Blog Nedir ve Günümüzde Neden Önemli?
|
Bloglar, başka bir ifadeyle sanal ortamdaki günlükler, sık sık güncellenen ve genellikle bir konu üzerine odaklanan kişisel sayfalar… İlk kez 1999’da ortaya çıkan bu mecra, ses ve video ekleme gibi özelliklerle gittikçe gelişti. Bugün internette kullanıcıların başrolde olduğu yeni nesil web konusunda bir otorite olarak kabul edilen Technorati.com’un verilerine göre, her gün ,175.000’den fazla yeni blog ortaya çıkıyor, bu blogger’lar günde 1,6 milyon kez ya da başka bir deyişle her saniyede 18’den fazla kez güncelleme yapıyor. İletişimdeki bu büyük patlama, iş dünyasına da yansıyor.
Şirket bloglarının sayısı her gün artıyor. Birçok çalışanın; şirketin ev sahipliği yaptığı bir blog için çalışma saatleri içinde yazı yazmaları (resmi bloglar) ve iş hayatındaki bireyler tarafından yayınlananlar. İkinci gruba giren blogun yayıncısı, bir CEO da olabiliyor, herhangi bir çalışan da. Intel’in CEO’su Paul Otellini’nin, "Paul’s Blog" adlı blogu, üst düzeyin kaleme aldığı, özel şirket bloglarına bir örnek. Dünyanın her yanından 86.000 çalışanla konuşmak ve onları dinlemek üzere, bir güvenlik duvarı arkasından yazıyor Paul Otellini. Aralık 2004’teki ilk gönderisinde, "Intel ve içinde bulunduğumuz sektör hakkındaki gözlemlerimi çalışanlarımızla paylaşmamı sağlayacak sürekli bir araç yaratmak iyi bir fikir diye düşündüm" diyor.
Bloglar, şirketin şeffaf olmasına giden yol. Ancak iyi bir blog uzun süre yansız, temkinli ya da ılımlı kalamayacağı için, riskleri de beraberinde getiriyor. Şirket sırlarının açığa çıkması bu risklerden biri. Microsoft’a insan yüzü kazandırmasıyla meşhur blogcu Robert Scoble ve Shel Israel, "Blogculuk etekteki taşların dökülmesi için kullanılan mecraların en yenisidir ve etekteki taşların zaman zaman ortaya dökülmesi de kaçınılmazdır" diyor. Yapılan tahminler, iş dünyası ile ilgili bloglardan, son 5 yılda bir milyarın üzerinde gönderi yapıldığını ortaya koyuyor. Bu tarihe kadar, çalışan gönderileri arasında disiplin cezası ya da işten el çektirmeyle sonuçlanan olay sayısı bilindiği kadarıyla yüzün altında.
Blogosferde, bloglar yüzünden işe atılanlara bir isim takılmış: "Get dooced". Terimi, sanal ağ tasarımcısı Heather B. Armstrong, Dooce.com adlı blogunda Yahoo’daki çalışmaları ve çalışma arkadaşları hakkında yaptığı yorumdan dolayı 2002’de işten çıkarıldıktan sonra ortaya attı. Delta Havayolları hosteslerinden biri de, "Diary of a Fired Flight Attendant" blogunda, hostes üniformalı şuh bir resmini yayımladığı için kovulmuştu.
nitekim, bloglar, şirketler için ürünleri ve hizmetleri hakkında geri bildirim almanın en hızlı, ucuz ve kolay yolu. Robert Scoble ve Shel Israel, birlikte kaleme aldıkları "Çıplak Sohbetler" adlı kitapta bu görüşü bir adım öteye taşıyor; "Blogsuz şirket kalmayacak" diyorlar. Onlara göre yakında blogu olmayan şirketlere bir dereceye kadar şüpheyle bakılacak; insanlar, bu şirketlerin saklayacak bir şeyleri olduğundan veya şirket sahiplerinin çalışanlarının söyleyecekleri konusunda kaygı duyduğundan kuşkulanacak. Yazarlar, blog yayınlamanın, müşteriyle daha fazla kaynaşmak isteyen iş dünyası için yalnızca bir yöntem değil, bir gereklilik olduğunu öne sürüyor.
Scoble ve Israel, blogculuğun bir çağı bitirip diğerini başlattığını söylüyor: "Artık şirketler insanlara bir şeyler anlatarak bir yere varamaz. İnsanları dinleyerek kazanırlar. Buna sohbet çağı diyoruz."
Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Erkan Akar ise; "Blog Pazarlama" kitabında, bir işletme blogunun başarılı olamamasının sebeplerini şöyle sıralıyor:
Blog Mesajlarını Aşırı Düzenlemek ya da Kontrol Etmek İdeal olarak bir blog, hizmet ve ürünlerinizi satan ve kullanan kişilere daha fazlasını vermenin bir yoludur. Şirketiniz, CEO’ya danışmadan bilgiyi paylaşamıyorsa, bloga başlamak konusu tekrar düşünülmeli. Ayrıca bilgiyi paylaşmanın, ticari sırları ortaya dökmek anlamına gelmediği akıldan çıkarılmamalı.
Doğruluğunuzu Riske Atmak Gerçek hayatta var olmayan veya iddia ettikleri gibi deneyimlere sahip olmayan bloggerlar, aldatma konusuna olağanüstü duyarlı olan blogosferde takdir edilmezler.
Savunma Yapmak Normalde bir problemle karşılaştığınızda, konuyla müşteri departmanınız ilgilenir. Fakat bir bloga başlarsanız eleştirilirsiniz ve bu herkese açık olur. Eleştiri oluştuğunda bilgilendin. Hatalar için özür dileyin, bahane üretmeyin ve geçerli eleştiriyi kabul edin.
Kendi Kurallarınızı Çiğnemek Diğer bloglara, haber hikayelerine, şirketinizin web sitesindeki kaynaklara ve hatta rakiplerinize bağlantı (link) sağlamaktan korkmayın. Çünkü linkler size değer katar.
Gösteriş Yapmak Kendinizi akıllı, benzersiz, kültürlü ya da iyi eğitim almış gibi gösterecek iletiler göndermeyin.
Çok Ciddi Olmak Blog bir rapor yeri değil. Zekice ve mizahi tarzda yazmak gerekli. Fakat bir komedyen olmaya da gerek yok.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Hürriyet İnsan Kaynakları Gazetesi’nde yayınlanan haberlerden derlenerek hazırlanmıştır.
www.yenibiris.com
|
24 Ekim 2008
|