KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Girişimci Rehberi
Erol ONAR

Başarı Hala Tesadüf Değil
Günseli ÖZEN OCAKOĞLU


“Girişimcilik Bir Kültür Meselesi”


Ali AĞAOĞLU
Fortune Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
“Girişimcilik Bir Kültür Meselesi” Fortune Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ekonomi Yazarı Ali Ağaoğlu, www.kobifinans.com.tr üyelerinin ekonomi, girişimcilik, sektörler ve ihracat ile ilgili merak ettikleri soruları, KobiFinans için özel olarak yanıtladı.

Dünyada değişen ekonomik dengeler, yeni dönemde KOBİ’leri ve girişimciliği nasıl bir noktaya getirecek? Sizce, ekonomik dengelerin daha sağlıklı kurulması adına, gerek dünyada, gerekse Türkiye’de KOBİ’ler ve girişimciler artık daha önemli bir noktada olacak mı?
Hem dünyada hem de Türkiye’de KOBİ’ler ekonominin olmazsa olmaz parçaları olmaya devam edecekler. Özellikle istihdam konusunda büyük sermaye şirketlerinden bile daha önemli olacaklar. Ancak gelişen teknoloji ve her geçen gün hızı artan iletişimle birlikte hem yerel, hem de küresel rekabet her geçen gün daha da artacaktır.

KOBİ’ler bu rekabete bilgi birimlerini arttırarak, küresel gelişmeleri yakından takip ederek ve kendilerini güncel tutarak dayanabilirler. Bunun için sermaye birikiminden bile önce geniş perspektiften gelişmeleri izlemek gerekecektir.

Türkiye’deki girişimciler çeşitli zorluklar nedeniyle işlerini büyütmekte sıkıntı çekiyor. Girişimciliğin önünü açmak için neler tavsiye edersiniz?
Gerek sanayileşmesini tamamlamakta gerekse de sermaye birikimi açılarından geç kalmış bir Türkiye’nin KOBİ’lerine ilgi göstermesi ancak bundan sonra olabilecek. Neyse ki bu guruptaki şirketlerin önemi özellikle son yaşanan kriz sırasında bir kez daha ortaya çıktı. Büyük şirketlerin batıyor olması çok sayıda sorunu da beraberinde getiriyor. Küçük ve orta boy şirketler sayesinde hem çok sayıda istihdam sağlanabiliyor hem de toplumsal risk dağıtılmış oluyor.

Girişimciliğin önünün açabilmenin bence ilk koşulu bunun ders olarak değilse bile en azından kültür olarak okullarda yerleştirilmesi. Bunun için benim çocukluğumdaki gibi “Yerli Malı Haftası” gibi girişimcilik haftası bile düzenlenebilir.

Diğer yandan hükümetlere düşen bazı görevler de yok değil. Genel anlamda bürokrasinin azaltılması, devlet ile girişimci arasında kuruluştan vergiye ve hatta kapanışa kadar olan ilişkinin sadeleştirilmesi gerekir.

Gelişmiş ekonomilerde, KOBİ’ler yeni ekonomik sistemin önemli bir bütünleyicisi olarak,  destekleniyor. Artık büyüğün içinde küçüğün de desteklendiği yeni iş modelleri kurulduğunu da görüyoruz. Ya da Müslüman ülkelerde, girişimciliğin desteklenmesi için adımlar atılıyor vb.   

Sizce Türkiye’de durum nasıl? Siz Türkiye’nin KOBİ haritasını –istatistiklerden-raporlardan-sayılardan vb bağımsız olarak değerlendirirsek-nasıl görüyorsunuz?
Tüm dünyada özellikle kriz sonrasında ortaya çıkan işsizlik sorununun hafifletilebilmesi için KOBİ’ler kurtarıcı olarak görülmeye başlandı. Bu nedenle birçok ülkede maddi ve “manevi” olarak destekleniyorlar. Kamunun önceliği halen daha büyük sanayi tesislerinin desteklenmesi yönünde. Geçtiğimiz yıl açıklanan bölgesel teşviklerden de bu görülüyordu.

Bence, bundan sonra yapılması gereken, KOSGEB gibi desteklerin daha da yaygınlaştırılması devletin ve AB fonlarının sağlamış olduğu destek ve yardımların bilinirliğinin arttırılması. Bu adımlar çok faydalı olacaktır. Var olan ciddi bir potansiyel bu sayede belki hayata geçirilebilir.   

Sizce mevcut şartlarda KOBİ’lerin yaptığı en büyük hatalar neler? Neyimiz fazla, neyimiz eksik? Kimi zaman, denizleri aşıp, derede boğulma durumu mu oluyor dersiniz?
Türkler olarak değişen koşullara, değişen ülkelere ve hatta kültürlere bile kısa zamanda uyum sağlayabilme yeteneğimiz oldukça güçlü. Çalışkanlık deseniz o da benim birlikte çalışma şansını bulduğum milletlere oranlar fersah fersah ilerde. Bunlar en büyük artılarımız.

Diğer yandan kaderciliğimiz, Ar-Ge faaliyetleri ve bu çerçevede pozitif bilimi kullanma konusuna uzak durmamız ise eksilerimiz olarak aklıma gelenler. KOBİ’ler bazında bence yapılan en önemli hataların başında finansal piyasalar, muhasebe ve kayıt düzenine yeterli önem verilmiyor olması geliyor. Gerekmeyen risklerin alınması ve bunların da genellikle risk alanların aleyhine sonuçlanması bence en büyük hatalardan birisi. Artık küçük de olsalar tüm şirketlerin bu tarz risklerini azaltabilme imkanları var ve bence bir an evvel öğrenip bunları kullanmalılar. 

Türkiye’nin geleceği,  gerçekten girişimcilikte mi? Devletçilikte olmadığı artık anlaşılmış durumda. Bunu komünist Çin bile anlayıp anayasasında değişiklik yapmışken aksini söylemek mümkün mü?
Bizim için Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana varolan sermaye birikimi sorunumuz belki de girişimciliğimizin önündeki en ciddi engellerden biri.

Diğer yandan sermaye piyasalarımızın gelişmesi, hem risk sermayesinin hem de büyümek isteyen KOBİ’lerimizin işini kolaylaştıracaktır. Belki bugün için zor gibi görünen tahvil ihraçları ya da küçük şirketlerin halka açılarak sermaye toplayabilmeleri, önümüzdeki yıllarda daha rahat olacaktır. Bu sermaye birikimi sınırlı olan ülkemiz için KOBİ’lerin hayatını bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır. 

Peki sizce, Türkiye’nin stratejik olarak hangi sektörlerde geleceği var? Bir dönem, tekstil, bilişim, bilgi ekonomisi, yeni ekonomi ya da markalaşma gibi çokça moda yaklaşım üzerinden konuştuk. Aslında tarım, sanayi, turizm gibi geleneksel sektörler üzerinde mi konuşmalı? Sizce bizim geleceğimiz nerede?
Tekstil dışında bahsetmiş olduğunuz yaklaşımlar ne istihdam ne de katma değer yaratabilme adına Türkiye için bugüne kadar yeterli değillerdi. Ancak bundan sonra da böyle devam edecek diye düşünmemek gerekir. Bundan sonrası için belki de en fazla duyacağımız kavramlardan birisi uzmanlaşma olacaktır. Büyük miktarlarla yapılan, ölçek ekonomisi olarak da adlandırılan üretimler için artık Çin ilk adres. Çin’le rekabet edilmesine gerek olmayan sektörlerin öne çıkarılması daha akılcı olabilir.

Bulunduğumuz bölge için her türlü hizmet sektörü; bankacılık, turizm, lojistik; bence öne çıkacak. Ancak bu sektörlerde de KOBİ’lerin yanı sıra küresel oyuncuları görüyor olacağız. Öte yandan bence tarım yeniden öne çıkacak. Küresel ısınma tarıma elverişli alanlarda daralmaya yol açacağı varsayımıyla, tarım teknolojisinde atılım yapabilenler bir kaç adım öne çıkacaklardır. 

Türkiye’nin dışa açılımını, ihracatını, KOBİ perspektifinde nasıl görüyorsunuz? Sizce KOBİ’lerin dışa açılması için, ne yapmak gerekiyor? Sizce bu konu bir vizyon meselesi mi? Yoksa topyekün desteklenmesi, geliştirilmesi gereken bir süreç mi?
En baştan da belirttiğim gibi girişimcilik bir “kültür” meselesi. Bu kültür geliştikçe ve içselleştirildikçe gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında çok daha sağlam adımlar atılabilecektir.

KOBİ’ler özelinde de bu durum geçerli. Küçük olanladan çok “orta” büyüklükteki işletmelerin mutlaka dünyadan “haberdar” olmaları şart. Trendlerin ne yönde değiştiğini, üretim ve pazarlama teknolojilerindeki yenilikleri yakından izlemelerinde, bilgi ve görgülerini arttırmak için yurt içinde ve yurt dışındaki fuar ve organizasyonlara katılmalarında fayda var.

Bu konuda devletin bazı teşvikleri de var. Bunları araştırıp kullanmalarında fayda var.

Şunu da unutmamak gerek, küreselleşme, küresel rekabeti de beraberinde getirdi. Kim ki buna dayanabiliyor, ayakta kalacak. Aksi takdirde kaybedenlerden birisi olacak. Bu nedenle ileriyi düşünenlerin bugünden çalışmaya başlamaları ve ilerideki rekabetin bugün şikayet edilenden daha da sert olacağını düşünmeliler.

Siz, eğer gazeteci olmasaydınız, bir girişimci, KOBİ olsaydınız, hangi alanda, nasıl bir modelle iş kurardınız? Nerelerde olurdunuz? Nasıl bir sistemle işinizi büyütürdünüz? Hiç düşündünüz mü?
Düşünmekten öte, hayata da geçirdim. 10 yıl kadar önce bir arkadaşımla birlikte organik tarımın yaş meyve ve sebze kısmında faaliyet gösterecek bir şirket kurduk. Ancak organik tarım bilincinin hem üretici, hem de tüketici tarafında henüz daha gelişmediği bir dönemde “erken öten horoz” olduğumuzdan başarısızlıkla sonuçlandı.

Aslında pazarlama modelimiz iyiydi. Ancak bizler üretim aşamasında sorun yaşadık. Anlaşmalı çiftçi modelini ilk uygulayanlardandık. Ne yazık ki üretim kısmında sürekliliği sağlayamadığımız için ‘pazarlanacak ürün’ temin edemedik.

Aynı tecrübeyi yeniden yaşamamak adına şirket kurulumu öncesinde belki daha uzun etüt etmemiz gerekirdi.

Eğer ki bu girişimimiz öncelikle kendi ayaklarının üzerinde durabiliyor olsaydı, büyümeyi mutlaka yeni yöntem, yeni  “teknoloji” geliştirmeye ağırlık vererek sağlamayı amaçlardım.   

Kaynak: KobiFinans Dergisi 27. Sayı

www.kobifinans.com.tr/dergi

 

 
 
Bu yazı 1752 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
“Girişimci Risk Alır, Ama Romantik Değildir”
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
Gülsüm ÇIRACI
Girişimcilik Danışmanı
Gülsüm ÇIRACI
Girişimcilik ile ilgili sorularınızı yanıtlıyor.
kobifinans “Girişimci Risk Alır, Ama Romantik Değildir”
Emin HİTAY
 
kobifinans Önce İşinizi Özel Kılın, Sonra Yaygarasını Koparın
Richard BRANSON

kobifinans Bin Kilometrelik Yolculuk İlk Adımla Başlar
Güventürk GÖRGÜLÜ
 
Güneydoğu'da Yedek Parça Satan İlk Kadın Girişimci
kobifinans İş hayatında edindiği tecrübeyi doğduğu yer olan ...

50 Yıldır Değişime Ayak Uyduruyor
Mustafa Nalçacı’nın bundan 50 yıl ...
 
kobifinans Kadın Girişimci
Gülsüm ÇIRACI
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010