İnsanların neredeyse tüm iletişimlerini sosyal ağlar aracılığı ile yürütür hale gelmesi, pazarlama dünyasının son yıllardaki yeni etkinlik alanlarını da bir hayli karıştırdı. Her geçen gün artan kullanıcı sayıları ile Facebook, Twitter, FriendFeed, Flickr gibi sosyal ağların yanı sıra, bloglar, interaktif web siteleri ve forumları da kapsayan bu kanal, tüketiciye ulaşmanın giderek zorlaştığı günümüzde, şirketler için de gözde bir mecra! Sosyal medyayı doğru kullanan şirketlerin yeni çıkan ürünleri, mesajları ve kampanyaları kullanıcılar arasında hızla yayılıyor ye günümüzün en etkili pazarlama yöntemi olan ağızdan ağza pazarlama (WOMM) etkisi yaratıyor. Bu alanda yapılan çalışmalar hedef kitle ile etkileşim sağladığı için şirketler ve markalar için önemli bir geribildirim sonucu yaratıyor. Aynı zamanda geleneksel pazarlamaya göre çok daha düşük bütçeli ve ölçeklenebilir olduğu için şirketlerin pazarlama planlarındaki yerini giderek büyütüyor. Bu nedenle birçok marka bu mecrada yer almak istiyor. Sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanabilmek içinse önce anlamak, sonra da doğru bir strateji geliştirmek gerekiyor. Peki, bunların karşısında hiç risk yok mu? Sosyal medya her derde deva mı, yoksa yalnızca moda bir pazarlama kavramı olabilir mi? Gerçekten her şirket sosyal medyada var olmalı mı?
"Pazarlamanın 4P kuralına (product ürün, price - fiyat, place - satış kanalı ve promotion - promosyon) bir P daha eklendi, o da insan (people). İnternet ve sosyal medya, dünyanın dört bir yanındaki potansiyel müşterilere ulaşmak isteyenlere büyük kolaylık sağlıyor. Pazarlama alanında yaşanan bu değişim, insan odaklı. Bu nedenle her insan yeni bir mecra anlamına geliyor." Ünlü dijital pazarlama uzmanı Brandon Eley, internetin pazarlama dünyasında yol açtığı değişimi böyle özetliyor. Gerçekten de sosyal paylaşım sitelerinin gücü ve etkinliliği her geçen gün biraz daha artıyor. Artık insanlar satın alma kararlarını vermeden önce Google'dan değil sosyal network'lerden araştırma yapıyor. Çünkü deneyim, her şeyden değerli bir karar verme aracı haline geliyor.
Peki, nedir bu sosyal medya? İnternet ortamında karşılıklı iletişimin kurulabildiği, bu platformları takip eden kişilerin kendi içeriklerini oluşturabildiği, resim video veya fikirlerini paylaşabildiği, yaşayan bir organizmadan bahsediyoruz. Her ne kadar sosyal ağların yaygınlaşması ile popüler bir kavram haline gelse de sosyal medyanın temelleri daha eskiye dayanıyor. İnternet kullanıcılarının fikir paylaşımı yapabilmesini sağlayan forum siteleri, bu mecranın atası sayılıyor. Sosyal medya iletişimi alanında danışmanlık hizmetleri veren Utopicfarm'ın proje yöneticisi Yiğit Kalafatoğlu, sosyal medya ile geleneksel medyanın farkım şu şekilde açıklıyor: "Geleneksel medyanın temelinde tek yönlü iletişim, kitleye mesajı dağıtmak ve ulaştırmak vardır. Sosyal medya ise kullanıcısı ile etkileşime giren ve iletişimin iki yönünü de kullanan bir alternatiftir. En basit ifadeyle hedef kitlenin doğrudan sohbete katıldığı, mesajın içine dahil olduğu hatta mesajı yarattığı, yayınladığı ve paylaştığı bir mecra ...”
Marketing Türkiye Dergisi İnternet editörü Elif Erman da son birkaç yıldır kullanıcılar arasında etkileşimli iletişim sağlayan internet platformu web 2.0 kavramının iletişim ve pazarlama dünyasında yeni bir açılım yarattığına dikkat çekiyor. Buna bağlı olarak sosyal medyanın da gelir geçer bir pazarlama kavramından çok daha öte olduğunu söyleyen Erman, özellikle yeni neslin hayatlarının önemli bir bölümünü bu mecralarda geçirdiğini belirterek, sosyal ağların bir hayat tarzı haline geldiğinin altını çiziyor.
Genç Hedef Kitle Sosyal Medyada Peki, sosyal medyayı var eden tüketiciler kim? Hangi hedef kitle bu mecrada yaşıyor? Erman, genç nüfusun, özellikle de 18-35 yaş arasındaki şehirli kitlenin sosyal medyayı çok yakından takip ettiğini vurguluyor: "Türkiye dünyadaki kullanıcı sayısı sıralamalarında Facebook, MySpace, Friendfeed ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde ilk sıralarda yer alıyor. Dolayısı ile doğru pazarlama kurguları ile algısı ve tercihleri yönlendirilebilecek hedef kitlenin buralarda olduğunu söylemek mümkün." Tüketicinin nerede var olacağını artık kendisinin belirlediği bir döneme girdiğimizi ifade eden Kalafatoğlu ise sosyal medyanın söz sahibi olabilme özelliği ile bu esnekliği yarattığını dile getiriyor. İnternetin artık iletişim kanallarım bir araya getirdiğini söyleyen Kalafatoğlu'na göre, sosyal medya artık kişilerin yeni buluşma noktası: "Eskiden arkadaşlarımızla buluşmak için kafe veya bar gibi kamusal alanları tercih ederdik. Şimdi buna gerek duymuyoruz. Zaten her gün Facebook veya Twitter'da görüşüyoruz. İnsanlar artık tek başına bir kafede oturup cep telefonundan 'Şu anda Nişantaşı Starbucks'dayım' diye Twitter'a içerik gönderiyor ve arkadaşları ile sohbete bu şekilde devam ediyor. Türkiye'de neredeyse kişi başına iki cep telefonu düşüyor ve bu telefonların hepsi zamanla internet bağlantısına sahip olacak. Dolayısıyla sosyal medya çok daha geniş bir alana yayılacak."
Eğlendiren Pazarlama Sosyal medyanın markalara sağladığı en büyük fayda ağızdan ağza pazarlama etkisi... Eğer başarılı bir kampanya doğu bir strateji ile kurgulanarak sunulursa sosyal medyada çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Üstelik kaç kişiye ulaşıldığı, kaç kişinin kampanyayı beğendiği anlık olarak ölçülebiliyor. Crenvo Danışmanlık Genel Müdürü ve Webrazzi bloğunun kurucusu Arda Kutsal, sosyal medyanın tüm bu faydalarının yanı sıra şirketlerin gelirlerini artırıcı etkisi olduğunu da belirterek şu örnekleri veriyor: "Dell, Twitter kanalını kullananlar için özel kampanyalar yaptı ve bu kanal üzerinden milyon dolarlık satış geliri elde etti. Türkiye'de de hepsiburada.com benzer bir çalışma yürütüyor. Twitter sayfasını takip eden müşterilerine özel indirimler ve kampanyalar sunuyor ve çok iyi geri dönüşler elde ediyor. Kalafatoğu ise günümüzde tüketicilerin yalnızca kişisel ve anlamlı mesajlara ilgi gösterdiğini, bu nedenle sosyal medyanın geleneksel pazarlama araçlarına göre daha büyük avantaj yarattığım belirtiyor: "Kişiye özel mesaj, tüketici zihninden daha keyifli bir şekilde geçerken, onu bulunduğu ortamdan ya da gitmek istediği yerden de alıkoymuyor. Hatta eğlendiriyor. İnsanlar markaları kendileri gibi hareket ederken görünce ilginç buluyor. Bu da sosyal medyayı güçlü kılıyor.
Sosyal medyanın doğu kullanıldığında şirketler ve markalar açısından sağladığı avantajlar gerçekten de göz kamaştırıyor. Ancak bu alanda var olmak dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil.” Erman, şirketlerin düştüğü en büyük hatanın da bu olduğunu söyleyerek şöyle devam ediyor: "Birer Facebook, Twitter hesabına sahip olmak, bloggerlarla ilişkiler geliştirip onlara ürün göndermek, bir yerlere davet etmek sosyal medyayı doğru kullandığımız anlamına gelmiyor ne yazık ki... Sosyal medyada başarılı olmak isteyen kurumlar mutlaka konunun uzmanlarıyla aynı masanın etrafına oturup ne yapmaları daha da önemlisi ne yapmamaları gerektiği konusunda ince ince düşünüp uzun vadeli bir yol haritası çıkarmalılar." Markaların henüz sosyal medyayı yetirince anlamadığını düşünen Kalafatoğlu ise yalnızca yapmış olmak için bu kanalda yer almanın büyük bir hata olacağını dile getiriyor: "Şirketler çoğunlukla 'Sosyal medyada var olalım, bir şeyler yapalım haber değeri olsun, PR yapmış oluruz, markamız yenilikçi olarak anılsın’ gibi yanlışlara düşüyorlar. Bu tarz çalışmalar ne yazık ki amaca ulamayıp yalnızca masa üstünde kalıyor."
Her Şirket Uygulayabilir Sosyal medya, tüketicisiyle birebir iletişim kurmak isteyen her şirket için doğru bir kanal olarak gösteriliyor. Dolayısıyla x sektör için daha faydalı olur diye bir ayrım bulunmuyor.Kutsal da sosyal medyada yer almanın artık bir gereksinim haline dönüştüğünü, geleneksel markaların bile bu alana yatırım yaptığına dikkat çekiyor: "Offline ile online ayrılmaz bir parça oldu. Bugün sosyal medyada 35 milyon kullanıcıdan bahsediyoruz. Böyle bir kanalın göz ardı edilmesi çok büyük bir kayıp olur."
Erman ise sosyal medyanın hayatın bir gerçeği olduğunu hatırlatarak, gelecek dönemde her markanın kendine uygun olan biçimde bu yeni iletişim şekline entegre olacağına inandığını söylüyor. Gündelik yaşamda olan her şeyin internet olanakları ile sosyal medyaya aktarıldığını dile getiren Kalafatoğlu da bu nedenle sektörel ayrım yapmanın doğru olmayacağı görüşünde... Kendini ifade edebilen her şirketin bu mecrayı kullanabileceğini belirten Kalafatoğlu, özellikle küçük ölçekli şirketler için daha rahat bir rekabet ortamı sunduğunu söylüyor: "Geleneksel medyanın aksine sosyal medyada rekabet daha adil. Çünkü küçük ölçekli şirketler de kendi kampanyalarını düzenleyerek çok etkili sonuçlar alabiliyor. Örneğin; Eskişehir’deki bir ayakkabı tamircisi olan Citylostra’nın Facebook’ta 460,000’den fazla takipçisi var.”
Müşterinize Konuşmayın Müşterinizle Konuşun Sosyal medyada etkili bir pazarlama yapabilmek için şirketlerin dikkat etmesi gereken bazı kritik noktalar bulunuyor. Öncelikle yola çıkmadan önce bu dünyayı yeterince anlamak ve öğrenmeye çalışmak gerekiyor. Diğer bir kritik nokta ise bu işin bilinçli bir şekilde ve bir stratejiye oturtularak yapılması... Aksi takdirde beklenmedik ve geri dönüşü olmayan iletişim kazaları ortaya çıkabiliyor. Yapılacak çalışmalardaki en önemli konu ise doğallık... Bu nedenle hedef kitleye ulaşırken son derece yaratıcı projeler çıkarmak gerekiyor. Çünkü kullanıcılar "reklam" kokan hareketleri hemen fark ediyor ve ister istemez tepki oluşturuyor. Kalafatoğlu, şirketlerin aklında tutması gereken ana stratejiyi "Müşterinize konuşmayın, müşterinizle konuşun" şeklinde özetliyor. Sosyal medyada sürekli yeni mesajlar vermenin ilgiyi devamlı kılmak için önem taşıdığını belirten Kalafatoğlu, şöyle devam ediyor: Yapılmayanı yapmak, verilmeyeni vermek, takipçilerinize özel olduklarını hissettirmek, hatta ve hatta onlarla yardımlaşabilmek çok önemli. Sonuçta sosyal medyanın amacı tüketicilerden markanız için üreten türeticiler elde etmektir."
Kutsal ise sosyal medyada başarılı olmak için iyi içerik sunmanın önemine değinerek şunları söylüyor: "Sosyal medyada her şey arama motorları ile başlar. En büyük tetikleyici arama motorunda bir şeyi aramakla başlıyor. Eğer ürününüzle ilgili doğru bir içerik sunarsanız, hedef kitlenizin size ulaşmasını da kolaylaştırmış olursunuz. İçerikler yalnızca yazılı olmak zorunda da değil. Dikkat çekici videolar da kullanılabilir. Örneğin, bir işin nasıl yapılacağını baştan sona gösteren bir video, o alana ilgi duyan kişiler tarafından izlenir ve bu konuyla ilgilenebilecek başka kişilere iletilir. Bu da otomatik olarak süreci başlatır."
Şirketlerin hedef kitleye sunacağı içeriklerin dozu da sosyal medya pazarlama çalışmalarının dikkat edilmesi gereken başka bir noktası... Erman, "Markanızla kimseyi boğmamalı ancak kendinizi de unutturmamalısınız" diyor. Taciz boyutuna varan içerik paylaşımı, hedef kitlenin markadan soğumasına neden oluyor. Sosyal medya iletişiminin bir süreç yönetimi gerektirdiğini belirten Erman şöyle devam ediyor: "Üretilen içerikler çok kısa sürede tüketiliyor. O nedenle dönemsel çalışmalar daha etkili oluyor. Ancak sosyal medya stratejisinin uzun vadeli planlanması ve sürdürülebilir bir iletişim yaratması gerekiyor."
Kalafatoğlu da Erman ile aynı noktaya dikkat çekiyor: "Kampanyalar veya projeler dönemsel olabilir, ama markalar ve kurumlar kalıcı olmalıdır. Çünkü sosyal medyada bir fitil ateşlendiği zaman, mesaj dönüp dolaşıp yine sahibine gelir. Bu noktada insanlarla yeni şeyler paylaşmak gerekirken, marka üstüne düşeni yapamazsa, tüketiciler onu oyunbozan olarak göreceklerdir."
Başarı İçin Uzmanlık Şart Uzmanların da belirttiği gibi sosyal medyada başarılı olmak için planlı hareket etmek gerekiyor. Şirketler, bu iletişimi kendi bünyelerinde yürütebilecekleri gibi bu alanda profesyonel destek sunan ajanslardan hizmet almayı da tercih edebilir. Ancak süreç şirket içinde yönetilecekse mutlaka bir uzman istihdam edilmesi gerekiyor. Çünkü sosyal medya iletişimi boş vakitlerde yürütülecek bir çalışma değil. Erman, şirket içerisinde sosyal medyanın bir departman gibi görülmesi gerekliliğinin altını çizerek şöyle devam ediyor: "Sosyal medya ciddi bir mesai istiyor. Sürekli takip etmek, oradaki diyalogu sürekli kılmak ve gerektiğinde yönetebilmek için vaktinin büyük bir bölümünü burada geçirecek bir kişi atanması gerekiyor."
Kalafatoğlu ise şirket içinde bu sorumluluğu üstelenecek kişinin yalnızca iyi bir sosyal medya kullanıcısı olmasının yeterli olmayacağını, bunun yanı sıra pazarlamanın dinamiklerini de çok iyi bilmesi gerektiğini söylüyor. Bu alanda profesyonel bir ajansla çalışmanın şirketlere hem verim hem de hız kazandıracağını belirten Kalafatoğlu, ajans seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaları ise şöyle özetliyor: "Sosyal medya üzerine fikir üreten, proje geliştiren, mevcut müşterileri ile uzun soluklu ve sorunsuz çalışabilen ajanslar tercih edilmeli."
Kaynak: KobiFinans Dergisi 26. Sayı
www.kobifinans.com.tr/dergi
|