Satışlarınızı artırmanın kilit yolu, şirketinizi veya ürününüzü pazar yerinde albenili hale getirmekten geçer. Biz Virgin ürünlerinin daima iyi bir değer sunacak ve verdiği hizmetle mükemmel konumlandırılmış şekilde inovatif olmasına dikkat ederiz. Bu temel kurallara uyduktan sonra sıra şirketinizi insanlara tanıtmaya gelir.
Bugün çok sayıda büyük şirket, uzunca bir süredir "iyi saklanmış" sırlarıyla hayatta kalıyor ve asla büyümeye veya dallanıp budaklanmaya çalışmıyor. Reklam çalışmalarınızın, halkla ilişkilerinizin ve genel pazarlama etkinliklerinizin doğrudan ve inandırıcı olmasını sağlayın. Onların da bir karakteri olmalıdır. Virgin'in ilk günlerinden itibaren daima reklam kampanyalarımızda insanları şaşırtmanın, eğlendirmenin ve bazen de onları şok etmenin yollarını aradık. Bunun bir nedeni de pazarlama bütçelerimizin rakiplerimizin çoğundan oldukça düşük kalmasıydı.
Bir diğer neden de kendimizi her zaman pazara yeni girmiş gibi yani mazlum hissetmemizdi. Sınırları zorlayan orkestralarımız olduğundan ve başkalarının almaya cesaret edemeyeceği riskleri aldığımızdan bu yaklaşım müzik endüstrisinde diğerlerine kıyasla çok daha kolaydı.
Virgin için tamamıyla yeni bir alan olan ve insanların sürekli olarak hayatta kalıp kalamayacağımızı merak ettiği havayolu işinde bu yaklaşıma başvurmak çok büyük bir risk demekti. O dönem de harcadığımız her kuruşun karşılığını almak zorunda olduğumuzdan afişlerde, reklamlarda ve tanıtımlarda hep ben oynuyordum.
Ayrıca reklamlarımızın komik ve dikkat çekici olmasını çok önemserdik. Ve işe yarıyordu da. Sonra havayolumuz için arsız ve saygısız bir karakter yarattık. O günden bu yana işlerimizin çoğunda bu tarz bir tonlamayı kullanıyoruz.
En İyi Nasihat! Yaptığım seyahatlerde kendi kendime sorduğum beş soruya verdiğim cevaplardan burada bahsetmek faydalı olacaktır. Bunların hepsi nasihatler, ilham bulmalar, motivasyonlar ve pişmanlıklarla ilgilidir.
Bugüne değin aldığınız en iyi nasihat hangisidir? Aklıma ilk gelen 3 değerli nasihat var. İlki, annem Eve'den kalma ve asla geçmişe pişmanlıkla bakmamam ama gelecekteki adımlara odaklanmam gerektiğiyle ilgiliydi. İnsanların başka projeler aramak yerine geçmişteki başarısızlıklarına hayıflanmaya harcadıkları zamanın uzunluğu beni daima hayrete düşürmüştür. Virgin'in bütün şirketlerini kurarken ve işletirken müthiş eğlenmiştim ve bu yüzden de herhangi bir başarısızlığı asla kötü bir deneyim olarak görmemiştim, altı üstü hepsi bir öğrenme eğrisinden ibaretti. Annem bana ayrıca insanları, herkesin içinde eleştirmemem gerektiğini de öğretmişti. Eğer benim başka biri hakkında kötü konuştuğumu duyarsa derhal aynanın önünde 5 dakika durup kendime bakma cezası verirdi. Nedeni mi? Eleştirel konuşmalarımın tümünün aslında kendi karakterimdeki kötü yansımalar olmasıydı. İngiliz havayolu yöneticilerinden Freddie Laker, 1980'lerde bana kendi havayolu şirketimi kurmam konusunda mücevher gibi bir nasihatte bulunmuştu. Bana iki şey söylemişti: "Senin asla British Airways'i sollayacak kadar büyük bir reklam gücün olmayacak. Ortaya kendin çıkmak zorundasın ve kendini kullanmalısın. Kendini aptal yerine koy. Yoksa asla hayatta kalamazsın." Bilgece söylediği diğer şey ise "Daima arka sayfalarda değil baş sayfalarda görünmeye çalış." O günden bu yana bu tavsiyeye hep uydum. Kendimi daima herkesin gözü önünde tuttum ve en az bir kere kendimi aptal yerine düşürdüm:
Peki ya en kötü nasihat? Onu bana veren kişinin ismini burada zikrederek asla onu utandırmam! Bakın, nasihatler çok farklı şekillerde gelebilir. Daima tek bir kişi yerine pek çok kişiye birden sormayı tercih etmişimdir. Fikirler her zaman değişir. Birden fazla kişiye ne düşündüğünü sorarak pek çok bakış açısına sahip olur ve hepsini birden değerlendir bilirsiniz. Bu şekilde asla tek bir kişinin fikrini dikkate almamış olacağınızdan hiçbir nasihat başlı başına kötü olamaz.
Genç girişimcilere işe başlamanın en iyi yolu olarak neler tavsiye edersiniz? Bir şirket sahibi olmanın risk almadan asla mümkün olamayacağını unutmamalarını. Yolumuz boyunca eğer hiç risk almamış olsaydık Virgin bugünkü Virgin olamazdı. Yaptığınız şeylere gerçekten inanmak zorundasınız. Kendinizi ona yüzde 100 adayın ve yol alırken birkaç darbe yemeye de hazırlıklı olun. Eğer başarısızlıkla sonuçlanabileceğini düşündüğünüz bir yolda yürüyorsanız bilin ki o iş onda dokuz batar. Her şeyin ötesinde onda eğlenceli yanlar bulmayı ihmal etmeyin. Bu sayede hem kendinizin hem çalışanlarımızın morali daima yüksek olur. En gözde atasözlerimden biri bu durumu mükemmel özetliyor: "Cesur olan bir kere ölür korkaklar ise her gün."
Kariyeriniz boyunca sayısız başarılı işe imza attınız, ancak bazı işleri de batırdınız. Bunlardan ne gibi dersler çıkardınız? Bir girişimci olarak başarısızlık gibisinin olmadığını çok hızlı öğrenmeniz gerekir. Virgin'in geçmişine baktığımda değişikliklere karşı çabucak uyum sağlama yeteneğimiz sayesinde yenilgilerin etkilerini hafifletebilmiş olduğumuzu görüyorum. Bir şeylerin yolunda gitmediğini kabullenmekte hızlı davranmalı veya yön değiştirmeli ya da şirketi kapatmalısınız. Biz kendi şirketlerimizi küçük ve yalın olacak şekilde işletiriz; kırtasiye işleri çok azdır ve kesinlikle bürokrasiye izin vermeyiz. Kararları o kadar hızlı alır ve uygularız ki biz uygulama aşamasına geçtikten sonra pazardaki rakiplerimiz aynı konu üzerinde genellikle de beşinci toplantılarını yapıyor olur. Her ne kadar risk almanın gerekliliğine sonuna kadar inanıyorsam da "uçurumdan aşağı yuvarlanmadan korunmaya" da o kadar çok inanırım. Bunun anlamı ise karşınıza çıkabilecek engellere rağmen yolunuza devam etmek, ancak bu olasılıkların hiçbirini göz ardı etmemektir. Pek çok kez iflasın eşiğine kadar geldik. Girişimcilerin çoğu böyle durumlarda havlu atardı. Virgin'in daha bebeklik zamanındayken iflasla burun buruna geldim, 1980'lerin başlarında neredeyse batıyordum ve elbette yatçılık ve balonculukta dünya rekorları kırmayı denerken birkaç defa ölümden döndüğümü de eklemem gerekir. Ancak enteresan bir şans ve planlama kombinasyonu sonucunda hem Virgin hem ben halen hayattayız.
Hiç pişmanlığınız var mı? Hayatta her zaman pişmanlık duyabileceğiniz bir şeyler olur ve muhtemelen ben de aldığım pek çok karardan pişmanımdır. Ancak asla onlara takılıp kalmadım. Daima daha pozitif görünen işlere atladım. Kaçırdığım bir fırsat halen içimde bir buruk acıdır. İngiltere'nin milli piyangosunu işletme şansını elimden kaçırmıştım. Bizim önerimiz, gelirin önemli bir kısmının hayır işlerine aktarılacağı kar amacı gütmeyen bir sistemdi, ancak o işi en muhtemel rakibimiz kaptı. Bunun üzerine yolumuza devam ettik ve diğer insanlara yardım etmekte katalizör rolü görecek ve kendi şirketlerimizi bu amaç doğrultusunda eyleme geçirebilecek bir vakıf olan Virgin Unite'ı kurduk.
Kaynak: Capital Dergisi
www.capital.com.tr
|