Bilginin peşinde koşmanın başarıyı getireceğine inanan Kütahya Porselen'in Yönetim Kurulu Başkanı Nafi Güral, bu yolda hep kendini geliştirmeye adamış bir isim. Örneğin hiç yaşıtı arkadaşı olmamış. Öğrenmek için hep kendinden büyüklerle arkadaşlık etmiş. Bilgiyi kovalamış. Böylelikle, kardeşiyle birlikte porselen denilince ilk akla gelen isimlerden olan Kütahya Porselen'i dünyaca ünlü bir marka haline getirmiş.
Güral’ın babası ticaret hayatına ekmek satarak başlamış. Daha sonra köylülerle gıda ticareti yaparken, 1948'de bir sermaye sahibi bu enerjiyi fark edip ortaklık teklif etmiş. 1948'de keresteciliğe başlamışlar. 1960'da ortaklık dağılınca Güral’ın babası büyük borç altına girmiş. O dönemde Erkek Sanat Enstitüsü'nden mezun olan Güral’a "Oğlum ben seni üniversiteye gönderemeyeceğim, beraber çalışacağız, benim adama ihtiyacım var" diyerek, Güral’ın 16 yaşında iş hayatına başlamasını sağlamış.
Güral o dönemi şöyle anlatıyor: “O yaşta bir işadamı olmak beni çok gururlandırmıştı. Kerestecilik yapıyorduk. Bir hayalimiz vardı; 10 kişiye ulaşacağız ve iş kanunu kapsamına gireceğiz. O tarihlerde iş kanununa dahil olmak için sınır buydu, bizim de hedefimiz buydu. Kısa bir süre sonra hedeflerimize ulaştık. Bunları yakaladıktan sonra bir başka hedefimiz oldu. 'Biz sendikalı olursak çok büyük işler yapabiliriz' dedik. 1966’da da sendikalı olduk.”
Sürekli yeni sektörlere giren şirket, 1971’de madencilik, 1980’de kiremit - tuğla işi yapmaya başlıyor. En sonunda, 1984’de de porselen işine giriyor. Ortaklarının bankalar ve Belediye’nin olduğu, ancak işletilemeyen Kütahya Porselen’i de işte o dönemde satın alıyorlar.
220 çalışanı olan şirket hızla gelişiyor. Güral bütün makineleri değiştirdiklerini ve 1989'da yer ve duvar seramiği yapmaya başladıklarını anlatıyor. Yine aynı yıl turizm işine de girdiklerini söyleyen Güral gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Körfez krizi döneminde Kulüp Alibeyköy’leri kurduk. Kulüp adını babamdan alıyor. Sonra sağlık sektörüne girerek, Sapanca'da bir tesis yaptık. Özetlersek, biz hiçbir zaman 'Belli bir yerde duralım da nefes alalım' demedik. Bunları hep kardeşlerimle birlikte yaptık. Fakat bazı ailelerde birileri ön planda oluyor. Mesela Sabancı Ailesi'nde rahmetli Sakıp Sabancı daha çok ön plandaydı. Bizde de öyle oldu herhalde. Ben biraz ön plana çıktım.”
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Dünya Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.dunyagazetesi.com.tr
|