartmış. Yeni Rakı markası, Mey İçki içinde cironun yüzde 80’ini oluşturuyor. Pazar payı da yüzde 70. “Güzel işler yapılmış ama ara verilmiş. O arayı da hemen rakipler doldurmaya başlamıştı. Yeni Rakı köhne, demode bir marka olarak algılanıyor ve 20-30 yaş arası tüketici grubunca pek tercih edilmiyordu” diyen Becel hemen yeni kampanyalar başlatmış. İletişimi gençlere göre kurmuşlar. Paket fiyat uygulamaları, satış kanallarının potansiyeline göre ambalaj-fiyat kampanyaları da, rakı kategorisine önemli bir ivme kazandırmış. Sonuçta krizde bir düşüş beklemelerine rağmen, Yeni Rakı satışları yüzde 2 oranında artmış.
Lale Saral Develioğlu - Turkcell Pazarlama Direktörü Boğaziçi Üniversitesi’nde endüstri mühendisliği eğitimi alan Develioğlu, ABD’de yönetim mühendisliği mastırı yaptıktan sonra Unilever’de kariyerine başlamış. 12 yıl boyunca bu şirkette çalışan Develioğlu Turkcell’e transfer edildiğinde pazarlama müdürü unvanı taşıyormuş. 2003 sonunda Turkcell’e gelen Develioğlu, Telsim’in Vodafone tarafından satın alındığı bir dönemde yoğun rekabetin içinde bulmuş kendini: “Turkcell çok başarılı bir şirketti ama merkezinde teknoloji vardı. Pazarlama ve müşteriyi işin içine çok katamamışlardı. Ben daha pazarlama merkezli bir kökenden geldiğim için getirilmiş olabilirim.”
Develioğlu, 1,5 yılın sonunda genel müdür yardımcılığına yükseltilmiş.
Kendini iş ve sonuç odaklı, ekiple çalışmayı seven bir yönetici olarak anlatan Develioğlu, ilk iş olarak Turkcell markasını öne çıkarmaya odaklanmış. Öncelikle, markanın iki önemli müşteri grubundan gençlere, farklı biçimde yaklaşma kararı alınmış. 2005’de pazara sundukları GençTurkcell, 2008’de Avrupa’da en iyi uygulama ödülü aldı. Gençlere birtakım fırsatlar sunarak bu kitledeki pazar payı artırılmış. Daha sonra da, ikinci grup olan kurumsal müşteriler için de İştecell markası çıkarılmış. Develioğlu bu süreçte yaptıklarını şöyle anlatıyor: “Şirketin bütün güçlü yönlerini listeledik. ‘Çalışanlar bunları bilmeli’ dedik. Turkcell yalnızca konuşurken değil, hayatın diğer alanlarında da kazandırmalı diye düşündük. Birtakım mağazalarda yalnızca Turkcell’li olduğunuz için avantajlar yakalıyorsunuz.”
Bütün bu kampanyaların büyük katkısı olduğunu belirten Develioğlu, 2008’de Gençturkcell’le 2 milyon kişiye 50 milyon dolarlık fayda sağladıklarını söylüyor ve ekliyor: “Amacımız mesafeli bir markadan müşterisine yakın, sıcak bir marka haline gelmek.” Kalabalık bir pazarlama ekibini yöneten Develioğlu, şimdi de 3G projesinin sorumluluğunu üstlenmiş durumda.
Şükrü Dinçer - Algida Pazarlama Müdürü Akıllardan çıkmayan kısacık sloganların arkasında genelde zahmetli bir ekip çalışması ve güçlü bir lider durur. Dinçer de, “Magnum aklını başından alır”ın arkasındaki takıma liderlik eden isim. Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde makine mühendisliği eğitimi görürken basketbol, rock ve caz müziğe ilgi duymuş. Koç Üniversitesi’nde pazarlama ve finans mastırı yaparken de MBA Club’ın başkanlığını yürüten Dinçer’in ilk işi olan Unilever’le tanışması da bu sayede olmuş. 1997 yılında da Algida’da işe başlamış. Cornetto, Max gibi markalardan sorumlu marka müdürlüğüne yükselmesi çok uzun sürmemiş. “Pazarlamada hem IQ hem de EQ gerekli” diyen Dinçer, o sıralarda Algida’nın Türkiye dondurma pazarında üçüncü sırada olduğunu belirtiyor. Magnum için kampanyalar başlatan pazarlama ekibi, “Magnum aklını başından alır” projesiyle tüm Algida satılan ülkelerde dikkat çeken bir başarı yakalamış. Bu başarı bugün pazar liderliğini getiren etkenlerin başında geliyor.
Çalışmaları dikkat çekince Dinçer’i, Hollanda’daki merkeze göndermişler. Burada Cartedor markasının lansmanını yapacak ekibe liderlik ettiğini belirten genç yönetici o dönemi şöyle anlatıyor: “Birçok ülke sorumluluğum altındaydı. Çeşitli ülkelerde 11 yerel markayı Cartedor’la birleştirdik. Görevimiz, bu markayı Avrupa’da tatlı markası olarak yerleştirmekti ve o dönemde Cartedor’un tatlı markası olarak Avrupa’daki bilinirliği neredeyse sıfırdı.” Rakamlar şu anda Cartedor’u Avrupa tatlı pazarının ikinci markası olarak gösteriyor.
Bu görevin ardından Afrika kıtasının sorumluluğunu da yine Hollanda’dan üstlenmiş. Aynı işi bu kez bu ülkelerde yapmakla geçen bir 1,5 ardından Türkiye ofisi Dinçer’i geri çağırmış. 2006 yılında Türkiye’ye gelen Dinçer, benzer bir çalışmayla dondurmanın Türk tatlılarıyla birleşmesine liderlik yapmış.
Pınar Mavituna - Shell Türkiye Pazarlama Müdürü Mavituna Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünü bitirir bitirmez kariyerine Shell’de başlamış. 1995’de Shell Türkiye’de yeni açılan kredi kontrol bölümü için işe alınmış ancak çok kısa süre sonra deniz yağları, ardından da otomotiv yağlarının pazarlama görevlerini üstlenmiş. 2000 yılına kadar otomotiv yağları pazarlama müdürlüğünü yürüten Mavituna, Shell’de yeni açılan “global fırsatlar programı”na başvurup Türkiye’den kabul edilen tek isim. Program kapsamındaki ilk görevi, Uzakdoğu’da Shell’in e-ticaret projesini hayata geçirmek olmuş. Mavituna o dönemi şöyle anlatıyor: “Bu kanalda kendi bayi ve iş ortaklarımızla yeni bir çalışma platformu yarattık. İhalelere online katılım sağladık. Daha sonra motosiklet yağlarının pazarlamasıyla görevlendirildim. Birçok Uzakdoğu ülkesinde, son olarak da Vietnam’da motosiklet yağları istasyonları açtım.”
Mavituna’nın Shell Global’de bir sonraki durağı, pazarlama yöneticilerine danışmanlık yapan strateji departmanı olmuş. 2003’de başladığı bu görevde ABD, Güney Afrika, Londra, Avustralya gibi pazarlarda 15’e yakın projenin danışmanlığını yapıp tamamlanmasını sağlamış.
2006’da Türkiye’de Shell & Turcas birleşmesi sonucu yeni bir pazarlama birimi ihtiyacı doğunca da akla ilk gelen isim yine o olmuş. Birleşme sürecinde marka değişim projesini yöneten Mavituna, istasyon renklerinden, bayi eğitimlerine kadar çok geniş yelpazede çalıştıklarını ve 6 ayda 1.200 istasyonu yenilediklerini anlatıyor. Birleşmelerde yaşanan pazar kaybı korkusuna karşın o yıl Shell & Turkas pazardaki payını, yüzde 20’lerden 25’lere çıkarmayı başarmış. “Müşteriye sunulan ürünleri değiştirdik. Ciromuz yüzde 40 arttı. Yaptığımız sadakat programıyla, geldiğim dönemde 400.000 olan aktif müşteri sayısını, 2 milyona taşıdık” diyor Mavituna.
Zeynep Yalım Uzun - Unilever Ev ve Kişisel Bakım Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Robert Kolej’inden sonra ABD’de aldığı ekonomi ve psikoloji eğitimlerinin ardından 1997’de Koç Holding’e yönetici adayı olarak giren Uzun, burada 2 yıl çalıştıktan sonra Unilever’deki kariyerine adım atmış. O dönemde Komili Yağ’ı alan şirketin pazarlama bölümünde çalışma fırsatı bulan Uzun, bu deneyiminin kariyerine büyük katkı sağladığını söylüyor. Kısa süre sonra Orta ve Doğu Avrupa’da Rama markasından sorumlu olarak 22 ülkeyi yöneten bir pazarlama yöneticisi haline gelmiş. Ancak Unilever’in Knorr’u satın almasıyla yeniden Türkiye’ye çağrılmış. “Böyle başlangıçları seviyorum” diyen Uzun, Knorr markasını Unilever’le bütünleştirme görevini de tamamladıktan sonra çamaşır deterjanı kategorisiyle, gıdadan ev bakım ürünleri bölümüne geçiş yaptığını söylüyor.
Bu sırada Omo’nun hala akıllarda kalan “Kirlenmek güzeldir” kampanyasını oluşturup uygulayan ekibi yönetmiş. “Bu kampanya Omo’yu net olarak pazar lideri yaptı. Ciro yüzde 50 büyüdü. Benim pazarlama tarzım yalnızca rakamları büyütmek değil. Kampanyalarımın sorumluluk tarafı da vardır. Biraz topluma faydası olsun istiyorum. Bu kampanya, çocukların eğitimine katkıda bulundu diye düşünüyorum” diyor.
Omo başarısını, Afrika - Ortadoğu Bölgesi’nden sorumlu ve bu sefer 5 markanın içinde bulunduğu pazarlama yöneticiliği izlemiş. Birçok ülkede Unilever markalarını büyüttükten sonra da 2007’de yeniden Türkiye’ye bugünkü göreviyle çağrılmış. Unilever ev bakım ürünlerinin Türkiye’de pazar payı yüzde 15. Bütün pazarlarda lider konumda olduklarını belirten Uzun, şu anda daha çok kozmetik tarafına odaklandıklarını anlatıyor.
Müge Taşer - HP MEMA (Ortadoğu, Akdeniz ve Afrika) Bölgesi Teknoloji Çözümleri Pazarlama Direktörü HP’de son 14 yıldır şöyle bir söz var: “Müge aldıysa o iş biter”. Kendini bu cümleyle ve “motive olmak için dış etkenlere gerek duymayan biri” olarak tanımlayan Taşer, 1995 yılında girdiği HP’de planlı çalışmaları sayesinde 2 yıl arayla sürekli terfi etmiş.
Boğaziçi Üniversitesi’nde pazarlama programına katıldıktan sonra HP Türkiye’de yeni kurulan hizmet pazarlama grubuna uzman olarak katılan Taşer’in buradaki görevi, HP’nin kurumsal pazardaki bilinirliğini artırmakmış. Bunun için HP’yle çalışan kurumların başarı hikayelerini anlatmakla işe başlamış. Buradaki başarısı, 2002’de Compact birleşmesinden sonra onu Servis Pazarlama Müdürlüğü’ne taşımış. Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Kurumsal Sunucu ve Veri Depolama Grubu Pazarlama Müdürü olmuş. Bu dönemi şöyle anlatıyor Taşer: “Bu da daha önce olmayan bir unvandı. 3 milyon dolarlık bir pazarlama bütçesini yöneterek ülkelerde yeni ekipler oluşturmam gerekiyordu. Bu sırada blade sunucuları bu pazarlara sürdük. Çok ciddi kampanyalar yaptık. Bu pazarlarda şu andaki pazar payımız yüzde 57. Burada yaptığımız ilklerden biri de, dijital pazarlamayı uygulamak oldu. Rusya’da öyle başarılı olduk ki, bizden önce 6 ayda 1 milyon dolarlık ciro yapılırken, kısa sürede aylık ciromuz 1 milyon dolar oldu.”
Şule Atabey Şamlı – ETİ Pazarlama Grup Başkanı Şamlı, Galatasaray Lisesi ardından Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdikten sonra iş hayatına Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nde başlamış. Pazarlamasından sorumlu olduğu ilk ürünler, Dentafresh ve Selin kolonyası olmuş. Daha sonra İpana, Alo, Orkid gibi markaların müdürlüğünü yürütmüş. 1998 - 2000 yılları arasında Sabancı Holding’den gelen bir teklifle Danone ve Kraft ortaklığının pazarlama direktörlüğünü üstlenmiş. Kariyerinde P&G deneyimini, “pazarlama açısından çok şey öğrendiği dönem” olarak anlatan Şamlı, 2001 yılından itibaren Eti’de görev yapıyor.
Eti’ye geldiğinde 10 kişi olan pazarlama ekibi, bugün 28 kişiye ulaşmış. Bu şirkette yaptığı ilk işlerden biri, markaları kategorize etmek olmuş. Şamlı, Eti’de önemli lansman ve re-lansmanlara da imza atmış. Eti Form’un pazar payını yükseltmesi, Eti Tutku’nun 2002 yılında pazara sunulmasının ardından Eti markaları içinde ilk üçe çıkması, Eti Çikolata Keyfi markasının pazara sunulması, Eti Cin markasının yenilenmesi ve ardından cirosunun 4 kat artması gibi gelişmeler hep Şamlı döneminin projeleri. Dilek Başarır - Efes Bira Grubu Türkiye Bölge Başkanlığı Pazarlama Direktörü Başarır Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi diplomalarından sonra 1991’de AMI Assistance Co. adlı Fransız turizm sigorta şirketinde operasyon şefi olarak iş hayatına başlamış. O dönemdeki patronundan olaylara soğukkanlı yaklaşmayı öğrendiğini söyleyen Başarır, 3 yılın bitiminde Eczacıbaşı – Procter & Gamble'a geçiş yapıp İpana, Medident, İpanol ve Vicks markalarından sorumlu marka müdürü olmuş. Ardından 3 yıl boyunca süren L'Oréal Türkiye'de ürün müdürlüğü var. Başarır’ın, Efes Pilsen'e kadarki hızlı kariyer yolculuğunun son durağı ise Information Resources adlı araştırma şirketi.
Nihayet 1999 yılı başında Efes’te pazarlama departmanının başına gelir gelmez tüketici ihtiyaçlarına daha çabuk cevap verecek esnek bir ekip ve yönetim biçimi oluşturmuş Başarır. Yaratıcılığı daha fazla ödüllendirmek de, getirdiği farklardan. Bu arada markaya yatırım ve kurumun itibarını artırmak adına birçok kampanya başlatmış, sosyal sorumluluk projeleri hayata geçirmiş. Çok kısa sürede satışları yüzde 20, pazar payını da yüzde 5 oranında artırdıklarını anlatıyor. Başarır’ın yarattığı değişimlerden biri de, 2008’de basın ilişkileri ve kurumsal projeleri yürüten bir halkla ilişkiler departmanı kurmak olmuş. “Marka yönetiminde konsolidasyona giderek benzer markaların sinerjisinden daha fazla yararlanmayı başardık. Ayrıca yeni satış kanalları yarattık ve satış kanallarının yönetimini de değiştirdik” sözleriyle anlatıyor yaptıklarını Başarır.
Serhan Algim - CarrefourSA Türkiye Marka ve İletişim Müdürü İzmir 9 Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Algim, iş hayatına 1997’de RTC - ETAP adlı şirkette başlamış. Ardından Şenocaklı markalı soğutucu ve dondurucu dolapları üreten Klimasan’da pazarlama yöneticiliğine getirilmiş. Algim’in kariyerinde önemli bir yere sahip olan Gillette’te, bölgeler sorumluluğu ve zincir mağazalar konusunda tecrübe edinen Algim, 2006’da P&G ve Gillette birleşmesiyle marka ve müşteri takımları pazarlama müdürlüğü görevlerini üstlenmiş. Bu sırada yürüttüğü Braun Silk - epil epilatör ve erkek tıraş makineleri kategorisindeki kampanyalar hem markayı hem de pazarı büyütmüş.
Bu süreci anlatırken şunları söylüyor Algim: “Braun Silk - epil için yaptığımız, tamamen tüketici iç görüsünden türeyen ve kategoride tüm dünyada daha önce başarılamamış bir mekaniği yani “tavsiye et – kazan” uygulamasını hayata koymaktı” diyor. Bu hedefe ulaşmak için işi bir adım ileri götürerek ürünün tüketiciye ulaşmasında çok kritik rol üstlendiğini düşündüğü mağaza satış görevlilerini de mekanizma içine alıp “hem onların tüketici çekişine katkılarını maksimize etmiş hem de markaya olan aidiyet duygularını perçinlemiş.”
Buradaki başarıları Algim’i, TTNET’teki görevine taşımış. “Yaptığım her işte tüketiciyi işin kalbine konumlandırarak fikir ve çözüm üretmeye çalışıyorum” diyen Algim, TTNet’te müşteri memnuniyetini ve bağlılığını artırmak üzere hemen bir proje başlatmış. Müşterilerin beklentilerini analiz edip daha müşteri odaklı kampanya ve ürünler sunduklarını anlatan Algim, oran vermek istemiyor ancak mevcut rakamları katladıklarını söylüyor.
CarrefourSA’da 8 basamaklı bir pazarlama bütçesini yöneten Algim, buradaki hedeflerini şöyle sıralıyor: “Krizler, biz pazarlamacılar için detoks süreci olabilir. Tüketicimizin daralmış tercih seti içinde en öncelikli yeri kapmak ve ona ihtiyaç duyduğu çözümü sunmak, bunu en uygun değer algısı yaratacak şekilde kurgulamak için çalışıyoruz. CarrefourSA’da, yatırımları azaltmadan azami değer yaratacak kampanyaları hayata geçireceğiz. Toplumun ileriye gitmesi için çaba sarf eden ve bu yolda projelerin içinde var olacak bir perakendeci olmayı hedefliyoruz. Milyonlarca mutlu CarrefourSA müşterisi yaratmak ve bunu yapmak için çalışan gönüllü bir ekip oluşturmak en büyük hedefim.”
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, İşte İnsan Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.isteinsan.com.tr
|