KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
17 Mayıs 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar

KOBİ’ler Girişim Fonlarının Merceğinde

KOBİ’ler Girişim Fonlarının Merceğinde Sermaye sıkıntısı çeken şirketler için alternatif bir yol açan giri­şim sermayesi (private equity) yatırımları, bu yıl yeniden hız kazanıyor. En basit tanımı ile büyümek isteyen yerel şirketlerin serma­ye ihtiyacını hisse alımı veya ortak olma yöntemi ile karşılayan girişim sermeyesi fonları, geniş perspektiften bakıldığında şirketlere, yeni pazarlara açılma, kurum­sallaşma ve vizyon gibi pek çok alanda katma değer sağlıyor. Türkiye'de kurulu az sayıda girişim sermayesi şirketinin ya­nı sıra, bugün 20'ye yakın uluslararası şir­ket de ofis veya temsilcilik aracılığı ile Türkiye'deki fırsatları değerlendiriyor.

Türkiye'nin yaklaşık 10 yıl önce tanıştığı girişim sermayesi yatırımları, 2008'de başlayan küresel kriz öncesine kadar, ge­rek işlem sayısı, gerekse sağladığı serma­ye miktarı ile şirket satın alma ve birleş­me işlemlerinde önemli pay alıyordu. 2009 ise bu açıdan bekleme ve izleme yılı oldu. Krizin yarattığı belirsizlik ortamı, hem yatırımcılar hem de yatırım yapılan şirketler için "kazan kazan" modeli sunan girişim sermayesi yatırımlarını tüm dün­yada olduğu gibi Türkiye'de de önemli öl­çüde etkiledi. Uluslararası danışmanlık şirketi Ernst&Young’ın yayınladığı son ra­pora göre, Türkiye'de 2008 yılında 26 adet işlemle 2,4 milyar dolarlık girişim sermayesi yatırımı gerçekleşirken, 2009'da işlem sayısı 10'a düştü. Bu işlemlerin tu­tarının ise değeri açıklanmayanlarla bir­likte 750 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Ancak uzmanlara göre, geçtiğimiz yıl yatı­rımlar gerilemiş olsa da, gerek yerli gerek­e yabancı girişim sermayesi şirketleri Türkiye'deki birçok şirketle ortaklık ve hisse satın alma üzerine yoğun görüşme­ler yaptı. Bu görüşmelerin bir kısmı sonu­ca bağlandı. Diğerlerinde ise fiyat pazar­lıklarının önemli ölçüde etkili olduğu belirtiliyor. Bunun yanında, halka açık şir­ketlerin düşen piyasa fiyatları ve krizin etkisiyle bozulan performansları, değer kaybı gibi unsurlar fiyat belirlemede de uyumsuzluklar yarattı.

Potansiyel Yüksek
Sonuç olarak, girişim sermayesi yatırım­ları hız kesmiş olsa da, ekonomik istikrar ortamının yeniden sağlanması ile birlikte bu alanın da gelişmesi bekleniyor. NBGI Türkiye Yatırım Direktörü Mete İkiz, Tür­kiye'nin ekonomik anlamda bölgesel bir güç oluşturduğuna dikkat çekerek, Türk şirketlerinin bölgesel genişlemeye yöne­lik vizyona sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Türkiye'nin girişim sermayesi ya­tırımları açısından yüksek potansiyel ta­şıdığını belirten İkiz, uluslararası birçok fonun gelecek dönemde Türk şirketlerine yatırım yapacağı görüşünde... Türkiye'de­ki girişim sermayesi işlemlerinin sayısı­nın şu anda potansiyelin çok altında olduğunu ifade eden İkiz, orta vadede Türkiye2de bu alandaki yatırımların önce Doğu Avrupa ülkeleri, sonrasında ise Batı ülkeleri standardına ulaşabileceğine dikkat çekiyor.

Carlyle Group Türkiye Genel Müdü­rü Can Deldağ da Türkiye'nin kriz ön­cesi potansiyeli taşımaya devam ettiği­ni ve girişim sermayesi yatırımcıları için cazibesini koruduğunu söylüyor. Deldağ, 2010'un ikinci yarısından itibaren bu alandaki yatırımlarda artış beklediklerini de ekliyor. Turkven Ge­nel Müdürü Seymur Tarı ise konuya biraz daha ihtiyatlı yaklaşıyor. 2009’a göre daha olumlu bir tablo beklediklerini ifade eden Sarı, yine de bu yıl içinde yapılacak yatırımların 2008’deki rakamlar seviyesine ulaşmayacağı görüşünde…

Yeni Projelerde Artış Bekleniyor
2009'un son çeyreğinde gerçek­leşen ya da duyurulan işlemler, 2010'da da yeni projelerin gündeme geleceğinin bir gös­tergesi olarak kabul ediliyor. Son olarak Carlyle Group Medi­kal Park Hastaneleri'nin yüzde 40'ını satın alırken, Abu Dabi hükümetine ait Invest A Priva­te Equity Partners II isimli özel sermaye fonunun Ekol Lojistik'e 50 milyon euro yatırımla ortak olması da geçtiğimiz yılın sonunda duyurusu yapılan iş­lemler arasında yer aldı. 2010'un ilk ve önemli girişim sermayesi yatırımı ise İsviçreli finans şirketi Generalli tarafından Mensa Mensucat'a yapıldı. Türkiye'de ilk kez uygulanan, "oydan yoksun pay ihracı" yoluyla gerçekleşen ortaklık, tam olarak girişim sermayesi olarak sayılmasa da özel sermaye yatırımı kategorisinde yer alıyor. 2007'de sıvıyağ üreticisi Yudum Gıda'yı satın alan Kuveytli girişim serma­yesi fonu NBK Capital'in Türkiye'de sağlık alanında yeni bir yatırım yapması da gün­demde... Şirketin, bu yılın ortasına kadar, Dünya Göz Hastaneleri'nin yüzde 30 his­sesine ortak olması bekleniyor. Acıbadem Hastaneleri'nin ortağı Abraaj Capital de Türkiye'de yeni yatırımlar için ilgisinin sürdüğünü açıklayan girişim sermayesi şirketleri arasında. Abraaj Capital İcra Ku­rulu Üyesi Selçuk Yorgancıoğlu, 2010'un ilk çeyreğinden itibaren yatırımlara hız verildiğini açıkladı. Yönettikleri fon mik­tarının 8 milyar dolara ulaştığını kaydeden Yorgancıoğlu, bunun 1 milyar doları­nı 2 yıl içinde Türkiye'ye aktarmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Acıbadem Hastaneleri'ni bölgesel güç yapma hedefi koyan şirket, bu kapsamda Mısır, Suudi Arabistan, Dubai, Romanya ve Rusya'da yatırım yapmayı planlıyor.

Ancak bunun karşısında, girişim sermaye­si şirketlerinin de yatırım yapacakları he­def şirketlerden beklentileri var. Zira giri­şim sermayesi şirketlerinin amacı; yatırım yaptıkları şirketi sahipleri ile birlikte bü­yütmek, kurumsallaştırıp finansal ve stra­tejik açıdan daha iyi yönetilebilir hale ge­tirmek ve belli bir süre sonra bu yatırım­dan hisselerini satarak çıkmak olarak özetleniyor. Dolayısıyla şirket sahipleri­nin beklentilerinin de bu amaçlarla örtü­şüyor olması gerekiyor...

Girişim sermayesi şirketleri, gelecekte bü­yüme potansiyeli olan, sektöründe güçlü tüm şirketlerle ilgileniyor. Ancak bunun yanında, yatırım yapacakları şirketlerde aradıkları bazı temel kriterler var. Bu kri­terler arasında; kurumsallaşma, profesyonelleşme, şeffaflık, kayıt içi olma, büyüme ve yatırım vizyonu en üst sıralarda yer alıyor. Bunun yanında, finansal verilere ve mali tablolara ilişkin düzgün raporlama sistemlerinin bulunması da önem taşıyor.

KOBİ’lerde Takipte
Girişim sermayesi şirketlerinin bugünler­de ilgilendiği sektörler arasında, başta sağlık olmak üzere perakende, hizmet ve yenilenebilir enerji geliyor. Ancak medya, teknoloji ve telekomünikasyon alanında­ki yatırımların da ilerleyen dönemde hız kazanması bekleniyor. Bununla birlikte, Türkiye'de bugüne kadar gerçekleşen gi­rişim sermeyesi yatırımları ağırlıkla orta ve büyük ölçekli olsa da, yatırım şirketle­rinin gündeminde önümüzdeki dönemde KOBİ'ler de var. Dolayısıyla yerli ve ya­bancı girişim sermeyesi şirketleri, büyü­me potansiyeli gördükleri şirketleri mer­cek altına aldı.

Büyüklükten Çok Büyüme Potansiyeli Önemli
Yönettiği 90 milyar dolara yakın fon ile dünyanın en büyük girişim sermayesi fon­larından biri olan The Carlyle Group, 2007'den beri İstanbul ofisi ile Türki­ye'deki yatırım fırsatlarını izliyor. Grup bugüne kadar Türkiye'de 2 yatırımı haya­ta geçirdi. 2008'de Gebze Serbest Bölge­si'nde kurulu bulunan ve kimyasal tanker yapımında uzmanlaşan TVK Tersanesi'nin yüzde 50'sini satın alan Carlyle, 2009'da yatırıma devam etti. Türkiye'nin en büyük hastaneler grubu olan Medical Park'ın yüzde 40'nı satın aldı. The Carlyle Group Türkiye Genel Müdürü Can Deldağ, İstan­bul ofisinin 500 milyon dolarlık bir fonun parçası olarak faaliyet gösterdiğini, ancak Türkiye'de yapılabilecek yatırımların bu tutar ile sınırlı olmadığını belirtiyor. Tür­kiye'deki her yatırım fırsatı ile ilgilendik­lerini belirten Deldağ, büyüme potansiyeli olan ve cirosu 30 milyon dolar olan tüm şirketlerin ilgi alanlarında olduğunu ifade ederek şöyle devam ediyor: "Carlyle için büyüklükten çok büyüme potansiyeli olan ve değer katabileceğimiz şirketlere yatı­rım yapmak önem taşıyor. 2010'da Türki­ye'de en az 2 yatırım yapmayı hedefliyo­ruz. Şu anda devam eden ve yılın ikinci ya­rısında tamamlayabileceğimizi düşündü­ğümüz 2 ortaklık görüşmemiz var. İncele­mekte olduğumuz şirket sayısı ise bir hayli fazla..."

Türkiye'de yapılan girişim sermayesi yatırımlarının çok önemli bir bölümünün bü­yüme sermayesi yatırımı olduğuna dikkat çeken Deldağ, yatırım yapılan şirketlerin sermaye eksikliğinin giderilerek büyüme­lerine katkı yaratıldığını söylüyor: "Girişim sermayesi gibi finansal yatırımcıların KO­Bİ'lere katacağı çok değer olduğunu düşü­nüyorum. Sağladığımız katkı yalnızca ser­maye ile de sınırlı değil, yatırım yaptığımız şirketlerin kurumsallaşmasına ve şeffaflaş­masına da destek sağlıyoruz."

Türkiye’de tüm sektörlerle ilgilendiklerini belirten Deldağ, sağlık, perakende, enerji gibi tüketiciye yakın sektörlerin daha çok ilgilerini çektiğini söylüyor. Bazı üretim şirketlerini de incelediklerini ifade eden Deldağ, değerlendirme kriterleri arasında büyüme potansiyeli dışında şeffaflık ve kurumsallaşma arzusunun önemli oldu­ğunu belirterek, şöyle devam ediyor: "Bi­zim işimiz, bu özelliklere sahip yönetim­lerle bir araya gelmek ve ortak bir değer yaratma projesi oluşturmak... "

KOBİ'lere Yatırım Yapmak İstiyoruz
1999'da Londra'da kurulan NBGI girişim sermeyesi fonu, 2008'in Eylül ayından bu yana Türkiye'de de faaliyet gösteriyor. Ağırlıklı olarak İngiltere'deki KOBİ'lere yö­nelik yatırım amacıyla kurulmuş olan şir­ket, NBG'nin Balkan bölgesindeki faaliyetlerinin artması ile etki alanını bu coğraf­yaya da yaymış durumda. 920 milyon euro’luk fon büyüklüğüne sahip olan şirket, bu fonun yarısını başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa'ya diğer yarısını ise Türkiye de dahil olmak üzere Balkanlara ayırmış bulunuyor. NBGI Türkiye Yatırım Direktörü Mete İkiz, şirketin Balkanlarla birlikte Türkiye'ye 300 milyon euro’luk fon ayırdığını belirtiyor. Bu fonun haricinde gayrimenkul ve yenilenebilir enerji sektörlerine özel 100'er milyon euro’luk ayrı fonların bulunduğunu belirten İkiz, toplamda Türkiye dahil olmak üzere Bal­kan bölgesine ayrılan fonun büyü1düğü­nün 500 milyon Euroyu bulduğunu ifade ediyor. Henüz Türkiye'de bir yatırımları­nın bulunmadığım belirten İkiz, bu duru­mu şöyle açıklıyor: " Faaliyete geçtiğimiz tarihten yaklaşık i 5 gün sonra Lehman Brothers'ın batışı gündeme oturdu. Bu du­rumda yatırım planları biraz askıya alındı. Ancak 5-6 aylık dönemde birçok şirketi inceleme fırsatımız oldu ve iyi bir hazırlık dönemi geçirdiğimizi söyleyebilirim."

Yaklaşık 5-6 şirketle belli aşamalara gel­miş görüşmelerinin devam ettiğini belir­ten İkiz, bu yıl içinde 2 veya 3 şirketin iş­lemini bitirmeyi hedeflediklerini kaydedi­yor. Türkiye'ye yönelik yatırım planların­da KOBİ'leri ön planda tutuklarım belirten İkiz, girişim sermayesi yatırımlarının şir­ketler açısından nasıl değer yarattığım da şöyle özetliyor: "NBGI olarak yatırım yap­tığımız şirketlerde finansal yapıyı baştan aşağı yeniliyoruz, sağlıklı bir yapıya ka­vuşturuyoruz. Kurumsal yönetimi tahsis ederek kurumsallaşmalarına olanak tanıyoruz. Avrupa'da kendi alanında belli bir isim yapmış olan profesyonel yöneticileri alıp, yönetim kurullarına dahil ederek, şirketlere yeni bir vizyon kazandırıyoruz. Bununla birlikte NGB’nin Balkanlardaki gücüyle yeni pazarlara açılmalarını kolaylaştırıyoruz.”

Girişim sermayesi yatırımının KOBİ’ler için eskisi kadar yabancı bir kavram olmadığına da dikkat çeken İkiz, 10 yıl içinde bu alandaki değişimi çok net gözlemlediğini ifade ederek şu bilgileri veriyor:”Başlangıçta bizi yalnızca para koyan, para koymanın yanında yönetim kurullarında sessiz ortak olarak oturan bir yatırımcı olarak görüyorlardı. Çok net olarak, bu durumun artık değiştiğini söyleyebilirim. KOBİ’ler artık girişim sermayesi şirketlerini yalnızca bir finansman kaynağı olarak değerlendirmi­yor. Yeni pazarlara açan, kurumsal yöne­tim anlayışı getiren, profesyonel yöneticile­rin desteği ile şirketi daha iyi bir yapıya çe­ken ekipler olarak görüyorlar. Girişim ser­meyesi yatırımının kendileri açısından kat­ma değer yarattığını hissediyorlar. Dolayı­sıyla KOBİ'lerde artık bir bilinç oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle 2010'da bu seg­mentte çok daha fazla işlem göreceğiz."

Büyüme potansiyeli olan tüm sektörlerle ilgilendiklerini, yalnızca gayrimenkul ve yenilenebilir enerji ile ilgili yatırım fırsat­larını ayrıca değerlendirdiklerini ifade eden İkiz, değerlendirme kriterlerini ise şöyle sıralıyor: "En önemli konumuz de­netim felsefesi... Şirketlerin şeffaflığa önem vermesi ve kurumsal yönetimi uy­gulamaya açık olması gerekiyor. Şu anda belki uygulayamıyor olabilirler. Zira bun­ları uygulamak da bir anlamda maliyettir. Şeffaflık dediğiniz zaman ön plana çıkan denetim raporudur örneğin... Fakat bizim içeri girişimizden sonra bunu uygulamaya sıcak bakmaları gerekiyor. Diğer önemli bir kriterimiz bölgeye yayılmaya istekli olmaları... Yani yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, yakın çevrede de aktif ol­ma vizyonuna sahip olmalarını bekliyo­ruz. Şirketin en azından kendi sektöründe belli bir markalaşma stratejisi olmasını is­tiyoruz. Bununla birlikte yeni inovatif pro­jelerle büyümeyi sağlayabilecek yapıda ol­malarına da dikkat ediyoruz."

Sektör Sınırlamamız Yok
Türkiye'nin ilk bağımsız girişim sermayesi fonu olan Turkven, 2000 yılından bu yana sektör ayrımı olmaksızın büyüme potansiyeli olan şirketlere yatırım yapıyor. ilk ola­rak 2003'te Uno 'ya ortak olarak dikkat çe­ken şirket, son olarak 2008'de Mavi Je­ans'in global hisselerinin yüzde 35'ini sa­tın aldı. Turkven Genel Müdürü Seymur Tarı, şirketin yönlendirdiği 500 milyon Eu­ro fonun yanı sıra, Dünya Bankası ve Avrupa genelindeki kalkınma bankalarından elde edilen kaynak ile birlikte toplam varlık büyüklüğünün 950 milyon Euroyu aştığını ifade ediyor. Bugüne kadar Türkiye’de 11 sermaye ortaklığı yatırımı gerçekleştiren grup, halen 9 şirkette de ortak olarak bulunuyor.

Yatırım tutarı açısından, 20 milyon Eu­ronun üzerinde ciro yapan şirketlere ön­celik verdiklerini belirten Tarı, planların­da büyük ölçekli şirketlerin yanı sıra or­ta ölçekli şirketlerle ortaklığın da yer al­dığını ifade ediyor. Bugüne kadar ger­çekleşen yatırımlar arasında Pronet ve Provus gibi orta ölçekli şirketlerin bu­lunduğuna dikkat çeken Tarı, fırsat gör­dükleri her sektöre yatırım yapabilecek­lerini belirtiyor: "Yatırım için herhangi bir sektör kısıtlamamız bulunmuyor. Bu­güne kadar yaptığımız yatırımlar netice­sinde perakende, otomotiv, servis, gıda, dış -kaynak sağlama (outsourcing) hiz­metleri ve imalat sanayi konularında da tecrübe edindik."

Şu anda görüşmeleri devam eden birçok yatırım fırsatı olduğunu ifade eden Tarı, Turkven olarak bu yıl içinde 3-4 yatırımı hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirti­yor. Tarı, şirketlerin ihtiyaç ve öncelikleri doğrultusunda sermaye yatırımı yaptıkla­rını ancak bunun yanında uzun vadeli borç, danışmanlık ve uluslararası ortaklık­lar ile daha sağlıklı ve hızlı büyüme için el­verişli bir ortam sağladıklarına da dikkat çekiyor. Şirketlerin kurumsallaşmalarına da destek olduklarını ifade eden Tarı, yatı­rını kararını etkileyen en önemli kriterleri büyüme potansiyeli, yönetim kadrosu ve sektörel liderlik olarak sıralıyor. 

Kaynak: KobiFinans Dergisi 26. Sayı

www.kobifinans.com.tr/dergi

 
 
Bu yazı 2798 kez okundu.
Toplam 1 yorum yapılmış
VEDAT YEŞİLYURT Toptan Ticaret 15 Aralık 2010
Ben de bu Kobi fonundan faydalanbilir miyim? Bu konuyla ilgili bilgi alabilir miyim?
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Büyümenin Yeni Formülü
Göktekin DİNÇERLER
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010