Eku Fren ve Döküm Sanayi A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Küçük, hayata erken başlayanlardan… Babasının kurduğu küçük şirketin ve fabrikanın yönetimini genç yaşta devralarak, hızlı büyüten, başarılı bir 2’inci kuşak örneği.
Eku, 1962’de, kamyon otobüs ve treyler fren kampanalarını üretmek için Karabük’te kuruluyor. Ana sanayinin yanında, ürün yenileme alanında da hizmet vererek işlerini geliştiren EKU, büyüyen pazarın ihtiyaçlarını görerek, 1967’de İstanbul’a taşınıyor. Değişimin yarattığı fırsatlar doğrultusunda, üretime fren diskleri de katılıyor.
Kuruluş ve ilk sıçrama döneminde, Küçük, kendi deyimiyle ailesinin ve bölge insanının sahip olduğu “fanatik çalışma temposu”na bağlı olarak, çok küçük yaşta, tatillerinde fabrikada çalışmaya başlıyor. O yıllarda, yoğun iş temposu, 4 çocuklu ailenin pikniklerini de fabrika bahçesinde yapmasını sağlayacak kadar önemli yere sahip! Bunun yanında, aile çocukların eğitimine de hassas yaklaşıyor. Liseyi bitirir bitirmez, henüz 17 yaşındayken soluğu İngiltere’de alıyor. Ancak o yıllardan beri yüksek tempoyla yaşamaya alışkın olan ve bundan aynı zamanda “yüksek keyif” alan Küçük, Londra’da üniversitede okurken girişimci olmaya karar verdiğini söylüyor: “Babam çok büyük bir fedakarlık yaparak, yurtdışındaki üniversite eğitimim için önemli bir gayrimenkulümüzü sattı ve beni İngiltere’ye gönderdi. Yapılan fedakarlığı boşa çıkarmamak için, hem okudum hem de çalıştım. Zaten sürekli çalışma ortamında yetiştiğim için yalnızca okula gitmek de bana uymadı. İngiltere’de geçirdiğim ilk 3 ayda çok canım sıkıldı ve hemen çalışmaya başladım. 6 yıl boyunca da sürekli çalıştım. İlk işim ekmek fırınında ekmek dağıtmaktı. Sonra bir sanat galerisinde resim sattım. Muhasebe yardımcılığı ve şoförlük yaptım. Ben Türkiye’den önce İngiltere’de ehliyetimi almıştım. Üniversite birinci sınıftan sonra kalifiye bir eleman olmuştum. Ondan sonra iş seçmeye ve ofis işlerine yöneldim. Türkiye’den gelen teklifler doğrultusunda ticarete yöneldim, pazara limon da oto yedek parçası da tekstil ürünleri de sattım.”
Ticareti Okurken Öğrendi Küçük, bu süreçte hedeflerini büyüterek girişim yapıyor. Ailenin işi nedeniyle otomotiv sektöründe önemli bir çevreye sahip olması, genel ticareti bırakarak, tamamen oto parçalarının ticaretine odaklanmasını sağlıyor. Artık ailesine yük olmadan kendini finanse etmeye başlıyor. Bu sırada işletme eğitimini tamamlıyor, master’ını yapıyor: “Ben yalnızca İngiltere ile değil, diğer Avrupa ülkeleriyle de iş yaptım. Bu deneyim bana dış ticaret konusunda önemli kazanımlar sağladı. Türkiye’ye dönme zamanım geldiğinde, askerlik nedeniyle ilgilenemeyecek olmam nedeniyle işimi tasfiye ettim. Ancak döndükten sonra da o tecrübeler ışığında buradaki işimizi yeniden yapılandırdım.”
Baba İşini Büyütme Zamanı Küçük, Türkiye’ye dönüp askerliğini tamamladıktan sonra kolları sıvayarak aile işini büyütmeye odaklanıyor. Grubun faaliyet alanı olan oto yedek parçası üretiminde ihracat başlatmaya karar veriyor. Atölye ölçeğindeki bir fabrikayı, kendi alanında Avrupa’nın en büyük ikinci üreticisi konumuna taşıyor. Bu sırada en önemli stratejilerinden biri kazanılan her değeri yatırıma dönüştürmek! Aynı zamanda, kapasite de gelişiyor. Eku bugün, yılda 30 milyon dolar ciro yapan, alanındaki önemli üreticilerden biri.
Küçük ise bu noktada, KOBİ’lerin büyümek için dış dünyaya açılmak konusunda istekli olması gerektiğine dikkat çekiyor: “Türkiye’deki sanayiciler ve ticaretle uğraşanlar, ne yazık ki sahip oldukları birikimin çok farkında değiller! Ben gözümü açtığımdan beri uluslararası ticaretle uğraşıyorum. Avrupa’daki teknolojik birikim, elbette Türkiye’nin önündedir, bunu kabul etmek lazım. Ama yatırım ve ortaklık gibi konularda, hiçbir KOBİ’nin kendisini Avrupa’nın gerisinde görmemesi gerekiyor. Türkiye’de çok ciddi bir sanayi birikimi var. Ancak yurtdışı açılımında, potansiyelimizin çok gerisindeyiz.”
Küçük, krizle birlikte daralan pazarlar ve zorlaşan iş süreçleri konusunda da net bir yorum yapıyor: “Ben çok pozitif bir insanım. Pozitifliği hiçbir zaman elden bırakmam. Zaten iyimserliği elden bırakırsanız, sanayicilik de yapamazsınız. Satış yapamazsınız, ihracat hiç yapamazsınız. Biz negatif unsurları göreceğiz, hesaba katacağız, ancak iyimserliği hiçbir zaman elden bırakmayacağız. Bu işin ana prensibi budur.”
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için hazırlanmıştır.
|