KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
08 Şubat 2012 Çarşamba
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Halkla İlişkiler ve Medya
Aydemir OKAY&Ayla OKAY

Sosyal Sermaye
Hülya Ekşi UĞUZ


KOBİ’ler İletişim Nimetlerinden Ne Zaman Yararlanabilecek?

İnternetin en büyük arama motoru Google geçtiğimiz günlerde Türkiye ofisini  açtı. "Google Türkiye", 14 milyon dolara ulaştığı söylenen online reklam pazarını büyütmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda da  KOBİ’lere yönelik olarak yeni reklam seçenekleri sunacaklarını  açıkladılar.

KOBİ’ler sadece Türkiye için değil dünya ekonomisi için de büyük önem taşıyan bir sektör. Türkiye için özellikle AB sürecinde Basel II kriterleri çerçevesinde daha da artacak bir öneme sahip. KOBİ’lerin AB uyum mevzuatı kapsamındaki dönüşümlerine ilişkin  işlemler devam ediyor. Uluslararası alanda rekabet edebilir hale gelmeleri yönünde, kamu ile özel kesim arasında ciddi çalışmalar sürdürülüyor.

Ne Seninle, Ne Sensiz
Doğaldır ki rekabetin söz konusu olduğu bir alanda iletişim sektöründen söz etmemek düşünülemez. KOBİ’lerle ilgili olarak da sözü ediliyor. 3 reklamcı ya da iletişim danışmanı bir araya gelse beşinci dakikada "yahu bu küçük ve orta boylu sanayicileri gözden kaçırmamalıyız" dedikten sonra "bırak canım bu sektörle daha iş yapılmaz" deyip rutine dönerler.

Bu davranışın arkasında genellikle, reklamcıların ve iletişim danışmanlarının zaman içinde KOBİ’lerle girdikleri ve hayal kırıklığı ile sonuçlanan ilişkiler yatmaktadır. Büyük ölçüde metropollerde şekillenen iletişim camiası ile Anadolu’da şekillenen küçük ve orta ölçekli sanayiciler, dil farkı, dünya görüşü farkı üzerine bir de  bütçe anlayışından doğan farklılıklar eklenince, iyi niyetle bir araya gelip hayal kırıklığı ve umutsuzluk içinde birbirinden ayrılır. 

Sanırım bu hüsranın temelinde, aslında tarafların birbiriyle ilk kez buluşuyor olmasının yarattığı zorluklar yatıyor. Hazırlıksız olarak birbirinin karşısında dikilivermiş iki sektör; iletişimciler ve KOBİ’ler. Yolları eninde sonunda kesişecek olan ama henüz birbirlerinin gerçeklerine uzak iki sektör.

Bir yandan KOBİ’lerden uluslararası rekabet beklenirken, bir yandan da bunu  planlı bir iletişim hizmeti almaksızın yapmalarını ummak biraz acayip olur.

Bankalar KOBİ’ler İçin İletişim Kredisi Veremez mi?
Peki nasıl olacak? KOBİ’ler ve iletişimciler nasıl verimli bir işbirliği süreci başlatacak?

Öncelikle taraflar ve ağırlıklı olarak da iletişimciler KOBİ’ler üzerinde kafa yoracak, KOBİ’ler ne yapıyor, nasıl yapıyor, nerden gelip nereye gidiyorlar vb. ciddi bir sektör analizi yapacaklar. Daha sonra KOBİ’lerin ihtiyacı olan iletişim modellemesi konusunda kafa yoracaklar.

Şüphesiz ki KOBİ’ler büyük şirketlerle karıştırılmaması gereken işletmeler. Daha sonra, yeni geliştirilecek  modellemelerle KOBİ’nin ihtiyacı olan iletişim süreçleri tanımlanacak ve bütçelendirilecek.

Son aşamada ise KOBİ’ler için tüm olanaklarını seferber eden bankalarla konu tartışılacak ve  yeni bir kredi paketi, bir  "İletişim Kredileri Paketi"  geliştirilmeleri istenecek.

KOBi ve planlı ve yönetilen  iletişim gerçeği; finansman modelleri sunacak bankalar, TOBB, SEDEFED , KOSGEB, TOSYÖV, Reklamcılar Derneği, TÜHİD ve İDA gibi konunun tüm paydaşlarıyla geniş kapsamlı bir panelde tartışılmalıdır. 

Dünyanın en karlı ve akıllı yatırımlarından biri olan Google’ın Türkiye’de boşuna örgütlenmediğini düşünmenin zamanıdır diye düşünüyorum.

Büyük Hukukçuların Hukukdışı Hareketleri
En temel haklardan biri ifade özgürlüğü ve bunu en iyi bilenler de hukukçulardır diye düşünüyor insan. Ama bu sanı yalnız bizim ülkemizde değil pek çok ülkede hukukçuların hak ve hukuk ihlallerine kalkışmadığı sonucunu doğurmuyor.

İçtenlikli bir "toplumsal olarak doğru eylem" arayışında meseleye farklı açılardan bakan tarafların kendi savlarına,  "kanlarının son damlasına kadar"  sahip çıkmak yerine karşı tarafı anlama ve anladığını onaylamadığında da sonuna kadar eleştirme hakkını kullanması demokrasilerin bir gereği olmalı; karşı tarafın üstüne yürüyüp dövmeler, sövmeler de faşizmin. Toplumsal fayda adına "ya sev ya terket"çi tutum yerine empati, sağduyu ve hoşgörünün desteklenmesi gerek diye düşünüyorum.

TESEV tarafından "Zorunlu Göç ile Yüzleşmek Türkiye’de Yerinden Edilme Sonrası Vatandaşlığın İnşası" adlı kitabın tanıtım toplantısında kitabı yazan araştırmacının babası ve bir vakıf başkanının tartaklanması, şiddet gösteren tarafın eğer varsa bile eleştirilerindeki doğruluk payını bir çırpıda silip süpürmüştür.  Türk olmanın da, milliyetçi olmanın da, hukukçu olmanın da benim bilemediğim farklı koşulları olabilir, ama emin olduğum tek kesin  koşul "saldırgan ve şiddet yanlısı olma"nın  gerekmediğidir.

Kaynak: Referans Gazetesi/Nur Başnur

 
 
Bu yazı 2675 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Kriz, İş Yapış Şeklinde Çok Şey Değiştirdi”
Nancy RAMSEY

kobifinans Türkiye’nin Algılama Yönetimine İhtiyacı Var
Ali SAYDAM
 
Sanal Ortamda İtibar Yönetimi
Zeynep MENGİ

kobifinans Kişisel İletişim Stratejileri
Ertuğrul BELEN
 
Türkiye'nin İlk Saat Akademisi
kobifinans Günsal Saat'in satış ekibi için kurduğu akademinin ...
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010