Her şey Süloğlu ilçesindeki küçük bir nalbur dükkanı ile başladı. Daha sonra Edirne’nin tarım bölgesi olmasından hareketle tarlalar için sulamaya yardımcı ürünler geldi. Ardından beyaz eşya, motosiklet ve soba ticareti yapan yeni bir girişim. Başlangıçta soba yalnızca ürün çeşidini arttırmak için konulan bir üründü. Sonrasında bir elin parmaklarını geçmeyen adetlerde ihracata geçildi. Balkanlar’da merkezi ısıtma sisteminin çöküşü ise Taşçılar Gurup için dönüm noktası oldu. Bu pazardaki fırsatı görerek ilk ihracat girişimini gerçekleştiren Taşçılar Grup, bugün bölgenin en büyük soba ve soba borusu tedarikçisi konumunda. 3 yıl önce üretime de başlayan şirketin yıllık soba ihracatı 3 milyon Euro’yu aşıyor. Marka patenti ve CE sertifikası alan şirketin gündeminde ise yenilikçi ve çevreci bir üretim yaklaşımı var.
Taşçılar Grup’un kurucusu Rahmi Taşçı’nın hikayesi, ticaret hayatında fırsatları doğru okuyabilmenin ve yenilikleri takip etmenin ne kadar büyük katma değer yaratabileceğini gösteren bir ders niteliğinde. 1963 Edirne Süloğlu doğumlu olan Taşçı, babasının nalbur dükkanı sayesinde çok küçük yaşta ticaret ile tanışmış. Boş zamanlarını bu küçük dükkanda geçiren Taşçı, üniversite eğitimi için İstanbul’a gittiğinde bile bir ayağının hep dükkanda olduğunu söylüyor. İstanbul’da gördüğü değişik nalburiye malzemelerini otobüslerle Süloğlu’ndaki dükkana getirip, satışını yapıyor.
Eğitimini tamamlamasının ardından, geri dönerek babasıyla birlikte çalışmaya devam eden Taşçı, 1991’de artık kendi işini kurmanın zamanı geldiğini düşünüyor ve ağabeyi ile birlikte yine nalburiye alanında girişim yapıyor. Taşçı, Edirne’nin bir tarım bölgesi olmasından hareketle tarlalarda kullanılabilecek yardımcı malzemelerin ilgi görebileceğini düşünüyor ve ürün gamına sulama motorları ve su tabancaları da ekleniyor. 1994’te beyaz eşya satışına da başlayan Taşçı, 1 yıl sonra Edirne Merkez’de de bir şube açmaya karar veriyor. Bu arada ürün çeşitlerine motosiklet ve soba da ekleniyor.
30 Kilometre Ötedeki İhracat Fırsatı Öte yandan Türkiye’nin uluslararası ticaretteki avantajları ile birlikte yakın çevrede ne tür fırsatlar olabileceğini araştırmaya başlayan Taşçı, Edirne’nin kapı komşusu Bulgaristan’da önemli ölçüde soba talebi olduğunu keşfettiğini söyleyerek, ilk ihracat deneyimlerini şöyle anlatıyor: “Doğu Bloğu yıkıldıktan sonra, özellikle Bulgaristan’da rejim değişikliğinden sonra, elektrik fiyatları çok yükseldiği için merkezi ısıtma tercih edilmez olmuştu. Halkın tamamına yakını katı yakıtlı sobalara yöneliyordu ve bu alanda önemli bir talep vardı. Biz de Edirne’de Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki üreticilerden temin ettiğimiz sobaları perakende olarak mağazalarımızda satıyorduk. 1998 yılında, elimizdeki mevcut stoktan satış yaptığımız ürünleri Bulgaristan’daki bir toptancıya gönderdik. İlk gönderdiğimiz ürünler o kadar beğenildi ki hemen yeni siparişler aldık. Bulgaristan vatandaşları hemen hergün gelip otomobillerinin bagajında ülkelerine soba taşımaya başladılar.”
İlk denemenin başarılı olmasından sonra bu ticaretin böyle olmadığını düşünerek profesyonelleşmek için ihracat mevzuatını araştırmaya başlayan Taşçı, bu yöndeki özel avantajları da öğrenerek fiyatta rakiplerinin önüne geçiyor.
Haksız Rekabete Depo Çözümü Bulgaristan’ın ardından Yunanistan, Arnavutluk, Kosova ve Makedonya pazarlarının da önü açılıyor ve yıllık ihracat rakamı 3 milyon Euro’ya ulaşıyor. Ancak bu arada Bulgaristan’daki distribütör şirketler, Taşçılar Grup’un fason üretim yaptırdığı imalathanelere ulaşarak doğrudan teklif istemeye başlıyor. Taşçı, bu durumu nasıl aştıklarını şöyle anlatıyor: “2007 yılında Bulgaristan’da işbirliği yaptığımız şirketlerin bizi aradan çıkarma girişiminden sonra, biz de bu pazara doğrudan girmeye karar verdik. Bulgaristan’da depo inşa ettik ve perakende pazarına mal vermeye başladık. Bu hamle ile pazar payımızı korumayı başardık.”
Ticaretten Üreticiliğe Taşçılar Grup, aynı yıl bir yatırım kararı daha alıyor. Ancak bu kez yurtiçinde. Fason üretimle siparişleri karşılamakta zorlanmaya başladıklarını belirten Taşçı, üretimi de kendi üstlerine almaya nasıl karar verdiklerini ise şöyle aktarıyor: “İmalatçılar ihracatı öğrendikçe biz toptancıların aradan çıkması gerekiyordu. Üretime başlamasaydım belki de 2010’lu yıllarda bu işten çekilmem gerekebilirdi. O zaman bir karar aldık. Bursa’da fason üretim yaptırdığımız bir imalathane zor duruma düştü. Bizim de içeride alacağımız kaldı. İmalathane sahibi borcunu ödemek için fabrikayı satışa çıkardı. Bizim de aklımızda üretim olduğu için talip olduk. Kısa bir süre orada üretime devam ettikten sonra makineleri Edirne’ye getirerek fabrikayı açtık.”
Taşçı, uzun zamandır soba ticareti yapmasına karşın üretimin ayrı bir disiplin olduğunu düşünerek bu işte en iyi olan ustaları da bünyesine katıyor. İlk etapta Bursa ve Eskişehir’den soba ustaları getiren Taşçı, Balkan pazarında çok ilgi gören fırınlı bir soba çeşidi olan kuzine ve soba borusu üretimine başladıklarını belirtiyor. Balkan pazarına hitap edecek ürünleri yapabilmek için Yunanistan’daki bir imalathanede gördüğü özel bir press ve kalıpları Türkiye’ye getirmeye karar veren Taşçı gelişmeleri şöyle anlatıyor: “O dönemde bu makinelerin Türkiye’ye girişi yalnızca Dış Ticaret Müsteşarlığı izni ile oluyordu. Ben de DTM’ye bir dilekçe gönderdim. Yunanistan’dan bu makineleri alıp, üretip geri Yunanistan’a satacağımızı belirttik ve 10 gün içinde olumlu dönüş aldık. Böylece kısa sürede o kalıpları makineleri getirip kurduk ve Yunanistan’a özel modern sobalar üretmeye başladık. Bugün o modellerin Türkiye’deki tek üreticisi konumundayız.”
Pazarı Yakından İzliyor Yeni makine yatırımları ile yıllık 30.000 adet soba 750.000 adet soba borusu üretimi gerçekleştiren Taşçılar Grup’ta düşük sezonda 30, yüksek sezonda ise 60 kişi çalışıyor. Taşçı, üretim süreçlerinin kalitesini ISO sertifikaları ile tescillediklerini CE belgesi ve marka patent çalışmalarını da tamamladıklarını ifade ediyor. Balkan pazarında soba talebinin en az 50 yıl daha canlı olacağına inandığını belirten Taşçı, bu nedenle pazarın dinamiklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiğini söylüyor. Zamanın önemli bir bölümünü pazarı inceleyerek geçirdiğini belirten Taşçı, pazara yakın oldukları için günübirlik toplantılar bile yapabildiklerini söyleyerek şöyle devam ediyor: “Yurtdışına çok sık gidiyorum. Oradaki üretim modelleri, ihtiyaçlar hakkında fikir sahibi oluyorum. Örneğin, eski model bir soba görüyorsunuz. Onun fiyatını öğreniyorsunuz, kaça mal edeceğinizi düşünüyorsunuz. Daha ucuza üretebileceksek, zaten hazır olan pazarına sunmuş oluyorsunuz. Türkiye’nin en büyük şansı, burada üretimin kolay olması… Balkanların tüketim toplumuna dönüşmüş olması bizim için çok önemli bir avantaj.”
Yeni Yatırımlar Gündemde Soba üretiminde bazı eksiklikler gözlemlediğini ifade eden Taşçı, kendi tesisinde ise modern tekniklere geçmeye hazırlanıyor. Soba borularının üzerini kaplamak için kullanılan emayenin mevcut tekniklerde çevreye zarar verdiğini belirten Taşçı, bu alandaki yeni bir sisteme geçtiklerini belirtiyor: “Üretimde yeni olmamıza karşın gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Eski sistem emaye kaplamayı bırakarak toz emaye kabinini kuran ilk üretici olduk. Emaye kaplanmadan önce soba ya da borunun temizlenmesi gerekiyordu. Kabin sisteminde ise temizleme işlemi gerekmiyor. Önemli ölçüde verimlilik artışı ve maliyet tasarrufu sağladık. Bunun yanında bu sistem çevreye zarar vermiyor.”
Kaynak: KobiFinans Dergisi 27. Sayı
www.kobifinans.com.tr/dergi
|