Gelecekte fiyat dalgalanmalarından oluşacak kayıpları sabitleyebilmek, zarara uğramamak için vadeli borsaları kullanmak gerekiyor.
Almanya’ya ihracat yapan bir şirketiniz var ve mallarınızın karşılığı olan 275.000 euro’yu 3 ay sonra tahsil edeceksiniz. Buraya kadar her şey güzel. Ancak vadesi geldiğinde elinize geçecek paranın değeri veya kullanacağınız hammaddenin 3 ay sonraki fiyatı ne olacak? Yaptığınız anlaşmadan beklediğiniz kazancın, paritedeki hareketlerden kaynaklanan bir riskin tehdidi altında olduğunu düşünmüyor musunuz? Yakın dönemde Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi bir çok ihracatçımızın bu sorunları yaşamasına neden oldu. Aynı risk ithalat yapan işletmeler için de geçerli. Peki kendinizi, daha doğrusu ticari faaliyetinizi bu risklere karşı nasıl koruyacak, güvence altına alacaksınız?
Global piyasalarda bunun en etkili yolu risk yönetiminden (hedging) geçiyor. Risk yönetimi, bir işletmenin ana faaliyeti ile ilgili işlemlerini vadeli opsiyon piyasalarında pozisyon alarak bir çeşit sigorta güvencesi altına alması anlamına geliyor. Bu alanda yakın zamana kadar alternatif bir yolu olmayan işletmelerimiz, artık bu enstrümanları Şubat ayında Izmir’de açılan Vadeli Işlemler ve Opsiyon Borsası’nda (VOB) kullanabiliyor.
Vadeli piyasaları, ‘geleceğe dönük alım-satım işlemlerinin yapıldığı, risk transferinin yapılmasına olanak sağlayan platformlar’ olarak tanımlamak mümkün. Vadeli piyasanın varolabilmesi için temel koşul; piyasaya konu olan mal fiyatının risk taşıyan bir değişkenliğe sahip olması. Eğer malın fiyatı çok az bir değişkenliğe sahipse ve bu değişkenlik üretim esnasında maliyete çok etki etmiyorsa borsası oluşmuyor. Örneğin, pamuğun fiyatı 28 cent’e düştüğü gibi 120 cent’e de çıkabiliyor. Ve bu fiyatlar aydan aya da değişebiliyor. Pamuk azsa talep, çoksa fiyat artıyor. Tersi durumda pamuk çoksa talep, azsa fiyat düşüyor. Ve genellikle düşüşlerde uzun bir bekleme dönemi yaşanırken, yükselişler kısa sürüyor. Çıkışlar ise ani ve sert oluyor. Pamuk, buğday, mısır gibi tarımsal ürünlerin üretim miktarları ve haliyle de fiyatları doğa şartlarına göre çok büyük değişkenlikler gösteriyor. Işte bu noktada üretimlerinde bu hammaddeleri kullanan işletmelerin maliyetlerini sabitleyebilmeleri için vadeli borsaları kullanma zorunlulukları ortaya çıkıyor. Izmir’de kurulan VOB, bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Bu piyasada döviz, pamuk, buğday gibi enstrümanlar alınıp satılabiliyor.
Peki vade geldiğinde fiyatlar düşerse ne olacak? Teknik Analist Hasan Kurtulmuş, böyle durumun risk taşımadığını söylüyor; “Ürünün fiyatı düşerse üretici yalnızca sattığı kontratlardan zarar ediyor. Ancak maliyetini sabitlediği için düşen pamuk fiyatının getireceği artı fark cebine kalıyor. Vadeli borsaların risk transferine olanak sağlamasının temelinde yatan da budur. Ticari anlamda bu tür mallarla iş yapanlar, gelecekte fiyat dalgalanmalarından oluşacak kayıplarını sabitleyebilmek, zarara uğramamak için vadeli borsaları kullanmak zorunda. Bu piyasaları kullanmazsanız kendi işinizle kumar oynarsınız. Vadeli işlem borsalarının kullanılmasının özünde, bir çeşit sigorta mantığı yatar. O andaki fiyatlara göre maliyet ve kârı sabitlemek için, borcun karşılığı olan değere denk kontrat miktarı alınır, alınacak değere denk gelen kontrat miktarı da satılır. Kısacası borç karşılığı olan kontrat alınırken, alacak karşılığı olan kontrat satılır. Buradaki mantığı, ‘Borcunu al, alacağını sat’ olarak tanımlamak mümkün.
Hammadde olarak buğday kullanan ve uzun vadeli yüklü bir satış için müşterisine fiyat vermekte zorlanan bir işletmeci olduğunu düşünelim. Böyle bir işletmeci de buğday fiyatlarındaki değişimlere karşı vadeli piyasalardan yararlanabilir. Nasıl mı? Işletmeci o andaki buğday fiyatını öğrenip, istenen miktara denk gelen sözkonusu vadeye ait buğday kontratını satın alacak. Böylece o günkü fiyattan maliyetini sabitlemiş olacağından, ileride oluşan fiyat değişimlerinden etkilenmeyecek. Buğday fiyatı artarsa, elindeki kontratın değeri artacak, düşerse, elindeki kontratın değeri düşeceğinden kontrattan zarar edecek. Ancak buğday fiyatı düştüğü için piyasadan kontratta kaybettiği miktar kadar daha ucuza buğday alacağından zarar etmeyecek.
Pamuk üretenlerin veya pamuğu üretimlerinde kullanan tekstilcilerin, fiyatlardaki oynaklığın gelecekteki maliyetlerinde büyük zararlara yol açmasını önlemek için VOB’dan belirli bir vadede pamuk kontratı alma zorunlulukları var. Üretici, pamuk fiyatlarında düşüş bekliyorsa, ürettiği miktara denk miktarda pamuk kontratını satmalı. Bu işlemin ise pamuk fiyatı çok yüksekken yapılması gerek.
Bu sayede gerek pamuğunu satmak isteyen üretici, gerekse pamuğa ihtiyaç duyan alıcı için gelecekteki fiyat değişikliklerinden olumsuz etkilenme riski ortadan kalkıyor. Piyasada değişik vadelere dayanarak oluşan fiyatlarda tercih ettikleri vadede mal alıp satıyorlar. Vade geldiğinde de pamuk fiyatlarındaki ciddi artışlardan etkilenmemiş olunuyor çünkü ürün fiyatını daha önceden belirli bir kontrata bağlamış oluyorlar.
VOB’da çifte riskin olduğu durumlar da var. Örneğin, yurtdışına dolar cinsinden satış yapan bir iplik üreticisini ele alırsak, hem pamuk fiyatlarının hem de kurdaki dalgalanmaların riski altında. Bu durumda ne yapmalı? Kurtulmuş, böyle bir durumdaki iplik üreticisine öncelikle pamuk kontratı satın almasını tavsiye ediyor; “Alacağı para dolar cinsinden olduğu için de ayrıca dolar kontratını satmalı. Pamuk kontratındaki durum, buğday işleyen işletmecinin durumuyla aynı. Dolar kontratında ise alacağı dolar olduğu için doların değerindeki olası bir gerilemenin getireceği zararı sattığı kontrattan karşılayabilir. Doların değerinin artması durumunda satılan kontrattan zarar edecek, ancak alacağı da aynı miktarda artmış olacağı için ortada gerçek bir zarar olmayacak.”
Peki yurtdışından euro’yla mal alan ve ödemeyi vade üzerinden taksitle yapacak olan bir işletme sahibi, euro’nun değer kazanmasına karşı riskini en aza nasıl indirebilir? Burada euro üzerinden bir borçlanma sözkonusu. Borçlu kişi borçlu olduğu miktarın artma olasılığına karşı korunmak için borcuna denk gelen miktarda euro kontratı satın almalı. Euro’nun artması halinde borcu artacak ama aynı zamanda kontrat değeri de artacak. Buna karşılık değer kaybetmesi halinde ise kontrat değeri düşeceği için zarar gözükecek. Ancak aynı miktarda da borcu azalacağı için gerçek zarar olmayacak. Hammaddeyi euro ile alıp, ürününü dolar ile satan bir işletme ise riskini en aza indirmek, değer artışına karşı korunmak için euro kontratı satın almalı. Alacağı dolar cinsinden olduğu için, dolardaki değer kaybından etkilenmemek için de dolar kontratı satmalı.
Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nda (VOB) Nasıl İşlem Yapılır? Vadeli Işlem ve Opsiyon Borsası’nda işlem yapılabilmesi için, öncelikle aracı kurumlarda bir hesap açılması gerekiyor. Aracı kurumlar yatırımcıların VOB’da işlem yapmaya uygun olup olmadıklarını araştırdıktan sonra müşterilerinden gerekli olan teminat miktarını alır ve piyasa sözleşmeleri hakkında müşterilerini bilgilendirirler. Verdikleri emirleri borsaya iletirler. Işlemlerin saat 10.00-15.00 arasında yapıldığı piyasada, verilen emirlerin eksiksiz olması şart. Bunun için emir türünün alım veya satım türünde olduğunu, sözleşmenin adedini, ay ve yıl olarak vadesini, alınacak veya satılacak sözleşme tipini, fiyatını, emir sözleşme tipini ve emrin geçerli olduğu zaman aralığını belirtmek gerekiyor.
VOB’da Alım Satım Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli? Vadeli Işlem Borsası’nda işlem yaparken öncelikle verdiğiniz emrin eksiksiz olması gerekiyor. Verilen emirde yer alması gereken unsurlar ise şöyle sıralanıyor:
-
Emir türü (alım veya satım olduğu),
-
Sözleşmenin adedi,
-
Ay ve yıl olarak sözleşmenin vadesi,
-
Alınacak veya satılacak sözleşme,
-
Sözleşme tipi,
-
Fiyat,
-
Emir tipi,
-
Emrin geçerli olduğu zaman aralığı.
Parite Acımasızdır, Bugün Verdiğini Yarın Alır KF: Piyasanın işleyişini anlamak çok kolay değil, oldukça teknik bilgi ve analiz gerektiriyor. VOB’da işlem yapmak isteyen KOBI’ler ne yapmalı? Bu ülkede üretim yapıyorsanız, madalyalık insansınız demektir. O kadar çok sorunla boğuşuyorlar ki… Mal yetiştirme derdinden tutun, üretim veya personel sorunlarına kadar günlük işlerden bunalmış durumdalar, bu tür teknik enstrümanları kullanmayı akıllarının ucundan geçirmiyorlar. Iş yoğunluğundan evine gidemeyen işletme sahipleri biliyorum. ‘Adam iyi kazanıyor’ diyoruz, ama nasıl kazanıyor, bir de ona sorun. Aslında bir sürü risk karşısında ne kadar kazandığına da bakmak lazım. Üretiyor, satıyor belki ama ne kazanıyor? ‘Üretim için bu kadar ter döküyorsun, ancak çabanın boşa gitme riski yüksek. Bir iş bağlantısından yüzde 20 kâr hedefledin ve bu kârı sabitlemek, riske etmemek istiyorsun. Bunun için vadeli enstrümanları kullanman şart’ denmeli, bu anlatılmalı. Parite lehinize seyrederken, kazancınızın yaptığınız ticari faaliyetten olduğunu sanırsınız, ama aslında paritedeki hareketten dolayı kazanıyorsunuzdur, bunun bilincinde olmak gerek. Ertesi gün parite verdiklerini geriye almaya kalktığında evinizi, arabanızı satmak zorunda kalırsınız. Parite acımasızdır, bugün verdiğini yarın alır. Türkiye ihracattan büyük paralar kazanır hale geldi, daha da çok kazanacak. Ama bu enstrümanları kullanmadığı takdirde fire vermeye de devam edecek. Bugün 60 milyar dolar seviyesinde ihracatımız var.
Bunun yüzde 10’unun kayıp olduğunu düşünürseniz 6 milyar dolar yapar ki boşa kaybetmek için çok büyük para. Bırakın işletmeler bazındaki kaybı, ülke olarak kaybediyoruz. Yurtdışında bu enstrümanlar fazlasıyla kullanılıyor. Kimse de bu enstrümanları durup dururken icat etmemiş, zaman içinde, büyük zararları olmuş, bu borsaları kurmuşlar. Bu piyasaları kullanmadan dünyanın bugünkü rekabet koşulları içinde sürekli ayakta kalmak, üretimin içinde kalabilmek çok zor. Burada, VOB’a üye olan veya olacak bankalara, aracı kurumlara büyük iş düşüyor. Riskini kontrol altına almak isteyen işletmeci buralara müşteri olarak gidecek ve ‘Ben pamuk işliyorum, pamuk fiyatları düşer mi, çıkar mı, dünyada neler olup bitiyor, ona göre kontrat alalım ya da satalım’ diye soracak. Tabii iş yalnızca kontrat alıp satmakla bitmiyor, piyasada oluşan opsiyon fiyatlarına kendini ayarlamak da gerek. Yalnızca pamuk üzerine yüzlerce araştırma, haber, analiz yayınlanıyor. Bankanın veya aracı kurumların uzmanları bu verileri temel ve teknik olarak analiz edecekler. Bunların hepsi çok ince hesaplardır, doğru yorumlanması uzmanlık ve vakit gerektirir. Temel ve teknik verilere dayalı olarak müşteriye, ‘Şu fiyat seviyesinden artık pamuk alınmaz’ veya ‘Artık buradan alım yapılabilir’ diye yol göstermeleri gerekir.
Kaynak : KobiFinans Dergisi 6. Sayı
|